İRKİLMEK (TDK)


1 . Ürkerek geri çekilir gibi olmak: "Elimi omzuna koyuyorum. İrkiliyor, sertçe çeviriyor bakışını."- E. Bener.
2 . Şaşırıp duraklamak.
3 . biyoloji Vücudun bir yeri dışarıdan gelen bir uyarıcının etkisiyle kanlanıp şişmek, taharrüş etmek.
4 . halk ağzında Akan bir şey, bir engel karşısında duraklayıp birikmek.

İrkilmek kelimesi baş harfi İ son harfi K olan bir kelime. Başında İ sonunda K olan kelimenin birinci harfi İ , ikinci harfi R , üçüncü harfi K , dördüncü harfi İ , beşinci harfi L , altıncı harfi M , yedinci harfi E , sekizinci harfi K . Başı İ sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BAKIŞ Nedir?

Bakma işi: "Bakışları adamakıllı öfkeli olurdu."- S. Birsel.

BİRİ Nedir?

ya da.

BİRİ Nedir?


1 - Bir tanesi.
2 - Bilinmeyen bir kimse.
3 - Olumsuz nitelik gösteren bir tamlayanla, kendisinden küçümsemeyle söz eden kimse.

BİRİKME Nedir?

Toplanıp yığılma.

BİRİKMEK Nedir?


1 . Toplanıp yığılmak: "Meydanlarda çamurlar, sular birikirdi."- S. F. Abasıyanık.
2 . Birbirine eklenip çoğalmak: "Sana verilecek havadislerim birikti."- P. Safa.

BİYOLOJİ Nedir?

Bitki ve hayvanların doğma, gelişme, üreme vb. yaşayış evrelerini inceleyen bilim, dirim bilimi.

ÇEKİ Nedir?


1 . Tartı.
2 . 225,97
8 kg olan, odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan ağırlık ölçü birimi.
3 . mecaz Üzüntü, sıkıntı.
4 . halk ağzında Kadınların başlarına bağladıkları örtü.

ÇEVİRİ Nedir?


1 . Bir dilden başka bir dile aktarma, çevirme, tercüme.
2 . Bir dilden başka bir dile çevrilmiş yazı veya kitap, tercüme: "Düşüncelerimi sormak üzere bu çevirileri parça parça İstanbul'a yollamıştı."- T. Buğra.

DIŞARI Nedir?


1 . Dış çevre, dış yer, hariç, içeri karşıtı: "Dışarıda yağmur yağıyor."- S. F. Abasıyanık.
2 . Kişinin konutundan ayrı olan yer: "Dışarıda, çocuklar birdirbir oynamaya dalmışlardı."- A. İlhan.
3 . Yurt dışı: "Dışarıyla iyi geçiniyorduk, Yunanlılarla az kalsın birleşecek kadar sıkı fıkı idik."- B. Felek.
4 . zarf Dışa, dış çevreye: "Artık komutanlardan başka hiç kimse dışarı çıkmazdı."- A. İlhan.

DURAK Nedir?


1 . Tren, tramvay, otobüs, minibüs vb. genel taşıtların durmak zorunda olduğu veya durabileceği yer: "İlk durakta otobüsten atlayarak geriye döndüm."- S. F. Abasıyanık.
2 . Çok sayıda taksinin bir arada çalıştığı ve bağlı olduğu işletme.
3 . dil bilgisi Konuşmada, anlamın gerektirdiği biçimde kelimeler arasındaki ses kesintisi.
4 . edebiyat Hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerde ölçü kalıpları içindeki durma yerleri.
5 . müzik Bir ölçü uzunluğunda susma.
6 . eskimiş Cümle sonundaki nokta.

DURAKLAMA Nedir?


1 . Duraklamak durumu.
2 . askerlik İlerlemekte olan bir birliğin, vakitsiz, yersiz ve düzensiz olarak yürüyüşünü durdurması.

DURAKLAMAK Nedir?


1 . Hareket durumundayken kısa bir süre için durmak veya arada bir durmak: "Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı."- F. N. Çamlıbel.
2 . mecaz Bir süre ses çıkarmamak, bir şey söylememek, duraksamak, tereddüt etmek: "Rüstem hayret içinde durakladı."- S. F. Abasıyanık.

ENGEL Nedir?


1 . Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap: "Bürokratik engelleri ortadan kaldıracak bir formül aradık ve bulduk."- H. Taner.
2 . Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer.
3 . Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer.
4 . Kara yollarının kenarlarına yapılan korkuluk, bariyer.
5 . spor Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer.

ETKİ Nedir?


1 . Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir: "Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor."- H. Taner.
2 . Bir etken veya bir sebebin sonucu: "Tokadın etkisi kötü oldu."- .
3 . mecaz Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim: "Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu."- T. Buğra.

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

GELEN Nedir?


1 . Gelme işini yapan (kimse veya nesne).
2 . fizik Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

GERİ Nedir?


1 . Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı: "Amerikan barın gerisinden işaret eden barmen seslendi."- N. Cumalı.
2 . Son, sonuç: "Sen gerisini düşünme."- .
3 . Bir şeyin sona kalan bölümü: "Yazının gerisi yarın yayımlanacak."- .
4 . Geçmiş, mazi: "Artık geride özleyeceğim hiçbir şey yok."- S. F. Abasıyanık.
5 . Hayvanda boşaltım organının dışı.
6 . sıfat Eksik gösteren (saat): "Bu saat beş dakika geridir."- .
7 . sıfat Aptal, anlayışsız.
8 . sıfat, mecaz Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş: "Geri düşünce. Geri adam."- .
9 . zarf Geriye doğru: "Bağına, bahçene, suyuna, toprağına veda ederek geri gidiyorum."- F. R. Atay.
10 . ünlem "Geri dön, geri git!" anlamında bir söz.

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

HALK Nedir?


1 . Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk: "Türk halkı."- .
2 . Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu: "Yahudi halkı."- .
3 . Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri: "Bağımsız Devletler Topluluğunun halkları."- .
4 . Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin.
5 . Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KOYU Nedir?


1 . Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı: "Koyu pekmez. Koyu süt."- .
2 . Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı: "Oturduğu yerden Boğaziçi'nin koyu mavi gecesinde bir balıkçı kayığı kayıp gidiyordu."- H. E. Adıvar.
3 . bilişim Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi.
4 . mecaz Aşırı (davranış, düşünce vb.): "Daha eski zamanda koyu bir Türkçe taraftarıymış."- A. Ş. Hisar.
5 . mecaz Derin, hararetli: "Koyu bir sohbet."- .

SERT Nedir?


1 - Çizilmesi, kırılması, kesilmesi ya da çiğnenmesi güç olan, pek, katı,yumuşak karşıtı.
2 - Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen.
3 - Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, "yumuşak" karşıtı.
4 - Hırçın, öfkeli, hiddetli.
5 - Titizlikle uygulanan, sıkı.
6 - Güçlü, kuvvetli.
7 - Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı.
8 - Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan.
9 - Gönül kırıcı, katı, ters.
10 - yerb. Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç.

ŞAŞI Nedir?


1 - Birbirine koşut görme ekseni olmayan (göz ya da kimse).
2 - Gözlerini çarpıtarak.

ŞİŞME Nedir?

Şişmek işi.

ŞİŞMEK Nedir?


1 . İçi hava veya gazlarla dolarak gerilmek: "Balon şişti."- .
2 . Bir şey emerek hacmi büyümek, genişlemek: "Tahta, su emerek şişer."- .
3 . Vücudun bir yeri içine yabancı bir maddenin girmesiyle veya başka bir etkiyle gerilmek, kabarmak: "İhtiyar kadın sabahın bu saatinde, ağlamaktan şişmiş gözlerim, sararmış yüzümle beni görünce şaşırdı."- R. N. Güntekin.
4 . Çok yemek yiyerek rahatsız olacak kadar doymak.
5 . mecaz Gururlanmak, büyüklenmek.
6 . argo Utanmak, mahcup olmak: "Ben demedim mi sana, bu herifin karşısında aşık atılmaz diye, şiştin mi şimdi?"- .
7 . spor Yorularak koşuyu veya müsabakayı sürdüremez olmak.

TAHARRÜŞ Nedir?

Tırmalanma, kurcalanma, azdırılma.

UYARI Nedir?


1 . Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme, ikaz, ihtar, tembih: "Kentin yaşlılarının da düşüncelerini aldılar. Onların uyarılarına uydular."- H. Taner.
2 . biyoloji Organizmada uyarım yaratan güç.

UYARICI Nedir?

Uyarma özelliği olan, uyaran, münebbih: "Uyarıcı öğüt."- .

E K K L M R İ İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

İrkilmek,

7 Harfli Kelimeler

Emirlik, Eriklik, İrkilme, Kemikli,

6 Harfli Kelimeler

İkilem, İrkmek, Kemlik, Kimlik,

5 Harfli Kelimeler

Ekili, Emlik, Erkli, Erlik, İklim, İleri, İlmek, İlmik, İmlek, İmlik, İrkme, İrmik, Kelik, Kemik, Kerim, Kerki, Kiler, Kilim, Kiril, Kirli, Lirik, Mekik, Melik, Remil, Rimel,

4 Harfli Kelimeler

Ekim, Ekli, Elik, Elim, Emik, Emir, Erik, Eril, Erim, İlik, İlim, İlke, İlme, Kile, Kimi, Klik, Krem, Lime, Meri, Remi,

3 Harfli Kelimeler

Elk, Erk, İki, İle, İlk, İri, Kek, Kel, Kem, Ker, Kik, Kil, Kim, Kir, Lim, Lir, Mil, Mir,

2 Harfli Kelimeler

Ek, El, Em, Er, İl, İm, Ke, Ki, Le, Me, Mi, Re,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.