İçinde az olan 5 harfli 129 kelime var. İçerisinde AZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında az olan kelimeler listesine ya da Sonu az ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AÇMAZ

  1. [isim] Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu
  2. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz
  3. İçinden zor çıkılır durum

BOĞAZ

  1. [isim] Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak
    • "Ses, ciğerlerde biriken havanın boğaza çarpması demektir." (Ömer Seyfettin)
    • "Birbiriyle boğaz boğaza gelen okul çocuklarını, Samet'in varlığı bugünlerde tek bir vücut gibi bir araya toplayabilirdi." (Halide Edip Adıvar)
    • "Çocukluğumdan beri sık sık boğaz olurdum." (Burhan Felek)
    • "Kediyi karşısında gördükçe yüreği titriyor, boğazı kuruyor." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm
    • "Şişenin boğazı. Testinin boğazı."
    • "Fazla imrendiriyorsun insanı, boğaz olacağız." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. İki dağ arasında dar geçit, derbent
    • "Yol üzerindeki derbentleri ve boğazları işgal ederek ordunun başında bunları takip ediyordu." (Feridun Fazıl Tülbentçi)
  4. Yedirip içirme yükümü, iaşe
    • "İşçilerin boğazı bizden olacak."
  5. Yiyeceği içeceği sağlanan kimse
    • "Hayat zor anne, kaç boğazız evde, ağabeyim hangi birimize yetişsin." (Ayşe Kulin)
  6. Yeme içme
    • "Boğazına düşkün."
  7. İki kara arasındaki dar deniz

VAZIH

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Açık, aydın, belli
    • "Bir sözü ve bir fikri sevmeniz için onun mutlaka vazıh olması lazım gelmez." (Abdülhak Şinasi Hisar)

AHRAZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Dilsiz, sağır ve dilsiz (kimse)

GAZLI

  1. [sıfat] Gazı olan veya gaz bulaşmış olan

LAZUT

  1. [isim] Mısır

PALAZ

  1. [isim] Kaz, ördek, güvercin vb. bazı kuş yavrularının civcivlikten sonraki durumu

NAZIR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Bir yere doğru bakan (ev, oda vb.)
    • "Küçük fakat çok şirin bir oda, gölgelik, denize nazır." (Haldun Taner)
  2. [isim] Bakan
    • "Eski nazırlardan birisine ilk defa burada rastladım." (Aka Gündüz)

LAZCA
...
YAZIR
...
İHRAZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kazanma, elde etme, erişme
    • "Ölenler şehitlik mertebesini ihraz eyler." (Atilla İlhan)

YAZGI

  1. [isim] Tanrı'nın uygun görmesi, Tanrı'nın isteği, kader, ezelî takdir, yazı, alın yazısı, hayat, kader, mukadderat, takdiriilahî
    • "Üçüncü dünya ülkelerinin yazgısına daha yakınlık duyuyor." (Haldun Taner)

TAZİM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Saygı gösterme, ululama

PAZAR

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Satıcıların belirli günlerde mallarını satmak için sergiledikleri belirli geçici yer
    • "Perşembe pazarı. Salı pazarı."
  2. Belli bir şeyin satıldığı yer
    • "Balık pazarı."
  3. Alım satım, alışveriş
    • "Allah hayırlı pazar versin."
  4. Haftanın birinci günü, cumartesi ile pazartesi arasındaki gün
    • "Ertesi gün pazardı, öğleye kadar tembellik edersiniz." (Memduh Şevket Esendal)

KAZIM

  1. [isim] Kazma işi
    • "Kazım işlemi tamamlandı."

HİCAZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Klasik Türk müziğinde dügâh perdesinde karar kılan bir makam
  2. Klasik Türk müziğinde do diyez notasını andıran perde

KAZIK

  1. [isim] Toprağa çakılmak için hazırlanmış, ucu sivri demir veya ağaç
    • "Çadır kazığı."
    • "Hayvanı kazığa bağlamak."
    • "Bütün ilişkileri birilerine kazık atmak üzerine kurulu." (Ahmet Ümit)
    • "Dünyaya kim kazık dikecek?" (Ömer Seyfettin)
  2. Direk, sopa
  3. Yapıların temelinde kullanılan, toprağa çakılan veya toprak içine giren tahta, maden veya betonarmeden silindir, prizma vb. biçimindeki uzun parça
  4. [sıfat] Çok zor (soru, sınav vb.)
  5. Alışverişte aldatma, aldatılma
  6. Genellikle yağlı güreşte, güreşçinin, elini hasmının kispeti içine sokarak yaptığı oyun
  7. İnsanı üzerine oturtarak öldürdükleri, yere dik çakılmış sivri uçlu odun veya şiş
  8. Kazığa oturtarak uygulanan öldürme cezası

BANAZ
...
HAZNE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Hazine
  2. Bir şeyin toplandığı, biriktirildiği yer, depo
  3. Döl yatağı

NAZLI

  1. [sıfat] Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen, işveli, edalı
    • "Nazlı mı nazlı, süzüm süzüm süzülen bir kız çocuğuydu." (Tarık Buğra)
  2. Üstüne titrenilen, değer verilen
    • "Ben çocukluğumdan beri gayet nazlı büyüdüm." (Peyami Safa)
  3. Özen isteyen, nazik
  4. Sağlığını, dayanıklılığını çabuk yitiren

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü