İçinde akm olan 34 kelime var. İçerisinde AKM bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble, Kelime Tahtası gibi kelime oyunlarında yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Bir de başında akm olan kelimeler listesine ya da Sonu akm ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

ÇAKMAKLAŞMAK

11 Harfli Kelimeler

ÇAKMAKÇILIK, ÇAKMAKLAŞMA, TAKMAMAZLIK

10 Harfli Kelimeler

KAKMACILIK

9 Harfli Kelimeler

ÇAKMAKLIK, ÇAKMAKSIZ, TAKMAZLIK

8 Harfli Kelimeler

AKMANTAR, BIRAKMAK, ÇAKMAKÇI, ÇAKMAKLI, ÇIRAKMAN, YAKMALIK

7 Harfli Kelimeler

BIRAKMA, ÇAKMACI, ÇIRAKMA, KAKMACI, KAKMALI

6 Harfli Kelimeler

BAKMAK, ÇAKMAK, KAKMAK, TAKMAK, YAKMAÇ, YAKMAK

5 Harfli Kelimeler

AKMAK, AKMAN, AKMAZ, BAKMA, ÇAKMA, KAKMA, TAKMA, YAKMA

4 Harfli Kelimeler

AKMA


Kelime bulma makinesi

A K M Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

KAM

2 Harfli Kelimeler

AK, AM, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇAKMAKLAŞMAK

  1. [nsz] Göz çakmak çakmak olmak, kızarmak ve iyice açılmak

TAKMAMAZLIK

  1. [isim] Bakınız takmazlık

ÇAKMAKÇILIK

  1. [isim] Çakmak yapıp satma işi

ÇAKMAKLAŞMA

  1. [isim] Çakmaklaşmak durumu

KAKMACILIK

  1. [isim] Kakmacı olma durumu
  2. Kakmacının işi ve sanatı
    • "Türklerde kakmacılık, pek ileri bir sanattı."

ÇAKMAKLIK

  1. [isim] İçine çakmak konulan koruyucu malzeme
  2. [sıfat] Çakmakta kullanılacak olan
    • "Çakmaklık benzin."

TAKMAZLIK

  1. [isim] Dikkate veya ciddiye almama, umursamama
    • "Sakal onun için bir çeşit özgürlük, doğallık, kimseyi takmazlık ve filozofluk bayrağı idi." (Haldun Taner)

ÇAKMAKSIZ

  1. [sıfat] Çakmağı olmayan
  2. [isim] Eski, kullanılmaz tabanca veya tüfek
  3. [isim] Kibrit

YAKMALIK

  1. [isim] Yakmaya ayrılmış yakacak
  2. Ölülerin yakıldığı yer, krematoryum

ÇAKMAKÇI

  1. [isim] Çakmak yapan veya satan kimse
  2. Tüfek ve tabanca çakmaklarını yapan ve onaran kimse

ÇAKMAKLI

  1. [isim] Çakmak taşı ve zemberekle ateş alan bir tür tüfek

AKMANTAR

  1. [isim] Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar, keçi mantarı (Agaricus campestris)

BIRAKMAK

  1. [-i] Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak
    • "Filan hekim dediler, geldi baktı, anlamadı / Bırak ki anlasalar var mı çare hiç, ne gezer." (Mehmet Akif Ersoy)
  2. [nsz] Koymak
    • "Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı." (Tarık Buğra)
  3. Bir işi başka bir zamana ertelemek
    • "Gezmeyi haftaya bıraktık."
  4. Unutmak
    • "Acaba eldivenlerimi nerede bıraktım?"
  5. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek
  6. Saklamak, artırmak
    • "Paranın bir kısmını bırak!"
  7. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek
    • "Cemal Paşa'da anlamadığı işi ehline bırakmak meziyeti vardı." (Falih Rıfkı Atay)
  8. [nsz] Engel olmamak
    • "Bırak, burasını benim defterimden okuyayım." (Ömer Seyfettin)
  9. Sarkıtmak
    • "Saçlarını omzuna bırakmış."
  10. [nsz] Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak
    • "Hayata gözlerini kaparken ardında yedi yaşında bir oğul, on iki yaşında bir kız bırakıyordu." (Cahit Uçuk)
  11. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek
    • "Gerçekten sigarayı bıraktı, bıraktı ama huzuru da sükûnu da kalmadı." (Halide Edip Adıvar)
  12. [nsz] Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak
    • "Bu yazarın bir de Fransızca kitabını almıştım ama sıkılmış bırakıvermiştim." (Refik Halit Karay)
  13. [nsz] Bıyık veya sakal uzatmak
  14. [nsz] Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak
    • "Bıraksam acaba beyaz bir çift güvercin gibi uçarlar mı?" (Refik Halit Karay)
  15. Boşamak
    • "Bıraktıkları zevcelerini yine canları isterse tekrar alabilirler." (Ömer Seyfettin)
  16. Kötü bir durumda terk etmek
  17. Ayrılmak, terk etmek
    • "Mahalle arasındaki küçük dükkânını bırakarak karısını, şehrin başka bir tarafında bir eve yerleştirdi." (Peyami Safa)
  18. Sınıf geçirmemek, döndürmek
    • "Öğretmen üç tembel çocuğu bıraktı."
  19. [-e] Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek
    • "Başkalarına on ikiye veriyoruz ama, sana onar kuruştan bırakayım." (Memduh Şevket Esendal)
  20. [-i] Bakılmak, korunmak için vermek
    • "Eşyamı size bırakacağım."
  21. [nsz] Yanına almamak, yanında götürmemek
    • "Telgrafhanede bir zabit bırakarak işinin başına gitmesini rica ettim." (Atatürk)
  22. [-i] Sahiplik hakkını başkasına vermek
    • "Bizim komşu bütün malını Kızılay'a bırakmış."
  23. [nsz] Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak
  24. [nsz] Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek
    • "İz bırakmak. Leke bırakmak."

ÇIRAKMAN

  1. [isim] Üzerinde meşale yakılan kule veya demir direk
  2. Balıkçıların balıkları kıyıya çekebilmek için geceleyin yaktıkları ateş
  3. Çırakma

BIRAKMA

  1. [isim] Bırakmak işi
  2. Salıverme, terk

KAKMALI

  1. [sıfat] Üzerinde kakma işi bulunan
    • "Kabzası altın kakmalı palası elinden düştü." (Feridun Fazıl Tülbentçi)

KAKMACI

  1. [isim] Kakma işleri yapan usta

ÇIRAKMA

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Şamdan

ÇAKMACI

  1. [isim] Çakma işini yapan kimse

KAKMAK

  1. [-i] İtmek, vurmak
  2. [nsz] Kakma yapmak
  3. Vurarak dar bir yere sokmak

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü