İçinde açm olan 21 kelime var. İçerisinde AÇM bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble, Kelime Tahtası gibi kelime oyunlarında yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Bir de başında açm olan kelimeler listesine ya da Sonu açm ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

14 Harfli Kelimeler

SAÇMALAŞTIRMAK

13 Harfli Kelimeler

SAÇMALAŞTIRMA

11 Harfli Kelimeler

SAÇMALAŞMAK

10 Harfli Kelimeler

SAÇMACILIK, SAÇMALAMAK, SAÇMALAŞMA

9 Harfli Kelimeler

AÇMACILIK, KAÇMAKLIK, SAÇMALAMA

8 Harfli Kelimeler

AÇMAZLIK, SAÇMALIK

7 Harfli Kelimeler

AÇMALIK, SAÇMACI

6 Harfli Kelimeler

AÇMACI, KAÇMAK, SAÇMAK

5 Harfli Kelimeler

AÇMAK, AÇMAZ, KAÇMA, SAÇMA

4 Harfli Kelimeler

AÇMA


Kelime bulma makinesi

A M Ç Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

ÇAM, MAÇ

2 Harfli Kelimeler

AÇ, AM, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SAÇMALAŞTIRMAK

  1. [-i] Saçmalaşmasını sağlamak, saçma duruma getirmek, abuklaştırmak

SAÇMALAŞTIRMA

  1. [isim] Saçmalaştırmak işi

SAÇMALAŞMAK

  1. [nsz] Saçma davranışlarda bulunmak, abuklaşmak

SAÇMALAMAK

  1. [nsz] Anlamsız, gereksiz, tutarsız, saçma sapan sözler söylemek veya bu tür davranışlarda bulunmak, abuklamak
    • "Konuşması büsbütün dağıldı, tutarsızlaştı. Artık saçmalıyor." (Atilla İlhan)

SAÇMACILIK

  1. [isim] Saçmacı olma durumu

SAÇMALAŞMA

  1. [isim] Saçmalaşmak durumu veya işi

AÇMACILIK

  1. [isim] Açma yapma veya satma işi

KAÇMAKLIK

  1. [isim] Kaçma durumu
    • "Evime kaçmaklığım lazım gelirken, Zekeriya sofrasının esrarengizliğini öğrenmek cazibesine kapıldım." (Aka Gündüz)

SAÇMALAMA

  1. [isim] Saçmalamak işi

SAÇMALIK

  1. [isim] Saçma konulan yer
  2. Yeri ve değeri olmayan söz, davranış içinde olma, abukluk, abuk sabukluk, abuk subukluk
  3. Yeri ve değeri olmayan söz, davranış
    • "Bazen çekip gitmeyi kuruyordu fakat bunun saçmalığını kendi de idrak ediyordu." (Haldun Taner)

AÇMAZLIK

  1. [isim] Açmaz olma durumu
  2. Ağzı sıkı olma durumu, ketumiyet

SAÇMACI

  1. [isim] Saçma sapan söz söyleyen kimse

AÇMALIK

  1. [isim] Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde

SAÇMAK

  1. [-i] Bir şeyi ortalığa dağıtmak, dökmek
    • "Oraya birikmiş sulara basarak çamurları etrafa saçtı." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Işık ve ısı yaymak
    • "Büyümüş gözler örste dövülen kızgın demir gibi kıvılcımlar saçtı." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Belli bir görüşü, düşünceyi yaymak

AÇMACI

  1. [isim] Açma yapan veya satan kimse

KAÇMAK

  1. [-e] Hızla koşup bir yere saklanmak
    • "Bir tehlike sezdiğin anda hemen eve kaçarsın." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
    • "O adam onları aşağıladıkça utancından kaçacak delik arayan Âşık Ali'ye acıyordu." (Yahya Kemal)
  2. [nsz] Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak, firar etmek
    • "Silahını hatta başındaki şapkasını bırakıp kaçıyor." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  3. [-den] Kendini göstermemek, rastlaşmamaya çalışmak
    • "Alacaklıdan kaçmak."
  4. [-den] Kaçınmak
    • "Ben zahmetten kaçmam."
  5. [-den] Gaz, sıvı vb. şeyler sızmak
    • "Kazandan islim kaçıyor."
  6. [nsz] İpi kopmak
    • "Çorabım kaçtı."
  7. [-e] Girmek
    • "Kulağına su kaçmış."
  8. Bir yana doğru kaymak
    • "Odanın halısı biraz sağa kaçmış."
  9. [nsz] Görünmeden gitmek, savuşmak, sıvışmak
    • "Belki sirayet eder diye korkacaklar ve kaçacaklar." (Burhan Felek)
  10. [nsz] Hızlı koşmak
    • "Biletlerini memurun elinden kaptı, kaçar gibi gişeden uzaklaştı." (Necati Cumalı)
  11. [nsz] Yok olmak
    • "Rahatı kaçmak."
    • "Neşesi kaçmak."
  12. Yaklaşmak, benzemek, andırmak
    • "Bu mavi yeşile kaçıyor."
  13. Kaçgöçe uymak
    • "Gelin bir evde kayınbabasından kaçar, güveyi, baldızının yüzünü tanımazdı." (Refik Halit Karay)
  14. [-den] Kız veya kadın yasalara ve aile isteklerine karşı gelerek evlenmek için evinden ayrılmak
  15. [-i] Rengi ağarmak, uçmak
  16. [-den] Yarışçı diğerlerinden hızla ayrılıp arayı açmak
  17. Futbol ve basketbolda engelleyen adamdan kurtulmak veya pas alabilmek için boş alana koşmak

SAÇMA

  1. [isim] Saçmak işi
  2. Bir tür balık ağı, serpme ağ
  3. Avda kullanılan fişeklerin içine konulan, türlü boylardaki küçük ve yuvarlak kurşun tanesi
    • "Ben fişeklerin barutunu, tapasını, saçmasını koyarım, beybaba!" (Aka Gündüz)
  4. [sıfat] Akla uygun olmayan, yersiz bulunan, pestenkerani, absürt
    • "Saçma bir iş."
  5. Yersiz, akla aykırı, tutarsız söz
    • "Bırak şu saçmaları! Bir daha bahsini etme." (Refik Halit Karay)
  6. [sıfat] Böyle söz söyleyen veya iş yapan
    • "Saçma adam."

AÇMAK

  1. [-i] Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek
    • "Kapıyı açan hizmetçi benim kadın olduğumu anlamadı." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Babam açtı ağzını, yumdu gözünü ... öyle şeyler söyledi ki ben burada mümkün değil tekrarlayamam." (Ömer Seyfettin)
  2. Bir şeyin kapağını veya örtüsünü kaldırmak
    • "Örtüyü açmaya mecburum." (Refik Halit Karay)
  3. Engeli kaldırmak
    • "Karla kapanan yolu açmak."
  4. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak
    • "Kadın hamalı dışarı çıkardı, sonra çantasını açıp birkaç lira çıkardı." (Memduh Şevket Esendal)
  5. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak
  6. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak
    • "Tıkanmış boruyu açmak."
  7. Çevresini genişletmek
    • "Anıtın çevresini açmak."
  8. Birbirinden uzaklaştırmak
    • "Kollarını açtı."
  9. Yarmak
    • "Çıbanı açmak."
  10. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak
    • "Yumağı açmak."
  11. Bir toplantıyı başlatmak
  12. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek
    • "Bu heykeli açmak için bir seneden beri münasip bir fırsat kollanıyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  13. Bir aygıtı, bir düzeneği çalışır duruma getirmek
    • "Radyoyu açmak."
    • "Elektriği açmak."
  14. Alışverişi başlatmak
    • "Bakan, tütün piyasasını açtı."
  15. Rengin koyuluğunu azaltmak
    • "Bu boyayı biraz daha açmalı."
  16. Yakışmak, güzel göstermek
    • "Bu renk odayı açtı."
  17. Ferahlık vermek
  18. Beğenmek
    • "Burası beni açmadı, başka yere gidelim."
  19. Bir konu ile ilgili konuşmak
  20. [-i] Avunmak veya danışmak için söylemek, içini dökmek
    • "Size derdimi açmaya geldim." (Falih Rıfkı Atay)
  21. [nsz] Yapmak, düzenlemek
    • "Sınav açmak."
  22. [nsz] Ayırmak, tahsis etmek
    • "Senin için üst katta bir oda açtık."
  23. Görünür duruma getirmek
    • "Kollarını, göğsünü açmış."
  24. [nsz] Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak
  25. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak
  26. [nsz] Geçit vermek
    • "Evin arka tarafına geçmek için kapı açtık."
  27. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek
    • "Öğretmen sürekli konuşuyor, öğrenciyi açmak istiyordu."
  28. Savaşla almak, fethetmek

AÇMAZ

  1. [isim] Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu
  2. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz
  3. İçinden zor çıkılır durum

KAÇMA

  1. [isim] Kaçmak işi, firar

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü