İçinde OC olan 97 kelime var. İçerisinde OC bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble, Kelime Tahtası gibi kelime oyunlarında yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Bir de başında OC olan kelimeler listesine ya da Sonu OC ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

Kocamanlaştırma,

14 Harfli Kelimeler

Çocuklaştırmak,

12 Harfli Kelimeler

Biyocoğrafya, Çocukbilimci, Çokkocalılık, Kambiyoculuk, Mikrocerrahi, Senaryoculuk, Statükoculuk, Tiyatroculuk,

11 Harfli Kelimeler

Aristoculuk, Çocuklaşmak, Çocuksuzluk, Gazinoculuk, Karıkocalık,

10 Harfli Kelimeler

Bocalatmak, Çocukbilim, Çocuksuluk, Kantoculuk, Kocasızlık, Koskocaman, Radyoculuk, Trikoculuk,

9 Harfli Kelimeler

Acyoculuk, Bocalamak, Çocuğumsu, Çokkocalı, Depoculuk, İspirtocu, Kambiyocu, Kocaltmak, Kocamanca, Kocayemiş, Maçoculuk, Ocakçılık, Piyangocu, Senaryocu, Statükocu, Tiyatrocu,

8 Harfli Kelimeler

Aristocu, Bocurgat, Çocukluk, Çocuksuz, Eskimoca, Gazinocu, Gazocağı, Gocunmak, Karakoca, Karıkoca, Kocabaşı, Kocakarı, Kocalmak, Kocatmak, Kocuşmak, Maoculuk, Piyanocu, Taşocağı,

7 Harfli Kelimeler

Aşocağı, Bandocu, Çocukça, Çocuklu, Çocuksu, Hocalık, Kablocu, Kantocu, Kocabaş, Kocalık, Kocamak, Kocaman, Kocasız, Koskoca, Körocak, Mortocu, Ocaklık, Radyocu, Trikocu,

6 Harfli Kelimeler

Acyocu, Depocu, Judocu, Kıroca, Kocalı, Kocama, Kokocu, Ocakçı, Ocaklı, Ocumak, Pikocu, Solocu,

5 Harfli Kelimeler

Bocuk, Çocuk, Maocu,

4 Harfli Kelimeler

Boca, Boci, Hoca, Koca, Ocak,


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KOSKOCA


1 . Çok büyük, muazzam: "Koskoca bir vapur bir çöp gibi oldu."- A. Gündüz.
2 . Boyca uzun: "Demek ki koskoca bir caddeyi yürümüş, Royal kahvesinin önüne sanki uykuda gezenler gibi varmışım."- S. F. Abasıyanık.

KOCAMAK

Yaşı ilerlemek, yaşlanmak, ihtiyarlamak: "Sen de benim nazarımda öyle kocamış bir hâkime benziyorsun ki göstermek istediği ciddiyet boyunun ve yaşının çok üstünde..."- H. Z. Uşaklıgil.

ÇOCUKÇA


1 . Çocuğa yakışan, çocuk gibi: "Doktor Hikmet yüreğinde âdeta çocukça bir sevinç duydu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . zarf (çocu'kça) Çocuğa yakışır bir biçimde.

ÇOCUKLAŞMAK


1 . Çocuk gibi davranışlarda bulunmak: "Yüzündeki değişikliklerde, dinlerken âdeta çocuklaştığını görüyordu adamın."- N. Cumalı.
2 . Çocuğa benzer durum almak: "konuştukça dağılan yüzünü, giderek çocuklaşmış sesini toparlıyor."- M. Mungan.

OCAKLI


1 . Ocağı olan, içinde ocağı bulunan: "Yemekten sonra evin üst katında, ocaklı bir odaya çıktık."- S. F. Abasıyanık.
2 . tarih Ocaktan olan (yeniçeri).

HOCA


1 . Müslümanlıkta din görevlisi.
2 . Öğretmen: "Edebiyat hocasıyken talebeme bu nesir sanatından bir defa bahsetmiştim."- F. R. Atay.
3 . mecaz Akıl öğreten, öğüt veren kimse.
4 . eskimiş Medresede öğrenim gören sarıklı, cübbeli din adamı.

KOSKOCAMAN


1 . Çok büyük, çok iri, muazzam: "O sıralarda insana hayret verecek kadar koskocaman ve sapsarı bir ay fırladı."- Halikarnas Balıkçısı.
2 . Geniş, büyük, kalabalık: "Size bu koskocaman şehirde yalnız, yapayalnız olduğunu söyler."- S. F. Abasıyanık.

TİYATROCULUK


1 . Tiyatro sanatçılığı: "Tiyatroculuk serüveni, işte ilkin bu büyük tabuyu göğüslemekle başlamıştır."- H. Taner.
2 . Tiyatro işletme işi.

BOCALAMAK


1 . Gemi rüzgâra karşı gidemeyerek sürüklenmek.
2 . mecaz Bir işte tutulması gereken yolu kestirememek, ne yapacağını bilememek, kararsız olmak: "İçinde bocaladığı bunalımın korkuya çok benzediğini, bunun da komik bir şey olduğunu anlayamıyordu."- T. Buğra.

HOCALIK

Hoca olma durumu veya hocanın yaptığı iş: "Viyana üniversitesinde hocalığım sırasında amirim olan profesör ağır hasta idi."- H. Taner.

MORTOCU


1 - Hıristiyanlarda cenaze taşımak için tutulan kimse.
2 - Cenazelerde okuduğu aşırlar için aldığı parayla geçinen kimse.
3 - İmam.

BOCURGAT

Ağır yükleri çekmek için manivela ile döndürülen ve döndürüldükçe çekilecek şeyin bağlı bulunduğu urganı kendi üzerine saran çıkrık.

KOCAKARI


1 . Yaşlı kadın: "Kocakarının trenin arkasından ağzıyla uluyarak koşan hayali bir rüya gibi oldu."- H. E. Adıvar.
2 . argo Anne.

KOCAYEMİŞ


1 - Fundagillerden, çiçekleri beyaz ya da pembe, yaprakları sepicilikte kullanılan küçük bir ağaç (Arbutus).
2 - Bu ağacın meyvesi.

KOCAMAN


1 . Çok iri, büyük, koca: "Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı."- S. F. Abasıyanık.
2 . Yaşça büyük olan.

OCAKÇI


1 . Ateşçi.
2 . Ocak bacaları temizleyicisi.
3 . Kahvelerde ocakbaşında kahve, çay vb. şeyleri hazırlayan kimse.

ÇOKKOCALILIK

Bir kadının yasal olarak aynı zamanda iki ya da daha çok sayıda kocasının olabildiği evlilik biçimi, °poliandri.

KOCA

Bir kadının evlenmiş olduğu erkek, eş, zevç: "Koca işinden çıktıktan sonra, borç boğazı aştı."- R. N. Güntekin.

KANTOCU

Kanto söyleyen kadın: "Tıpkı kantocu bir kız gibi ellerini şakırdatıp omuzlarını titretiyordu."- O. C. Kaygılı.

RADYOCU


1 . Radyo yapan, onaran veya satan kimse.
2 . Radyoda görevli kimse.
3 . Radyo yapılan veya onarılan yer.