İçinde ğ olan 7 harfli 327 kelime var. İçerisinde Ğ harfi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble, Kelime Tahtası gibi kelime oyunlarında yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Bir de başında ğ harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu ğ harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

EĞİRİCİ


1 - Dokuma tezgâhlarında fitilleri, şeritleri iplik durumuna getiren makineyi kullanan işçi.
2 - İpekböceği kozalarını boşaltmak için ipek çeken işçi.
3 - Halat yapımında kullanılan bükme makinesi.

ÜÇKAĞIT


1 . Oynatıcının el çabukluğuyla yer değiştirip kapalı olarak bıraktığı, ikisi aynı, biri değişik üç iskambil kâğıdından değişik olanını bulmaya dayanan hileli oyun.
2 . mecaz Hile, düzen, dolap.

YAĞLAMA


1 . Yağlamak işi.
2 . halk ağzında Küçük tabak büyüklüğünde açılan yufkaların tavada pişirilmesinden sonra aralarına kıymalı iç konulup üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek hazırlanan bir yemek.

KURBAĞA

Kurbağalardan, yumurta ile üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyruğu ve solungacı körelerek karada yaşayabilen, sıçrayarak yürüyen ve suda iyi yüzen küçük hayvan.

DÜĞÜNCÜ


1 . Düğün sahibi, toycu.
2 . Düğün çağrıcısı.
3 . Düğüne katılan kimse: "Düğüncüler akşama kadar güneş altında pişmiş, bıkmış, yanmış oldukları için rakı sofrasına pekçe sokuldular."- M. Ş. Esendal.

UĞUNMAK


1 . Büyük bir üzüntü veya acıdan kıvranmak, soluğu tıkanmak, ağlaya ağlaya bayılmak.
2 . İsteksiz davranmak, savsaklamak: "Gönülsüz yazıyorum. İstemediğim için, çevresinde dolanıp uğunuyorum."- N. Meriç.

İĞAĞACI

Anayurdu Asya'nın dağlık bölgeleri olan, kimi türlerinde yaprakları kışın dökülen, odunu tornacılık ve kaplamacılıkta kullanılan, kömürüyle karakalem resim yapılan küçük bir ağaç (Evonymus).

BAĞIŞIK


1 . Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan, muaf.
2 . tıp (***) Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan: "Çiçek aşısı, çiçek hastalığına karşı insanı bağışık kılar."- .

PAPAĞAN


1 . Papağangillerden, tırmanıcı, eğri gagalı, pek çok türü bulunan, insan sesini taklit edebilen kuşların genel adı, dudu.
2 . mecaz Duyduklarını düşünmeden olduğu gibi tekrarlayan kimse.

ÖDAĞACI

Dulaptalotugillerden, sıcak ülkelerde yetişen, dini törenlerde yakılan ve yanarken güzel koku veren, tropik bölgelerde yetişen, odunu ve kabuğu hoş kokulu bir ağaç (Aquillaria agollochia).

DURAĞAN


1 . Yerini değiştirmeyen, yerli, hareketsiz, sabit: "Sessizce gezinecek çevresinde, durağan bir yıldız gibi gökle birlikte dönecek o."- T. Oflazoğlu.
2 . mecaz Etkin olmayan, gelişmemiş.
3 . fizik Akışmaz.

ÖĞÜTMEK


1 . Bir araçla tane durumundaki nesneleri bir araçla ezerek un durumuna getirmek: "Bu değirmen, günde ancak kırk elli çuval öğütebilirdi."- S. F. Abasıyanık.
2 . Ezmek, çiğnemek.

SOĞURMA


1 . Soğurmak işi.
2 . gök bilimi Bir ortamın ışık enerjisini belli nicelikte emmesi olayı.
3 . fizik Katı veya sıvı bir maddenin bir gazı, ışığı içine alması, emmesi, absorbe.

EĞİKLİK


1 . Eğik olma durumu, eğim, yamukluk, meyil.
2 . gök bilimi Bir gök cisminin içinde hareket ettiği düzlem ile yörünge düzlemiyle belirtilmiş herhangi bir düzlem arasındaki açı.

KAFDAĞI

Genellikle masallarda yer alan, dünyayı çevrelediğine inanılan, arkasında cinlerin, perilerin bulunduğu varsayılan, zümrütten hayalî bir yer: "Bindim bir ak doğana / Doğan yolu şaşırdı / Kafdağı'ndan aşırdı."- Z. Gökalp.

YAĞIŞLI


1 . Yağışı olan: "Akşamüstü havanın yağışlı olmasına rağmen ... dediğim yerden geçiyordu."- O. C. Kaygılı.
2 . Yağışı çokça olan: "Ekvator çevresi yağışlı bölgelerdendir."- .

AĞIRŞAK


1 . Yün, iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça.
2 . Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I): "Kandil ağırşağı. Emzik ağırşağı. Diz ağırşağı."- .

BAĞIMLI


1 . Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan, tabi.
2 . Bir kimseye maddi veya manevi yönden aşırı bağlı olan.
3 . Sigara, uyuşturucu madde vb.ne aşırı derecede düşkün.

EĞLEMEK


1 . Durdurmak: "Deveniz gidiyordu eğleyemedim / Kıratın boşanmış bağlayamadım."- Halk türküsü.
2 . Oyalamak: "Beni işler eğledi de vaktinde yetişemedim."- .
3 . Avutmak.

SIĞINAK


1 . Yağmur, güneş veya çeşitli tehlikelerden korunmak için sığınılacak yer, melce.
2 . askerlik Özellikle hava bombardımanlarından korunmak için yapılmış yer.
3 . mecaz Kötülüklerden koruyan, sığınılan kimse veya şey.