İçinde ğ olan 6 harfli 171 kelime var. İçerisinde Ğ harfi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble, Kelime Tahtası gibi kelime oyunlarında yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Bir de başında ğ harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu ğ harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

OĞUZCA


1 . Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, Gagavuz yeri ile Balkanlar, Kırım ve İran'ın bazı bölgelerinde kullanılan Türkçeyi içine alan Türk dili grubunun ortak adı.
2 . sıfat Bu Türkçeyle yazılmış olan.

BOĞADA


1 . Küllü veya sodalı su ile çamaşır yıkama.
2 . Yıkanmak üzere hazırlanmış çamaşırın üzerine sıcak kül suyu süzme işi: "Karına söyle, boğadayı çok sert yapmasın, çamaşırları çürütür."- H. R. Gürpınar.

UĞURLU

Uğuru olan, iyilik getirdiğine inanılan, kutlu, tekin, kademli, meymenetli, mübarek: "Mayıs, İstanbullular ve Türkler için İstanbul'un fethedildiği ay olması itibarıyla uğurlu aydır."- B. Felek.

SAĞMAK


1 - Memeyi parmaklar arasında sıkarak sütünü akıtmak: İneği sağdı .
2 - (Balı) Kovandan almak.
3 - Yumak durumundaki bir şeyi çözüp açmak.
4 - Aldatarak parasını çekmek.
5 - Yılan zehirini akıtarak almak.

MİĞFER

Savaşçıların veya itfaiyecilerin başlarına giydikleri demir başlık, tolga: "Yollar, dereler taş dipleri, koparılmış apoletler, atılmış miğferler, terk edilmiş silahlarla dolu."- A. Gündüz.

MAĞRİP

Batı: "Mağripten maşrıka dünyanın ucu / Sarrafı bilir altını, tuncu."- Pir Sultan Abdal. Mağrip -p'i özel, isim (ma'ğribi) Arapça ma¦rib Afrika'nın, Mısır dışındaki kuzey ülkeleri.

BAŞBUĞ


1 . Eski Türklerde baş, başkan, komutan.
2 . Osmanlı İmparatorluğu'nda savaş zamanı başka birliklerden ayrılıp bir araya getirilerek oluşturulan birliğin veya milis güçlerinin komutanı.

MAĞAZA


1 . Büyük dükkân: "Mahmutpaşa'da bir manifatura mağazası işletiyor ve ayrıca iyi iş yapan bir düğme fabrikasının da yarı yarıya sahibi bulunuyordu."- H. Taner.
2 . Eşya ve azık deposu.

AĞDALI


1 . Ağdalanmış.
2 . mecaz Bilinmeyen kelimelerden, anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş).
3 . mecaz Karmaşık: "Tam bir düşünce denemezdi buna. Sakız gibi uzayan, ağdalı bir düş gibiydi bunlar."- O. Rifat.

KIRAĞI

Su buğusunun soğuk havalarda, yerde, bitkiler, ağaçlar ve öteki nesneler üzerinde donmasıyla oluşan ince su damlacıkları: "Sedef parçasını hemen aşağıya düşecek bir kırağı damlası gibi parlatıyordu."- R. H. Karay.

UĞRAŞI


1 . Uğraşılan şey, meşgale: "İnsanı her günkü uğraşılarından koparışları, kavrayıp götürüşleri de caba."- M. N. Sepetçioğlu.
2 . Görev ve meslek dışında severek yapılan, dinlendirici, oyalayıcı uğraş, düşkü, hobi.

BUĞDAY


1 . Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum): "Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda?"- F. R. Atay.
2 . Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi.

İĞNELİ


1 . İğnesi olan.
2 . İğne ile tutturulmuş, iğnelenmiş.
3 . mecaz Kırıcı, gücendirici, dokunaklı, onur kırıcı, kinayeli: "Kızının buna benzer iğneli laflarını işiten Saffet, gerçekten sigarayı bıraktı."- H. E. Adıvar.

TEBLİĞ


1 . Bildirme, haber verme: "Heyet reisi selamlarının size tebliğine beni memur ettiler."- P. Safa.
2 . eskimiş Bildiri: "İşte size tebliğde bahsettiğimiz saz şairi Âşık Mehmet, diye tıknaz adamı takdim etti."- H. Taner.

SAĞMAL


1 . Süt veren, sağılan, sağımlı.
2 . isim Bol süt veren inek: "İri Hollanda cinsi sağmallardı, günde 4
2 - 4
5 kilogram arası süt verirlerdi."- N. Cumalı.
3 . mecaz Sömürülen, kendisinden çıkar sağlanılan (kimse, ülke vb.).

BOĞUNÇ

Aşırı sıkıntı, üzüntü, kasvet, bunalım: "Bize daima yakın tarihimizin kaygılar, boğunçlar uyandıracak siyasalarından birer portre çizmeyi amaçlamış gibidir."- S. İleri.

KILAĞI

Taş üzerinde bilenen bir kesici aracın keskin yüzüne yapışan ve aracın iyi kesebilmesi için, yağlanmış yumuşak taşla kaldırılması gereken çok ince çelik parçaları, zağ.

BUKAĞI


1 . Ağır cezalıların ayaklarına takılıp ucuna pranga bağlanan demir halka: "Bukağılı Babanın başı ucunda düşman zindanında taşıdığı bukağılar vardı."- Y. K. Beyatlı.
2 . Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir, demir köstek.

GEĞREK

Kaburganın alt yanında bulunan boşluklardan her biri: "Kendi aralarında, bir hiç yüzünden, kıkır da kıkır gülerler. Gülmekten de geğrekleri ağrır."- S. Birsel.

KAŞAĞI


1 . Hayvanları tımar etmek için kullanılan, sacdan, dişli araç.
2 . Sırtı kaşımak için kullanılan uzun saplı, ucu kaşık veya el biçiminde, tırnaklı araç.