İŞLEME (TDK)


1 - İşlemek eylemi.
2 - İnce ve süslü el işi, °nakış.
3 - Herhangi bir konuyu ele alarak inceleme.
4 - İnce ve süslü işlenmiş.
5 - Bir filmdeki gizli görüntüyü ortaya çıkarmak için, gümüş bromürlü tabakanın laboratuvarda çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesi.

İşleme kelimesi baş harfi İ son harfi E olan bir kelime. Başında İ sonunda E olan kelimenin birinci harfi İ , ikinci harfi Ş , üçüncü harfi L , dördüncü harfi E , beşinci harfi M , altıncı harfi E . Başı İ sonu E olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BROMÜRLÜ Nedir?

Yapısında bromür bulunan: "Bromürlü eriyik."- .

ÇEŞİTLİ Nedir?

Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi: "Boğaziçi'nin çeşitli yerlerine dair fikirlerini söyledi."- R. H. Karay.

ÇIKARMAK Nedir?


1 . Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak: "Çantasından çok sayfalı, maroken kaplı küçük bir defter çıkardı."- Ö. Seyfettin.
2 . (-i) Sonunu getirmek: "Bu para ile ayı çıkarırız."- .
3 . (-i) Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek.
4 . (-i) Bulmak, ortaya koymak: "Yalanını çıkarmak. Yanlışını çıkarmak."- .
5 . (-i) Hatırlamak: "Adamı nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım."- N. Cumalı.
6 . (-i, -den) Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek: "Öfkesini benden çıkardı."- .
7 . (-i, -den) Sağlamak, elde etmek: "Ekmeğini taştan çıkarmak."- .
8 . (-i, nsz) Gibi göstermek, bir davranış yüklemek: "Birini hırsız çıkarmak. Suçlu çıkarmak."- .
9 . Sindirim yolundan dışarı atmak.
10 . İlgisini keserek uzaklaştırmak. 1
1 . (-i) Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak: "İhtiyar hatun, onun ayakkabılarını ve ceketini çıkarıp çekilip gitmişti."- S. F. Abasıyanık. 1
2 . (-i) Yayımlamak: "Gençlerin tenkitlerini gördü, yeni çıkardıkları edebiyat tarihlerini karıştırdı."- O. S. Orhon. 1
3 . (-i) Gidermek: "Lekeyi çıkarmak."- . 1
4 . (nsz) Sebep olmak, yol açmak: "Bir dedektif bürosu açmış, hükûmet zorluk çıkardığından kapatmıştı."- R. H. Karay. 1
5 . (nsz) Yapmak, üretmek: "Bu terzi çok iş çıkarıyor."- . 1
6 . (-e, nsz) Sunmak: "Konuklara çerez çıkardı."- . 1
7 . (-e, -i) Göstermek: "Sosyeteye bir ustabaşıyı kocam diye çıkaracaksın."- M. Ş. Esendal. 1
8 . (-i, -le) Bir şeyi bir örneğe göre yapmak: "Yeni öğrendiği bir tangoyu piyanoda tek parmakla çıkarmaya çalışan İlhami..."- H. Taner. 1
9 . (nsz) Yollamak, göndermek: "Bir adam çıkarıp oğlunu yanına getirtti."- .
20 . (nsz) Yükü boşaltmak: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay. 2
1 . (nsz) Resim yapmak. 2
2 . (nsz) Fotoğraf çektirmek. 2
3 . (-i), mecaz Söylemek: "Bu dedikoduyu ortaya mutlak bizim arkadaş çıkarmıştır."- O. C. Kaygılı. 2
4 . (-i, -den), matematik Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek.

EYLEM Nedir?


1 . Eyleme işi, fiil, hareket, aksiyon: "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilmez."- Anayasa.
2 . Bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası: "Eyleme beraber girersiniz, siz sonuca ulaşmayı düşünürsünüz, onlar ulaşmadan paylaşmayı."- A. İlhan.
3 . dil bilgisi Fiil.

FİLM Nedir?


1 . Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit.
2 . sinema Bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü.
3 . sinema Sinemalarda gösterilen eser.
4 . Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak.

GİZLİ Nedir?


1 . Görünmez, belli olmaz bir durumda olan, edimsel karşıtı: "Gizli kapı. Gizli çekmece."- .
2 . Başkalarından saklanan, duyurulmayan, saklı kalan, mahrem, mestur, nihan: "İki komutan arasında o gün gizli bir anlaşma yapıldığı söylentisi çıkmıştı."- H. Taner.
3 . Niteliği anlaşılmayan, bilinmeyen: "Gizli kuvvetler."- .
4 . zarf Saklı olarak, saklayarak: "Mektubu senden gizli posta kutusuna attım."- M. Yesari.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GÖRÜNTÜ Nedir?


1 . Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet.
2 . Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. ile oluşturulan biçimi, hayal.
3 . Manzara.
4 . fizik Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal.
5 . matematik Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.
6 . sinema, TV (***) Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü.

GÜMÜŞ Nedir?


1 . Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,
5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element (simgesi Ag).
2 . sıfat Bu elementten yapılmış: "Boynundan asılmış gümüş bir köstek taşırdı."- Y. K. Beyatlı.

HERHANGİ Nedir?

Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.

İNCE Nedir?


1 . Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı: "İnce minare. İnce değnek. İnce kitap."- .
2 . Zayıf: "Sarışın, kuru, ince bir kadındı."- Y. K. Beyatlı.
3 . Taneleri ufak, iri karşıtı: "İnce un. İnce kum."- .
4 . Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı: "İnce nakış."- .
5 . Ayrıntılı: "Bugün temizlikçi geliyor. Şöyle ince bir temizliğe..."- T. Uyar.
6 . Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).
7 . Tiz (ses), pes karşıtı: "İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi."- R. N. Güntekin.
8 . Hafif, gücü az: "Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir."- S. F. Abasıyanık.
9 . mecaz İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı: "Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı."- R. N. Güntekin.
10 . mecaz Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı: "Dostum şair, yazar Sabahattin Teoman, yazdığı ince bir mektupla durumu düzeltiyor."- .

İNCELEME Nedir?


1 . İncelemek işi, tetkik.
2 . edebiyat Bir bilim veya sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan eser veya yazılı araştırma: "İlk çalışmaları daha çok deneme ve inceleme türünde olmuş, bunları edebî hatıraları izlemiştir."- A. Ş. Hisar.

İŞLEM Nedir?


1 . Bir işi sonuçlandırmak için yapılan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat.
2 . Bir amaca ulaşmak için tutulan yol ve yöntem, prosedür.
3 . ekonomi Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi.
4 . kimya Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele.
5 . kimya Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele.
6 . matematik Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi: "Her işlem yeni bir sayı bulmaya varır."- .

İŞLEMEK Nedir?


1 - Bir şeye emek vererek onu daha elverişli bir duruma getirmek.
3 - İçine girmek, etkilemek, nüfuz etmek.
4 - İşlevini yerine getirmek, çalışmak.
5 - İyi çalışmak, müşterisi bol olmak.
6 - Durağan durumdan devinir duruma geçmek, çalışmak.
7 - Bir konuyu, temayı ele alarak geliştirmeye çalıştırmak.
8 - Herhangi bir konuyu ele alarak incelemek, öğretmek.
9 - Düşüncelerini herhangi birine etkileyerek benimsetmek.
10 - İşlek, etkin durumda olmak. 1
1 - (Çıban) Olgunlaşma yolunda olmak. 1
2 - (Yara) Kapanmak. 1
3 - Gidip gelmek. 1
4 - Şakayla kandırılmak ve bunu anlayamamak.

KİMYASAL Nedir?

Kimyaya ait, kimya ile ilgili, kimyevi: "Kimyasal birleşim."- .

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

LABORATUVAR Nedir?


1 . Ayrıştırma, birleştirme yoluyla bir sonuca ulaşmak veya teşhis koymak için çeşitli araçlar kullanılarak tıp, eczacılık, fizik, kimya gibi bilim dallarıyla ilgili araştırmaların, deneylerin yapıldığı özel donanımlı yer: "Fizik laboratuvarı."- .
2 . Dil laboratuvarı.

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

ORTAY Nedir?


1 . Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).
2 . Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi).

SÜSLÜ Nedir?


1 . Süsü olan, süslenmiş, bezenmiş: "Geniş, süslü karyola köşede duruyordu."- M. Ş. Esendal.
2 . Süslenmeye, süse çok düşkün olan: "Süslü bir kadın."- .

TABA Nedir?


1 . Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi.
2 . sıfat Bu renkte olan.

TABAK Nedir?


1 . Yiyecek koymaya yarar, az derin ve yayvan kap: "Kadın masaya tabak, kaşık koyuyor."- A. Gündüz.
2 . sıfat Bu kabın alacağı miktarda olan.

TABAKA Nedir?


1 . Katman: "Madenin üzerindeki kalın toprak tabakası kaldırılıyor."- .
2 . Baskı ve yazıda kullanılan, değişik boyutlarda kesilmiş kâğıt.
3 . Derece.
4 . toplum bilimi Katman: "Bu insan nehrinin en aşağı tabakası, ipsiz takımıdır."- S. Birsel.

E E L M İ Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Eşilme, İşleme,

5 Harfli Kelimeler

Eşlem, İşeme, İşlem, Meleş, Şilem,

4 Harfli Kelimeler

Elem, Elim, Emel, Emiş, Eşli, Eşme, İlme, Lime, Meşe, Şile,

3 Harfli Kelimeler

İle, Leş, Lim, Mil, Şem,

2 Harfli Kelimeler

El, Em, Eş, İl, İm, İş, Le, Me, Mi, Şe,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.