HAR (TDK)

"Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek" anlamlarındaki har vurup harman savurmak deyiminde geçen bir söz: "Akşama kadar Meram bağlarında har vurup harman savuruyordu."- A. Gündüz. Birleşik Sözler har gür http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=har gür&EskiSoz=har&GeriDon=2 har hur http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=har hur&EskiSoz=har&GeriDon=2 har (II) isim, eskimiş Arapça §arr Sıcak, kızgın, yakıcı.

Har kelimesi baş harfi H son harfi R olan bir kelime. Başında H sonunda R olan kelimenin birinci harfi H , ikinci harfi A , üçüncü harfi R . Başı H sonu R olan 3 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ANLAM Nedir?


1 . Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, fehva, valör.
2 . mantık Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.

ARAPÇA Nedir?


1 . Sami dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanılan dil, Arabi.
2 . sıfat Bu dille yazılmış olan: "Pazartesi, perşembe geceleri yatağında gizli gizli Arapça dua okurdu."- A. Gündüz.

DEYİ Nedir?


1 . Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü, logos.
2 . felsefe Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul, logos.

DEYİM Nedir?

Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir: "Bence ziyan olmuş, eski deyimiyle heder olmuş bir değerdir."- H. Taner.

ESKİ Nedir?


1 . Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı: "Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden?"- N. Ataç.
2 . Önceki, sabık: "Anlatışına bakılırsa eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş."- H. Taner.
3 . Geçerli olmayan: "Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir."- R. N. Güntekin.
4 . Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan.
5 . Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan: "Eski öğretmen."- .
6 . isim Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey: "Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum."- H. Z. Uşaklıgil.
7 . isim, alay yollu Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz: "Mebus eskisi. Müdür eskisi."- .

GEÇEN Nedir?

Bir önceki (hafta, ay, yaz, kış vb.): "Yine bir gün o kızı geçen yıl gördüğü incirlikte bir daha gördü."- O. C. Kaygılı.

GÜNDÜZ Nedir?


1 . Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü.
2 . zarf Gündüz vaktinde: "Gündüz çalışmalı, gece uyumalı."- .

HARCAMA Nedir?


1 . Harcamak işi, parayı elden çıkarma, sarf.
2 . Bir şey almak için elden çıkarılan para, gider: "Günlük harcamalar o kadar arttı ki..."- .

HARCAMAK Nedir?


1 . Bir iş görmek veya bir şey satın almak için parayı elden çıkarmak, sarf etmek: "İki maaşımı hastalığına harcadığım talebe, sonbaharla beraber ölmüştü."- S. F. Abasıyanık.
2 . Bir şey yapmak için kullanmak, tüketmek: "Bu beş ton demiri bu yapıya harcadık."- . "Bu yemek için bir saatimi harcadım."- .
3 . mecaz Birinin değer ve onurunu kırıcı bir durum yaratmak: "Bir delilik yaptı ve otobüsteki kız uğruna Arzu'yu harcadı."- M. Uyguner.
4 . mecaz Manevi yönden kötü duruma düşürmek, feda etmek: "Çoluk çocuğu uğruna kendini harcadı."- .
5 . argo Yok olmasına, ölmesine sebep olmak.

HARMAN Nedir?


1 . Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi.
2 . Bu işin yapıldığı yer veya mevsim: "Çocuğum başka çocuklarla beraber harmanda düvene binmiş dönüyor."- R. N. Güntekin.
3 . Birçok çeşitten birer parça alıp yeni birleşim oluşturma işi: "Çay harmanı. Tütün harmanı."- .
4 . Selüloz açılması aşamasından başlayıp kâğıt veya karton sayfasının meydana gelmesine kadar kullanılan bir veya birkaç kâğıt hamuru ile diğer malzemelerin meydana getirdiği sulu süspansiyon.

HESAPSIZCA Nedir?


1 . Hesapsız.
2 . zarf (hesapsı'zca) Hesapsız bir biçimde.

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

KIZGIN Nedir?


1 . Çok ısınmış, ısıtılmış veya kızdırılmış: "Kızgın bir demire dökülen damla iz bırakmaz, buhar olur."- C. Meriç.
2 . Eş arayan (hayvan): "Kızgın bir boğa."- .
3 . mecaz Kızmış olan, öfkeli, mütehevvir: "Hani Allah sizi inandırsın, bu kadar kızgın olmasaydım, korkardım."- S. F. Abasıyanık.
4 . mecaz Kızışık, zorlu, sert, şiddetli.

MERAM Nedir?

İstek, amaç, gaye, maksat: "Benim meramım sana yalnız bir şey sormak."- Ö. Seyfettin.

SAVURMAK Nedir?


1 . Havaya atıp dağıtmak, saçmak: "Bir eğlence yerinde destelerle banknotu havaya savurduktan sonra..."- R. N. Güntekin.
2 . Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak.
3 . Kaldırıp atmak, fırlatmak: "Adam birden silkinip beni yavaşça yana savurdu."- N. Eray.
4 . (nsz) Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak: "Kılıç savurmak. Değnek savurmak."- .
5 . Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek: "Sarnıcın suyunu savurmak."- .
6 . Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak: "Ayaklarını boşluğa savururken küçük dolap gürültüyle yıkıldı."- P. Safa.
7 . (nsz) Yalan, küfür vb. söylemek: "Onun bütün çapkınlığı Solmaz'a yoldan geçerken savurduğu birkaç kelimeden ibaretti."- H. Taner.
8 . mecaz Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek: "Paraları savurmak."- .

TÜKETME Nedir?

Tüketmek işi: "Domuzun malı için can tüketmeye mi geldik dünyaya?"- R. H. Karay.

TÜKETMEK Nedir?


1 . Kullanarak, harcayarak yok etmek, bitirmek, yoğaltmak: "Titreyen elleri baş ucundaki sürahiye gide gele içindeki suyu tüketmişti."- E. E. Talu.
2 . Güçsüzleştirmek, bezdirmek.
3 . Yürüyerek aşmak, bitirmek.

VURU Nedir?

Kalbin, gevşeyip kasılmasından ileri gelen kımıldanışı, vuruş.

YAKI Nedir?

Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan, koyuca lapa: "Hardal yakısı."- .

YAKICI Nedir?


1 . Yakma özelliği olan, yakan: "Sanki sesleri güneşin yakıcı aydınlıklarını ürpertiyor."- Ö. Seyfettin.
2 . isim Yakı yapan veya satan kimse.
3 . mecaz Etkili, dokunaklı.
4 . kimya Başka bir maddeyle birleşerek o maddenin yanmasını sağlayan (madde): "Oksijen yanıcı değil, yakıcıdır."- .

A H R Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

Har,

2 Harfli Kelimeler

Ah, Ar, Ha, Ra,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.