HARÇ (TDK)


1 . Harcanan para, masraf.
2 . ekonomi Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para: "Tapu harcı. Mahkeme harcı."- .
3 . Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı.
4 . mimarlık Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılan karışım: "Sıvanmış, boyanmış bir binanın tuğlaları arasındaki harcı göremeyiz."- O. V. Kanık.
5 . Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü: "Bu yemeğin harcı pek iyi değil."- .
6 . Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler.
7 . Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak.

Harç kelimesi baş harfi H son harfi Ç olan bir kelime. Başında H sonunda Ç olan kelimenin birinci harfi H , ikinci harfi A , üçüncü harfi R , dördüncü harfi Ç . Başı H sonu Ç olan 4 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BAHÇIVAN Nedir?


1 . Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakımıyla görevli kimse: "İleride iki büklüm eğilmiş, elindeki çapayla tarhlarda çalışan bahçıvan, otomobilin gelişini görünce ağır ağır doğruldu."- H. E. Adıvar.
2 . Geçimini bahçe ürünlerini yetiştirip satmakla sağlayan kimse.

BAHÇIVANLIK Nedir?

Bahçıvanın yaptığı iş: "Her zaman bahçıvanlıkla uğraşan bir ihtiyar adam."- P. Safa.

BİNA Nedir?


1 . Yapı: "Yalı, çok pencereli, iki katlı, yayvan bir binadır."- B. Felek.
2 . eskimiş, dil bilgisi Arapça fiil çatısını konu edinen bilim ve kitap: "Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur."- .
3 . eskimiş, dil bilgisi Çatı.

BOYA Nedir?


1 . Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde: "Tırnaklarının boyasını beğenmiyorum."- F. R. Atay.
2 . Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.
3 . mecaz Aldatıcı görünüş.
4 . halk ağzında Yazmak için kullanılan mürekkep.

BÜTÜN Nedir?


1 . Eksiksiz, tam: "Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede."- N. Cumalı.
2 . Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi: "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Bozuk olmayan (para): "Bütün para."- .
4 . Parçalanmamış.
5 . isim Birlik, tamlık: "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder."- O. V. Kanık.

ÇİMENTO Nedir?

Killi kalkerleri özel fırınlarda pişirip ezmekle elde edilen, çamuru çarçabuk katılaşıp sertleşen ve yapılarda harç malzemesi olarak kullanılan kül renginde veya beyaz toz.

DEĞİL Nedir?

Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime: "Bu direniş çetin değil, haşin değil, yürek burkucuydu."- T. Buğra.

DEĞİŞİK Nedir?


1 . Değiştirilmiş, muaddel: "Yasanın değişik onuncu maddesi gereğince..."- .
2 . Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan: "Değişik bir oda takımı."- .
3 . Çeşitli, farklı: "Değişik renkler."- .
4 . isim, halk ağzında Yedek iç çamaşırı, giyecek: "Hiç değişiğim kalmadı."- .
5 . isim, halk ağzında Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk.

DEVLET Nedir?


1 - Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal örgütlü bir ulusun ya da uluslar topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık.
2 - Devletin yönetim katı, °hükümet.
3 - Mutluluk; talih.

DİKİLİ Nedir?

Dikilmiş olan.

DUVAR Nedir?


1 . Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem.
2 . Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılan engel: "Karabaş, bostan duvarının gölgesinde öğle uykusuna serilir."- Y. Z. Ortaç.
3 . mecaz Sonuç alınamayan yer.
4 . mecaz Engel: "İki arkadaşın arasında aşılmaz bir duvar vardı."- .
5 . spor Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma.

EKONOMİ Nedir?


1 . İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü, iktisat: "Almanya akılalmaz bir çabuklukla yeniden kalkındı, ekonomisini çelikleştirdi, parasını altın yaptı."- T. Buğra.
2 . Bu ilişkileri inceleyen bilim dalı, iktisat.
3 . Tutum.

GİYSİ Nedir?

Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, libas, urba: "Hanımlar, tatil köylerinde son moda giysiler giyiyorlar."- Ç. Altan.

GÖRE Nedir?


1 . Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince: "... günün modasına göre taranmış saçlarıyla güzel bir kadın başı uzandı bahçeye."- N. Cumalı.
2 . Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran: "Bilginlerin dediğine göre on milyona yakın Türk yurt değiştirdi."- N. Araz.

HAZIR Nedir?


1 . Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya: "Ben hazırım, isterseniz gidelim."- .
2 . Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş: "Yemek hazır, buyurun."- .
3 . Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı: "Hazır elbise. Hazır ayakkabı."- .
4 . zarf Bu fırsattan yararlanarak: "Hazır çıkmışken yağ ile pirinç alayım."- R. N. Güntekin.

KANI Nedir?

İnanılan düşünce, °kanaat.

KANIK Nedir?


1 . Kanaatkâr.
2 . Tokgözlü.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KARAR Nedir?


1 . Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı: "Kararımı biradere pek güçlükle kabul ettirdim."- R. N. Güntekin.
2 . hukuk Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm: "Yargıç kararı."- .
3 . Bu yargıyı bildiren belge: "Mahkeme kararını aldı."- .
4 . Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik.
5 . Değişmez olma: "Havanın hiç kararı yok."- .
6 . Tam ölçüsünde, ne az ne çok: "Yemeğin tuzu karar."- .
7 . müzik Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş.

KARIŞ Nedir?

Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık: "Yürüyüp geçeceğim, basacağım yerlerin her bir karış mübarek toprağı benim için mukaddesti."- H. R. Gürpınar.

KARIŞIM Nedir?


1 . Birden çok şeyin karıştırılmasıyla elde edilen veya ortaya çıkan şey.
2 . kimya İki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi, mahlut.

KARIŞTIRILMA Nedir?

Karıştırılmak işi.

KATKI Nedir?


1 . Bir işin yapılmasına, gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile katılma, yardım: "Her geçen gün ününe, sanatına yeni katkılar getiriyordu."- N. Cumalı.
2 . Bir şeye katılan başka bir madde.
3 . Metal ve alaşımların hazırlanması sırasında içlerine katılan değişik nitelikteki maddeler.
4 . halk ağzında Düğün günü davetlilerin öğleye kadar gönderdikleri armağan.

KİREÇ Nedir?


1 . Mermer, tebeşir, kireç taşı, alçı taşı gibi birçok taşın özünü oluşturan kalsiyum oksit, (CaO): "Duvarlar kireç badanalı idi."- S. F. Abasıyanık.
2 . Kalsiyum hidroksit, Ca(OH).

MADDE Nedir?


1 . Duyularla algılanabilen nesne.
2 . Bir cismi oluşturan öge, öz: "Cam yapmak için silisli maddeler kullanılır."- .
3 . Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm: "Kanun tatbikatında merhamet bilmez. Suçları maddeleriyle ölçer. Hükmünü verir, çarpar."- H. R. Gürpınar.
4 . Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri: "Bir uzmanla buluşacağı zaman ansiklopediyi açar, o konuyla ilgili maddeyi okur."- S. Birsel.
5 . Para, mal vb. ile ilgili şey: "Maddeye önem vermek."- .
6 . Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım.
7 . fizik Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek.
8 . kimya Molekül.

MAHKEME Nedir?


1 . Bir yargıçtan veya bazen savcı ve yargıçlardan oluşan bir kurulun, yargı görevini yerine getirdikleri yer, yargı yeri, yargıevi.
2 . Duruşma: "Mahkeme tam yedi yıl sürdü."- .

MASRAF Nedir?


1 . Harcanan para, gider: "Çiftlik kâhyası her sene uzun bir masraf defteri gönderir."- H. R. Gürpınar.
2 . eskimiş Bir şeyin yapımında kullanılan gereç, harç: "Bu yemeğin masrafı bol tutulmuş."- .

MİMARLIK Nedir?


1 . Mimar olma durumu, mimarın işi ve mesleği.
2 . Belirli ölçü ve kurallara göre yapılar yapma sanatı, mimari.

NİTE Nedir?

Nasıl, niçin.

NİTEL Nedir?

Nitelik bakımından, nitelikle ilgili, kalitatif.

NİTELİK Nedir?


1 . Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet: "Niteliğini kestiremediği müzmin iştahsızlıktan yorgun düşmüş."- A. İlhan.
2 . Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite.
3 . felsefe Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçebilen özellik, keyfiyet.

OLDU Nedir?


1 . Evet.
2 . ünlem Başüstüne.

ÖDEMEK Nedir?


1 . Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek, tediye etmek: "Borç varsa benimkidir, onu ödemek ve teşekkür etmek lazım."- R. H. Karay.
2 . Bir alışverişte alınan şeyin karşılığını alacaklıya vermek.
3 . Bedelini vererek bir zararı karşılamak, tazmin etmek.
4 . Bir iş, bir kuruluş harcanan, yatırılan parayı çıkartmak, itfa etmek: "Bu fabrika sermayesini beş yılda ödedi."- .
5 . mecaz Bir işin, bir görevin karşılığını vermek: "Bir gece de onunla kal. Bize yaptıklarını ödemiş olursun."- S. F. Abasıyanık.
6 . mecaz Bir şey karşısında fedakârlık etmek, bir şey elde etmek için özveride bulunmak.

ÖĞRENCİ Nedir?


1 . Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse, talebe, şakirt.
2 . Bir bilim veya sanat yetkilisinin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konuda çalışan kimse: "Kant'ın öğrencisi."- .
3 . Özel ders alan kimse.

ÖRGÜ Nedir?


1 . Örme işi veya biçimi.
2 . Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey: "İstediğiniz kadar tel örgü engelleri koyunuz."- F. R. Atay.
3 . Örülmüş saç bölüğü, belik: "Başı yemenili, saçları iki örgü, ayağı takunyalı sarışın bir köylü kızı bana sordu."- R. H. Karay.
4 . Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi.
5 . İletişim, ulaşım vb.nin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi, ağ.
6 . Yapı: "Batı Avrupa medeniyeti bütün dış ve iç örgüleriyle bana ilk defa orada ayan olmuştu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
7 . Her türlü eylem ve olaydan oluşan akış: "Yaşamın örgüsü içinde gereğinden bile çok çalışkanım."- N. Meriç.
8 . sıfat Örülerek yapılan, örme: "Örgü bir giysi."- .
9 . anatomi Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum.
10 . tiyatro Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi veya çatısı.

PARA Nedir?


1 . Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.
2 . Kazanç: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
3 . eskimiş Kuruşun kırkta biri.

SAĞLAM Nedir?


1 . Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil: "En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı."- F. R. Atay.
2 . Zarar görmemiş, bozulmamış: "Bütün eşya sağlam."- .
3 . Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli: "Kendisi uzun boylu, sağlam, orta yaşlı bir adamdır; ama yıprandığını söylüyor."- M. Ş. Esendal.
4 . Güvenilir: "Sağlam iş. Sağlam para."- .
5 . Gerçek, inanılır bir temeli olan: "Böyle sağlam adı nereden bulacaksın."- M. Ş. Esendal.
6 . zarf, halk ağzında (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak: "Sağlam bu gece perilere karıştım gitti."- H. R. Gürpınar.

SAĞLAMLAŞTIRMA Nedir?

Sağlamlaştırmak işi.

SAĞLAMLAŞTIRMAK Nedir?

Sağlam bir duruma getirmek, pekiştirmek.

SAMA Nedir?

Dericilikte derilere incelik, esenlik kazandırmak amacıyla uygulanan banyo işlemi.

SAMAN Nedir?

Türlü ekinlerin taneleri ayrıldıktan sonra kalan sapları ve daha çok bunların harmanda parçalanmışı.

SIVAMAK Nedir?


1 . Sıva ile kaplamak, sıva vurmak: "Duvarı sıvamak."- .
2 . (-i, -e) Harcı bir yere vurmak: "Çimentoyu duvara sıvamak."- .
3 . mecaz Bulaştırmak: "Yüzünün bütün derisini kulaklarının arkasına kadar bir krem tabakasıyla sıvadı."- P. Safa.
4 . mecaz Okşamak, sıvazlamak: "Zehra Hanım Tevfik'in ebesiydi ve onu çok severdi. Arkasını sıvardı, teselli verdi."- H. E. Adıvar.
5 . argo Küfretmek. sıvamak (II) (-i) Kolu, paçayı yukarı çekip toplamak veya kıvırmak: "Sait elini kolunu sıvayıp ıstakozu çıtır çıtır kırmıştır."- S. Birsel.

SÜSLEYİCİ Nedir?

Süsleyen, dekoratif.

TAMAMLAYICI Nedir?

Tamam durumuna getiren, tamamlayan: "Sevmeyi bilmeyen ölmeyi bilmez, savaş sevginin tamamlayıcısıdır."- A. Haşim.

TOPRAK Nedir?


1 . Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü: "Kara toprak. Kireçli toprak. Killi toprak."- .
2 . sıfat Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış: "İki toprak duvarın birleştiği bir girintide diz üstü büzülmüş görünüyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Arazi, tarla: "Köylüye toprak dağıtmak."- .
4 . jeoloji Kara: "Toprağa ayak basmak."- .
5 . mecaz Ülke: "Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok."- R. E. Ünaydın.

TUĞLA Nedir?

Balçığın kalıplara dökülüp güneşte kurutulduktan sonra özel ocaklarda pişirilmesiyle yapılan ve duvar örmekte kullanılan yapı malzemesi: "Tuğla büyüklüğünde bir delikten aydınlık giriyordu içeri."- Ç. Altan.

VERE Nedir?

Bir kalenin veya tahkim edilmiş bir yerin teslimi.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

VEZNE Nedir?


1 . Banka, büro vb. kuruluşlarda para alınıp verilen yer.
2 . eskimiş Terazi.

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YAPILMA Nedir?


1 . Yapılmak işi.
2 . sıfat Yapılmış: "Eve gelince sokak elbiselerini, yumuşak Fransız flanelinden yapılma ev elbiseleriyle değiştirirdi."- C. Uçuk.

YEME Nedir?


1 . Yemek işi: "Herkes yemeye ekmek bulamazken onlar rahat geçiniyorlardı."- M. Ş. Esendal.
2 . Yiyecek: "Bu ay yeme masrafımız çok oldu."- .

YÜKSEKÖĞRENİM Nedir?

Ortaöğrenim düzeyi üstündeki öğrenim, yüksek tahsil.

A H R Ç Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

Harç,

3 Harfli Kelimeler

Çar, Haç, Har,

2 Harfli Kelimeler

Aç, Ah, Ar, Ha, Ra,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.