HIRLAMAK (TDK)


1 . Hırıltıyla ses çıkarmak.
2 . Köpek, saldırmadan önce hırıltıyla ses çıkarmak: "Köpek gözlerinin akını çıkararak yan yan baktıktan sonra pes perdeden hırladı."- B. Felek.
3 . mecaz Kızgınlıkla ters konuşmak.

Hırlamak kelimesi baş harfi H son harfi K olan bir kelime. Başında H sonunda K olan kelimenin birinci harfi H , ikinci harfi I , üçüncü harfi R , dördüncü harfi L , beşinci harfi A , altıncı harfi M , yedinci harfi A , sekizinci harfi K . Başı H sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AKIN Nedir?


1 . Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması: "Ada'yı bir rençper akını doldurmuştu."- S. F. Abasıyanık.
2 . Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılan baskın: "Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik / Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!"- Y. K. Beyatlı.
3 . spor Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum.

ÇIKAR Nedir?

Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.

ÇIKARMA Nedir?


1 . Çıkarmak işi, emisyon.
2 . askerlik Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma.
3 . matematik Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.

ÇIKARMAK Nedir?


1 . Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak: "Çantasından çok sayfalı, maroken kaplı küçük bir defter çıkardı."- Ö. Seyfettin.
2 . (-i) Sonunu getirmek: "Bu para ile ayı çıkarırız."- .
3 . (-i) Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek.
4 . (-i) Bulmak, ortaya koymak: "Yalanını çıkarmak. Yanlışını çıkarmak."- .
5 . (-i) Hatırlamak: "Adamı nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım."- N. Cumalı.
6 . (-i, -den) Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek: "Öfkesini benden çıkardı."- .
7 . (-i, -den) Sağlamak, elde etmek: "Ekmeğini taştan çıkarmak."- .
8 . (-i, nsz) Gibi göstermek, bir davranış yüklemek: "Birini hırsız çıkarmak. Suçlu çıkarmak."- .
9 . Sindirim yolundan dışarı atmak.
10 . İlgisini keserek uzaklaştırmak. 1
1 . (-i) Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak: "İhtiyar hatun, onun ayakkabılarını ve ceketini çıkarıp çekilip gitmişti."- S. F. Abasıyanık. 1
2 . (-i) Yayımlamak: "Gençlerin tenkitlerini gördü, yeni çıkardıkları edebiyat tarihlerini karıştırdı."- O. S. Orhon. 1
3 . (-i) Gidermek: "Lekeyi çıkarmak."- . 1
4 . (nsz) Sebep olmak, yol açmak: "Bir dedektif bürosu açmış, hükûmet zorluk çıkardığından kapatmıştı."- R. H. Karay. 1
5 . (nsz) Yapmak, üretmek: "Bu terzi çok iş çıkarıyor."- . 1
6 . (-e, nsz) Sunmak: "Konuklara çerez çıkardı."- . 1
7 . (-e, -i) Göstermek: "Sosyeteye bir ustabaşıyı kocam diye çıkaracaksın."- M. Ş. Esendal. 1
8 . (-i, -le) Bir şeyi bir örneğe göre yapmak: "Yeni öğrendiği bir tangoyu piyanoda tek parmakla çıkarmaya çalışan İlhami..."- H. Taner. 1
9 . (nsz) Yollamak, göndermek: "Bir adam çıkarıp oğlunu yanına getirtti."- .
20 . (nsz) Yükü boşaltmak: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay. 2
1 . (nsz) Resim yapmak. 2
2 . (nsz) Fotoğraf çektirmek. 2
3 . (-i), mecaz Söylemek: "Bu dedikoduyu ortaya mutlak bizim arkadaş çıkarmıştır."- O. C. Kaygılı. 2
4 . (-i, -den), matematik Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek.

FELEK Nedir?


1 . Gök, gökyüzü, sema.
2 . Dünya, âlem.
3 . Talih, baht, şans: "Felek oyun etmişti onlara, yiğitlerden ikisi uyuyakaldı."- C. Meriç.
4 . Askerî mızıkada zilli bir müzik aracı.

HIRILTI Nedir?


1 . Boğazdan herhangi bir nedenle boğuk çıkan ses: "Yavaşlayan soluk alışında hafif hırıltı duyuluyordu."- A. Sayar.
2 . Gürültüyle çıkan ses.
3 . mecaz Geçimsizlik, kavga: "Ölünceye kadar hırıltı gürültü içinde mi yaşayalım?"- P. Safa.

KIZGIN Nedir?


1 . Çok ısınmış, ısıtılmış veya kızdırılmış: "Kızgın bir demire dökülen damla iz bırakmaz, buhar olur."- C. Meriç.
2 . Eş arayan (hayvan): "Kızgın bir boğa."- .
3 . mecaz Kızmış olan, öfkeli, mütehevvir: "Hani Allah sizi inandırsın, bu kadar kızgın olmasaydım, korkardım."- S. F. Abasıyanık.
4 . mecaz Kızışık, zorlu, sert, şiddetli.

KIZGINLIK Nedir?


1 . Kızgın, ısınmış olma durumu.
2 . Hayvanların çiftleşme isteği.
3 . mecaz Öfkeli olma durumu: "Zeyno'nun yüzündeki gerginlik garip bir biçimde arttı, gözlerinde kızgınlık, acı belki de biraz hayret vardı."- H. E. Adıvar.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KONUŞ Nedir?


1 . Konma işi.
2 . askerlik Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.
3 . coğrafya Konum.

KONUŞMA Nedir?


1 . Konuşmak işi: "Gecenin sessizliğini bozan bu gürültülü konuşmaların uğultusu yukarı katlara genişleyerek, sağırlaşarak çıkmaya başladı."- M. Ş. Esendal.
2 . Görüşme, danışma, müzakere.
3 . Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılan söyleşi, konferans: "Bu konuşmaya nihayet verirken okumak terbiyesinden bahsetmek lazımdır."- Y. K. Beyatlı.

KONUŞMAK Nedir?


1 . Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak: "Çocuk daha konuşamıyor."- .
2 . (-i, -den) Belli bir konudan söz etmek: "Mehmet yedi yaşındayken anasıyla konuştuklarından fazla bir şey konuşmazdı."- H. E. Adıvar.
3 . (nsz, -le) Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek: "İşten sonra Nuruosmaniye'deki İkbal kahvesinde arkadaşlarla şiir ve edebiyat konuşuyoruz."- F. R. Atay.
4 . Söylev vermek, konuşma yapmak.
5 . Konuşma dili olarak kullanmak: "Türkçeyi çok iyi konuşuyor."- .
6 . Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak: "Dilsizler el işaretleriyle konuşur."- .
7 . (-le) İlişki kurmak veya ilişkiyi sürdürmek: "Üst kattakilerle konuşuyoruz."- .
8 . Flört etmek.
9 . Dargın bulunmamak.
10 . Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak. 1
1 . Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek. 1
2 . mecaz Becermek, uzman gibi yapabilmek: "Fokstrotta uzun boylu konuşamam."- M. Yesari. 1
3 . mecaz Geçerli olmak, etkin olmak: "Yasaların yerine yumruklar konuştu."- . 1
4 . teklifsiz konuşmada Şık ve zarif görünmek: "Bluzun konuşuyor."- .

KÖPEK Nedir?


1 - Köpekgillerden, boy ve biçim bakımından pek çok cinsleri olan, çok iyi koku alan, sadık; bekçilik, avcılık gibi işler için beslenen memeli hayvan (Canis familiaris).
2 - Aşağılık niyetlerle yaltaklanan ya da davranışları kötü olan kimse için sövgü sözü olarak kullanılır.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

ÖNCE Nedir?


1 . Baştaki, geçmişteki bölüm, geçmiş zaman: "Demin söyledikleri bana sadece daha önce olup bitenleri düşündürdü."- T. Buğra.
2 . zarf (ö'nce) İlk olarak, başlangıçta, sonra karşıtı: "Önce hep birlikte basın suçunu tarif edelim."- B. Felek.

PERDE Nedir?


1 . Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü: "Perdeleri nasıl kendi eliyle pencerelere taktığını ... düşündü."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey: "Sinema perdesi. Karagöz perdesi."- .
3 . İki yeri birbirinden ayıran bölme: "Duvarın önüne çekilen tahta perdeye yapıştırılmış ilanlara bakıyordu."- M. Ş. Esendal.
4 . Seste pes perde: "Sonra da ince ve çok acıklı bir perdeden şarkı söylemeye başladı."- A. Mithat.
5 . mecaz Doğruyu görmeye engel olan şey: "Bu sözü duyunca gözlerimdeki perde kalkıverdi."- .
6 . hayvan bilimi Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar.
7 . müzik Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi.
8 . müzik Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer.
9 . tıp (***) Katarakt: "Gözlerine perde inmiş."- .
10 . tiyatro Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri: "Oyunun üç perdesi de böyle alkışlar içinde geçti."- M. Ş. Esendal.

SALDIRMA Nedir?


1 . Saldırmak işi: "... tütün tablasının kenarında kendimi kurtarmak için saldırmaya hazırlanmış kırmızı bir tilki duruyor."- M. Ş. Esendal.
2 . Bir tür büyük bıçak: "Hele Üsküdar gibi bıçkını fazla semtlerde on çocuktan üç dördünde bir bıçak, bir sustalı, bir usturpa hatta bir saldırma bulunurdu."- B. Felek.

SONRA Nedir?


1 . Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı: "Hadi sen git yağmur bastırmadan ben sonra gelirim."- A. İlhan.
2 . Daha uzak ve ileri bir yerde: "Bahçeden sonra geriye dönerek biraz da sokaklarda dolaştık."- R. N. Güntekin.
3 . Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz: "Evvela arabada, sonra sundurmada uyuyup dinlendiğime fena etmiştim."- R. N. Güntekin.
4 . Yoksa, aksi hâlde: "Tembellik etmesin, sonra sınıfta kalır."- .
5 . isim Arkadan gelen bölüm veya zaman: "Bunun sonrası yok. Bu işi sonraya bırakmamalı."- .

TERS Nedir?


1 . Gerekli olan duruma karşıt, zıt.
2 . isim Bir şeyin içe gelen yanı, arkası: "Elinin tersiyle küçük bir tokat vurmuştu."- Ç. Altan.
3 . isim Kesici bir aletin kesmeyen yanı: "Kollarına bıçağın tersiyle birkaç tane vurmuşlar."- M. Ş. Esendal.
4 . mecaz Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz: "Ters sözlerinle, fazilet iddialarınla beni hırpalama."- H. C. Yalçın.
5 . mecaz Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert: "Ters adamın işi de ters gider."- M. Ş. Esendal.
6 . isim, mecaz Bir şeyin aksi, karşıtı: "Anlattığının tersi anlaşılınca utandı."- .

A A H I K L M R Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Hırlamak,

7 Harfli Kelimeler

Hırlama, Ihlamak, Karılma, Markalı, Rakamlı,

6 Harfli Kelimeler

Aharlı, Amalık, Araklı, Aralık, Arkalı, Armalı, Hamlık, Harlak, Ihlama, Iklama, Iramak, Kamalı, Karalı, Karıma, Malkar,

5 Harfli Kelimeler

Ahkam, Ahlak, Ahmak, Alarm, Alkım, Almak, Haklı, Halka, Hamak, Hamal, Hamla, Haram, Harım, Harlı, Hırka, Ihmak, Irama, Irmak, Kahır, Kalım, Kalma, Karha, Karlı, Karma, Kılma, Kırma, Mahal, Mahra, Malak, Maral, Marka, Rahım, Rakam, Rakım, Ramak,

4 Harfli Kelimeler

Ahar, Ahır, Akar, Akıl, Akım, Aklı, Akma, Alık, Alım, Alma, Amal, Arak, Arık, Arka, Arlı, Arma, Hakı, Hala, Halı, Halk, Hara, Ihma, Irak, Kala, Kama, Kara, Karı, Kral, Laka, Lama, Mala, Mark, Rakı,

3 Harfli Kelimeler

Aha, Aka, Akı, Ala, Ama, Ara, Arı, Ark, Hak, Hal, Ham, Har, Hık, Hır, Ira, Irk, Kah, Kal, Kam, Kar, Kıl, Kır, Lak, Lam, Mal, Mıh, Ram, Rıh,

2 Harfli Kelimeler

Ah, Ak, Al, Am, Ar, Ha, Ih, La, Ra,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.