GEZİ (TDK)


1 . Ülkeler veya şehirler arasında yapılan uzun yolculuk, seyahat.
2 . Gezmek, görmek, eğlenmek amacıyla yapılan yolculuk.
3 . Gezilip hava alınacak yer.
4 . Gezinti yeri: "İnönü gezisi. Taksim gezisi."- .

Gezi kelimesi baş harfi G son harfi İ olan bir kelime. Başında G sonunda İ olan kelimenin birinci harfi G , ikinci harfi E , üçüncü harfi Z , dördüncü harfi İ . Başı G sonu İ olan 4 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALIN Nedir?


1 - Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü.
2 - (Kimi şeylerde) Ön, ön yüz, (ön) cephe, alnaç.
3 - karşı.

EĞLENMEK Nedir?


1 . Neşeli, hoşça vakit geçirmek: "Aklıma ne kadar kötü şeyler hücum ederse o kadar eğleniyorum."- S. F. Abasıyanık.
2 . (-le) Bir kimsenin herhangi bir kusuru veya zayıf noktası ile alay etmek: "Yalnız bunları sordu ve inan ki benimle eğlendi."- M. Ş. Esendal.
3 . Bir yerde durmak, beklemek, tevakkuf etmek: "Yemen'e gönderilirken Beyrut'ta bir hafta eğlenmiş hem şehri görmüş hem de Cebel köylerinde gezintiler yapmıştı."- R. H. Karay.
4 . Oyalanmak.

GEZİ Nedir?


1 . Ülkeler veya şehirler arasında yapılan uzun yolculuk, seyahat.
2 . Gezmek, görmek, eğlenmek amacıyla yapılan yolculuk.
3 . Gezilip hava alınacak yer.
4 . Gezinti yeri: "İnönü gezisi. Taksim gezisi."- .

GEZİNTİ Nedir?


1 . Uzak olmayan bir yere yapılan gezi, tenezzüh: "O civarın bütün ahalisi oralara yayılarak akşamları gezinti yapmaktadırlar."- A. Rasim.
2 . Kale duvarlarının iç tarafında kuleleri birbirine bağlayan dar yol.
3 . müzik Bir çalgıyla belli bir parça çalmaksızın ezgiler çıkarma işi.
4 . halk ağzında Evlerde oda kapılarının açıldığı aralık, koridor.
5 . halk ağzında Sofa, balkon.

GEZME Nedir?

Gezmek işi, seyran.

GEZMEK Nedir?


1 - Hava almak, hoş vakit geçirmek gibi bir amaçla bir yere gitmek, dolaşmak.
2 - Bir yerde dolaşmak, yürümek.
3 - Gitmek, başvurmak.
4 - Bulunmak.
5 - Bir yeri görüp incelemek.
6 - (Hasta için) Ayağa kalkmak.
7 - Bir yerde gezi yapmak.

GÖRME Nedir?

Görmek işi, rüyet.

GÖRMEK Nedir?


1 - Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek.
2 - Anlamak, kavramak, bilincine varmak, sezmek.
3 - Bir şeyi, bir yeri incelemek, gezmek.
4 - Yanına gidip konuşmak.
5 - Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek.
6 - Tıbben incelemek, muayene etmek.
7 - Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak; izlemek.
8 - Yapmak, etmek.
9 - Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak.
10 - Almak. 1
1 - Bir şeye erişmek. 1
2 - Çok değer vermek. 1
3 - Bir işleme uğramak. 1
4 - (Yer için) Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. 1
5 - Ziyaret etmek. 1
6 - Bir kimseyle karşılaşmak, rastlaşmak. 1
7 - Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. 1
8 - Sahne olmak, geçirmek. 1
9 - (Olumsuzu) Bir eylemin hiç yapılmadığını belirtir. 2
1 - Gezmek. 2
2 - Vermek. 2
3 - Karşı oyuncunun yapacağı vuruşu önceden kestirip ona göre durum almak.

HAVA Nedir?


1 . Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı.
2 . Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü: "Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu."- M. Ş. Esendal.
3 . Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu: "Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın."- R. N. Güntekin.
4 . Gökyüzü: "Havada bir tek bulut yok."- .
5 . Çevreyi kuşatan boşluk: "Tozlar havada uçuşuyordu."- .
6 . Esinti: "Bugün hava olursa yelkenli kalkacak."- .
7 . Müzik parçalarında tür: "Kâğıthane havası tutturur, bahriye çiftetellisi çalardık."- S. F. Abasıyanık.
8 . Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi.
9 . sıfat, mecaz Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz): "Bu sözlerin sonu hava."- .
10 . mecaz Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik: "Buna rağmen öyle kibar ve asil havası vardır ki bu damga bile onu çirkinleştiremez, inadına daha bir uçarı, daha bir sevimli yapar."- H. Taner. 1
1 . mecaz Tarz, üslup: "Namık Kemal'e, Tevfik Fikret'e başarılı nazireler yazmıştır. Onların diliyle, onların sesiyle, onların havasıyla..."- Y. Z. Ortaç. 1
2 . mecaz Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans: "Bugünlük, bu masal havası içinde onunla beraber yaşamalıyız."- S. F. Abasıyanık. 1
3 . mecaz Çekicilik, albeni, alım, cazibe: "Kadın güzel değil ama havası var."- . 1
4 . mecaz Keyif, âlem: "Onu kendi havasına bıraksak çalışmaz."- .

SEYAHAT Nedir?

Gezi, yolculuk.

ŞEHİR Nedir?

Nüfusunun çoğu ticaret, sanayi ya da yönetimle ilgili işlerle uğraşan, tarımsal etkinliklerin olmadığı yerleşim alanı, kent.

TAKSİM Nedir?


1 . Parçalara bölme, bölüştürme: "Bu antlaşmalar, Osmanlı Devleti'nin taksimini öngörüyordu."- A. İlhan.
2 . eskimiş, matematik Bölme.
3 . müzik Klasik Türk müziğinde faslın başında ve ortasında çalgıcının içinden geldiği biçimde yaptığı müzik: "Davullar çalarken, kemanlar taksim yapıyor, kanunlar derin bir ezgi ile titreşirken bando coşuyor."- A. Gündüz.

UZUN Nedir?


1 . İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren: "Uzun ince bir yoldayım / Gidiyorum gündüz gece."- Âşık Veysel.
3 . zarf Ayrıntılı, derinlemesine: "Uzun düşündüğünü unuttuğu ve düşüncelerinin yönünü kaybettiği bir anda yemeğe çağırdılar."- H. E. Adıvar.

ÜLKE Nedir?


1 . Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket: "Artık vatan toprağı, Rumeli'deki hudutlarından Anadolu'daki hudutlarına kadar yekpare bir ülke olmuştur."- Y. K. Beyatlı.
2 . Devlet: "Vicdan hürriyetine riayet eden tek ülke Osmanlı İmparatorluğu idi."- F. R. Atay.
3 . Herhangi bir özelliği yönünden düşünülen bölge: "Dünyanın gelişmiş, gelişmemiş ülkelerini tek tek geziyorum."- H. Taner.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YOLCU Nedir?


1 . Yolculuğa çıkmış kimse.
2 . Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse: "Gişelerin önünde işsiz güçsüzler, erken gelen yolcular dolanıyordu."- N. Cumalı.
3 . mecaz Doğması beklenen çocuk.
4 . mecaz İyileşmesi umutsuz hasta.
5 . mecaz İşten çıkarılması beklenen kimse.

YOLCULUK Nedir?


1 . Ülkeden ülkeye veya bir ülke içinde bir yerden bir yere gidiş veya geliş, gezi, seyahat, sefer: "Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk."- F. N. Çamlıbel.
2 . Bu gidiş gelişte geçen süre.
3 . Herhangi bir taşıtla bir yere gidip gelme: "Yolculukla ilgili işlemleri tamamlarken, koltuğuna oturtmuştuk onu."- N. Cumalı.

E G Z İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

Ezgi, Gezi,

3 Harfli Kelimeler

Gez, Giz,

2 Harfli Kelimeler

Ge, İz, Ze,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.