GERİLEMEK (TDK)


1 . Geri çekilmek, geriye çekilmek: "Dürdane gerileyip baktı, kurnaz bir kahkaha ile göğsü oynadı."- M. Yesari.
2 . Daha aşağı bir dereceye düşmek.
3 . Hastalık, gelişmeksizin yok olmaya yüz tutmak.
4 . mecaz Bir tepki karşısında katı sayılan bir tutumdan vazgeçmek.

Gerilemek kelimesi baş harfi G son harfi K olan bir kelime. Başında G sonunda K olan kelimenin birinci harfi G , ikinci harfi E , üçüncü harfi R , dördüncü harfi İ , beşinci harfi L , altıncı harfi E , yedinci harfi M , sekizinci harfi E , dokuzuncu harfi K . Başı G sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AŞAĞI Nedir?


1 . Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı.
2 . Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri.
3 . sıfat Bir yere göre daha alçak yerde bulunan: "Aşağı katı, sakin ve daha sıcak olduğu için seçtik."- A. Gündüz.
4 . sıfat Bayağı, adi.
5 . sıfat, mecaz Niteliği düşük, kötü: "Aşağı mal."- .
6 . sıfat, mecaz Daha küçük, daha az: "On sekiz yaşından aşağı olanlar giremez."- .
7 . sıfat, mecaz Değeri daha az.
8 . zarf Aşağıya, yere doğru: "Aşağı inmek."- .

ÇEKİ Nedir?


1 . Tartı.
2 . 225,97
8 kg olan, odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan ağırlık ölçü birimi.
3 . mecaz Üzüntü, sıkıntı.
4 . halk ağzında Kadınların başlarına bağladıkları örtü.

ÇEKİLME Nedir?


1 . Çekilmek işi: "Daha düğün olmadan Hayri benim okuldan çekilmemi istedi."- M. Ş. Esendal.
2 . Bir görevden, bir işten kendi isteği ile ayrılma, istifa: "Hesaplarını altüst etmiş, onu elli beş yaşında devlet memuriyetinden çekilmeye mecbur bırakmıştı."- R. N. Güntekin.
3 . askerlik Savaşta, bir ordunun veya bir birliğin düşmandan ayrılmak için yaptığı davranış, ricat: "Neticede işgal kuvvetleri, buralardan çekilmeye mecbur edildiler."- Atatürk.
4 . jeoloji Yerin yükselmesiyle bu yeri örten deniz sularının gerilemesi, basma karşıtı.
5 . spor Bir boksörün veya güreşçinin herhangi bir sebeple karşılaşmayı bırakması.

ÇEKİLMEK Nedir?


1 . Çekme işi yapılmak: "Ağlar çekiliyor dalyanlarda."- O. V. Kanık.
2 . (-e) Kendini geriye veya bir yana çekmek.
3 . (-den) Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek: "Hiçbir zaman mebusluktan çekilmek niyetinde değilim."- T. Buğra.
4 . Azalmak.
5 . Yok olmak: "İneğin sütü çekildi."- .
6 . (-e) Bir yere geçmek: "Bir köşeye çekilerek ben de bir çay getirttim."- R. N. Güntekin.
7 . Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak: "Dükkân karmakarışık, mallar bayat, kibar müşteriler birer birer çekiliyor, ayaktakımı her gün artıyor."- H. E. Adıvar.
8 . Geri gitmek, ricat etmek: "Türklerin çekilmesiyle beraber hain ve zehirli bir çekirge bulutu gibi oraya üşüşen Avrupalılar..."- Ö. Seyfettin.
9 . (-den) Katılmamak, vazgeçmek: "Yarışmadan çekildi."- .
10 . Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek: "Çekilmez dert."- . 1
1 . Tartılmak. 1
2 . Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek.

DAHA Nedir?


1 . Şimdiye kadar, henüz: "Daha kimse gelmemiş. Daha bir saat olmadı."- .
2 . Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak: "Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım."- P. Safa.
3 . Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz: "Daha kötüsü treni de kaçırdık."- .
4 . Bundan başka, bunun dışında: "Daha çiçekleri de sulayacağım."- H. Taner.

DERE Nedir?


1 . Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu: "Bu ensiz tahta köprü altında ince dere."- E. B. Koryürek.
2 . coğrafya Bu akarsuyun yatağı.
3 . coğrafya İki dağ arasındaki uzun çukur.
4 . Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol.

DERECE Nedir?


1 . Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe: "Hukuk tahsilini Paris'te bitirmiş, birinci derece diploma almıştı."- Ö. Seyfettin.
2 . edat Denli, kadar: "Beyoğlu'nda bu derece itibar görmemişti."- E. E. Talu.
3 . fizik Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri: "Sıcakölçerin dereceleri."- .
4 . fizik Sıcaklıkölçer.
5 . kimya Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim.
6 . matematik Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi: "Dik açılar doksan derecedir."- .
7 . spor Başarı gösterme.

DÜŞMEK Nedir?


1 - Yerçekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek.
2 - Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak ya da dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek.
3 - Yere devrilmek, yere serilmek.
4 - Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak.
5 - Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak.
6 - Yağmak.
7 - Vurmak, değmek, rastlamak.
8 - Vakti gelmeden (ölü) doğmak.
9 - Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak.
10 - Çıkarmak, eksiltmek. 1
1 - Bir zorunluk nedeniyle bulunduğu yerden ayrılmak, gitmek. 1
2 - Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. 1
3 - Uğramak, kapılmak. 1
4 - Yakışmak, uygun gelmek. 1
5 - Yakışık almak. 1
6 - Ödevi ya da yetkisi içinde bulunmak. 1
7 - Bulunmak. 1
8 - Biriyle yaşamak, çalışmak, birlikte olmak durumunda kalmak. 1
9 - Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak.
20 - Kötü bir nedenle istenmeden bir yerde bulunmak. 2
1 - İşbaşından uzaklaşmak. 2
2 - Hızı, gücü, değeri azalmak. 2
3 - (Isı ve basınç için) Eksilmek, azalmak. 2
4 - Düşkünleşmek. 2
5 - Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. 2
6 - Belirli zamana rastlamak. 2
7 - Fırsat çıkmak. 2
8 - Olmak, olumsuz bir duruma girmek. 2
9 - Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak.
30 - Kimi deyimlerde yürümek, birlikte gelmek anlamlarında kullanılır. önüne, peşine, arkasına düşmek. 3
1 - Bayağılaşmak. 3
2 - Alışmak, müptela olmak.

GELİŞ Nedir?

Gelme işi: "Keklik gibi taştan taşa sekerek / Gerdan açıp gelişini sevdiğim."- Ruhsati.

GELİŞME Nedir?


1 . Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon: "Şiir, uygarlıkların doğuşunda, gelişmesinde ilk işaret oluyor."- N. Cumalı.
2 . Olan biten şey.
3 . edebiyat Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm.

GELİŞMEK Nedir?


1 . Büyüyüp boy atmak, yetişmek, neşvünema bulmak: "Çalı süpürgeleri bir türlü ağaç hâline gelemeden ama ağacı taklit edercesine gelişir."- S. F. Abasıyanık.
2 . İlerlemek, olgunlaşmak, genişlemek, inkişaf etmek: "Dünyanın gelişmiş, gelişmemiş ülkelerini tek tek geziyorum."- H. Taner.
3 . halk ağzında Şişmanlamak.

GERİ Nedir?


1 . Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı: "Amerikan barın gerisinden işaret eden barmen seslendi."- N. Cumalı.
2 . Son, sonuç: "Sen gerisini düşünme."- .
3 . Bir şeyin sona kalan bölümü: "Yazının gerisi yarın yayımlanacak."- .
4 . Geçmiş, mazi: "Artık geride özleyeceğim hiçbir şey yok."- S. F. Abasıyanık.
5 . Hayvanda boşaltım organının dışı.
6 . sıfat Eksik gösteren (saat): "Bu saat beş dakika geridir."- .
7 . sıfat Aptal, anlayışsız.
8 . sıfat, mecaz Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş: "Geri düşünce. Geri adam."- .
9 . zarf Geriye doğru: "Bağına, bahçene, suyuna, toprağına veda ederek geri gidiyorum."- F. R. Atay.
10 . ünlem "Geri dön, geri git!" anlamında bir söz.

HASTA Nedir?


1 . Sağlığı bozuk olan, esenliği yerinde olmayan, hastalanmış, rahatsız: "Annem o evin önü sofalı bir odasında hasta yatıyordu."- Y. K. Beyatlı.
2 . mecaz Aşırı düşkün, tutkun: "Maç hastası."- .
3 . argo Parasız, züğürt.
4 . teklifsiz konuşmada Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

HASTALIK Nedir?


1 . Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı: "Hastalıktan, doktordan oldum bittim korkarım."- H. Taner.
2 . Ruh sağlığının bozulması durumu.
3 . Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk: "Filoksera, bağ hastalıklarının en korkuncudur."- .
4 . mecaz Aşırı düşkünlük, tutku: "Temizlik hastalığı."- .

KAHKAHA Nedir?

Yüksek sesle gülme.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KATI Nedir?

Taşlık, °konsa.

KURNAZ Nedir?

Kolay kanmayan, başkalarını kandırmasını ve ufak tefek oyunlarla amacına erişmesini beceren, açıkgöz: "Nedim kurnaz, benden iki gün evvel izin aldı."- A. Gündüz.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

SAYI Nedir?


1 - Sayma, ölçme, tartma gibi işlerin sonunda bulunan birimlerin kaç olduğunu anlatan söz, °rakam.
2 - Gazete ve dergi gibi süreli yayınların bir bütün oluşturan değişik tarih, numara taşıyan baskılarından her biri, °nüsha.
3 - Bir spor karşılaşmasında, karşılaşanlardan her birinin başarı derecesini saptayan nicelik.

TEPKİ Nedir?


1 . Bir cismin kendini iten veya sıkıştıran başka bir cisme gösterdiği karşı etki, aksülamel, reaksiyon.
2 . Herhangi bir etkiye cevap olarak doğan, genellikle olumsuz söz veya davranış: "Seyircilerin şaşkınlığı geçince tepkisi başladı."- H. Taner.
3 . Karşılık verme.

TUTMA Nedir?


1 . Tutmak işi: "Daha çatal ve bıçağı tutmasına eli yatmamıştı, ikide bir düşürürdü."- R. H. Karay.
2 . Destekleme.
3 . Yanaşma.
4 . spor Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma, markaj.

TUTMAK Nedir?


1 . Elde bulundurmak, ele almak: "Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu."- Ö. Seyfettin.
2 . Ele geçirmek, yakalamak: "Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı."- Ö. Seyfettin.
3 . Avlamak: "Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz."- R. H. Karay.
4 . Yanında bulundurmak, alıkoymak: "Siz gelinceye kadar çocuğu ben tutarım!"- .
5 . Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek: "Vahşidir, hiçbir zaman onu kafeste tutmak mümkün değildir."- S. F. Abasıyanık.
6 . Kaplamak: "Tabanı otuz, otuz beş metre kadar tutan bir eşkenar üçgen biçimindedir."- T. Buğra.
7 . Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak: "Şu yağan kar bir tutsun, seyreyle sen ertesi gün çocukları."- S. F. Abasıyanık.
8 . Denetimi ve yetkisi altına almak.
9 . Desteklemek, birinden yana çıkmak.
10 . Benimsemek, beğenmek: "Ama öylelerini de çevresinde kimse sevmemiş, tutmamıştır."- T. Buğra. 1
1 . Gereğini yapmak, yerine getirmek: "Verdiği sözü tutmuş, vaktinde gelmişti."- . 1
2 . Uygun gelmek, çelişmez olmak: "Bir talih eseri olarak ondan gelen cevap benim kendi bulduklarımı tuttu."- R. N. Güntekin. 1
3 . Hizmetine almak veya kiralamak: "Burada bir kat tuttum. Yazı geçireceğim."- P. Safa. 1
4 . Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek: "Yapıyı geniş tuttu."- . 1
5 . Girişmek, yapmak: "Askerden sonra ne iş tutacağını bilmemek kahrediyordu Yusuf'u."- S. F. Abasıyanık. 1
6 . Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak: "Avradın ilenci tutarsa senin iki gözün kör olacak."- M. Ş. Esendal. 1
7 . Ağrımak, sancımak, musallat olmak: "... poker oynanıyor. Yenilirse kızıyor. Başı tutuyor, komşu doktorun hizmetçisini çağırıp çenesini ovduruyor."- M. Ş. Esendal. 1
8 . Ulaşmak, varmak: "Hayvanlar, Bağdat Caddesi'ni tutmuş, çalakamçı ilerliyor."- S. M. Alus. 1
9 . Para toplamı ...-e varmak: "Aldığım şeyler bin lira tuttu."- .
20 . Uğramak: "Vapur İzmir'i tutmayacakmış."- . 2
1 . Herhangi bir durumda bulundurmak: "Seksen bir yaşında da olsa çalışmak insanı zinde tutuyor."- H. Taner. 2
2 . Varsaymak, farz etmek: "Haydi tutalım babasının bir günahı vardı, çekti."- M. Ş. Esendal. 2
3 . (-i, -e) Hedef olarak almak: "Taşa tutmak."- . 2
4 . (-i, -e) Alacağa veya vereceğe saymak: "On bin lirayı borcunuza tuttum."- . 2
5 . (-i, -e) Yaklaştırmak: "Biraz toz olsa mendilini burnuna tutar."- A. Ş. Hisar. 2
6 . Kullanmak: "Yaşmak tutmak. Ustura tutmak."- . 2
7 . Bağlamak: "Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım."- B. S. Erdoğan. 2
8 . (nsz) Beklenen sonucu vermek: "Toprağa atılan her tohum bir ümittir. Tohum ya tutar ya tutmaz. Ya yeşerir ya yeşermez."- Ş. Rado. 2
9 . (nsz) İş görebilmek: "Eli ayağı tutsun, açlıktan ölmesin, yeterdi ona."- T. Buğra.
30 . (nsz) Sürmek, zaman almak: "Bu iş iki saat tuttu."- . 3
1 . (nsz) Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak: "Boya tutmadı. Çivi iyi tuttu."- . 3
2 . Giyinmesine yardım etmek: "Kucaklaşma sahanlıkta başlar ve ayakkabılarını çıkarıp karısının tuttuğu terliklerini giyene kadar Serdar'ın kolları boynunda kalır."- T. Buğra. 3
3 . Sunmak: "Konuklara şeker tutmak."- . 3
4 . İşgal etmek. 3
5 . İzlemek: "Tepeden inince Değirmendere'ye hâkim bir iz tutacaksınız."- R. H. Karay. 3
6 . Bırakmamak: "Baba sesini çıkarmadı hatta öksürüğünü bile galiba tuttu."- P. Safa. 3
7 . Yönelmek: "Oyuncular ağır ağır soyunma odasının yolunu tuttular."- H. Taner. 3
8 . Sarmak, bürümek: "Hey başları duman tutmuş dağlar, hey!"- Halk türküsü. 3
9 . Asılmak, kuvvetlice sarılmak: "Üç kişi tutarlarmış da onu pencerenin önünden çekemezlermiş."- P. Safa.
40 . Bir kimsenin yerini almak: "Bak azizim, dedim, ben senin yerini tutamam."- Y. K. Karaosmanoğlu. 4
1 . Otobüs, vapur, uçak vb. dokunmak, hasta etmek. 4
2 . Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak: "Kapıyı açık tutmayın."- . 4
3 . Bir yerde kalmasını sağlamak. 4
4 . Yemek hafifçe yanmak. 4
5 . Bir sanat eseri gen

TUTMAK Nedir?


1 - Elde bulundurmak, elle kavramak, ele almak.
2 - Ele geçirmek, yakalamak.
3 - Avlamak.
4 - Anlamak, farkına varmak.
5 - Yanında bulundurmak, alıkoymak .
6 - Özgürlüğünden yoksun edip bir yere kapamak, °tevkif etmek.
7 - Kaplamak .
8 - (Kırağı, çiğ, kar için) Bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak.
9 - Denetimi ve yetkisi altına almak.
10 - Desteklemek, birinden yana çıkmak. 1
1 - Benimsemek, beğenmek. 1
2 - Gereğini yapmak, yerine getirmek. 1
3 - Uygun gelmek, çelişmez olmak. 1
4 - Hizmetine almak ya da kiralamak. 1
5 - (Bir işe) Herhangi bir anlayışla girişmek. 1
6 - İçine girmek; girişmek, yapmak. 1
7 - Kocası olmak. 1
8 - Dokunmak; etkisini göstermek. 1
9 - (İlenç için) Etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek.
20 - Ağrımak, sancımak, musallat olmak. 2
1 - Ulaşmak, varmak. 2
2 - Para toplamı...-e varmak. 2
3 - Uğramak. 2
4 - Herhangi bir durumda bulundurmak. 2
5 - Varsaymak, °farz etmek. 2
6 - Hedef olarak almak. 2
7 - Alacağa (ya da vereceğe) saymak. 2
8 - Yaklaştırmak. 2
9 - Edinmek, peyda etmek.
30 - Kullanmak. 3
1 - Bağlamak 3
2 - Başlamak. 3
3 - Beklenen sonucu vermek. 3
4 - İş görebilmek. 3
5 - Sürmek, zaman almak. 3
6 - Kayıt, zabıt, not sözcüklerine "etmek" anlamıyla yardımcı eylem olarak katılır. 3
7 - Yapışarak ya da sokularak çıkmaz olmak. 3
8 - Giyinmesine yardım etmek. 3
9 - Bir tümcede eylemden önce ve eylemin kipinde ya da ortaç durumunda kullanıldığında o eylemin anlattığı işin çok beklenmediği, umulmadığı ya da çok uygun düşmediği halde yapıldığını anlatır.
40 - Sunmak. 4
1 - İşgal etmek. 4
2 - İzlemek. 4
3 - Alıkoymak. 4
4 - Bırakmamak. 4
5 - Yönelmek. 4
6 - Kaplamak, sarmak, bürümek . 4
7 - Asılmak, çekmek. 4
8 - Bir kimsenin yerini almak. 4
9 - (Otobüs, vapur, uçak vb. için) Dokunmak, hasta etmek. 50 - Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak.

TUTU Nedir?

Bir borcun ödeneceğine teminat olarak ödenince geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey, rehin, ipotek.

TUTUM Nedir?


1 . Tutulan yol, davranış: "Anlayışsızlıklarınız ve yanlış tutumlarınız yüzünden beni inatçı sanıyorsunuz."- T. Buğra.
2 . Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi.

VAZGEÇME Nedir?

Vazgeçmek durumu.

VAZGEÇMEK Nedir?


1 . Kendi hakkı saydığı bir şeyi artık istemez olmak.
2 . Eskiden beri yapmakta olduğu bir şeyi artık yapmaz olmak: "İçki alışkanlığından vazgeçtim."- .
3 . Niyetten veya karardan dönmek, caymak.

E E E G K L M R İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Gerilemek,

8 Harfli Kelimeler

Gerileme, Gerilmek,

7 Harfli Kelimeler

Ergimek, Gemerek, Gerekli, Gerekme, Gerilek, Gerilme, Kemerli,

6 Harfli Kelimeler

Ekilme, Ekleme, Elemek, Elemge, Emekli, Ergime, Erimek, Geleme, Gelmek, Gemlik, Germek, Girmek, Keleme, Kelime, Kemere, Kerime, Meleke, Melike,

5 Harfli Kelimeler

Eklem, Ekler, Eleme, Elmek, Emlik, Erime, Erkli, Erlik, Ermek, Gelir, Gelme, Gemre, Gerek, Gerim, Germe, Girme, İlmek, İmlek, İrkme, Kelem, Keler, Kemer, Kemre, Kerem, Kerim, Kiler, Melek, Melik, Merek, Remel, Remil, Rimel,

4 Harfli Kelimeler

Ekim, Ekli, Ekme, Elek, Elem, Elik, Elim, Emek, Emel, Emik, Emir, Erek, Ergi, Erik, Eril, Erim, Erke, Erme, Gele, Gemi, Geri, Grek, Gril, İlke, İlme, İmge, Kele, Keme, Kere, Kile, Krem, Leke, Lime, Meke, Meri, Reel, Remi,

3 Harfli Kelimeler

Ege, Eke, Elk, Erg, Erk, Gem, Gri, İle, İlk, Kel, Kem, Ker, Kil, Kim, Kir, Lig, Lim, Lir, Mil, Mir,

2 Harfli Kelimeler

Ek, El, Em, Er, Ge, İl, İm, Ke, Ki, Le, Me, Mi, Re,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.