Başında g olan 6 harfli 212 kelime var. G harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde g harfi olan kelimeler listesine ya da sonu g harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GEĞREK

  1. [isim] Kaburganın alt yanında bulunan boşluklardan her biri
    • "Kendi aralarında, bir hiç yüzünden, kıkır da kıkır gülerler. Gülmekten de geğrekleri ağrır." (Salâh Birsel)

GECEKİ

  1. [sıfat] Gece olan, gece yapılan

GÖNENÇ

  1. [isim] Bolluk, rahatlık ve varlık içinde iyi yaşama, refah
    • "Yurtta istediğimiz gönenci sağlamak için çok çalışmalıyız."

GELGİT

  1. [isim] Boşuna gidip gelme
    • "Bu gelgitten bıktım artık iş bir türlü yürümüyor."
  2. Ay ve güneşin yer yuvarlağı üzerindeki çekim güçleri sebebiyle deniz yüzünde, özellikle ana denizlerde su düzeyinin alçalması, kabarması olayı, medcezir

GABYAR

  1. [isim] Gabyacı

GÜNÖTE

  1. [isim] Yer yörüngesinin güneşe en uzak bulunduğu nokta, evç
    • "Yer, temmuzun başlangıcına doğru günöteye varmış bulunur."

GÜLLÜK

  1. [isim] Gül bahçesi veya gülü çok olan yer

GÜZİDE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Seçkin, seçilmiş, seçme
    • "Selanik'in en varlıklı, en güzide ailelerinden sayılıyor." (Atilla İlhan)
  2. Aydın, okumuş, seçkin (kimse)
    • "Bir milletin güzidesiyle halkı arasında bu derece tezat doğru mudur?" (Orhan Seyfi Orhon)

GURBET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Doğup yaşanılmış olan yerden uzak yer, gurbetlik
    • "Ben gurbette değilim / Gurbet benim içimde." (Kemalettin Kamu)
    • "İçinde gurbet acısına benzer bir sızı duyuyordu." (Haldun Taner)

GENZEL

  1. [sıfat] Genizsil

GÖZENE

  1. [isim] Kovandan bal alırken arılardan korunmak için başa giyilen, ön tarafı telden başlık, gözlük

GABARİ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları, yan görüşü çizmeye, hazırlamaya veya denetlemeye yarayan örnek
  2. Motorlu veya motorsuz taşıtların köprü vb. altından rahatça geçebilmeleri için en yüksek boyutları belirten ölçüler
  3. Bir binanın, yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği

GERÇEK

  1. [sıfat] Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki
    • "Kâğıt paranın saymaca değeri varsa da gerçek değeri yoktur."
  2. [isim] Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat
  3. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici
    • "Gerçek elmas. Gerçek hikâye."
  4. Temel, başlıca, asıl
    • "Bir kişinin ahlaklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlaka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır." (Nurullah ataç)
  5. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan
    • "Bu peyzajdaki çiçekler son derece gerçek."
  6. Yapay olmayan
  7. [isim] Gerçeklik, realite
    • "Her hâlde o gün imparatorluğun ölümü apaçık bir gerçekti." (Halide Edip Adıvar)
  8. [isim] Doğruluk
    • "Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa duygu payı da ondan az değildir." (Burhan Felek)
  9. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan

GARPLI
...
GAZİNO

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Yemek yenilen, gösteri izlenen, müzik dinlenen, bazen oyun sergilenen eğlence yeri
    • "Gazinonun önündeki büyük tenha yoldan hiçbir ses gelmiyor." (Peyami Safa)
  2. Büyük kahvehane ve birahane

GEMİCİ

  1. [isim] Gemide çalışan veya gemi işleten kimse

GERDAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Vücudun omuzlarla baş arasında kalan ön bölümü
    • "Başını geri atıp gerdanını olanca beyazlığıyla göstererek sarsıla sarsıla güldü." (Haldun Taner)
    • "Avrupa tiyatrosunda işveli gerdan kırışları, meşhur kantolarıyla, ortalığı kırıp geçirdiği zamanlar!" (Atilla İlhan)
  2. Şişmanlarda çenenin altındaki tombulluk
    • "Sivri çenenin altında iki kat bir gerdan." (Aka Gündüz)
  3. Kesim hayvanlarında boyun

GÖKŞİN

  1. [isim] Maviye yakın renk
  2. [sıfat] Bu renkte olan

GÖRECE

  1. [sıfat] Bir şeye göre olan, varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen, bağıl

GÖRKLÜ

  1. [sıfat] Güzel, gösterişli
    • "Üstünde, içeri doğru, büyük ve görklü bir yarım ay bükülür." (Salâh Birsel)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü