GÜMÜŞLEMEK (TDK)


1 . Gümüşle kaplamak veya süslemek.
2 . Gümüşün rengini andıran bir renk vermek: "Ay ışığının, yüksek servileri ince ince gümüşlediği bir şato korusundaymışlar."- A. İlhan.

Gümüşlemek kelimesi baş harfi G son harfi K olan bir kelime. Başında G sonunda K olan kelimenin birinci harfi G , ikinci harfi Ü , üçüncü harfi M , dördüncü harfi Ü , beşinci harfi Ş , altıncı harfi L , yedinci harfi E , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi E , onuncu harfi K . Başı G sonu K olan 10 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

GÜMÜŞ Nedir?


1 . Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,
5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element (simgesi Ag).
2 . sıfat Bu elementten yapılmış: "Boynundan asılmış gümüş bir köstek taşırdı."- Y. K. Beyatlı.

İLHAN Nedir?


1 . İmparator.
2 . İran Moğollarında hükümdarın unvanı.

İNCE Nedir?


1 . Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı: "İnce minare. İnce değnek. İnce kitap."- .
2 . Zayıf: "Sarışın, kuru, ince bir kadındı."- Y. K. Beyatlı.
3 . Taneleri ufak, iri karşıtı: "İnce un. İnce kum."- .
4 . Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı: "İnce nakış."- .
5 . Ayrıntılı: "Bugün temizlikçi geliyor. Şöyle ince bir temizliğe..."- T. Uyar.
6 . Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).
7 . Tiz (ses), pes karşıtı: "İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi."- R. N. Güntekin.
8 . Hafif, gücü az: "Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir."- S. F. Abasıyanık.
9 . mecaz İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı: "Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı."- R. N. Güntekin.
10 . mecaz Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı: "Dostum şair, yazar Sabahattin Teoman, yazdığı ince bir mektupla durumu düzeltiyor."- .

KAPLAMAK Nedir?


1 . Her yanını örtmek, istila etmek: "Bulutlar gökyüzünü kapladı."- . "Sessizlik ortalığı kapladı."- .
2 . Çepeçevre sarmak, kuşatmak: "Evlerin bir tarafını yol, üç tarafını da yine çam ormanları kaplar."- S. F. Abasıyanık.
3 . (nsz) Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak: "Yorgan kaplamak."- .
4 . Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak.
5 . Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek: "Dudaklarının üstünü kaplayan muntazam kesilmiş sert ve koyu siyah bıyıkları..."- A. Ş. Hisar.
6 . Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanan tablalara yapıştırmak.
7 . Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek.
8 . mecaz Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak: "Ünü cihanı kapladı."- .
9 . mecaz Duygular için doldurmak: "İçini sevinç kapladı."- .
10 . mecaz Doldurmak, bastırmak.

KORU Nedir?

Bakımlı küçük orman: "Arkamda çam korularının parça parça neftîleştirdiği yeşil bir dağ."- R. H. Karay.

RENK Nedir?


1 - Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum.
2 - Nitelik.

SERVİ Nedir?

Servigillerden, Akdeniz bölgesinde çok yetişen, kışın yapraklarını dökmeyen, 2
5 m boyunda, ince, uzun, piramit biçiminde, çok koyu yeşil yapraklı bir ağaç, andız, selvi, servi ağacı (Cupressus sempenvirens).

SÜSLEME Nedir?


1 . Süslemek işi, bezeme, tezyin.
2 . Süsleri yerleştirme biçimi veya sanatı.
3 . Sanat eserlerinin yüzeyini süslemek için kullanılan motif, oyma vb.

SÜSLEMEK Nedir?


1 . Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak, bezemek, bezeklemek, donatmak, tezyin etmek: "Yemişçiler dükkânlarını meyvelerle süslüyorlar."- S. F. Abasıyanık.
2 . mecaz Söz oyunlarıyla güzelleştirmek: "Söylediğim şeyleri, maalesef bir kısmı da uydurma olan misallerle süsleyerek adamcağızı âdeta ağlamaklı ederdim."- R. N. Güntekin.
3 . mecaz Birinin kusurlarını uzun uzun yüzüne vurmak: "Ben onu bir süsleyeyim de görsün."- .

ŞATO Nedir?


1 . Avrupa'da soylu kimselerin oturduğu, çevresi hendek, sur ve kulelerle çevrili konak.
2 . Geniş toprağı olan büyük konut: "Bir ahırdan farkı olmayan çiftlik binasını, bir yıl içinde bir küçük şato hâline soktum."- Y. K. Karaosmanoğlu.

VERME Nedir?

Vermek işi: "İşitilen sözler, görülen tavırlar, beğenilen düşünceler Şinasi Bey'e yeni fikirler vermeye başladı."- M. Ş. Esendal.

VERMEK Nedir?


1 - (Üzerinde ya da yakınında olan bir şeyi) Birisine eriştirmek, iletmek.
2 - Bırakmak ya da bağışlamak.
3 - Ondan bilmek °atfetmek.
4 - (Düşünce ya da bilgi anlatan şeyler için) Başkalarına iletmek, bildirmek.
5 - Döndürmek, çevirmek, yöneltmek.
6 - Herhangi bir duruma yol açmak.
7 - (Eğlenceli toplantı) Düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak.
8 - (Sanatçı) Topluluk önünde sanatını göstermek, °icra etmek.
9 - Satmak.
10 - Biriyle evlendirmek. 1
1 - (-i) Ödemek. 1
2 - Yaymak. 1
3 - Ürün üretmek. 1
4 - Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. 1
5 - Tümünü herhangi bir duruma sokmak. 1
6 - Sahip olmasını sağlamak. 1
7 - (Bir şey üzerinde) Etki yapmak, biçimini değiştirmek. 1
8 - Saptamak, tespit etmek. 1
9 - Kazandırmak, katmak.
20 - Ayırmak, harcamak. 2
1 - Dayamak. 2
2 - Kök ya da gövdeleri sonuna -e (-a) ulaç eki almış eylemsilerle tezlikbildirir. 2
3 - Dilek bildiren birleşik eylemler yapar.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YÜKSEK Nedir?


1 . Yukarıda, üst tarafta olan yer: "Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu."- M. Ş. Esendal.
2 . sıfat Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı: "... mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı."- Ö. Seyfettin.
3 . sıfat Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan: "İri kanatları ile bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor."- H. Taner.
4 . sıfat Güçlü, etkili, şiddetli: "Yüksek basınç. Yüksek gerilim."- .
5 . sıfat Derece veya makamı bakımından üstün: "Yüksek kurul."- .
6 . sıfat Normal değerlerin üstünde olan, çok: "Türk milletinin karakteri yüksektir."- Atatürk.
7 . sıfat, mecaz Erdemli, faziletli: "Yüksek duygu."- .
8 . sıfat, mecaz Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan: "Yüksek sosyete."- .
9 . zarf Büyük para ile: "Yüksek oynamak."- .

E E G K L M M Ü Ü Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

Gümüşlemek,

9 Harfli Kelimeler

Gümüşleme,

8 Harfli Kelimeler

Gülüşmek, Gümlemek,

7 Harfli Kelimeler

Gülüşme, Gümleme, Müşküle, Üleşmek,

6 Harfli Kelimeler

Gelmek, Gülmek, Müşkül, Üleşme, Üşümek,

5 Harfli Kelimeler

Eklem, Elmek, Emmek, Eşlek, Eşlem, Eşmek, Gelme, Gülme, Gülük, Gülüş, Gümül, Gümüş, Kelem, Keleş, Küşüm, Melek, Meleş, Şekel, Şelek, Üşmek, Üşüme,

4 Harfli Kelimeler

Ekme, Elek, Elem, Emek, Emel, Emme, Eşek, Eşme, Gele, Güme, Kele, Keme, Küme, Leke, Meke, Meme, Meşe, Meşk, Müge, Mülk, Üleş, Ülke, Ülkü, Ülüş, Ümük, Üşme,

3 Harfli Kelimeler

Ege, Eke, Ekü, Elk, Gem, Gül, Güm, Kel, Kem, Keş, Kül, Leş, Lük, Şek, Şem,

2 Harfli Kelimeler

Ek, El, Em, Eş, Ge, Ke, Le, Me, Şe,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.