GÖRÜŞMEK (TDK)


1 . Buluşup konuşmak, konuşup sohbet etmek: "Ara sıra görüşelim."- .
2 . (-le) Dostluk, ahbaplık etmek: "Komşunuzla görüşüyor musunuz?"- .
3 . (-i) Bir iş, bir konu üzerinde karşılıklı görüş ileri sürmek, müzakere etmek: "Bu sorunu daha geniş bir zamanda görüşmeli."- .

Görüşmek kelimesi baş harfi G son harfi K olan bir kelime. Başında G sonunda K olan kelimenin birinci harfi G , ikinci harfi Ö , üçüncü harfi R , dördüncü harfi Ü , beşinci harfi Ş , altıncı harfi M , yedinci harfi E , sekizinci harfi K . Başı G sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AHBAPLIK Nedir?

Ahbap olma durumu, ünsiyet: "Bizim de bahçıvan kızı ile ahbaplığımız şurada birkaç gün daha ya sürer ya sürmez!"- O. C. Kaygılı.

BULUŞ Nedir?


1 . Bulma işi.
2 . İlk defa yeni bir şey yaratma, icat.
3 . Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaşma veya yöntem geliştirme, icat: "Bu orijinal buluşu Vali beye borçluyuz."- S. F. Abasıyanık.
4 . edebiyat Konu, duygu, düşünce ve hayalde başkalarının etkisinden sıyrılarak bunların işlenişinde yeni bir yol tutma: "Yazarın güzel buluşları var."- .

DAHA Nedir?


1 . Şimdiye kadar, henüz: "Daha kimse gelmemiş. Daha bir saat olmadı."- .
2 . Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak: "Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım."- P. Safa.
3 . Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz: "Daha kötüsü treni de kaçırdık."- .
4 . Bundan başka, bunun dışında: "Daha çiçekleri de sulayacağım."- H. Taner.

DOST Nedir?


1 - Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, iyi görüşülen (kimse), gönüldeş, "düşman" karşıtı.
2 - Kimi hayvanların sahibine gösterdiği sevgi için kullanılır.
3 - Yakınlık belirten seslenme sözü.
4 - Bir şeye düşkün olan, aşırı ilgi duyan kimse.
5 - Erkek ya da kadının evlilikdışı ilişki kurduğu kimse.
6 - İyi geçinen, aralarında iyi ilişki bulunan.

DOSTLUK Nedir?


1 . Dost olma durumu.
2 . Dostça davranış: "Kayınpederinden gördüğü dostluğa karşı kendisine bir yazlık takım ısmarladı."- R. H. Karay.

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

GENİŞ Nedir?


1 . Eni çok olan, enli, vâsi: "Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu."- P. Safa.
2 . Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı: "Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi."- O. C. Kaygılı.
3 . Bol (elbise).
4 . Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro: "Geniş anlamlı."- .
5 . mecaz Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat: "Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu."- A. İlhan.
6 . mecaz Çok: "Geniş iş alanları sağlandı."- .

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GÖRÜŞ Nedir?


1 . Görme işi.
2 . Gözle bir şeyi algılama yetisi.
3 . Cezaevi ve hastanede yapılan ziyaret.
4 . mecaz Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir.
5 . mecaz Benzerlerinden ayıran özellik, konsept.

GÖRÜŞME Nedir?

Görüşmek işi, mülakat, müzakere.

İLERİ Nedir?


1 . Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geri karşıtı.
2 . Bir şeyin ulaşılacak yönü: "Yolun ilerisi düz."- .
3 . Henüz gelmemiş zaman, gelecek, sonra.
4 . sıfat Önde bulunan: "İleri karakol. İleri hat."- .
5 . sıfat Doğrusundan daha çok gösteren (saat): "Saat beş dakika ileridir."- .
6 . sıfat, mecaz Benzerlerini geride bırakmış: "İleri fikirler."- .
7 . zarf Öne doğru, ileri doğru: "Masayı biraz ileri çekelim."- .
8 . ünlem "Amaca doğru durmadan yürü" anlamında bir seslenme sözü: "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!"- Atatürk.
9 . spor Temel duruşta ayak uçlarının gösterdiği yön.

KARŞILIKLI Nedir?


1 . İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil: "Karşılıklı yardım. Karşılıklı saygı."- .
2 . Birbirine karşı bulunan: "Salıncağın üzerinde karşılıklı ayakta duran kızlar, fıldır fıldır dönüyorlardı."- O. C. Kaygılı.
3 . zarf Birbirlerine karşılık olarak: "Çevredeki halk ise iki olmuş, bir kısmı satana, öbürü alana yardım ediyor; karşılıklı bağrışıyorlar."- R. H. Karay.
4 . zarf Birbiriyle ilgili olarak.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KONUŞ Nedir?


1 . Konma işi.
2 . askerlik Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.
3 . coğrafya Konum.

KONUŞMA Nedir?


1 . Konuşmak işi: "Gecenin sessizliğini bozan bu gürültülü konuşmaların uğultusu yukarı katlara genişleyerek, sağırlaşarak çıkmaya başladı."- M. Ş. Esendal.
2 . Görüşme, danışma, müzakere.
3 . Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılan söyleşi, konferans: "Bu konuşmaya nihayet verirken okumak terbiyesinden bahsetmek lazımdır."- Y. K. Beyatlı.

KONUŞMAK Nedir?


1 . Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak: "Çocuk daha konuşamıyor."- .
2 . (-i, -den) Belli bir konudan söz etmek: "Mehmet yedi yaşındayken anasıyla konuştuklarından fazla bir şey konuşmazdı."- H. E. Adıvar.
3 . (nsz, -le) Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek: "İşten sonra Nuruosmaniye'deki İkbal kahvesinde arkadaşlarla şiir ve edebiyat konuşuyoruz."- F. R. Atay.
4 . Söylev vermek, konuşma yapmak.
5 . Konuşma dili olarak kullanmak: "Türkçeyi çok iyi konuşuyor."- .
6 . Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak: "Dilsizler el işaretleriyle konuşur."- .
7 . (-le) İlişki kurmak veya ilişkiyi sürdürmek: "Üst kattakilerle konuşuyoruz."- .
8 . Flört etmek.
9 . Dargın bulunmamak.
10 . Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak. 1
1 . Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek. 1
2 . mecaz Becermek, uzman gibi yapabilmek: "Fokstrotta uzun boylu konuşamam."- M. Yesari. 1
3 . mecaz Geçerli olmak, etkin olmak: "Yasaların yerine yumruklar konuştu."- . 1
4 . teklifsiz konuşmada Şık ve zarif görünmek: "Bluzun konuşuyor."- .

KONUŞU Nedir?

Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı, kolokyum.

MÜZAKERE Nedir?


1 . Bir konuyla ilgili fikir alışverişinde bulunma, oylaşma: "Cumhuriyet ilanına karar vermek için Ankara'da bulunan bütün arkadaşlarımı davete ve onlarla müzakere ve münakaşaya asla lüzum ve ihtiyaç görmedim."- Atatürk.
2 . Sözlü sınav.
3 . Etüt, mütalaa.

SOHBET Nedir?


1 - Dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirme, söyleşi, yarenlik,°hasbıhal.
2 - Söyleşi2.

SORU Nedir?


1 . Bir şey öğrenmek için birine yöneltilen ve karşılık gerektiren söz veya yazı, sual: "Minicik ellerini uzatarak bu taş nedir, diyen sorusu hâlâ hatırımızda!"- O. S. Orhon.
2 . Bir öğrenciye sınavda yöneltilen söz veya yazı, sual.

SORUN Nedir?


1 . Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem.
2 . mecaz Sıkıntı veren durum, dert.

SÜRME Nedir?


1 . Sürmek işi.
2 . Kapı kanadını içeriden kapama, dolap kapağını yerinde tutma vb. işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen sistem, sürgü: "Kapıyı kapadı. Üstünde anahtar ve sürme yoktu."- P. Safa.
3 . Masa ve dolapta küçük çekmece.
4 . sıfat Sürülerek kullanılan: "Sürme kapı. Sürme kapak."- . Birleşik Sözler sürme iskele http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=sürme iskele&EskiSoz=sürme&GeriDon=2 iç sürme http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=iç sürme&EskiSoz=sürme&GeriDon=2 kökten sürme http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=kökten sürme&EskiSoz=sürme&GeriDon=2 top sürme http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=top sürme&EskiSoz=sürme&GeriDon=2 sürme (II) isim Kirpik diplerine sürülen siyah boya, sürme, is: "Genç güzel aşçı kadının kirpiklerinde sürme, parmaklarında kına yoktu."- A. Gündüz.

SÜRMEK Nedir?


1 - Yönetip yürütmek, °sevk etmek.
2 - Önüne katıp götürmek.
3 - Uzatmak, ileri doğru itmek.
4 - Dokundurmak, değdirmek.
5 - Oturduğu, bulunduğu yer ya da ülkeden ceza olarak başka bir yer ya da ülkeye göndermek, °nefyetmek.
6 - Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak ya da dökmek,serpmek.
7 - Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak.
8 - Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak.
9 - Herhangi bir durum içinde bulunmak.
10 - Pulluk ya da sabanla toprağı işlemek. 1
1 - Olmaya devam etmek. 1
2 - Zaman geçmek. 1
3 - Zaman almak. 1
4 - Yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek. 1
5 - (Özne olarak iç ya da karın sözcüklerini aldığında) Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak.

ÜZERİNDE Nedir?


1 . Üstünde: "Donanan minareler sanki yolun üzerinde yakılan meşalelerdir."- R. E. Ünaydın.
2 . ... ile ilgili, üzerine: "Hacı Ömer'in hatırı için gecelerce başımı soğuk su ile ıslatarak kitaplar üzerinde çalıştım."- R. N. Güntekin.

ZAMAN Nedir?


1 . Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit: "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."- Ö. Seyfettin.
2 . Bu sürenin belirli bir parçası, vakit: "Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir."- A. İlhan.
3 . Belirlenmiş olan an.
4 . Çağ, mevsim: "Gül zamanı. Çocukluk zamanı."- .
5 . Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit.
6 . Dönem, devir: "Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi."- H. Taner.
7 . Bir süre ile ilgili durum ve şartlar: "Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."- H. Taner.
8 . gök bilimi Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram.
9 . dil bilgisi Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı: "Geldi, gelmiş, geliyor, gelecek, gelir."- .
10 . jeoloji Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.

E G K M R Ö Ü Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Görüşmek,

7 Harfli Kelimeler

Görüşme,

6 Harfli Kelimeler

Görkem, Görmek, Görmüş,

5 Harfli Kelimeler

Gömük, Gömüş, Görme, Görüm, Görüş, Güreş, Kömür, Kömüş, Örmek, Ürkme, Üşmek,

4 Harfli Kelimeler

Gömü, Göre, Görk, Görü, Grek, Güme, Güre, Köre, Köşe, Krem, Kreş, Küme, Küre, Meşk, Müge, Ömür, Örek, Örge, Örgü, Örme, Örük, Örüm, Örüş, Öşür, Ürem, Üşme,

3 Harfli Kelimeler

Ekü, Erg, Erk, Gem, Gök, Güm, Gür, Kem, Ker, Keş, Kör, Kür, Öge, Öke, Örk, Örü, Şek, Şem, Şer, Üre,

2 Harfli Kelimeler

Ek, Em, Er, Eş, Ge, Ke, Me, Re, Şe,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.