GÖLGELENDİRMEK (TDK)


1 . Gölge etmek, gölgeli yapmak: "Saçları alnına dökülmüş, kirpikleri yanaklarını gölgelendirmişti."- A. İlhan.
2 . mecaz Bulandırmak, bozmak.
3 . halk ağzında Dinlendirmek: "Bir gün Kezban koyunlarını gölgelendirdiği ormanın alanından geçen bir adama rast geldi."- Ö. Seyfettin.

Gölgelendirmek kelimesi baş harfi G son harfi K olan bir kelime. Başında G sonunda K olan kelimenin birinci harfi G , ikinci harfi Ö , üçüncü harfi L , dördüncü harfi G , beşinci harfi E , altıncı harfi L , yedinci harfi E , sekizinci harfi N , dokuzuncu harfi D , onuncu harfi İ , onbirinci harfi R , onikinci harfi M , onüçüncü harfi E , ondördüncü harfi K . Başı G sonu K olan 14 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ADAM Nedir?


1 . İnsan.
2 . Erkek kişi, kadın karşıtı: "İyi bir adam isterse, babası da verirse varacak."- M. Ş. Esendal.
3 . Birinin yanında ve işinde bulunan kimse: "Kendisi gayet kibirli, öfkeli olduğu için hizmetçileri ve adamları korkarlar."- K. Tahir.
4 . Birinin yararlandığı, kullandığı kimse: "Hemen hepsi para çevrelerinin adamlarıydı."- C. Meriç.
5 . Birinin sözünü dinleyen, nazını çeken kimse, kayırıcı: "O benim adamımdır, hiçbir ricamı geri çevirmez."- .
6 . Görevli kimse: "Artık şunları toplatsak, dedi, kavasa söyleseniz de bir adam buluverse."- R. H. Karay.
7 . İyi huylu, güvenilir kimse: "Amcam, güngörmüş bir adamdı."- R. N. Güntekin.
8 . Bir alanda derin bilgisi olan kimse: "Bir sanatçının, bilim adamının düşünmek için bol zamana ihtiyacı vardır."- H. Taner.
9 . Bir alanı benimseyen kimse.
10 . ünlem Bir şeyin önemsenmediği anlatılmak istendiğinde kullanılan söz: "Adam, vazgeç!"- . 1
1 . halk ağzında Eş, koca.

ALAN Nedir?


1 . Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha.
2 . Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran.
3 . Yüz ölçümü.
4 . Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılan geniş yer.
5 . mecaz Bir çalışma çevresi: "Sanat kapalı bir alan değildir; sanat eseri herkes için, bütün toplum için yaratılır."- N. Ataç.
6 . fizik İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası: "Yer çekimi alanı. Mıknatıs alanı. Elektrik alanı."- .
7 . sinema, TV (***) Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü.
8 . spor Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha.

BOZMA Nedir?


1 . Bozmak işi.
2 . sıfat Biçimi ve kullanılışı değiştirilmiş: "Büyükçe bir ahırdan bozma sinema salonu hâlâ gübre kokuyordu."- E. Bener.

BOZMAK Nedir?


1 - Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek.
2 - Bir yerin, bir şeyin düzenini bozmak, karıştırmak.
3 - Sağlığına dokunmak, zarar vermek.
4 - (Soyut şeyler için) Kötü duruma getirmek.
5 - Geçersiz bir duruma getirmek.
6 - Bir ilişkiyi, bağı koparmak.
7 - Büyük parayı ufak birimlere ayırmak.
8 - Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak ya da sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek.
9 - Bozguna uğratmak, yenmek, ºmağlup etmek.
10 - Altını paraya çevirmek, bozdurmak. 1
1 - Bağ ya da bostanın son ürününü toplamak. 1
2 - Kızlığını, bakireliğini gidermek. 1
3 - Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. 1
4 - Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. 1
5 - Bırakmak, dağıtmak.

BULANDIRMAK Nedir?


1 . Bulanmasına yol açmak, bulanmasını sağlamak: "Biz bile kendimizi en sadık bir aynada görmek istesek nefesimizin buğusu aynamızı bulandırır."- A. Ş. Hisar.
2 . (-e), mecaz İki veya daha çok şeyi birbirlerinden fark edilmeyecek bir biçimde karıştırmak: "Acaba beyaza bulanmış kalastan mı, şüphesi tekrar zihnini bulandırdı."- Ö. Seyfettin.

DİNLENDİRMEK Nedir?


1 . Dinlenmesini sağlamak.
2 . Durulmaya bırakmak.
3 . Tarlayı nadasa bırakmak: "Tarlayı dinlendirmek."- .
4 . halk ağzında Yanan lamba, ateş vb.ni söndürmek.

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

GEÇEN Nedir?

Bir önceki (hafta, ay, yaz, kış vb.): "Yine bir gün o kızı geçen yıl gördüğü incirlikte bir daha gördü."- O. C. Kaygılı.

GÖLGE Nedir?


1 . Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık: "Etrafına gölge salmayan, yemiş vermeyen hangi kütük baltadan kurtulur?"- H. E. Adıvar.
2 . Güneş ışınlarından korunacak yer: "Sakın kesme, gölgesinde yorgun çiftçi dinlensin."- M. Ş. Esendal.
3 . Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet: "Pencereden dışarıya bir gölge çıktı, arkasından seğirttiler."- A. Gündüz.
4 . Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk.
5 . Röfle.
6 . Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan: "Gölge başkan. Gölge kabine."- .
7 . mecaz Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse.
8 . mecaz Koruma, kayırma himaye: "Onun gölgesi altında yaşıyor."- .

GÖLGELİ Nedir?


1 . Gölge altında olan.
2 . mecaz Nitelik ve ayrıntıları iyice bilinmeyen.

HALK Nedir?


1 . Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk: "Türk halkı."- .
2 . Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu: "Yahudi halkı."- .
3 . Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri: "Bağımsız Devletler Topluluğunun halkları."- .
4 . Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin.
5 . Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık.

İLHAN Nedir?


1 . İmparator.
2 . İran Moğollarında hükümdarın unvanı.

KİRPİ Nedir?

Kirpigillerden, uzunluğu 25-
30 cm olan, sırtı dikenlerle kaplı memeli hayvan (Erinaceus europaeus).

KİRPİK Nedir?


1 - Gözkapağının kenarındaki kıllar ya da bu kıllardan her biri.
2 - Tüy gibi küçük ve ince uzantı ya da uzantılar.

KOYU Nedir?


1 . Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı: "Koyu pekmez. Koyu süt."- .
2 . Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı: "Oturduğu yerden Boğaziçi'nin koyu mavi gecesinde bir balıkçı kayığı kayıp gidiyordu."- H. E. Adıvar.
3 . bilişim Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi.
4 . mecaz Aşırı (davranış, düşünce vb.): "Daha eski zamanda koyu bir Türkçe taraftarıymış."- A. Ş. Hisar.
5 . mecaz Derin, hararetli: "Koyu bir sohbet."- .

KOYUN Nedir?


1 . Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries).
2 . mecaz Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

ORMAN Nedir?


1 . Ağaçlarla örtülü geniş alan: "Bitmez tükenmez bir orman, bir çalılık içinde gidiyorduk."- M. Ş. Esendal.
2 . Bu ağaçların bütünü.

RAST Nedir?


1 . Doğru, düzgün.
2 . isim Tesadüf.
3 . isim Atılan şey hedefi vurma.

YANAK Nedir?


1 . Yüzün göz, kulak ve burun arasındaki bölümü: "Dedim dilber yanakların kızarmış / Dedi çiçek taktım gül yarasıdır."- Âşık Ömer.
2 . Lastik tekerlekli taşıtlarda lastiğin jant ile yere temas eden bölümü arasında kalan yan yüzeyi.

YAPMA Nedir?


1 . Yapmak işi: "Ham ağaçları evcile çeviririm, aşı yapmayı bilirim, budamayı bilirim."- N. Araz.
2 . sıfat Doğadaki şeylere benzetilerek insan eliyle yapılmış, yapay, suni, sahici karşıtı: "Eliyle bahçenin dökme taştan yapma mağaralarından birini göstererek..."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . sıfat Yapmacık: "Fakat fazla içliliği erkekliğe yakıştıramadığından kendini her zaman yapma bir sertliğin arkasına gizlerdi."- H. Taner.

YAPMAK Nedir?


1 . Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek: "Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır."- Ç. Altan.
2 . (nsz) Olmasına yol açmak: "Durgun sular sıtma yapar."- .
3 . (nsz) Yol almak.
4 . Onarmak, tamir etmek: "Bozulan saatimi saatçi yaptı."- .
5 . (nsz) Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek: "Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım."- R. H. Karay.
6 . Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek: "Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu."- S. M. Alus.
7 . (nsz) Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek: "Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım."- R. H. Karay.
8 . Düzenli bir duruma getirmek: "Yatak yapmak. Yolu yaptılar."- .
9 . (nsz) Üretmek: "Ayakkabı yapmak."- .
10 . (nsz) Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak: "Koşu yapmak. Sarsıntı yapmak."- . 1
1 . Zarara yol açmak. 1
2 . Etkili olmak. 1
3 . (nsz) Salgılamak, çıkarmak: "Tükürük bezleri tükürük yapar."- . 1
4 . (-e) Dışkı çıkarmak: "Çocuk, altına yapmış."- . 1
5 . Gerçekleştirmek: "İlk ve ortaöğrenimini Anadolu'da yapmıştır."- Y. Z. Ortaç. 1
6 . Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek: "Ben adamı ne yaparım biliyor musun?"- . 1
7 . (-i, -e) Evlendirmek: "Bu kızı sana yapacağız."- . 1
8 . (yardımcı fiil) Bir durum yaratmak: "Fırının harlı ateşi yanaklarını pembe pembe yapmıştı."- N. Araz. 1
9 . (yardımcı fiil) Edinmek, sahip olmak: "Servet yapmak. Altın yapmak."- .
20 . (yardımcı fiil) Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek: "Onu da Üsküdar'daki ambar memuru yapmak suretiyle daireden uzaklaştırdı."- H. Taner. 2
1 . (nsz) Davranmak, hareket etmek: "İyi yapmıyorsunuz, çocuğu çok azarlıyorsunuz. Uyumuş gibi yapmak."- . 2
2 . (nsz) Olmak: "Bu kış çok soğuk yaptı."- .

YAPMAK Nedir?


1 - Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek.
2 - Olmasına yol açmak.
3 - Bir işle uğraşmak, °meşgul olmak.
4 - Onarmak, °tamir etmek.
5 - (Birincisi -i'li, ikincisi eksiz olarak aynı nesne, iki kez yinelendiğinde)Gerçek nitetiğini vermek.
6 - Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak.
7 - Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği eyleme dönüştürmek, yaratmak, gerçekleştirmek.
8 - Düzenli bir duruma getirmek.
9 - Üretmek.
10 - Bir devinime başlamak ya da bir devinimle uğraşmak. 1
1 - Zarara yol açmak. 1
2 - Etkili olmak. 1
3 - Salgılamak, çıkarmak. 1
4 - Dışkı çıkarmak. 1
5 - Gerçekleştirmek. 1
6 - (Tehdityollu) Birini herhangi bir duruma düşürmek. 1
7 - Evlendirmek. 1
8 - (Ad soylu bir sözcükle birlikte) Bir durum yaratmak. 1
9 - Edinmek, iyesi olmak.
20 - Bir kimseye bir meslek kazandırmak; yetiştirmek. 2
1 - Davranmak, hareket etmek. 2
2 - Olmak. 2
3 - Sağlamak. 2
4 - Yol almak.

D E E E G G K L L M N R Ö İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

14 Harfli Kelimeler

Gölgelendirmek,

13 Harfli Kelimeler

Gölgelendirme,

11 Harfli Kelimeler

Dirgenlemek, Gölgelenmek, Gönderilmek,

10 Harfli Kelimeler

Delilenmek, Direnlemek, Dirgenleme, Erginlemek, Girenlemek, Gölgelemek, Gölgelenme, Gönderilme, Körlemeden,

9 Harfli Kelimeler

Delegelik, Delilenme, Derlenmek, Dillenmek, Direnleme, Döllenmek, Dönelemek, Egemenlik, Erginleme, Gelenekli, Gerdellik, Gerilemek, Girenleme, Gölgeleme, Göllenmek, Göndermek, Görenekli, İlerlemek, İrdelemek, Kredileme, Nikelleme, Önerilmek, Örnekleme,

8 Harfli Kelimeler

Delinmek, Delirmek, Dengelem, Dengelik, Denilmek, Denkleme, Derilmek, Derlemek, Derlenme, Diklenme, Dilenmek, Dillenme, Dinelmek, Dinlemek, Direnmek, Döllemek, Döllenme, Döneleme, Dönelmek, Eklemeli, Ellenmek, Enikleme, Erdenlik, Ergenlik, Gedilmek, Gelinmek, Genellik, Genelmek, Gerileme, Gerilmek, Gerinmek, Gidermek, Gökdelen, Gölermek, Gölgelik, Göllemek, Göllenme, Gömlekli, Gönderge, Gönderim,

7 Harfli Kelimeler

Delinme, Delirme, Denemek, Dengeli, Denilme, Denklem, Derilme, Derleme, Dikelme, Dilemek, Dilenme, Dinelme, Dinleme, Diremek, Direnme, Dölleme, Dönelme, Dönmeli, Edilgen, Edilmek, Edinmek, Eklemli, Eklenme, Elenmek, Ellemek, Ellenme, Endemik, Engelli, Engerek, Erdemli, Ergimek, Erinmek, Ermenek, Gedilme, Gelenek, Gelinme, Gemerek, Genelge, Genelme, Gerekli,

6 Harfli Kelimeler

Delege, Delmek, Demlik, Deneme, Denmek, Dereke, Dereli, Derken, Derlem, Dermek, Dernek, Dikgen, Dikmen, Dileme, Dillek, Dilmek, Dinmek, Direme, Dirgen, Döngel, Dönmek, Edilme, Edinme, Edirne, Egemen, Ekilme, Ekleme, Eldeli, Elemek, Elemge, Elemli, Elenme, Elleme, Emekli, Enemek, Ergene, Ergime, Erigen, Erimek, Erinme,

5 Harfli Kelimeler

Delgi, Delik, Delil, Delme, Demek, Demin, Demir, Demli, Denek, Denge, Denim, Denli, Denme, Dergi, Derik, Derin, Derme, Dikel, Diken, Dikme, Dilek, Dilme, Dinek, Dinme, Direk, Diren, Döger, Dökme, Dölek, Dönek, Dönel, Dönem, Döner, Dönme, Eklem, Ekler, Elden, Eleme, Elgin, Ellik,

4 Harfli Kelimeler

Deli, Delk, Deme, Deni, Denk, Dere, Deri, Derk, Dine, Dink, Dren, Eder, Edik, Edim, Ekim, Ekin, Ekli, Ekme, Elde, Elek, Elem, Elik, Elim, Elli, Emek, Emel, Emen, Emik, Emin, Emir, Enek, Enik, Enir, Enli, Erek, Eren, Ergi, Erik, Eril, Erim,

3 Harfli Kelimeler

Dek, Dem, Dik, Dil, Din, Döl, Ede, Edi, Ege, Eke, Elk, Erg, Erk, Gem, Gen, Gök, Göl, Gön, Gri, İde, İle, İlk, Kel, Kem, Ker, Kil, Kim, Kin, Kir, Kör, Lig, Lim, Lir, Lök, Men, Mil, Mir, Nem, Nim, Öge,

2 Harfli Kelimeler

De, Ek, El, Em, En, Er, Ge, İl, İm, İn, Ke, Ki, Le, Me, Mi, Ne, Öd, Ön, Re,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.