FİLİZ (TDK)

Yeni sürmüş körpe ve küçük dal veya yaprak, sürgün: "Yeşil çeltik filizleri bir parmak uzunluktaydı."- Y. Kemal.

Filiz kelimesi baş harfi F son harfi Z olan bir kelime. Başında F sonunda Z olan kelimenin birinci harfi F , ikinci harfi İ , üçüncü harfi L , dördüncü harfi İ , beşinci harfi Z . Başı F sonu Z olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ÇELTİK Nedir?

Kabuğu ayıklanmamış pirinç.

FİLİZ Nedir?

Yeni sürmüş körpe ve küçük dal veya yaprak, sürgün: "Yeşil çeltik filizleri bir parmak uzunluktaydı."- Y. Kemal.

KEMAL Nedir?


1 - Bilgi ve erdem bakımından olgunluk, yetkinlik, erginlik, eksiksizlik.
2 - En yüksek değer.

KÖRPE Nedir?


1 . Dalından yeni koparılmış, tazeliği üstünde, daha büyümemiş (bitki), kart karşıtı: "Körpe fidan."- .
2 . Çok genç (kimse): "Köşedeki masada körpe, ötekinde olgun birer hoş kadın..."- R. H. Karay.
3 . Yavruluktan henüz çıkmış (hayvan): "Kaplan ve yılan, körpe ceylan hayaliyle gözlerini kapadılar."- H. E. Adıvar.
4 . mecaz Genç, hoş, güzel: "Bir vakitler, Mahinur'un körpe rayihasıyla doldurduğu odalar şimdi boş ve sahipsiz."- H. Taner.
5 . mecaz Henüz bozulmamış, yıpranmamış.

KÜÇÜK Nedir?


1 . Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse.
2 . Küçük abdest.
3 . sıfat Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı: "Bir aralık başımın üstünde kartaldan küçük, atmacadan büyük yırtıcı kuşlardan birinin döndüğünü gördüm."- M. Ş. Esendal.
4 . sıfat Yaşı daha az olan: "Ortanca ve küçük ablalar ... beni, arabanın beklediği sokağa indirdiler."- R. N. Güntekin.
5 . sıfat Niceliği az olan: "Kimseden en küçük bir alaka görmüyordum."- S. F. Abasıyanık.
6 . sıfat Niteliği aşağı olan, bayağı: "Küçük adam."- .
7 . sıfat Geri aşamada: "Küçük bir memur."- .
8 . sıfat Değersiz, önemsiz: "Bu iyi temiz, sıhhatli, küçük insanların uykusu bambaşka bir şey."- S. F. Abasıyanık.
9 . sıfat Kısık, parlak olmayan (ses): "Küçük, tatlı bir sesle kovboy şarkıları söyledi."- R. H. Karay.

PARMAK Nedir?


1 . İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri: "Uzun, sinirli parmakları locanın kenarında uzanmış, boksörün kulağını koparıyordu."- R. N. Güntekin.
2 . sıfat Eni bu organ kadar olan: "Değneği iki parmak kısaltmalı."- .
3 . sıfat Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan: "Bir parmak bal."- .
4 . Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri.
5 . matematik İnç.
6 . mecaz Bir işe karışmış olma ilgisi: "Bu işte onun parmağı var."- .
7 . eskimiş Arşının yirmi dörtte biri.

SÜRGÜ Nedir?


1 . Kapının kapanması için arkasına yatay olarak yerleştirilen demir veya ağaç kol, tırkaz, sürme.
2 . Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan veya ağaç kütüğünden tarım aracı, tapan.
3 . Sıvayı bastırıp düzeltmek için kullanılan büyük mala.
4 . Hastanın büyük ve küçük abdestini yapabilmesi için altına sürülen kap.
5 . Çoğu kez bölümlere ayrılmış bir çubuk üzerinde veya bir cetvelin, bir kumpasın ortasına açılmış bir oluk içinde kayabilen sivri uç veya küçük lama.

SÜRGÜN Nedir?


1 . Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse: "Sürgünü yalnız memleket hasreti yıkmaz."- R. H. Karay.
2 . Sürülme işi, nefiy: "Sürgün benim için ölüm gibi bir şey olmuştu."- R. N. Güntekin.
3 . Bir kimsenin sürüldüğü yer: "Sürgünlerde çile dolduruyordu en güzel yaşında."- Y. Z. Ortaç.
4 . Bir bitkide yeni süren filiz.
5 . İshal.

UZUN Nedir?


1 . İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren: "Uzun ince bir yoldayım / Gidiyorum gündüz gece."- Âşık Veysel.
3 . zarf Ayrıntılı, derinlemesine: "Uzun düşündüğünü unuttuğu ve düşüncelerinin yönünü kaybettiği bir anda yemeğe çağırdılar."- H. E. Adıvar.

UZUNLUK Nedir?


1 . Bir şeyin bir uçtan öbür uca kadar olan uzaklığı.
2 . matematik İki nokta arasındaki yer aralığının ölçümü, tul.
3 . Bir yüzeyin iki temel boyutundan en büyük olanı, boy, en karşıtı: "Üç buçuk metre uzunluğunda bir kalas bul, getir."- H. R. Gürpınar.
4 . Yazının, sözün kapsam yönünden genişliği.
5 . Süre yönünden uzun olma durumu.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPRAK Nedir?


1 . Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler: "Dökülmüş yapraklar, bozulmuş bağlar / Bülbülün konduğu dallar perişan."- Karacaoğlan.
2 . bitki bilimi Sarma yapılan asma yaprağı.
3 . Börek, baklava vb. şeylerde yufka: "Bu baklavada elli yaprak var."- .
4 . Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak: "Takvimin kapak yaprağını ve günlük yapraklarını kolayca çevirdim."- R. H. Karay.
5 . Kat kat ayrılabilen şeylerde kat: "Mermer yaprağı."- .
6 . Eni 50 cm, boyu 7
5 cm olan bayrak ölçüsü.
7 . eskimiş Birkaç parça eklenerek yapılan şeylerde her parça: "Beş yapraktan bir yelken. Eteğin arka yaprağı."- .

YENİ Nedir?


1 . Kullanılmamış olan, eski karşıtı: "Yeni giysi. Yeni ayakkabı."- .
2 . Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan: "Yeni haber. Yeni moda."- .
3 . En son edinilen: "Yeni eve taşındık."- .
4 . İşe henüz başlamış: "Yeni öğrenci. Yeni asker."- .
5 . O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan: "Yeni bir buluş. Yeni bir düşünce."- .
6 . Tanınmayan, bilinmeyen: "Yeni imzalara rastlıyoruz."- .
7 . Daha öncekilerden farklı olan: "Yeni ihtiyaçlarımız var."- .
8 . zarf Biraz önce, çok zaman geçmeden: "Yeni tanıştığım orman uzmanları çok nazik ve kibar insanlardı."- Ç. Altan.

F L Z İ İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Filiz,

4 Harfli Kelimeler

Fiil,

3 Harfli Kelimeler

Fil, Lif, Zil,

2 Harfli Kelimeler

İl, İz,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.