FANİLA (TDK)


1 . Genellikle ince pamuk ipliğinden dokunmuş, ten üzerine giyilen iç çamaşırı: "Nihat'ı birkaç fanila ile sımsıkı giydirerek bitişik odada, karyolaya oturttu."- P. Safa.
2 . sıfat Yumuşak yünden örülmüş veya dokunmuş, hafif ve gevşek (kumaş): "Fanila örtü."- .

Fanila kelimesi baş harfi F son harfi A olan bir kelime. Başında F sonunda A olan kelimenin birinci harfi F , ikinci harfi A , üçüncü harfi N , dördüncü harfi İ , beşinci harfi L , altıncı harfi A . Başı F sonu A olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BİRKAÇ Nedir?


1 - Çok olmayan, az sayıda, az.
2 - Az sayıda kimse.

BİTİŞİK Nedir?


1 . Yandaki ev, komşu.
2 . sıfat Birbirine dokunacak kadar yakınlaşmış veya yan yana olan: "Mutfaktan bir yuvarlak gümüş tepsi içinde, cezveyi, fincanları, bitişik şeker ve kahve hokkasını getirdi."- A. İlhan.
3 . sıfat Yandaki: "Bitişik odada yatan hasta bakıcı gürültüden uyanarak yanımıza geldi."- R. N. Güntekin.

ÇAMAŞIR Nedir?


1 . İç giysisi: "Çamaşırı ile yarı açık duran bacakları kan içindeydi."- M. Ş. Esendal.
2 . Kirli eşyaları yıkama işi: "Artık benim gündelikle çamaşıra, ortalık temizlemeye gitmemden başka çare kalmadı."- H. E. Adıvar.

DOKU Nedir?


1 . Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç.
2 . mecaz Bir bütünün yapısı ve özelliği.

FANİLA Nedir?


1 . Genellikle ince pamuk ipliğinden dokunmuş, ten üzerine giyilen iç çamaşırı: "Nihat'ı birkaç fanila ile sımsıkı giydirerek bitişik odada, karyolaya oturttu."- P. Safa.
2 . sıfat Yumuşak yünden örülmüş veya dokunmuş, hafif ve gevşek (kumaş): "Fanila örtü."- .

GENELLİKLE Nedir?

Genel olarak, büyük bir çoğunlukla, çoğu kez, çoğunlukla, çoklukla, ekseri, ekseriya, ekseriyetle, umumiyetle: "Türkler genellikle konukseverdir."- .

GEVŞEK Nedir?


1 . Sıkı veya gergin olmayan, gevşemiş olan: "Bizim dost, gevşek kravatıyla, çözük yakasını şöyle bir okşadı."- Ç. Altan.
2 . mecaz Cansız, hareketsiz, iradesiz.
3 . zarf, mecaz İlgisiz, kayıtsız bir biçimde: "Bu konuda gevşek davranırsanız periler diyarına akla gelmeyecek sevimsiz bir yoldan gitmek de var."- B. R. Eyuboğlu.

HAFİF Nedir?


1 . Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı.
2 . Güç veya yorucu olmayan, kolay: "Hafif bir iş."- .
3 . Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa: "Hafif bir kadın."- .
4 . Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek): "Onlar da akşam yemeğini pek hafif yerlerdi."- S. F. Abasıyanık.
5 . Kalınlığı veya yoğunluğu az olan: "Dışarıda yanan lambanın aydınlığıyla burası hafif bir karanlık içindeydi."- M. Ş. Esendal.
6 . Etkisi az olan, sert karşıtı: "Hafif bir içki."- .
7 . Önemli olmayan: "Hafif bir ceza."- .
8 . Çabuk uyanılan (uyku): "Uykusu çok hafiftir."- .
9 . Çok dik olmayan (sırt, yokuş): "Hafif bir meyilden indik."- H. R. Gürpınar.
10 . Gücü az olan, belli belirsiz: "Kaskatı kesilmiş vücudu, suyun hafif akıntısına uyarak yavaş yavaş uzaklaştı."- R. N. Güntekin. 1
1 . Sıkıntısız, ferah, rahat: "Kendimi bugün çok hafif hissediyorum."- .

İNCE Nedir?


1 . Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı: "İnce minare. İnce değnek. İnce kitap."- .
2 . Zayıf: "Sarışın, kuru, ince bir kadındı."- Y. K. Beyatlı.
3 . Taneleri ufak, iri karşıtı: "İnce un. İnce kum."- .
4 . Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı: "İnce nakış."- .
5 . Ayrıntılı: "Bugün temizlikçi geliyor. Şöyle ince bir temizliğe..."- T. Uyar.
6 . Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).
7 . Tiz (ses), pes karşıtı: "İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi."- R. N. Güntekin.
8 . Hafif, gücü az: "Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir."- S. F. Abasıyanık.
9 . mecaz İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı: "Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı."- R. N. Güntekin.
10 . mecaz Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı: "Dostum şair, yazar Sabahattin Teoman, yazdığı ince bir mektupla durumu düzeltiyor."- .

KARYOLA Nedir?

Üzerine yatak konulup yatılan tahta veya metal ev eşyası: "Babam, karyolasında, arkası üstü, upuzun yatıyordu."- Y. Z. Ortaç.

ÖRTÜ Nedir?


1 . Örtmek için kullanılan şey, vualet: "Hekim, hastanın üstündeki örtüyü açtı."- M. Ş. Esendal.
2 . Yapılarda çatı, dam.

PAMUK Nedir?


1 . Ebegümecigillerden, koza biçimindeki meyvesi üç, dört, beş dilimli olan, sıcak bölgelerde yetişen tarım bitkisi (Gossypium).
2 . Bu bitkinin tohumlarının çevresinde oluşmuş ince, yumuşak tellerin adı.
3 . Bu tellerin işlenmiş biçimi: "Yaraya pamuk koydu."- .
4 . sıfat Bu bitkinin işlenmiş biçiminden yapılmış: "Pamuk iplik. Pamuk bez."- .
5 . Yere serili halı, kilim vb. yaygıların üzerinde oluşan, uçuşabilen toz kümecikleri, hav.

SAFA Nedir?

bakınız sefa.

SIFAT Nedir?


1 - Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal ya da hukuksal bakımdan yeri ve özelliği.
2 - Yüz, kılık ve dış görünüş.
3 - Bir adı, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten sözcük, önad.

SIMSIKI Nedir?


1 . Çok sıkı: "Etrafa dökülüyor bahanesiyle saçlarını sımsıkı bir yemeni ile bağlarlar."- Ö. Seyfettin.
2 . zarf Çok sıkı olarak, sıkı bir biçimde: "Artık onu sımsıkı sarıyorlarmış gibi bunaltan duvarlar, o kilitli kapılar yoktu."- P. Safa.

ÜZERİNE Nedir?


1 . Üstüne.
2 . Hakkında: "Dil üzerine bir yazı."- .
3 . ...-den dolayı: "Onun gelmesi üzerine ortalık düzeldi. Bu söz üzerine herkes rahat etti."- .
4 . ...-den sonra: "Bunca hazırlık üzerine yola çıkmamak insanı üzer."- .

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YUMUŞAK Nedir?


1 . Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı: "Pamuk yumuşaktır."- .
2 . Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı: "Yaş dallar yumuşak olur. Yumuşak kumaş."- .
3 . Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran: "... yumuşak lepiska saçlarına amiyane bir perişanlık gelmişti."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . Kolaylıkla işlenebilen: "Uzun gagasını yumuşak topraklara sokar, otların kökündeki yaşlığı emerek yaşarmış."- M. Ş. Esendal.
5 . Kolay çiğnenen, kolay kesilen: "Yumuşak ekmek."- .
6 . Ilıman (iklim), sert karşıtı: "Yumuşak iklim. Yumuşak hava."- .
7 . mecaz Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal.
8 . mecaz Okşayıcı, tatlı, hoş: "Gözleri yan aralık, kirpiklerinin arasından bana her zamanki yumuşak, tatlı, sonsuz şefkatiyle bakıyor."- Y. Z. Ortaç.
9 . mecaz Sessiz, hafif: "Onun içinde mutlaka sönüp yanan gizli yumuşak ışıklarla fosforlu bir parıldayış vardır."- A. Ş. Hisar.
10 . dil bilgisi Ötümlü.

A A F L N İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Fanila,

5 Harfli Kelimeler

Falan, Filan, Final, Nafia,

4 Harfli Kelimeler

Afal, Alan, Alfa, Anal, Anif, Faal, Fail, Fani, İfna, İlan, İnal, Lain, Nafi, Naif, Nail,

3 Harfli Kelimeler

Afi, Ala, Ali, Ana, Ani, Fal, Fan, Fil, Fin, İfa, İla, Laf, Lan, Lif, Nal,

2 Harfli Kelimeler

Af, Al, An, Fa, İl, İn, La,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.