FIŞKIRMAK (TDK)


1 . Gaz veya sıvılar bir yerden basınç etkisiyle yukarıya doğru birdenbire ve hızla çıkmak: "Suya en başköşeyi ayırmalarının nedeni de iyi suyun, hemen hemen memleketimizin dört bucağından fışkırmasıdır."- S. Birsel.
2 . Bitkiler toplu hâlde, gür olarak yetişmek: "Kaldırım taşları arasından fışkırmış otların bütün sokağı bürüyeceği muhakkak!"- Y. Z. Ortaç.
3 . mecaz Bir şey bir yerde bol bol görülmek: "Ölümsüzlerden fışkıran ışık, karanlıkları bir anda dağıttı."- C. Meriç.

Fışkırmak kelimesi baş harfi F son harfi K olan bir kelime. Başında F sonunda K olan kelimenin birinci harfi F , ikinci harfi I , üçüncü harfi Ş , dördüncü harfi K , beşinci harfi I , altıncı harfi R , yedinci harfi M , sekizinci harfi A , dokuzuncu harfi K . Başı F sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AYIRMA Nedir?

Ayırmak işi: "Yapılabilecek şeylerle yapılamayacakları daha ilk anda ayırmasını biliyordu."- T. Buğra.

BASINÇ Nedir?

Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düşen miktarı, tazyik: "Gazların içinde kapalı oldukları kabın her yönüne doğru basınçları vardır."- .

BAŞKÖŞE Nedir?

Bir yerde en saygın kişinin veya büyüklerin oturması için ayrılan yer, tör: "Suya en başköşeyi ayırmalarının nedeni de iyi suyun, hemen hemen memleketimizin dört bucağından fışkırmasıdır."- S. Birsel.

BİRDENBİRE Nedir?

Ansızın: "Birdenbire bulunduğumuz odanın kapısı açılıverdi."- S. F. Abasıyanık.

BİTKİ Nedir?

Bulunduğu yere kökleriyle tutunup gelişen, döl veren ve hayatını tamamladıktan sonra kuruyarak varlığı sona eren, yosun, ot, ağaç vb. canlıların genel adı, nebat.

BÜTÜN Nedir?


1 . Eksiksiz, tam: "Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede."- N. Cumalı.
2 . Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi: "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Bozuk olmayan (para): "Bütün para."- .
4 . Parçalanmamış.
5 . isim Birlik, tamlık: "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder."- O. V. Kanık.

ÇIKMA Nedir?


1 . Çıkmak işi.
2 . Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.
3 . Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak.
4 . Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, derkenar.
5 . Desteklemek amacıyla verilen para.
6 . sıfat Çıkmış: "Saraydan çıkma İstanbul eşyalarını görünce bunların hakikatine inanmak lazım geldiğini anlamış."- A. Ş. Hisar.
7 . sıfat Eski, kullanılmış: "Çıkma jant."- .

ÇIKMAK Nedir?


1 - İçeriden dışarıya varmak, gitmek.
2 - Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek.
3 - Bir meslek ya da bilim kurumunda okuyup sınavını vererek yetişmiş olmak, mezun olmak.
4 - Ayrılmak, ilgisini kesmek.
5 - Süresi dolunca ayrılmak.
6 - Yapılmak, yürümek.
7 - Yetişecek ölçüde olmak.
8 - Eksilmek.
9 - Sonuca ulaşmak.
10 - Sıyrılmak, ayrılmak. 1
1 - Harcama zorunda kalmak. 1
2 - Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. 1
3 - Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. 1
4 - Bir şeyin yukarısına varmak ya da yükselmek. 1
5 - Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. 1
6 - İş için, yetkili birini orununda görmek. 1
7 - Talihine ya da payına düşmek, isabet etmek, vurmak. 1
8 - Gitmek, koyulmak. 1
9 - Bir konu yetkililerce karara bağlanmak.
20 - Birdenbire görünmek. 2
1 - Mal olmak.

DOĞRU Nedir?


1 . Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
2 . Gerçek, yalan olmayan: "Doğru haber."- .
3 . Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun: "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur."- A. Gündüz.
4 . isim Gerçek, hakikat: "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz."- N. Ataç.
5 . isim, matematik İki nokta arasındaki en kısa çizgi: "İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."- .
6 . zarf Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde: "Çocuk doğru okudu."- .
7 . zarf Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
8 . zarf Yakın, yakınlarında: "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu."- F. R. Atay.
9 . edat Karşı yönünce: "Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
10 . mecaz Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu.

DÖRT Nedir?


1 . Dört sayısının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 4, IV rakamlarının adı.
3 . sıfat Üçten bir artık.

ETKİ Nedir?


1 . Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir: "Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor."- H. Taner.
2 . Bir etken veya bir sebebin sonucu: "Tokadın etkisi kötü oldu."- .
3 . mecaz Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim: "Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu."- T. Buğra.

FIŞKI Nedir?

Atgillerin taze dışkısı.

FIŞKIRMA Nedir?


1 . Fışkırmak işi.
2 . gök bilimi Güneş yüzeyinden uzaya sıcak gaz kütlelerinin fırlaması.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GÖRÜLME Nedir?

Görülmek işi.

GÖRÜLMEK Nedir?


1 . Göz yardımıyla bir şey, bir varlık algılanmak, seçilmek.
2 . Gereken iş yapılmış olmak: "İşimiz kolayca görüldü."- .
3 . Bir şeyin bulunduğu anlaşılmak, karşılaşılmak, rastlanmak: "Yıllarca görülmemiş bir dostu kucaklar gibi hemşiresini öptü."- P. Safa.

HEMEN Nedir?


1 . Çabucak.
2 . Aşağı yukarı: "Hayır, yalnız ben değilim onu beğenmeyen, sevmeyen, hemen kimse beğenmiyor o şairi, sevmiyor."- N. Ataç.
3 . Yalnız, sadece.

HIZLA Nedir?

Çabucak: "Dar ve sapa yollardan hızla yürümeye çalışıyorduk."- A. H. Tanpınar.

IŞIK Nedir?


1 . Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk: "Okuyabilmek için kapıdaki ışık yeterli değildi."- H. E. Adıvar.
2 . Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç: "Buraya bir ışık getirin."- .
3 . Aydınlanmak için kullanılan elektrik: "On ikide ışıklar söndü."- .
4 . mecaz Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı: "Bütün gözlerden manalı ışıklar sıçrıyordu."- P. Safa.
5 . mecaz Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb: "Sevgili Behçet Necatigil şiirimizin vazgeçilmez ışıklarından biri olarak ayrıldı aramızdan."- N. Cumalı.
6 . fizik Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KARANLIK Nedir?


1 . Işık olmama durumu: "Biz, karanlığın içinde ilerliyoruz."- H. Taner.
2 . mecaz Üzüntü, sıkıntı, perişanlık: "Demiştim ya; bütün memleketi bir yas karanlığı kaplamıştı."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . sıfat Işığı olmayan, bütünü veya bir parçası ışıktan yoksun olan.
4 . sıfat, mecaz Yasalara, töreye uygun olmayan: "Bu karanlık işlerin hesabını sorarlar."- M. Ş. Esendal.
5 . sıfat, mecaz Gereğince anlaşılıp bilinemeyen, ne olacağı, sonu belli olmayan (durum): "Bu kadar karışık ve karanlık bir mevzuda neye istinaden, hangi ... teşhis konulabilir?"- A. Ş. Hisar.
6 . sıfat, mecaz Karışık.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MEMLEKET Nedir?


1 - Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, ülke.
2 - Bir kimsenin doğup büyüdüğü yer, yurt.
3 - İklim ve üretim bakımından ele alınan bölge.
4 - Bir ülkede yaşayan bireylerin tümü.

MERİ Nedir?

Geçerli: "Fethi Bey hükûmeti, meri olan bu maddeyi tatbik ettiği için kürsüden izahat vermek ıstırarında kalıyor."- Y. K. Beyatlı.

MUHAKKAK Nedir?


1 - Doğruluğu, gerçekliği kesin olarak bilinen, gerçekliği kesinleşmiş.
2 - Herhalde, ne olursa olsun, kesinlikle.

NEDEN Nedir?


1 . Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep: "İzmir'in işgali faciası, özel nedenlerden, onu ayrıca ilgilendiriyor."- A. İlhan.
2 . zarf Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin: "Biz şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz?"- H. Taner.
3 . felsefe Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet.

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

ORTAÇ Nedir?

Sıfat-fiil.

SIVI Nedir?

Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

TOPLU Nedir?


1 . Topu olan: "Toplu tabanca."- .
2 . Hepsi bir arada bulunan, toplanmış: "Yol, toplu yaşamanın doğurduğu bir gereksinmeyi karşılamak için yapılır."- N. Cumalı.
3 . Birlikte yapılan, kombine.
4 . Düzenlenmiş, dağınık olmayan: "Toplu bir oda."- .
5 . Topunu, tamamını, bütününü içine alan: "Toplu bir bakış."- .
6 . Vücutça dolgun.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YETİ Nedir?


1 . İnsanda bulunan, bir şey yapabilme yeteneği, meleke: "Aklımız fikrimiz hep insanda, yetilerimizi var gücümüzle çoğaltıp onun rahatlığına çalışıyoruz."- A. Erhat.
2 . ruh bilimi Bellek, usa vurma, algılama veya imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri, meleke.

YETİŞME Nedir?

Yetişmek işi.

YETİŞMEK Nedir?


1 . Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak: "Gâvur Ali kahvedeki cemaate hiçbir şey söylemeden küçük çobanla uzaklaştı, bir nefeste ağıla yetişti."- Ö. Seyfettin.
2 . Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak: "Bu giysi yarına yetişmeli."- .
3 . Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak: "Öteki tünelle gelseler de vapura yetişeceklerini bilirlerdi."- A. Ş. Hisar.
4 . Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak: "Kadınlar, derme çatma ayakkabılarıyla onlara zor yetişebiliyorlardı."- Y. K. Karaosmanoğlu.
5 . Değmek, uzanıp dokunabilmek: "Ben o dala yetişemem. Bu ip kuyunun dibine yetişmez."- .
6 . Vakit bulmak, yapabilmek: "Ben bu kadar işe yetişemem."- .
7 . (nsz) Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek: "Bu para yetişir. Bu yemek hepimize yetişir."- .
8 . Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak: "Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm."- P. Safa.
9 . (nsz) Üremek, büyümek, olmak: "Şu Marmara kıyılarında o sene bol meyve yetişmişti."- S. F. Abasıyanık.
10 . (-de) Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek: "İşte bu kadronun içinde yetişecektim ben."- Y. Z. Ortaç. 1
1 . İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek. 1
2 . Yardım etmek, yardımına koşmak: "Tam o sırada talih imdadıma yetişti."- R. H. Karay.

YUKARI Nedir?


1 . Bir şeyin üst bölümü, fevk, aşağı karşıtı.
2 . mecaz Yetkili kimse: "Emir yukarıdan, çaresiz kaldık."- .
3 . sıfat Benzerleri arasında üstte bulunan: "Yukarı kat."- .
4 . sıfat, mecaz Aşama, sınıf, makam bakımından ileride olan: "O bizden yukarı sınıftandı."- .
5 . zarf Üst tarafa, üstteki kata, üste, yükseğe, yukarıya: "Yukarı, kocasının odasına çıktı."- M. Ş. Esendal.

A F I I K K M R Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Fışkırmak,

8 Harfli Kelimeler

Fışkırma, Kırışmak,

7 Harfli Kelimeler

Karışık, Karışım, Kırışma, Şımarık,

6 Harfli Kelimeler

Işımak, Karmık, Kırkım, Kırkma, Kırmak, Maşrık,

5 Harfli Kelimeler

Aşırı, Fıkra, Fırka, Fışkı, Irmak, Işıma, Kakım, Kakış, Kamış, Karık, Karış, Karşı, Kaşık, Kırık, Kırım, Kırkı, Kırma, Kışır, Rakım, Şarkı, Şırak,

4 Harfli Kelimeler

Akım, Akış, Arık, Arış, Aşık, Aşım, Fakr, Fark, Frak, Irak, Işık, Işkı, Karı, Kırk, Mark, Marş, Rakı, Şark, Şıra,

3 Harfli Kelimeler

Akı, Arı, Ark, Arş, Aşı, Aşk, Fak, Far, Faş, Fır, Ira, Irk, Kak, Kam, Kar, Kaş, Kır, Kış, Maş, Raf, Ram, Şak, Şık,

2 Harfli Kelimeler

Af, Ak, Am, Ar, Aş, Fa, Ra,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.