ESMER (TDK)


1 . Siyaha çalan buğday rengi.
2 . Kurşuni renk: "Sazlı köyü ayaklandığı zaman gökyüzü daha esmerdi."- T. Buğra.
3 . sıfat Bu renkte olan.
4 . sıfat Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan (kimse), yağız: "Üzülüyor ama üzüntüsü, kızının esmer güzeli olmasına..."- S. F. Abasıyanık.

Esmer kelimesi baş harfi E son harfi R olan bir kelime. Başında E sonunda R olan kelimenin birinci harfi E , ikinci harfi S , üçüncü harfi M , dördüncü harfi E , beşinci harfi R . Başı E sonu R olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AYAK Nedir?


1 . Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü.
2 . Bacak.
3 . Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri: "İskemlenin bir ayağı kırık. Bu köprünün dört ayağı var."- .
4 . Vücudun belden aşağı bölümü: "Ayağına bir pantolon çekti."- .
5 . Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi: "Senin ayağınla köye akşama kadar varamayız."- .
6 . Basamak.
7 . Fut.
8 . Futun küpü alınarak hesaplanan değer.
9 . halk ağzında Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste.
10 . eskimiş Yarım arşın veya 30,
5 cm uzunluğundaki ölçü birimi, kadem. 1
1 . coğrafya Göl ayağı. 1
2 . edebiyat Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. 1
3 . edebiyat Halk edebiyatında uyak: "Mânicilerin kafa yormadan buldukları ayaklar Cenap'ı şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükler."- S. Birsel. 1
4 . matematik Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta: "Dikme ayağı."- . 1
5 . spor Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. 1
6 . spor Altılı ganyanda yer alan her bir koşu.

BUĞDAY Nedir?


1 . Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum): "Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda?"- F. R. Atay.
2 . Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi.

BUĞRA Nedir?

Erkek deve, iki hörgüçlü deve, buğur.

ÇALA Nedir?

Belli adlardan önce gelerek eyleme bağlanır ve adla ilgili bir çabukluk, süreklilik, dikkatsizlik anlamı katar.

DAHA Nedir?


1 . Şimdiye kadar, henüz: "Daha kimse gelmemiş. Daha bir saat olmadı."- .
2 . Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak: "Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım."- P. Safa.
3 . Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz: "Daha kötüsü treni de kaçırdık."- .
4 . Bundan başka, bunun dışında: "Daha çiçekleri de sulayacağım."- H. Taner.

ESMER Nedir?


1 . Siyaha çalan buğday rengi.
2 . Kurşuni renk: "Sazlı köyü ayaklandığı zaman gökyüzü daha esmerdi."- T. Buğra.
3 . sıfat Bu renkte olan.
4 . sıfat Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan (kimse), yağız: "Üzülüyor ama üzüntüsü, kızının esmer güzeli olmasına..."- S. F. Abasıyanık.

GÖKYÜZÜ Nedir?

Göğün görünen yüzeyi, °sema.

GÜZEL Nedir?


1 . Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı: "Güzel kız. Güzel çiçek."- . "Yalının en güzel odası bizimdi."- .
2 . İyi, hoş: "Güzel şey canım, milletvekili olmak!"- Ç. Altan.
3 . Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran: "Güzel bir fırsat."- .
4 . Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran: "Güzel duygular. Güzel hareketler."- .
5 . Görgü kurallarına uygun olan.
6 . Sakin, hoş (hava): "Güzel bir gece."- .
7 . Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı: "Güzel vaatler."- .
8 . Pek iyi, doğru: "Güzel güzel amma!"- .
9 . isim Güzel kız veya kadın.
10 . isim Güzellik kraliçesi. 1
1 . zarf Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde: "Güzel konuştu."- . 1
2 . zarf Adamakıllı, şiddetli: ": Karıkoca bu kuzu yüzünden güzel bir kavga ettiler"- Ö. Seyfettin.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KOYU Nedir?


1 . Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı: "Koyu pekmez. Koyu süt."- .
2 . Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı: "Oturduğu yerden Boğaziçi'nin koyu mavi gecesinde bir balıkçı kayığı kayıp gidiyordu."- H. E. Adıvar.
3 . bilişim Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi.
4 . mecaz Aşırı (davranış, düşünce vb.): "Daha eski zamanda koyu bir Türkçe taraftarıymış."- A. Ş. Hisar.
5 . mecaz Derin, hararetli: "Koyu bir sohbet."- .

KURŞUNİ Nedir?


1 . Koyu kül rengi, kurşun rengi.
2 . sıfat Bu renkte olan: "Herkesin gözünde koyu, kurşuni, nihayetsiz bir yas dumanı vardı."- H. E. Adıvar.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

RENK Nedir?


1 - Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum.
2 - Nitelik.

SIFAT Nedir?


1 - Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal ya da hukuksal bakımdan yeri ve özelliği.
2 - Yüz, kılık ve dış görünüş.
3 - Bir adı, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten sözcük, önad.

SİYA Nedir?

Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme.

SİYAH Nedir?


1 . Kara (II), ak, beyaz karşıtı: "İri siyah gözlerini kalın kaşlarıyla beraber kaldırdı."- Ö. Seyfettin.
2 . sıfat, mecaz Bu renkte olan: "Siyah ekmek."- .
3 . Baskıda başka harflerden daha kalın görünen harf türü.

ÜZÜNTÜ Nedir?

Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür: "Sesinde bir üzüntü hatta bir sitem sezdim."- A. Gündüz.

YAĞI Nedir?

Düşman, hasım: "Yağı basar, uğru çapar, tek başıma barınamam, ölürüm."- M. Ş. Esendal.

YAĞIZ Nedir?


1 . Esmer: "Yağız ve kuvvetli, analarının ardı sıra dokuzar onar gürbüz çocuk koşar."- Halikarnas Balıkçısı.
2 . Siyah: "Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı."- F. N. Çamlıbel.
3 . halk ağzında Yiğit: "Bunu o ilk zamanlardaki yağız savaşçı havasıyla dedi."- A. İlhan.

ZAMAN Nedir?


1 . Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit: "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."- Ö. Seyfettin.
2 . Bu sürenin belirli bir parçası, vakit: "Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir."- A. İlhan.
3 . Belirlenmiş olan an.
4 . Çağ, mevsim: "Gül zamanı. Çocukluk zamanı."- .
5 . Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit.
6 . Dönem, devir: "Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi."- H. Taner.
7 . Bir süre ile ilgili durum ve şartlar: "Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."- H. Taner.
8 . gök bilimi Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram.
9 . dil bilgisi Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı: "Geldi, gelmiş, geliyor, gelecek, gelir."- .
10 . jeoloji Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.

E E M R S Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Esmer, Meres, Semer, Serme,

4 Harfli Kelimeler

Erme, Eser, Esme, Esre, Seme, Sere,

3 Harfli Kelimeler

Sem, Ser,

2 Harfli Kelimeler

Em, Er, Es, Me, Re, Se,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.