EĞLENMEK (TDK)


1 . Neşeli, hoşça vakit geçirmek: "Aklıma ne kadar kötü şeyler hücum ederse o kadar eğleniyorum."- S. F. Abasıyanık.
2 . (-le) Bir kimsenin herhangi bir kusuru veya zayıf noktası ile alay etmek: "Yalnız bunları sordu ve inan ki benimle eğlendi."- M. Ş. Esendal.
3 . Bir yerde durmak, beklemek, tevakkuf etmek: "Yemen'e gönderilirken Beyrut'ta bir hafta eğlenmiş hem şehri görmüş hem de Cebel köylerinde gezintiler yapmıştı."- R. H. Karay.
4 . Oyalanmak.

Eğlenmek kelimesi baş harfi E son harfi K olan bir kelime. Başında E sonunda K olan kelimenin birinci harfi E , ikinci harfi Ğ , üçüncü harfi L , dördüncü harfi E , beşinci harfi N , altıncı harfi M , yedinci harfi E , sekizinci harfi K . Başı E sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALAY Nedir?


1 . Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk: "Düğün alayı. Fener alayı."- .
2 . Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej.
3 . askerlik Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu: "Topçu alayı."- .

BEKLEME Nedir?

Beklemek işi: "Pencere kapandıktan sonra aynı hareketsizlik ve bekleme devam etti."- N. S. Örik.

BEKLEMEK Nedir?


1 . Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak: "Arkadaki tramvaylar dizi olmuş, bekliyorlardı."- H. Taner.
2 . (-i) Süre tanımak, acele etmemek: "Demin orada oturdum, senin uyanma saatini bekledim."- R. H. Karay.
3 . (-i) Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek: "Eşyayı beklemek. Tutukluları beklemek."- .
4 . Ummak: "Nikâhtan bu kadar keramet bekleme!"- P. Safa.
5 . Karşılaşma ihtimali bulunmak: "Sabri gittikten sonra Basire, ondan gebe kalmış olmaktan korkarak bekledi."- M. Ş. Esendal.
6 . Aramak, istemek: "Bu tecrübeli deniz kurdunun muhakkak bir beklediği var."- F. F. Tülbentçi.
7 . Oyalanmak.

BUNLAR Nedir?

Bu zamirinin çokluk biçimi: "Bunlar, diyorum, bu saydığım şeyler nedir?"- M. Ş. Esendal.

CEBEL Nedir?


1 . Sahipsiz, boş toprak.
2 . Ekilmemiş tarla, ekime elverişli olmayan yer. cebel (II) isim, eskimiş Arapça cebel Dağ.

DURMA Nedir?


1 . Durmak işi.
2 . Eğleşme, eğlenme, tevakkuf.

DURMAK Nedir?


1 - Devimsiz kalmak, yürümez olmak.
2 - İşlemez olmak, çalışmamak.
3 - Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, ºtevakkuf etmek.
4 - Dinmek, kesilmek.
5 - Varlığını sürdürmek.
6 - Var olmak.
7 - Beklemek, dikilmek.
8 - Yaşamak.
9 - Birisinin malı olarak bulunmak ya da o malla ilişkisi olmak.
10 - Kalmak. 1
1 - Hareketsiz, eylemsiz durumda olmak. 1
2 - Bir yerde olmak ya da bulunmak. 1
3 - Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. 1
4 - (Olumsuz biçimiyle) Ara vermeden, sürekli olarak. 1
5 - Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. 1
6 - Kök ya da gövdeleri sonuna -e (-a) eki almış eylemsilerle ya da çekimli bir eylemle süreklilik bildiren birleşik eylemler oluşturur.

EDER Nedir?

Fiyat, paha, değer: "Bu kitabın ederi ne kadar?"- .

EĞLENİ Nedir?

İnce alay.

ESEN Nedir?

Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

GEÇİRME Nedir?

Geçirmek işi: "Esaretimin geri kalan müddetini bu ümitle geçirmeye başladım."- A. Mithat.

GEÇİRMEK Nedir?


1 . Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak.
2 . (-e) Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek: "Kalanımızı peşine takarak Murat suyunun karşı kıyısına geçirdi."- K. Bilbaşar.
3 . (-i, -e) Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek: "Odanın eşyasını öbür odaya geçirmek."- .
4 . (-i, -e) Tespit etmek, yazmak, kaydetmek: "Merkez, kadının dosyasına vefat kaydını geçirdi."- R. H. Karay.
5 . (-i, -e) Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak: "Yem torbalarını hayvanların boyunlarına geçirdikten sonra arkadaşına sordu."- O. C. Kaygılı.
6 . (-i, -e) Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek: "Arkadaşımı geçirmeye gittim."- .
7 . (-i, -de) Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak: "Kocan için geceyi evden dışarıda geçirmek fırsatını sen kendin temin et."- H. C. Yalçın.
8 . (-e, nsz) Giymek, giyinmek: "Sırtına pembe, kolları tamamen çıplak bir bluz geçirmişti."- S. F. Abasıyanık.
9 . (-den) Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak: "Kılıçtan geçirmek. Dayaktan geçirmek."- .
10 . (-i, -den) Herhangi bir durumu yaşamış olmak: "Ne yapar ne eder, günde iki üç saatini at üstünde geçirirdi."- N. Cumalı. 1
1 . Etmek, yapmak. 1
2 . (-i, -e) Hastalık bulaştırmak: "Nezleyi bana geçirdin."- . 1
3 . (-le) Zaman harcamak: "Benim bu işlerle geçirecek vaktim yok."- . 1
4 . Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak.

GEZİ Nedir?


1 . Ülkeler veya şehirler arasında yapılan uzun yolculuk, seyahat.
2 . Gezmek, görmek, eğlenmek amacıyla yapılan yolculuk.
3 . Gezilip hava alınacak yer.
4 . Gezinti yeri: "İnönü gezisi. Taksim gezisi."- .

GEZİNTİ Nedir?


1 . Uzak olmayan bir yere yapılan gezi, tenezzüh: "O civarın bütün ahalisi oralara yayılarak akşamları gezinti yapmaktadırlar."- A. Rasim.
2 . Kale duvarlarının iç tarafında kuleleri birbirine bağlayan dar yol.
3 . müzik Bir çalgıyla belli bir parça çalmaksızın ezgiler çıkarma işi.
4 . halk ağzında Evlerde oda kapılarının açıldığı aralık, koridor.
5 . halk ağzında Sofa, balkon.

GÖNDER Nedir?


1 . Bayrak direği.
2 . Üvendire.
3 . halk ağzında Kayık ve yelkenli gemilere yön vermeye yarayan, ucunda metal olan ağaç sopa.

GÖNDERİ Nedir?


1 . Bir yerden bir yere özellikle posta ile gönderilen paket, telgraf, mektup vb.
2 . halk ağzında Yolcu etme, uğurlama.

HAFTA Nedir?

Birbiri ardınca gelen yedi günlük dönem.

HERHANGİ Nedir?

Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.

HOŞÇA Nedir?


1 . Hoş bir biçimde olan.
2 . zarf (ho'şça) Hoş olarak, iyice, güzelce: "Bir hayli seneler hoşça yaşadıktan sonra, böyle bir yerde, güzel bir hava intihap ederek ölmüş..."- M. Ş. Esendal.

HÜCUM Nedir?


1 . Saldırı: "Bizdik o hücumun bütün aşkıyla kanatlı / Bizdik o sabah ilk atılan safta yüz atlı."- Y. K. Beyatlı.
2 . Üşüşme, bir yere toplanma.
3 . ünlem "İleri" anlamında kullanılan bir seslenme sözü.
4 . mecaz Sert eleştiri: "Sözleri gazetelerin hücumuna yol açtı."- .
5 . spor Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılan akın, hamle.

İNAN Nedir?


1 . İnanmak işi.
2 . Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme: "... kendi paylarına düşen fedakârlığı, devlet, millet uğrunda inanla, güvenle, umutla bir daha tazeliyorlardı."- R. E. Ünaydın.
3 . Tanrı'ya duyulan sınırsız inanış, iman, itikat.

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KİMSE Nedir?

Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi: "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum."- N. Cumalı.

KÖTÜ Nedir?


1 . İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı: "Kötü bir kalem."- .
2 . Zararlı, tehlikeli: "Kötü adam."- .
3 . Korku, endişe veren: "Yabancının bu kötü kasdına yalnız azmimizle karşı koyduk."- R. E. Ünaydın.
4 . Kaba ve kırıcı: "Kızına söylemedik kötü lakırtı bırakmamış."- M. Ş. Esendal.
5 . Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan.
6 . zarf Aşırı, çok: "Kız, oğlana kötü tutuldu."- .

KUSUR Nedir?


1 - Eksiklik, noksan, °nakısa: Kişi kendi kusurunu bile düzeltebilir .
2 - Özür, sakatlık, aksaklık.
3 - Bilerek ya da bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmamak.
4 - Elverişsiz durum.
5 - Bir şeyden artan kısım, üst, °küsur.

NEŞE Nedir?


1 . Mutlu olmaktan doğan ve dışa vurulan sevinç, şetaret: "Zaferin bütün neşesi bu ihtiyarda idi."- F. R. Atay.
2 . Hafif sarhoşluk, çakırkeyif olma.

NEŞELİ Nedir?


1 . Sevinçli, keyifli, şen, pürneşe: "Bugün ne kadar iyi, ne kadar neşeli olduğumu görüyor musunuz?"- R. N. Güntekin.
2 . zarf Sevinçli, keyifli, şen bir biçimde: "Onu o kadar neşeli karşıladı ki hemen keyfi yerine geldi."- P. Safa.

NOKTA Nedir?


1 . Çok küçük boyutlarda işaret, benek.
2 . Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret.
3 . Yer: "Köşkten çıktık ve bahçenin her noktasını uzun uzun durup konuşarak dolaştık."- A. Haşim.
4 . Konu, konu ile ilgili önemli bölüm: "Genç adam, o noktada alaka uyandırıcı bir şey keşfetmiş gibiydi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
5 . Nöbetçi bulunan yer: "Orada polis noktası var."- .
6 . Nöbetçi, gözcü, bekçi: "O yokuşun başındaki küçücük karakolun her gece çıkardığı noktayı unutuyorsunuz."- Ö. Seyfettin.
7 . mecaz Sınır, derece, radde: "Savaşın gerçekleşme noktasına yaklaştığı sırada..."- .
8 . dil bilgisi Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.).
9 . matematik Hiçbir boyutu olmayan işaret.
10 . spor Orta nokta.

OYALANMA Nedir?

Oyalanmak işi.

OYALANMAK Nedir?


1 . Oyalama işine konu olmak: "Ormanda çiçek toplamak için oyalanan kızı beklemeye başladı."- T. Buğra.
2 . Boşuna zaman harcamak.
3 . Vakit geçirmek: "Bazen kahvelerde oyalandıktan sonra eve dönerdik."- N. Cumalı.
4 . Beklemek.

TEVAKKUF Nedir?


1 . Durma, duraklama, eğleşme.
2 . Bağlı olma, ilgili olma.

VAKİT Nedir?


1 - Zaman.
2 - Bir işe ayrılmış ya da bir iş için alışılmış saatler.
3 - Çağ.
4 - Geçim, para bakımından olanak.
5 - Saptanmış olan zaman.
6 - Zaman anlatan sözcüklere belirtilen durumunda gelince "iken" anlamını verir.
7 - Ettiği, edeceği biçimindeki ortaçlardan sonra getirilerek zaman belirteçleriyapılır.
8 - Olanak, fırsat.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

ZAYIF Nedir?


1 . Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan): "Uzun boylu, zayıf, ellilik bir hanım."- S. M. Alus.
2 . Görevini yapacak yeterli gücü olmayan: "Zayıf bir ordu. Gözleri zayıf."- .
3 . mecaz Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan: "Zayıf bir yapı."- .
4 . mecaz Önemli, güvenilir olmayan: "Zayıf bir bilgi."- .
5 . mecaz Çok az: "Zayıf bir ihtimal."- .
6 . Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan: "Radyoda uzak bir istasyonun zayıf sesini duydu. Zayıf ışık."- .
7 . isim Başarısızlığı gösteren not.
8 . mecaz Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz: "Zayıf bir öğretmen."- .
9 . mecaz Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan: "Zayıf ve uydurma bir âşık bu cevaba karşı perişan olurdu."- A. Gündüz.

E E E K L M N Ğ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Eğlenmek,

7 Harfli Kelimeler

Eğlemek, Eğlenme, Eklenme, Elenmek,

6 Harfli Kelimeler

Eğleme, Ekleme, Elemek, Elenme, Enemek, Keleme, Meleke,

5 Harfli Kelimeler

Eğlek, Eğmek, Eklem, Eleme, Elmek, Eneme, Enlem, Kelem, Leğen, Melek,

4 Harfli Kelimeler

Eğme, Ekme, Elek, Elem, Emek, Emel, Emen, Enek, Kele, Keme, Kene, Leke, Meke,

3 Harfli Kelimeler

Eğe, Eke, Elk, Kel, Kem, Men, Nem,

2 Harfli Kelimeler

Ek, El, Em, En, Ke, Le, Me, Ne,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.