DULDA (TDK)


1 . Yağmur, güneş ve rüzgârın etkileyemediği gizli, kuytu yer, siper: "Demirkır, güney tepelerinin duldalarına çektiği atları gece yarısına doğru yeniden ovaya indirdi."- A. Sayar.
2 . mecaz Esirgeme, koruma, himaye: "Yiğit duldasında yiğit saklanır."- Karacaoğlan.

Dulda kelimesi baş harfi D son harfi A olan bir kelime. Başında D sonunda A olan kelimenin birinci harfi D , ikinci harfi U , üçüncü harfi L , dördüncü harfi D , beşinci harfi A . Başı D sonu A olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

DOĞRU Nedir?


1 . Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
2 . Gerçek, yalan olmayan: "Doğru haber."- .
3 . Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun: "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur."- A. Gündüz.
4 . isim Gerçek, hakikat: "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz."- N. Ataç.
5 . isim, matematik İki nokta arasındaki en kısa çizgi: "İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."- .
6 . zarf Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde: "Çocuk doğru okudu."- .
7 . zarf Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
8 . zarf Yakın, yakınlarında: "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu."- F. R. Atay.
9 . edat Karşı yönünce: "Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
10 . mecaz Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu.

DULDA Nedir?


1 . Yağmur, güneş ve rüzgârın etkileyemediği gizli, kuytu yer, siper: "Demirkır, güney tepelerinin duldalarına çektiği atları gece yarısına doğru yeniden ovaya indirdi."- A. Sayar.
2 . mecaz Esirgeme, koruma, himaye: "Yiğit duldasında yiğit saklanır."- Karacaoğlan.

ESİR Nedir?


1 . Tutsak.
2 . Köle.
3 . mecaz Bir düşünceye veya bir kimseye körü körüne bağlı olan kimse: "Onun güzelliğinin esiri oldular."- .

ESİRGEME Nedir?

Esirgemek işi, koruma, himaye, vikaye.

ETKİ Nedir?


1 . Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir: "Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor."- H. Taner.
2 . Bir etken veya bir sebebin sonucu: "Tokadın etkisi kötü oldu."- .
3 . mecaz Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim: "Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu."- T. Buğra.

GECE Nedir?


1 - Güneş battıktan, gün ağarmaya başlayıncaya dek geçen süre, tün.
2 - Bu sürenin genellikle uykuya ayrılan bölümü.
3 - Eğlence, anma vb. amaçlarla geceleri düzenlenen toplantı.
4 - Gece avlanan, geceleri uyumayan hayvan.
5 - Türlü nedenlerle oluşan karanlık.
6 - Sıkıntılı, zor dönem.

GİZLİ Nedir?


1 . Görünmez, belli olmaz bir durumda olan, edimsel karşıtı: "Gizli kapı. Gizli çekmece."- .
2 . Başkalarından saklanan, duyurulmayan, saklı kalan, mahrem, mestur, nihan: "İki komutan arasında o gün gizli bir anlaşma yapıldığı söylentisi çıkmıştı."- H. Taner.
3 . Niteliği anlaşılmayan, bilinmeyen: "Gizli kuvvetler."- .
4 . zarf Saklı olarak, saklayarak: "Mektubu senden gizli posta kutusuna attım."- M. Yesari.

GÜNEŞ Nedir?


1 . Işık ve ısı veren büyük gök cismi.
2 . Bu gök cisminin yaydığı ışık ve ısı: "Güneş girmeyen eve doktor girer."- .

GÜNEY Nedir?


1 . Solunu doğuya, sağını batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, cenup, kuzey karşıtı: "Konya, Ankara'nın güneyindedir."- .
2 . Güneş gören yer.
3 . Lodos.

HİMAYE Nedir?


1 . Koruma, gözetme, esirgeme, koruyuculuk, gözetim: "Henüz ana himayesine ne kadar muhtaç olduğunu görüyorum."- Y. Z. Ortaç.
2 . Kayırma, elinden tutma.

İNDİ Nedir?

Herkesçe kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan: "Bizden evvelki zamanların tarihleri hep değilse de ekseriyetle indi vesikalara istinat etmiştir."- A. Gündüz.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KARACA Nedir?

Rengi karaya yakın olan, esmer.

KORU Nedir?

Bakımlı küçük orman: "Arkamda çam korularının parça parça neftîleştirdiği yeşil bir dağ."- R. H. Karay.

KORUMA Nedir?


1 . Korumak işi.
2 . Can güvenliğinin tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi saldırılardan korumak üzere görevlendirilmiş kişi, koruma görevlisi.
3 . ekonomi Bankacılık alanında, bir malda veya bir menkulde gelecekte ortaya çıkacak fiyat değişikliklerine karşı korunmak amacıyla vadeli bir sözleşme yapılması.

KUYTU Nedir?


1 . Issız, sessiz ve göze çarpmayan, tenha (yer): "Kahvenin kuytu bir köşesinde, bağıra bağıra konuşuyorlardı."- S. F. Abasıyanık.
2 . Uğrak olmayan, içerlek, sapa (yer): "Dükkân kuytu yerde olduğundan işlemiyor."- .
3 . Güneş ışığı veya rüzgâr almayan (yer).

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

SAYA Nedir?


1 . Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü.
2 . halk ağzında Gebe koyunların karnındaki yavru yüz günlük olduğunda çobanların yaptığı tören.
3 . halk ağzında Yayla ve kırlarda hayvanlar için yapılan üstü samanla örtülü yer.
4 . halk ağzında Kadın giysisi.
5 . halk ağzında İş önlüğü: "Sırtına giymiş sıkma sayayı / Yedeğine almış ağca mayayı."- Halk türküsü.

SİPER Nedir?


1 . Korunulacak, arkasına, altına veya içine girerek saklanılacak yer.
2 . Yağmur, güneş ve rüzgârın etkilemediği gizli, kuytu yer, dulda: "Pencereden güneş yahut rüzgâr gelirse şu siper köşeye kaçacak."- R. H. Karay.
3 . Güneş ve yağmurun etkisinden korunmak amacıyla şapka, kasket vb.nin önüne yapılan çıkıntı, siperlik: "Sabahtan beri çektiği şaraplarla epeyce başı dönen meşhur kumandan tolgasının siperini geri itti."- Ö. Seyfettin.
4 . askerlik Askerlerin savaşta vurulmamaları ve rahat ateş edebilmeleri için kazılmış, üstü açık hendek: "Ateş yağmuru ikinci kat siperleri geçti."- A. Gündüz.
5 . sıfat Kuytu, korunulabilen: "Burası siper bir yerdir."- .

TEPE Nedir?


1 . Bir şeyin en üstteki bölümü: "Pencere önünde dimdik durmuş, kocaman ağaçların tepesine bakıyordunuz."- S. F. Abasıyanık.
2 . Bir yerin, bir nesnenin vb.nin üstü, hizası: "Ekşisu'da trenden indikleri sırada güneş tam tepelerindeydi."- N. Cumalı.
3 . teklifsiz konuşmada Birinin yanı başı, baş ucu: "Tepemde durup canımı sıktı."- .
4 . anatomi Başın üst, kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü: "Güneş sanki yalnız sizin tepenize ışık ve sıcaklık aksettirmeye çalışıyor."- R. H. Karay.
5 . coğrafya Yüksekliği genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi: "Derenin sağ tarafına yükselen tepenin yamaçları daha hafif eğimli, daha genişti."- N. Cumalı.
6 . matematik Çokgende veya çok yüzlüde köşelerden her biri.
7 . matematik İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası.
8 . matematik Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin veya yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri.

YAĞMUR Nedir?


1 . Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet: "Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu."- M. Ş. Esendal.
2 . mecaz Çok ve sık düşen, gelen şey.
3 . mecaz Çokluk, bolluk: "Para yağmuru. Övgü yağmuru."- .

YARI Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf.
2 . Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan: "Yarı yolu aldık. Yarı mesafede."- .
3 . isim Devre arası: "Birinci yarıda dört gol attık."- .
4 . zarf Gereğinden az, tam olmayarak: "Arkasından yarı şaka, yarı sitem ilave ediyor."- A. İlhan.

YENİDEN Nedir?

Gene, yine, bir daha, tekrar: "Yemekhaneye indiğim zaman gönül bulantılarım yeniden teperdi."- Y. K. Karaosmanoğlu.

YİĞİT Nedir?


1 . Delikanlı, genç erkek: "Yiğide ölüm geçine / Al beni zülfün ucuna / Sallanayım tel yerine."- Karacaoğlan.
2 . sıfat Güçlü ve yürekli, kahraman, alp.
3 . sıfat, mecaz Gözü pek, düşüncelerini açıkça söylemekten çekinmeyen (kimse): "O yiğit adamdır, gerçeği söylemekten çekinmez."- .

A D D L U Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Dulda,

3 Harfli Kelimeler

Dal, Dua, Dul, Ula,

2 Harfli Kelimeler

Ad, Al, La,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.