DOĞRULTMAK (TDK)


1 . Doğrulmasını sağlamak, doğru duruma getirmek: "Aralarında bellerini doğrultamayacak kadar yaşlıları da vardı."- T. Buğra.
2 . Düzeltmek: "Yanlışları doğrultmak."- .
3 . Yöneltmek.
4 . halk ağzında Yön bulmak: "Karşıki tepeye bakarak yolu doğrultup geldim."- .
5 . halk ağzında Para sağlamak, kazanmak: "Bütçemizi doğrultur, pansiyoner olmaktan vazgeçeriz."- A. İlhan.

Doğrultmak kelimesi baş harfi D son harfi K olan bir kelime. Başında D sonunda K olan kelimenin birinci harfi D , ikinci harfi O , üçüncü harfi Ğ , dördüncü harfi R , beşinci harfi U , altıncı harfi L , yedinci harfi T , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi A , onuncu harfi K . Başı D sonu K olan 10 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BAKARAK Nedir?

Göre: "Sen onlara bakarak daha anlayışlısın."- .

BUĞRA Nedir?

Erkek deve, iki hörgüçlü deve, buğur.

BULMAK Nedir?


1 - Arayarak ya da aramadan bir şeyle, bir kimseyle karşılaşmak; bir şeyi elde etmek.
2 - Yitirilen bir şeyi yeniden ele geçirmek.
3 - Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, °keşfetmek.
4 - İlk kez yeni bir şey yaratmak, ºicat etmek.
5 - İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak.
6 - Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak.
7 - Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.
8 - Seçmek, uygun saymak.
9 - Sağlamak, ºtemin etmek.
10 - (Kabahat, suç, kusur için) Yüklemek. 1
1 - Erişmek. 1
2 - Cezaya uğramak. 1
3 - Anımsamak, hatırlamak.

DOĞRU Nedir?


1 . Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
2 . Gerçek, yalan olmayan: "Doğru haber."- .
3 . Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun: "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur."- A. Gündüz.
4 . isim Gerçek, hakikat: "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz."- N. Ataç.
5 . isim, matematik İki nokta arasındaki en kısa çizgi: "İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."- .
6 . zarf Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde: "Çocuk doğru okudu."- .
7 . zarf Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
8 . zarf Yakın, yakınlarında: "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu."- F. R. Atay.
9 . edat Karşı yönünce: "Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
10 . mecaz Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu.

DOĞRULTMAK Nedir?


1 . Doğrulmasını sağlamak, doğru duruma getirmek: "Aralarında bellerini doğrultamayacak kadar yaşlıları da vardı."- T. Buğra.
2 . Düzeltmek: "Yanlışları doğrultmak."- .
3 . Yöneltmek.
4 . halk ağzında Yön bulmak: "Karşıki tepeye bakarak yolu doğrultup geldim."- .
5 . halk ağzında Para sağlamak, kazanmak: "Bütçemizi doğrultur, pansiyoner olmaktan vazgeçeriz."- A. İlhan.

DOĞRULTU Nedir?


1 . Yön, istikamet: "Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda ... devletin gözetim ve denetimi altında yapılır."- Anayasa.
2 . Tutulan, izlenen yol.
3 . matematik Paralel olmayan iki sonsuz doğruyu birbirinden ayırt ettiren durum: "Düz gittiği veya geldiği düşünülen bir okun uzayda kalan izi, okun doğrultusunu gösterir."- .
4 . matematik Belli bir sonsuz doğrunun belirttiği tek yol, istikamet.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

DÜZE Nedir?

Doz.

DÜZELTME Nedir?


1 . Düzeltmek işi, tashih.
2 . Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik, ıslahat, reform.
3 . Düzelti.

DÜZELTMEK Nedir?


1 . Düzgün duruma getirmek: "Kirli eşyalarımı paketlere sardım, bavulumu düzelttim."- R. N. Güntekin.
2 . Bozukluğunu gidermek, onarmak.
3 . Yanlıştan kurtarmak, tashih etmek: "Öğleden sonra nüfus kâğıdını getir, kaydını düzeltelim."- B. Felek.

GETİRMEK Nedir?


1 . Gelmesini sağlamak: "Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar."- R. N. Güntekin.
2 . (-de) Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
3 . (-i) Erişmek veya eriştiğini sanmak: "Baharı getirdik."- .
4 . (nsz) İleri sürmek: "Örnek getirmek."- .
5 . (nsz) Sebep olmak, ortaya çıkarmak: "Bu rüzgâr kar getirir."- .
6 . (-i) İletmek, bildirmek: "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi."- O. S. Orhon.
7 . (nsz) Sağlamak: "Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse."- Ö. Seyfettin.
8 . Bir makama atamak veya seçmek.
9 . (yardımcı fiil) Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar: "Ateh getirmek. Nedamet getirmek."- .

HALK Nedir?


1 . Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk: "Türk halkı."- .
2 . Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu: "Yahudi halkı."- .
3 . Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri: "Bağımsız Devletler Topluluğunun halkları."- .
4 . Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin.
5 . Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık.

HALK Nedir?


1 - Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta dil, kültür bağı olan insan topluluğu,insanlar, toplum.
2 - Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu.
3 - Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri.
4 - Belli bir bölgede ya da çevrede yaşayanların tümü.
5 - Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların tümü.
6 - Aydınların dışında kalan topluluk.
7 - Kalabalık, insan topluluğu.

İLHAN Nedir?


1 . İmparator.
2 . İran Moğollarında hükümdarın unvanı.

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

KAZA Nedir?


1 . Can veya mal kaybına, zararına neden olan kötü olay: "Tren kazası."- .
2 . İlçe, kaymakamlık: "Kazada mektepli dişçi olmadığı için onu vilayete götürdüm."- R. N. Güntekin.
3 . din b. (***) Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme.
4 . eskimiş, hukuk Yargı.
5 . eskimiş Kadılık görevi.

KAZAN Nedir?


1 . Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap: "Koca bir kazan patates kaynattık."- A. Gündüz.
2 . Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap: "Kazan patladı."- .

KAZANMA Nedir?

Kazanmak işi, edinme.

KAZANMAK Nedir?


1 . Kazanç sağlamak: "Bu beş lirayı bitirmeden ben para kazanmalıyım."- P. Safa.
2 . (nsz) Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek: "Böyle yazılara hiç cevap vermeyiz ve yazı çok ağırsa dava açarak çok defa kazanırız."- B. Felek.
3 . Çıkmak, isabet etmek.
4 . Edinmek, sahip olmak: "Emniyetlerini kazanmak için bu esrar bir kimya gibi gizli kalmalıdır."- R. N. Güntekin.
5 . (nsz) Tutulmak, yakalanmak: "Huy kazanmak."- . "Dert kazanmak."- .
6 . Kendinden yana çekmek: "Bu genç şairin dostluğunu kazanmak için hiçbir külfete katlanmadım."- M. Ş. Esendal.
7 . (-den) Ele geçirmek, fethetmek, kazanç sağlamak: "Düşmandan yer kazanmak."- .
8 . Yenmek, galip gelmek: "İşte kesin muharebeyi bu manevi kudret kazanacaktır."- R. E. Ünaydın.

PANSİYONER Nedir?

Pansiyonda kalan kimse: "Pansiyoner demek evin içinde bir yabancı demek."- A. İlhan.

PARA Nedir?


1 . Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.
2 . Kazanç: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
3 . eskimiş Kuruşun kırkta biri.

SAĞLAM Nedir?


1 . Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil: "En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı."- F. R. Atay.
2 . Zarar görmemiş, bozulmamış: "Bütün eşya sağlam."- .
3 . Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli: "Kendisi uzun boylu, sağlam, orta yaşlı bir adamdır; ama yıprandığını söylüyor."- M. Ş. Esendal.
4 . Güvenilir: "Sağlam iş. Sağlam para."- .
5 . Gerçek, inanılır bir temeli olan: "Böyle sağlam adı nereden bulacaksın."- M. Ş. Esendal.
6 . zarf, halk ağzında (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak: "Sağlam bu gece perilere karıştım gitti."- H. R. Gürpınar.

SAĞLAMA Nedir?


1 . Sağlamak işi: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.
2 . matematik Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılan kontrol işlemi, mizan.

SAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek: "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık."- H. Taner.
2 . Elde etmek, sahip olmak: "... o sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti."- Y. N. Nayır.
3 . matematik Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. sağlamak (II) (nsz) Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.

TEPE Nedir?


1 . Bir şeyin en üstteki bölümü: "Pencere önünde dimdik durmuş, kocaman ağaçların tepesine bakıyordunuz."- S. F. Abasıyanık.
2 . Bir yerin, bir nesnenin vb.nin üstü, hizası: "Ekşisu'da trenden indikleri sırada güneş tam tepelerindeydi."- N. Cumalı.
3 . teklifsiz konuşmada Birinin yanı başı, baş ucu: "Tepemde durup canımı sıktı."- .
4 . anatomi Başın üst, kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü: "Güneş sanki yalnız sizin tepenize ışık ve sıcaklık aksettirmeye çalışıyor."- R. H. Karay.
5 . coğrafya Yüksekliği genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi: "Derenin sağ tarafına yükselen tepenin yamaçları daha hafif eğimli, daha genişti."- N. Cumalı.
6 . matematik Çokgende veya çok yüzlüde köşelerden her biri.
7 . matematik İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası.
8 . matematik Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin veya yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri.

YAŞLI Nedir?

(Göz için) Yaşla dolmuş.

YÖNELTME Nedir?


1 . Yöneltmek işi, tevcih.
2 . gök bilimi Bir teleskobu veya gözlem aracını bakılacak yıldıza doğru çevirme işi.
3 . eğitim bilimi Öğrencilerin okul yaşamına, izleyecekleri derslere uyumlarını sağlamayı amaçlama, seçecekleri meslekleri yönlendirme işi.

YÖNELTMEK Nedir?


1 . Bir şeye belli bir yön vermek, yönelmesini sağlamak, çevirmek, tevcih etmek.
2 . Birine veya bir şeye doğru bakmak: "Bakışlarını ona yöneltti."- .
3 . Birine bir şey söylemek, tevcih etmek: "Yine ünlü kişiler çeşitli konularda konuşur, ardından dinleyiciler onlara sorular yöneltirlerdi."- H. Taner.

A D K L M O R T U Ğ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

Doğrultmak,

9 Harfli Kelimeler

Doğrulmak, Doğrultma, Doğurtmak,

8 Harfli Kelimeler

Doğrulma, Doğurmak, Doğurtma, Oldurmak,

7 Harfli Kelimeler

Akortlu, Doğurma, Dokutma, Dolukma, Kadrolu, Oldurma, Oturmak,

6 Harfli Kelimeler

Doğmak, Doğram, Dokuma, Dolmak, Durmak, Komuta, Koruma, Kromlu, Kumral, Mağdur, Maktul, Morluk, Morula, Muğlak, Mutlak, Oktrua, Okutma, Oturak, Oturma, Tomruk, Torlak, Torluk,

5 Harfli Kelimeler

Akdut, Akort, Armut, Doğal, Doğma, Doğru, Doğum, Dolak, Dolam, Dolar, Dolma, Dolum, Domur, Doruk, Dorum, Durak, Dural, Durma, Kadro, Komar, Komut, Koral, Kotra, Kumar, Kumla, Kural, Kuram, Kurma, Lokma, Lokum, Lorta, Makro, Maktu, Makul, Marul, Moral, Moruk, Muğla, Murat, Oğlak,

4 Harfli Kelimeler

Akor, Akur, Akut, Alto, Amor, Amut, Aort, Atol, Atom, Dart, Daru, Doğa, Doğu, Doku, Dolu, Doru, Dram, Duka, Duma, Kamu, Karo, Kart, Klor, Kola, Koma, Kora, Kort, Koru, Kota, Kral, Krom, Kula, Kuma, Kura, Kurt, Loda, Lort, Lota, Lutr, Malt,

3 Harfli Kelimeler

Alo, Alt, Ark, Art, Aut, Dağ, Dal, Dam, Dar, Dok, Dua, Dul, Dut, Kal, Kam, Kar, Kat, Kod, Kol, Kom, Kor, Kot, Kul, Kum, Kur, Kut, Lak, Lam, Loğ, Lok, Lor, Lot, Mal, Mat, Mor, Mut, Oda, Oma, Ora, Ram,

2 Harfli Kelimeler

Ad, Ağ, Ak, Al, Am, Ar, At, Do, La, Od, Ok, Ol, Om, Ot, Ra, Ta, Tu, Ur, Ut,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.