DOĞRULAMAK (TDK)


1 . Bir şeyin doğru olduğunu ortaya koymak, desteklemek, gerçeklemek, teyit etmek, tasdik etmek: "Olup bitenler ve başka kaynaklardan alınan haberler Ali Yusuf'u daima doğruluyordu."- T. Buğra.
2 . felsefe Bir önermenin doğruluğunu veya yanlışlığını belirlemek amacıyla olayları inceleyip araştırmak.

Doğrulamak kelimesi baş harfi D son harfi K olan bir kelime. Başında D sonunda K olan kelimenin birinci harfi D , ikinci harfi O , üçüncü harfi Ğ , dördüncü harfi R , beşinci harfi U , altıncı harfi L , yedinci harfi A , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi A , onuncu harfi K . Başı D sonu K olan 10 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALIN Nedir?


1 - Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü.
2 - (Kimi şeylerde) Ön, ön yüz, (ön) cephe, alnaç.
3 - karşı.

ARAŞTIRMA Nedir?


1 . Araştırmak işi, taharri.
2 . Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılan yöntemli çalışma: "Türkiye'nin nüfus patlaması konusunda yapılan araştırmalar ekonomik planlarımız için önemlidir."- .

ARAŞTIRMAK Nedir?


1 . Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek: "Odayı iyice araştırdım ama aradığımı bulamadım."- .
2 . Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.
3 . Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak: "Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak."- Anayasa.

BAŞKA Nedir?


1 . Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge: "Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim."- H. Taner.
2 . Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan: "Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor."- H. E. Adıvar.
3 . edat "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

BELİRLEMEK Nedir?


1 . Belirli duruma getirmek, belirli kılmak, tayin etmek: "Künyesi bile daha doğarken onun yönünü belirlemiş gibi idi."- H. Taner.
2 . mantık Yeni bir kavramı, özünü oluşturan ögeleri açıklayarak tanımlamak, sınırlamak.
3 . Bir kavramı, ayırıcı bir öge ekleyerek sınırlamak, kapsam bakımından daraltmak, genellemek karşıtı.

BUĞRA Nedir?

Erkek deve, iki hörgüçlü deve, buğur.

DAİMA Nedir?

Her vakit, sürekli olarak: "Onlar daima bir macera ararlar."- Ö. Seyfettin.

DESTE Nedir?


1 . Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam: "Destenin en itibarlı kâğıtları, bilindiği gibi beyler yani aslar oluyor."- H. Taner.
2 . Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri, kabza.
3 . matematik Aynı cinsten onluk bir küme.
4 . spor Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri.

DESTEK Nedir?


1 . Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda.
2 . Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, bindi, hamil: "Şamdan, sehpa, sacayak birer destektir."- .
3 . ekonomi Kredi işlemlerinde her an sarf edilebilecek kredi.
4 . askerlik Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma.
5 . fizik Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru.
6 . mecaz Maddi ve manevi yardımcı, dayanak: "Kızardı, söylenirdi ama gene de tek desteği oydu hayatta."- O. Hançerlioğlu.

DESTEKLEME Nedir?


1 . Desteklemek işi.
2 . ekonomi Devletçe yapılan para yardımı, sübvansiyon.

DESTEKLEMEK Nedir?


1 . Destek koymak.
2 . mecaz Bir kimse veya kuruluşa yardım sağlamak, müzaheret etmek.
3 . mecaz Arka olmak, arka çıkmak.

DOĞRU Nedir?


1 . Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
2 . Gerçek, yalan olmayan: "Doğru haber."- .
3 . Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun: "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur."- A. Gündüz.
4 . isim Gerçek, hakikat: "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz."- N. Ataç.
5 . isim, matematik İki nokta arasındaki en kısa çizgi: "İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."- .
6 . zarf Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde: "Çocuk doğru okudu."- .
7 . zarf Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
8 . zarf Yakın, yakınlarında: "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu."- F. R. Atay.
9 . edat Karşı yönünce: "Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
10 . mecaz Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu.

DOĞRULU Nedir?

Bir doğru boyunca olan, müstakim: "Doğrulu hareket."- .

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

FELSEFE Nedir?


1 . Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması: "Felsefe diliyle söylersek her ozan bir fenomendir yani olgudur."- N. Cumalı.
2 . Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü: "Tarih felsefesi. Hukuk felsefesi."- .
3 . Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi: "Sokrates felsefesi."- .
4 . Dünya görüşü: "Yargılarınızı, felsefenizi kendinize saklayıp oyununuza tek özdeyiş katmayacaksınız."- H. Taner.
5 . Bir konuda soyut düşünüş: "Uzun felsefelerden sonra Mediha'yı benden çok sevdiğini anlatıyor."- H. E. Adıvar.

GERÇEK Nedir?


1 . Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat.
2 . Gerçeklik: "Her hâlde o gün imparatorluğun ölümü apaçık bir gerçekti."- H. E. Adıvar.
3 . Doğruluk: "Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa duygu payı da ondan az değildir."- B. Felek.
4 . sıfat Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki, reel: "Kâğıt paranın saymaca değeri varsa da gerçek değeri yoktur."- .
5 . sıfat Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici: "Gerçek elmas. Gerçek hikâye."- .
6 . sıfat Temel, başlıca, asıl: "Bir kişinin ahlaklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlaka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır."- N. Ataç.
7 . sıfat Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan: "Bu peyzajdaki çiçekler son derece gerçek."- .
8 . sıfat Yapay olmayan.
9 . sıfat, felsefe Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan.

GERÇEKLEME Nedir?

Gerçeklemek işi, teyit.

GERÇEKLEMEK Nedir?

Bir şeyin doğruluğunu herhangi bir şeyle ortaya koymak, doğrulamak, teyit etmek.

HABER Nedir?


1 . Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi, salık: "Çırağın bir şeyden haberi yok."- M. Ş. Esendal.
2 . İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi: "Televizyonda dünya haberlerini izledi."- .
3 . Bilgi: "Sanattan haberi yok."- .
4 . eskimiş, dil bilgisi Yüklem.

İNCE Nedir?


1 . Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı: "İnce minare. İnce değnek. İnce kitap."- .
2 . Zayıf: "Sarışın, kuru, ince bir kadındı."- Y. K. Beyatlı.
3 . Taneleri ufak, iri karşıtı: "İnce un. İnce kum."- .
4 . Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı: "İnce nakış."- .
5 . Ayrıntılı: "Bugün temizlikçi geliyor. Şöyle ince bir temizliğe..."- T. Uyar.
6 . Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).
7 . Tiz (ses), pes karşıtı: "İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi."- R. N. Güntekin.
8 . Hafif, gücü az: "Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir."- S. F. Abasıyanık.
9 . mecaz İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı: "Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı."- R. N. Güntekin.
10 . mecaz Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı: "Dostum şair, yazar Sabahattin Teoman, yazdığı ince bir mektupla durumu düzeltiyor."- .

KAYNAK Nedir?


1 . Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz: "Sonra yavaşça kaynağa doğru eğildi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Bir şeyin çıktığı yer, menşe: "İnanılır kaynaklardan alınan haberlere göre..."- .
3 . Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge: "Yabancı bir idare, iktisat, ticaret, memleketin bütün kazanç kaynaklarına musallat olur."- F. R. Atay.
4 . Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans: "Tapu kayıtları onun XVI. yüzyılda yaşadığını gösteren başlıca kaynaklardandır."- .
5 . Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür.
6 . İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi.
7 . mecaz Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi.
8 . fizik Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer: "Işık kaynağı."- . "Isı kaynağı."- .

KOYMA Nedir?

Koymak işi.

KOYMAK Nedir?


1 - Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek.
2 - Eklemek, katmak.
3 - (Bedeni) Bir yere yerleştirmek, dokunmak.
4 - (Bir kimseyi, hayvanı) Bir yere kapatmak.
5 - Bir kimseyi bir kimseye bırakmak, emanet etmek.
6 - Bırakmak, terk etmek.
7 - Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak.
8 - Bırakmak.
9 - (Para için) Biriktirmek; yatırmak.
10 - (İmza, tarih, adres) Yazmak. 1
1 - Uyulması gereken kuralları saptamak, ortaya çıkarmak. 1
2 - Etkilemek, dokunmak. 1
3 - (Bütçede) Bir şey ya da kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. 1
4 - Pişmesi, ısınması için yemeği vb.'yi ocağın üzerine yerleştirmek. 1
5 - Bir kimseyi bir şey yerine koymak, onu öyle görmek.

OLAY Nedir?


1 . Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka: "O olaydan sonra bir daha yalnız kalmamıştık onunla."- N. Cumalı.
2 . Önemli tarihsel olgu, fenomen: "Nötron bombası günümüzün olayıdır."- .

OLDU Nedir?


1 . Evet.
2 . ünlem Başüstüne.

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

ORTAY Nedir?


1 . Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).
2 . Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi).

ÖNERME Nedir?


1 . Önermek işi.
2 . Kabul edilmesi için öne sürülen düşünce, teklif.
3 . mantık Bir savı öne süren veya bir durumu dile getiren cümle, belli bir yorumda belli bir doğruluk değeri kazanan düzgün deyim, kaziye.

TASDİK Nedir?


1 - Doğrulama.
2 - Onay, onaylama.

TEYİT Nedir?

Gerçekleme.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YANLI Nedir?

Yandaş.

YANLIŞ Nedir?


1 . Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu, yanılgı, hata: "Sen hayatımdaki bir yanlışmışsın, keşke seni hiç tanımasaydım."- N. Eray.
2 . sıfat Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymayan, aykırı olan, hatalı: "Yanlış ve mantıksız hareketim bu suretle cezalanmalı."- A. Gündüz.
3 . zarf Hatalı bir biçimde: "Evime gitmek için, yanlış söyledim, gitmemek için vapurun kaçmasını bekliyordum."- S. F. Abasıyanık.
4 . sıfat, felsefe Biçimsel düşünme yasalarına uymayan, düşünülen şeyle uyuşmayan.

A A D K L M O R U Ğ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

Doğrulamak,

9 Harfli Kelimeler

Doğrulama, Doğrulmak, Doruklama,

8 Harfli Kelimeler

Doğramak, Doğrulma, Doğurmak, Oldurmak,

7 Harfli Kelimeler

Doğrama, Doğurma, Dolamak, Dolukma, Kadrolu, Karadul, Kodlama, Oldurma, Uğramak,

6 Harfli Kelimeler

Dalmak, Doğmak, Doğram, Dokuma, Dolama, Dolmak, Durmak, Kaloma, Koruma, Kromlu, Kumral, Kurada, Kurama, Mağdur, Malkar, Morluk, Morula, Muğlak, Mukaar, Oklama, Okrama, Uğrama, Ulamak,

5 Harfli Kelimeler

Ağlak, Ağmak, Alarm, Almak, Ardak, Aroma, Dağar, Dalak, Dalma, Damak, Damal, Damar, Damla, Doğal, Doğma, Doğru, Doğum, Dolak, Dolam, Dolar, Dolma, Dolum, Domur, Doruk, Dorum, Drama, Durak, Dural, Durma, Kadar, Kadro, Kalma, Karma, Komar, Koral, Kumar, Kumla, Kural, Kuram, Kurma,

4 Harfli Kelimeler

Adak, Adam, Ağda, Ağma, Akar, Akma, Akor, Akur, Alma, Amal, Amor, Arak, Arda, Arka, Arma, Dama, Dara, Daru, Doğa, Doğu, Doku, Dolu, Doru, Dram, Duka, Duma, Kala, Kama, Kamu, Kara, Karo, Klor, Kola, Koma, Kora, Koru, Kral, Krom, Kula, Kuma,

3 Harfli Kelimeler

Ada, Ağa, Aka, Ala, Alo, Ama, Ara, Ark, Dağ, Dal, Dam, Dar, Dok, Dua, Dul, Kal, Kam, Kar, Kod, Kol, Kom, Kor, Kul, Kum, Kur, Lak, Lam, Loğ, Lok, Lor, Mal, Mor, Oda, Oma, Ora, Ram, Rol, Rom, Rum, Ula,

2 Harfli Kelimeler

Ad, Ağ, Ak, Al, Am, Ar, Do, La, Od, Ok, Ol, Om, Ra, Ur,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.