DOĞAÇLAMA (TDK)


1 . Doğaçlamak işi, emprovizasyon.
2 . zarf Birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi, doğaçtan, doğmaca, irticalen, emprovize: "Doğaçlama şiir söylemek."- .
3 . tiyatro Yazılı metni olmayan, kararlaştırılmış taslağı, yerine, zamanına göre oyuncular tarafından, sahnede yakıştırılan sözlerle tamamlanan oyun, tuluat.

Doğaçlama kelimesi baş harfi D son harfi A olan bir kelime. Başında D sonunda A olan kelimenin birinci harfi D , ikinci harfi O , üçüncü harfi Ğ , dördüncü harfi A , beşinci harfi Ç , altıncı harfi L , yedinci harfi A , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi A . Başı D sonu A olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BİRDEN Nedir?


1 . Bir defada.
2 . Ansızın: "Birden döndüm ve tahminimde haklı olduğumu anladım."- R. H. Karay.
3 . Birlikte, beraberce, hepsi bir arada: "Şimdi, ikisi birden gülmekten kırılıyorlar."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . Çabucak.

BİRDENBİRE Nedir?

Ansızın: "Birdenbire bulunduğumuz odanın kapısı açılıverdi."- S. F. Abasıyanık.

DOĞA Nedir?


1 . Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat, natür.
2 . İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat.
3 . Evrende meydana gelen olayları denetiminde, egemenliğinde tuttuğuna inanılan, kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç: "Deniz de pisliği doğa yoluyla temizleyemez oldu."- H. Taner.
4 . mecaz Bir kimsenin eğilimlerinin, içgüdülerinin hepsi, huy.

DOĞAÇ Nedir?

Şiir veya sözü birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi söyleme, irtical.

DOĞAÇLAMA Nedir?


1 . Doğaçlamak işi, emprovizasyon.
2 . zarf Birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi, doğaçtan, doğmaca, irticalen, emprovize: "Doğaçlama şiir söylemek."- .
3 . tiyatro Yazılı metni olmayan, kararlaştırılmış taslağı, yerine, zamanına göre oyuncular tarafından, sahnede yakıştırılan sözlerle tamamlanan oyun, tuluat.

DOĞAÇTAN Nedir?

Doğaçlama.

DOĞMA Nedir?


1 - Doğmak eylemi.
2 - Doğmuş.

DÜŞÜN Nedir?

Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay.

DÜŞÜNME Nedir?


1 . Düşünmek durumu, tefekkür: "Kimsesiz bir çocuk bulup evlat edinmeyi düşünmeye başlamıştım."- R. N. Güntekin.
2 . felsefe Duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak aklın bağımsız ve kendine özgü durumu.
3 . felsefe Karşılaştırmalar yapma, ayırma, birleştirme, bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi.

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

GÖRE Nedir?


1 . Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince: "... günün modasına göre taranmış saçlarıyla güzel bir kadın başı uzandı bahçeye."- N. Cumalı.
2 . Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran: "Bilginlerin dediğine göre on milyona yakın Türk yurt değiştirdi."- N. Araz.

İRTİCA Nedir?

Gericilik.

İRTİCAL Nedir?

Doğaç.

İRTİCALEN Nedir?

Doğaçlama: "Önünde tek kâğıt olmadan irticalen konuştu."- H. Taner.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KARAR Nedir?


1 . Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı: "Kararımı biradere pek güçlükle kabul ettirdim."- R. N. Güntekin.
2 . hukuk Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm: "Yargıç kararı."- .
3 . Bu yargıyı bildiren belge: "Mahkeme kararını aldı."- .
4 . Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik.
5 . Değişmez olma: "Havanın hiç kararı yok."- .
6 . Tam ölçüsünde, ne az ne çok: "Yemeğin tuzu karar."- .
7 . müzik Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş.

OYUN Nedir?


1 . Vakit geçirmeye yarayan, belli kuralları olan eğlence: "Tenis, tavla, dama, çelik çomak, bale oyundur."- .
2 . Kumar: "Bazıları oyun başından kalkar kalkmaz her şeyi unuturlar."- P. Safa.
3 . Şaşkınlık uyandırıcı hüner: "Hokkabazın oyunu. Cambazın oyunu."- .
4 . Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi.
5 . Müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü: "Zeybek oyunu."- . "Büyük annem yeni dansları eski kabakçı Arapların oyunu kadar bile güzel bulmuyor."- H. E. Adıvar.
6 . Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes.
7 . Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma: "Olimpiyat oyunları. Akdeniz oyunları."- .
8 . spor Güreşte rakibini yenmek için yapılan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket.
9 . spor Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.
10 . mecaz Hile, düzen, desise, entrika: "Atatürk hiçbir zaman onların oyununa kanmış değildir."- H. Taner.

OYUNCU Nedir?


1 . Herhangi bir oyunda oynayan kimse: "Oyuncuları meydana çağırıyor ve düdüğümü çalıyorum."- P. Safa.
2 . Sinema, perde veya bir gösteride rol alan sanatçı, aktör, aktris: "Hiç kibar sınıfından, asilzade bir gencin oyuncu olduğunu gördünüz mü?"- P. Safa.
3 . sıfat Oyunu seven: "Oyuncu kedi."- .
4 . sıfat, mecaz Düzenci, hileci.
5 . sıfat, spor Çok oyun yapan, oyundan oyuna geçen (kimse): "Oyuncu bir pehlivan."- .

SAHNE Nedir?


1 - İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik gibi her tür gösteri yapmaya uygun yer.
2 - Bir oyun ya da filmin başlıca bölümlerinden her biri.
3 - Görünüm, görüntü.
4 - Tanık olunan, gözlenen olay.
5 - Gösteri sergilenen eğlence yeri ya da tiyatro.
6 - Bir konu ya da çalışma çevresi, çalışma dalı.

SÖYLEM Nedir?


1 . Söyleyiş, söyleniş, sesletim, telaffuz.
2 . Kalıplaşmış, klişeleşmiş söz, ifade.
3 . Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez.

SÖYLEME Nedir?

Söylemek işi: "Düşündüğümü açıkça söylemeyi tercih ettim."- R. H. Karay.

SÖYLEMEK Nedir?


1 . Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak: "Bu konak için de yine senelerden beri aynı şeyi söylerim."- R. N. Güntekin.
2 . Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak: "Hececiler kendilerinden sonra yeni bir edebî neslin yetişmediğini söylüyorlar."- S. F. Abasıyanık.
3 . Yapılmasını istemek: "Biraz sonra nazırın yine beni istediğini söylediler."- F. R. Atay.
4 . (nsz) Türkü, şarkı vb. okumak: "Kanto söyler gibi hareketler ve taklitlerle söylediği şarkılar pek eğlenceli şeylerdi."- R. N. Güntekin.
5 . (nsz) Yazmak, düzmek: "Şiir söylemek."- .
6 . (-e) Haber vermek: "Benim burada nasıl yaşadığımı görenler gidip babama da söylerler."- A. Ş. Hisar.
7 . (-i, -e) Önceden bildirmek, tahmin etmek: "Bir değil iki tane olduğunu size söylemiştim."- R. H. Karay.
8 . (nsz), mecaz Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak: "Ne söyler bu türküler / Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler."- N. Cumalı.

ŞİİR Nedir?


1 . Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan, hece ve durak bakımından denk ve kendi başına bir bütün olan edebî anlatım biçimi, manzume, nazım, koşuk: "Halk şiirinden, divan şiirinden değil, şiir mefhumundan, sadece şiirden bahsedeceğim."- N. Ataç.
2 . mecaz Düş gücüne, hayale, imgeye, gönle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyen şey: "Burada herkes kendi gönlünden olduğu kadar bu tabiatın içinden gelen bir şiiri dinler."- A. Ş. Hisar.

TAMAM Nedir?


1 . Bütün, tüm: "Paranın tamamını verdim."- .
2 . Eksiksiz: "Bu kitap tamam değildir."- .
3 . Yanlış ve yalan olmayan, doğru.
4 . Tamamlanmış, bitmiş: "Haydi Abbas, vakit tamam / Akşam diyordun işte oldu akşam."- C. S. Tarancı.
5 . edat, teklifsiz konuşmada Evet.
6 . ünlem Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz: "Tamam, başka işimiz kalmadı da şimdi onunla uğraşacağız!"- .

TARA Nedir?

Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan eğri bir tür bıçak.

TARAF Nedir?


1 . Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri: "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat..."- R. H. Karay.
2 . Yön, yan, doğrultu: "Deniz tarafındaki çayırdan bir sürü koyun geçiyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Yöre, yer: "Üsküdar tarafındaki evlerin camları kor gibi parlıyordu."- H. Taner.
4 . İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri: "Karşı tarafın adamları."- .
5 . Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi: "Baba tarafı zengin."- .
6 . Bir şeyin belli bölümü, kısmı: "Tiyatronun ön tarafı konuklara ayrıldı."- .

TARAFINDAN Nedir?


1 . Herhangi birinden: "Dostları tarafından çok sevilmiş bir zattı."- A. Ş. Hisar.
2 . Eliyle, aracılığıyla.
3 . Türünden, çeşidinden.

TİYATRO Nedir?


1 . Dram, komedi, vodvil vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer: "Her tiyatronun holünde ille smokinli bir müdüre rastlayacaksınız."- H. Taner.
2 . Bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynayan grup: "Tiyatro kuruldu, birinci temsilden sonra da kapandı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Oyun yazma sanatı: "Ben o tarihte, kendimi az çok bir tiyatro yazarı addetmekteyim."- H. F. Ozansoy.
4 . Sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü: "Eskiden tiyatro Osmanlıcaya ibret sözü ile çevrilmişti."- F. R. Atay.

TULU Nedir?

(Güneş için) Doğma, doğuş.

TULUAT Nedir?

Yazılı metni olmayan; kararlaştırılmış taslağı, yerine, zamanına göre oyuncular tarafından, sahnede yakıştırılan sözlerle tamamlanan oyun, doğaçlama.

YAKI Nedir?

Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan, koyuca lapa: "Hardal yakısı."- .

YAKIŞ Nedir?

Yakma işi.

YAZILI Nedir?


1 . Yazılmış olan, muharrer, sözlü karşıtı: "Yazılı bir kâğıt."- .
2 . Üzerinde yazı bulunan, yazısı olan: "Yazılı taş."- .
3 . isim Yazılı sınav.
4 . ekonomi Geçerli olan, nominal.

YERİNE Nedir?


1 . Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere: "Bana haftalık yerine gündelik ver."- R. N. Güntekin.
2 . Başkasının adına: "Nitekim o gün eksiltmeye kendi yerine onu yollamıştı."- H. Taner.
3 . isim, edebiyat Alegori.

ZAMAN Nedir?


1 . Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit: "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."- Ö. Seyfettin.
2 . Bu sürenin belirli bir parçası, vakit: "Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir."- A. İlhan.
3 . Belirlenmiş olan an.
4 . Çağ, mevsim: "Gül zamanı. Çocukluk zamanı."- .
5 . Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit.
6 . Dönem, devir: "Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi."- H. Taner.
7 . Bir süre ile ilgili durum ve şartlar: "Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."- H. Taner.
8 . gök bilimi Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram.
9 . dil bilgisi Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı: "Geldi, gelmiş, geliyor, gelecek, gelir."- .
10 . jeoloji Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.

ZARF Nedir?


1 . Kap, kılıf, sarma.
2 . İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese: "Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler."- A. Haşim.
3 . İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap: "Kenarları ezik bir çift altın kahve fincanı zarfını elinde evirir çevirirdi."- R. Enis.
4 . dil bilgisi Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: Az yaşamıştı. Geç kalınca utandı gibi.

A A A D L M O Ç Ğ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Doğaçlama,

7 Harfli Kelimeler

Çağlama, Çoğalma, Dağlama,

6 Harfli Kelimeler

Ağlama, Alaçam, Aladağ, Dalama, Dolama,

5 Harfli Kelimeler

Adama, Almaç, Çağla, Çağma, Çalma, Dalma, Damal, Damla, Doğaç, Doğal, Doğma, Dolam, Dolma, Maada,

4 Harfli Kelimeler

Açma, Adam, Ağaç, Ağda, Ağma, Alma, Amaç, Amal, Çağa, Dama, Doğa, Lama, Loça, Loda, Maça, Mala, Malç, Moda, Mola, Olma,

3 Harfli Kelimeler

Ada, Ağa, Ala, Alo, Ama, Çağ, Çal, Çam, Dağ, Dal, Dam, Lam, Loğ, Maç, Mal, Oda, Oma,

2 Harfli Kelimeler

Aç, Ad, Ağ, Al, Am, Do, La, Od, Ol, Om,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.