DİSPEÇ (TDK)


1 . Bir ortak avaryada deniz kazasından sonra gemi, yük ve navlunla ilgili kimselerin uğradıkları zararların ve bunlar tarafından yapılan masrafların nasıl, kimler tarafından ve ne oranda karşılanacağını belirlemek için yapılan işlem.
2 . Deniz sigortası dilinde, ilgili tarafların ortak avaryada kendilerine düşen yükümlülükleri, paylarının önemi ölçüsünde ayrıntılı olarak belirten belge.

Dispeç kelimesi baş harfi D son harfi Ç olan bir kelime. Başında D sonunda Ç olan kelimenin birinci harfi D , ikinci harfi İ , üçüncü harfi S , dördüncü harfi P , beşinci harfi E , altıncı harfi Ç . Başı D sonu Ç olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AVARYA Nedir?


1 . Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar.
2 . Çeşitli sebeplerle dayanıklılığını ve esnekliğini kaybetmiş yapağı ve yün.

AYRINTILI Nedir?

Ayrıntısı olan, teferruatlı, tafsilatlı, detaylı, mufassal: "Ona bıkıp usanmadan uzun ve ayrıntılı cevaplar veriyordu."- H. Taner.

BELGE Nedir?

Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb. vesika, doküman: "Mahkemenin elinde bu iddiaları yalanlayacak bir belge yoktu."- T. Buğra.

BELİRLEMEK Nedir?


1 . Belirli duruma getirmek, belirli kılmak, tayin etmek: "Künyesi bile daha doğarken onun yönünü belirlemiş gibi idi."- H. Taner.
2 . mantık Yeni bir kavramı, özünü oluşturan ögeleri açıklayarak tanımlamak, sınırlamak.
3 . Bir kavramı, ayırıcı bir öge ekleyerek sınırlamak, kapsam bakımından daraltmak, genellemek karşıtı.

BELİRTEN Nedir?

Tamlayan.

BUNLAR Nedir?

Bu zamirinin çokluk biçimi: "Bunlar, diyorum, bu saydığım şeyler nedir?"- M. Ş. Esendal.

DENİ Nedir?

Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).

DENİZ Nedir?


1 . Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
2 . Bu su kütlesinin belirli bir parçası: "Marmara Denizi. Karadeniz."- .
3 . Aydaki düzlükler.
4 . mecaz Geniş alan.
5 . mecaz Çokluk, yoğunluk.

GEMİ Nedir?

Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine: "Yük gemisi. Savaş gemisi."- .

İLGİ Nedir?


1 . İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, taalluk.
2 . kimya Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik.
3 . ruh bilimi Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi.
4 . ruh bilimi Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma.

İLGİLİ Nedir?

İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik: "Tütün piyasası ile ilgili hesapların bir ucu, yine elindeydi."- N. Cumalı.

İŞLEM Nedir?


1 . Bir işi sonuçlandırmak için yapılan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat.
2 . Bir amaca ulaşmak için tutulan yol ve yöntem, prosedür.
3 . ekonomi Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi.
4 . kimya Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele.
5 . kimya Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele.
6 . matematik Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi: "Her işlem yeni bir sayı bulmaya varır."- .

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KAZA Nedir?


1 . Can veya mal kaybına, zararına neden olan kötü olay: "Tren kazası."- .
2 . İlçe, kaymakamlık: "Kazada mektepli dişçi olmadığı için onu vilayete götürdüm."- R. N. Güntekin.
3 . din b. (***) Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme.
4 . eskimiş, hukuk Yargı.
5 . eskimiş Kadılık görevi.

KENDİ Nedir?


1 . İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat.
2 . Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz: "Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."- .
3 . Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz: "Kendi yapacağı işi bırakır, âleme öğüt vermeye kalkar."- B. Felek.
4 . "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz: "Kendileri evde yoklar mı?"- .

KİMSE Nedir?

Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi: "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum."- N. Cumalı.

MASRAF Nedir?


1 . Harcanan para, gider: "Çiftlik kâhyası her sene uzun bir masraf defteri gönderir."- H. R. Gürpınar.
2 . eskimiş Bir şeyin yapımında kullanılan gereç, harç: "Bu yemeğin masrafı bol tutulmuş."- .

NASIL Nedir?


1 . Bir işin ne biçimde, hangi yolla olduğunu belirtmek için kullanılan bir söz: "Ben dudaklarımın ucuna gelen bir suali nasıl sorduğumu, niçin sorduğumu bilmiyorum."- S. F. Abasıyanık.
2 . Bir hareketin yapılış biçimine duyulan şaşkınlığı belirten bir söz: "Falih Rıfkı Atay gibi en güzel Türkçeyi yazan bir muhabirin kaleminden bu satırlar nasıl çıktı?"- O. S. Orhon.
3 . İşin zorunlu olduğunu belirten bir söz: "Bu yaptıklarından sonra ona nasıl kızmam?"- . "Okula nasıl gitmez!"- .
4 . Ne kadar çok: "Seni nasıl seviyorum."- .
5 . Elbette, kesinlikle: "Bak nasıl sınıfını geçecek!"- .
6 . "Ben sana dememiş miydim, gördün mü?" anlamlarında kullanılan bir söz: "Nasıl, kitap kiminmiş?"- .
7 . "Ne dediniz?" veya "iyi mi, beğendiniz mi?" anlamlarında kullanılan bir söz: "Nasıl, bir daha söyler misiniz?"- .
8 . sıfat Ne gibi, ne türlü.

NAVLUN Nedir?


1 . Bir yerden başka yere ulaştırmak için gemiye alınan eşyanın bütünü.
2 . Taşıyıcı tarafından, gemisinde taşınacak yük için istenen ücret: "Kendi kesemden navlun parasını ödeyecektim, nasıl olsa."- E. E. Talu.

ORAN Nedir?


1 . Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı, nispet, rasyo: "Dini, dili ne olursa olsun her insan doğup büyüdüğü, ekmeğini kazandığı toprak üstünde korkusuz, güven altında yaşadığı oranda kendini mutlu duyuyordu."- N. Cumalı.
2 . İki şeyin birbirini tutması, karşılıklı uygunluk, tenasüp.
3 . Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak verilen yargı, tahmin.
4 . matematik İki büyüklük, iki nicelik arasındaki bağıntı: "Üçün sekize oranı."- .

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

ORTAK Nedir?


1 . Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar, partner: "Bırakın ortağıma bir telefon edeyim."- H. Taner.
2 . Kuma: "Kendi üstüne bir ortağın getirilmesi Emeti'nin pek ziyade gücüne gitmişti."- E. E. Talu.
3 . sıfat Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, müşterek: "Edebiyata şiirle başlamak, büyük küçük bütün yazarlarda görülen ortak bir yöndür."- N. Cumalı.

ÖLÇÜ Nedir?


1 . Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan.
2 . Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi: "Ziyanımız, ölçülere sığmayacak kadar büyüktür."- R. E. Ünaydın.
3 . Ölçme sonucu bulunan rakam: "Odanın ölçüsü."- .
4 . Belirlenmiş boyut: "Elbise ölçüsü. Bel ölçüsü."- .
5 . Ölçüt.
6 . mecaz Değer, itibar: "Şimdiki ölçülere uymaz bir biçimi vardı."- Y. Z. Ortaç.
7 . mecaz Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu: "Hiçbir şeyde ölçüyü aşmamalı."- .
8 . edebiyat Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin.
9 . müzik Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı.

ÖNEM Nedir?

Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu, ehemmiyet.

SİGORTA Nedir?


1 . Bir şeyin veya bir kimsenin herhangi bir yönden ileride karşılaşabileceği zararı gidermek için önceden ödenen prim karşılığında bu işle uğraşan kuruluşla yapılan iki taraflı bağlantı sözleşmesi: "İsveç'te çok sağlam bir sigorta sistemi var."- H. Taner.
2 . Bu tür sözleşmeleri yapan şirket.
3 . Özellikle elektrik devresinde, akım çok güçlü olduğunda eriyerek güvenliği sağlayan, kazayı önleyen nesne veya düzen: "Bir hatta giden sigorta yanarsa o hattın lambaları söner."- S. F. Abasıyanık.

SONRA Nedir?


1 . Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı: "Hadi sen git yağmur bastırmadan ben sonra gelirim."- A. İlhan.
2 . Daha uzak ve ileri bir yerde: "Bahçeden sonra geriye dönerek biraz da sokaklarda dolaştık."- R. N. Güntekin.
3 . Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz: "Evvela arabada, sonra sundurmada uyuyup dinlendiğime fena etmiştim."- R. N. Güntekin.
4 . Yoksa, aksi hâlde: "Tembellik etmesin, sonra sınıfta kalır."- .
5 . isim Arkadan gelen bölüm veya zaman: "Bunun sonrası yok. Bu işi sonraya bırakmamalı."- .

TARA Nedir?

Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan eğri bir tür bıçak.

TARAF Nedir?


1 . Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri: "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat..."- R. H. Karay.
2 . Yön, yan, doğrultu: "Deniz tarafındaki çayırdan bir sürü koyun geçiyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Yöre, yer: "Üsküdar tarafındaki evlerin camları kor gibi parlıyordu."- H. Taner.
4 . İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri: "Karşı tarafın adamları."- .
5 . Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi: "Baba tarafı zengin."- .
6 . Bir şeyin belli bölümü, kısmı: "Tiyatronun ön tarafı konuklara ayrıldı."- .

TARAFINDAN Nedir?


1 . Herhangi birinden: "Dostları tarafından çok sevilmiş bir zattı."- A. Ş. Hisar.
2 . Eliyle, aracılığıyla.
3 . Türünden, çeşidinden.

UĞRA Nedir?

Yufka açılırken hamurun tahtaya yapışmaması için serpilen kalın un.

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YÜKÜM Nedir?

Yükümlülük: "Vergi yükümü yasayla konulur."- .

YÜKÜMLÜ Nedir?

Bir şeyi yapma zorunluluğu olan, memur, mükellef: "Herkes kamu giderlerini karşılamak üzere vergi ödemekle yükümlüdür."- Anayasa.

YÜKÜMLÜLÜK Nedir?

Yapılması zorunlu olan iş veya bir işi yapma zorunluluğu, yükümlü olma durumu, yüküm, mükellefiyet, mecburiyet: "... milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla ... temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir."- Anayasa.

ZARAR Nedir?

Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat: "Aldığı günlerde iyi para getiren oteli zararla kapatmaya başlamışlar."- M. Ş. Esendal.

D E P S Ç İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Dispeç,

4 Harfli Kelimeler

Çise, Edip, Pide, Seçi, Sepi,

3 Harfli Kelimeler

Çip, Çis, Dip, Edi, İde, Peç, Pes, Piç, Pis,

2 Harfli Kelimeler

Çe, De, Es, İç, İp, İs, Pe, Se, Si,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.