DİDİŞMEK (TDK)


1 . El veya sözle birbirini hırpalamak: "Anlaşmazlıktan, didişmekten, küçümsemekten, düşman olmaktan hoşlanmadıklarına inanıyordu."- T. Buğra.
2 . mecaz Geçimini sağlamak amacıyla güç şartlarda çalışmak, uğraşmak: "Bir lokma kuru ekmek için sabahtan akşama kadar didişen zavallıların hâlini meraklı bir roman gibi dinliyor."- H. E. Adıvar.

Didişmek kelimesi baş harfi D son harfi K olan bir kelime. Başında D sonunda K olan kelimenin birinci harfi D , ikinci harfi İ , üçüncü harfi D , dördüncü harfi İ , beşinci harfi Ş , altıncı harfi M , yedinci harfi E , sekizinci harfi K . Başı D sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AKŞAM Nedir?


1 - Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri.
2 - Gece.
3 - Geceden önceki vakit, ikindi, gün sonu, tün, öğleden sonra.
4 - Havanın kararması, karanlık.

BİRBİRİ Nedir?


1 - Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu.
2 - Biri diğerinin yanı sıra, ardından.

BUĞRA Nedir?

Erkek deve, iki hörgüçlü deve, buğur.

ÇALI Nedir?

Böğürtlen, ahududu gibi ağaççıktan küçük, dalları çok çatallı ve sapları odunsu bitki.

ÇALIŞ Nedir?

Çalma işi: "Her muganninin okuyuşu, her çalanın çalışı yine şahsidir ve ayrıdır."- Y. K. Beyatlı.

ÇALIŞMA Nedir?


1 . Çalışmak işi, emek, say: "Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması: "Bu kiriş hesabında kirişin aşırı yük altında çalışması göz önüne alınmıştır."- .
3 . Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi: "Ağaçtan üretilen işlerin sonradan bozulması istenmiyorsa bütün birleştirilmelerde ağacın çalışması özelliği dikkate alınmalıdır."- .
4 . Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün.

ÇALIŞMAK Nedir?


1 . Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak: "Bu eser için üç yıl çalıştım."- .
2 . Herhangi bir iş üzerinde olmak.
3 . İşi veya görevi olmak, bulunmak: "Kışları onun mandırasında çalışıyor."- H. Taner.
4 . Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak.
5 . (-e) Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak: "Olduğundan fazla yaşlı görünmeye çalıştığını sezdim."- R. H. Karay.
6 . (-e) Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek: "Dar ve sapa yollardan hızla yürümeye çalışıyorduk."- A. H. Tanpınar.

DİDİŞME Nedir?

Didişmek işi: "Ne milletler arasındaki kanlı anlaşmazlıklar ne siyasi partilerin sinsi ve amansız didişmeleri ne tarih ne ilim..."- Y. K. Karaosmanoğlu.

DİDİŞMEK Nedir?


1 . El veya sözle birbirini hırpalamak: "Anlaşmazlıktan, didişmekten, küçümsemekten, düşman olmaktan hoşlanmadıklarına inanıyordu."- T. Buğra.
2 . mecaz Geçimini sağlamak amacıyla güç şartlarda çalışmak, uğraşmak: "Bir lokma kuru ekmek için sabahtan akşama kadar didişen zavallıların hâlini meraklı bir roman gibi dinliyor."- H. E. Adıvar.

DÜŞMAN Nedir?


1 . Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı: "Ben ki dans salonlarına, barlara düşman bir adamımdır."- S. F. Abasıyanık.
2 . Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları: "Her sokak düşmanlarla doluyken o, sevinçli sevinçli şarkı söylüyor."- A. Gündüz.
3 . Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar: "Dostumuza güvenmeyelim de düşmanımıza mı güvenelim?"- B. R. Eyuboğlu.
4 . sıfat Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).
5 . mecaz Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse: "Ekmek düşmanı."- .
6 . mecaz Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse: "İçki düşmanı."- .

EKMEK Nedir?


1 . Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılan yiyecek, nan, nanıaziz: "Odayı, tatlı, sıcak bir kızarmış ekmek kokusu bürümüş."- Y. Z. Ortaç.
2 . mecaz İnsanı geçindirecek iş, kazanç: "Biz iyi kötü tiyatroya bağlamışız ekmeğimizi."- N. Cumalı.
3 . halk ağzında Yemek, aş: "Ekmeği bizde yiyelim mi? Allah ne verdiyse."- T. Buğra.

GEÇİM Nedir?


1 . Geçinme işi, geçinme araçları, geçinme, maişet.
2 . Anlaşma, uyum: "Aralarında geçim yok."- .

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

HIRPALAMAK Nedir?


1 . Örselemek: "Yalnız miralayın sağ bacağını bir gülle misketi fena halde hırpalamış"- N. Hikmet.
2 . Dövmek.
3 . mecaz İtip kakmak, azarlamak veya yıpratmak.

HOŞLANMA Nedir?

Hoşlanmak işi.

İNAN Nedir?


1 . İnanmak işi.
2 . Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme: "... kendi paylarına düşen fedakârlığı, devlet, millet uğrunda inanla, güvenle, umutla bir daha tazeliyorlardı."- R. E. Ünaydın.
3 . Tanrı'ya duyulan sınırsız inanış, iman, itikat.

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

KURU Nedir?


1 . Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı: "Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı."- H. E. Adıvar.
2 . Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan: "Kuru çöl. Kuru tepeler."- .
3 . Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı: "Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar."- R. H. Karay.
4 . Canlılığını yitirmiş (bitki): "Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum?"- H. E. Adıvar.
5 . mecaz Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem: "Kara, kuru, kibirli, kazık gibi bir kadın!"- H. E. Adıvar.
6 . Salgısı olmayan: "Kuru öksürük. Kuru egzama."- .
7 . Döşenmemiş, çıplak: "Kuru tahtaya oturma!"- .
8 . Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek): "Kuru çayla karın doyar mı?"- .
9 . Etkisi ve sonucu olmayan: "Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler."- R. E. Ünaydın.
10 . mecaz Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze: "Kuru, zevksiz bir hayat."- . 1
1 . mecaz Akıcı olmayan, duygudan yoksun: "Kuru bir anlatım."- . 1
2 . isim Kuru fasulye.

KÜÇÜMSEME Nedir?

Küçümsemek işi: "Lüks mevki müşterilerinin, güverte yolcularına bakışı gibi sinire batan bir küçümseme ile bakıyor bana."- H. Taner.

KÜÇÜMSEMEK Nedir?

Değer ve önem vermemek, küçük görmek: "Alay mı ediyorum, onu küçümsüyor diye her an tetikte."- Y. Kemal.

LOKMA Nedir?


1 . Ağza bir defada alınıp götürülen yiyecek parçası, sokum: "Öbür yemeklerden bile ağzına bir lokma koyamadı."- Ö. Seyfettin.
2 . Lokma tatlısı.
3 . teknik Türlü kalınlıktaki cıvataları, boşluğuna geçirip sökmeye veya sıkıştırmaya yarayan metalden alet.
4 . Yemek: "Bu akşam lokmayı beraber yeriz, tanışmış olursunuz."- T. Buğra.
5 . mecaz Genellikle haksız olarak ele geçirilen mal veya para: "Bu lokma sizin için çok büyüktür; boğazınızdan geçmez, yutamayacaksınız ve boğulacaksınız."- P. Safa.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MERAKLI Nedir?


1 . Her şeyi anlamak ve bilmek isteyen, mütecessis: "Büyük kapının önünde binlerce meraklı birikmişti."- H. Taner.
2 . Bir şeye çok düşkün olan, sürekli onunla uğraşan: "Sedef ve gümüş kakmalı bıçaklara, revolverlere meraklıydı."- Y. K. Beyatlı.
3 . Kendisini ilgilendirmeyen bir konuda bilgi sahibi olmaya çalışan (kimse).
4 . halk ağzında Kaygılı: "O meraklı bir kadındır, patırtı çekemez."- .

ROMAN Nedir?


1 . İnsanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî tür: "Hikâyem tıpkı hayalî, hissî bir roman kadar gariptir diye başladı."- Ö. Seyfettin.
2 . Bu türde yazılmış eser.

SABA Nedir?

Sabah yeli.

SABAH Nedir?


1 . Sabahleyin: "Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın."- R. N. Güntekin.
2 . Sabah ezanı.
3 . Sabah namazı: "Sabahı kıldım."- .
4 . zarf Güneşin doğduğu andan öğleye kadar geçen zaman: "Bütün ev işlerini sabah bitirdim."- .

SAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek: "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık."- H. Taner.
2 . Elde etmek, sahip olmak: "... o sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti."- Y. N. Nayır.
3 . matematik Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. sağlamak (II) (nsz) Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.

ŞART Nedir?

Koşul.

UĞRA Nedir?

Yufka açılırken hamurun tahtaya yapışmaması için serpilen kalın un.

UĞRAŞ Nedir?


1 . Bir insanın yaptığı iş veya meslek, iş güç, meşguliyet.
2 . Bir kimsenin kendi isteğiyle seçerek ve zevk alarak yaptığı iş, iş güç, meşguliyet.
3 . Bir güçlüğü yenmek için gösterilen sürekli çaba, mücadele.

UĞRAŞMA Nedir?

Uğraşmak işi: "Çetin bir uğraşma pahasına mesleğimde muvaffak oluyorum."- R. N. Güntekin.

UĞRAŞMAK Nedir?


1 . Bir iş üzerinde sürekli çalışmak: "Muhacir kümeleri arasında, ekmek dağıtmakla uğraşan yaşlıca bir adama seslendi."- P. Safa.
2 . (-e) Bir işi başarmaya çalışmak, iş edinmek: "İkisi barbut oynuyor, üçüncüsü, en küçükleri, bir çekirgeye sigara içirmeye uğraşıyordu."- H. Taner.
3 . Zamanını bir işe verme durumunda kalmak: "Ee, hadi yürü yahu. Senlen mi uğraşacağız?"- H. Taner.
4 . Savaşmak: "Düşmanlarla uğraşmak için sonuna kadar çalışmaya azmettik."- Atatürk.
5 . mecaz Birine kötü davranmak: "Aman, siz de hep beybabamla uğraşırsınız!"- Ö. Seyfettin.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

ZAVALLI Nedir?


1 . Acınacak kadar kötü durumda bulunan, mutsuz: "Zavallıyı saatlerce kendine getiremediler."- H. Taner.
2 . mecaz Gücü bir şeye yetmeyen, âciz: "Bunu idrak etmekten o kadar zavallı ve biçareydi ki."- A. H. Tanpınar.

D D E K M İ İ Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Didişmek,

7 Harfli Kelimeler

Didişme,

6 Harfli Kelimeler

Dimdik,

5 Harfli Kelimeler

Deşik, Didim, Dikim, Dikiş, Dikme, Şimdi,

4 Harfli Kelimeler

Dide, Dimi, Dişi, Edik, Edim, Ekim, Ekşi, Emik, Emiş, Eşik, İmdi, Kedi, Kimi, Kişi, Meşk, Mide, Midi, Şike,

3 Harfli Kelimeler

Dek, Dem, Dik, Diş, Edi, İde, İki, Kem, Keş, Kim, Şek, Şem, Şii,

2 Harfli Kelimeler

De, Ek, Em, Eş, İm, İş, Ke, Ki, Me, Mi, Şe,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.