DEDEKTİF (TDK)

Suç sayılan bir işi veya bu işi yapanı ortaya çıkarmakla görevli kimse, hafiye, polis hafiyesi: "En usta dedektifleri bile şaşkına çevirecek kadar dolaşık ve karışık bir olaydı."- Y. K. Karaosmanoğlu.

Dedektif kelimesi baş harfi D son harfi F olan bir kelime. Başında D sonunda F olan kelimenin birinci harfi D , ikinci harfi E , üçüncü harfi D , dördüncü harfi E , beşinci harfi K , altıncı harfi T , yedinci harfi İ , sekizinci harfi F . Başı D sonu F olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BİLE Nedir?


1 . Da, de, dahi: "Bir damlası bile deniz hakkında bize ilmî bir fikir vermeye yetişir."- R. H. Karay.
2 . zarf, eskimiş Birlikte.
3 . zarf Üstelik: "Konuşmadılar bile."- .

ÇIKAR Nedir?

Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.

ÇIKARMA Nedir?


1 . Çıkarmak işi, emisyon.
2 . askerlik Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma.
3 . matematik Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.

ÇIKARMAK Nedir?


1 . Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak: "Çantasından çok sayfalı, maroken kaplı küçük bir defter çıkardı."- Ö. Seyfettin.
2 . (-i) Sonunu getirmek: "Bu para ile ayı çıkarırız."- .
3 . (-i) Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek.
4 . (-i) Bulmak, ortaya koymak: "Yalanını çıkarmak. Yanlışını çıkarmak."- .
5 . (-i) Hatırlamak: "Adamı nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım."- N. Cumalı.
6 . (-i, -den) Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek: "Öfkesini benden çıkardı."- .
7 . (-i, -den) Sağlamak, elde etmek: "Ekmeğini taştan çıkarmak."- .
8 . (-i, nsz) Gibi göstermek, bir davranış yüklemek: "Birini hırsız çıkarmak. Suçlu çıkarmak."- .
9 . Sindirim yolundan dışarı atmak.
10 . İlgisini keserek uzaklaştırmak. 1
1 . (-i) Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak: "İhtiyar hatun, onun ayakkabılarını ve ceketini çıkarıp çekilip gitmişti."- S. F. Abasıyanık. 1
2 . (-i) Yayımlamak: "Gençlerin tenkitlerini gördü, yeni çıkardıkları edebiyat tarihlerini karıştırdı."- O. S. Orhon. 1
3 . (-i) Gidermek: "Lekeyi çıkarmak."- . 1
4 . (nsz) Sebep olmak, yol açmak: "Bir dedektif bürosu açmış, hükûmet zorluk çıkardığından kapatmıştı."- R. H. Karay. 1
5 . (nsz) Yapmak, üretmek: "Bu terzi çok iş çıkarıyor."- . 1
6 . (-e, nsz) Sunmak: "Konuklara çerez çıkardı."- . 1
7 . (-e, -i) Göstermek: "Sosyeteye bir ustabaşıyı kocam diye çıkaracaksın."- M. Ş. Esendal. 1
8 . (-i, -le) Bir şeyi bir örneğe göre yapmak: "Yeni öğrendiği bir tangoyu piyanoda tek parmakla çıkarmaya çalışan İlhami..."- H. Taner. 1
9 . (nsz) Yollamak, göndermek: "Bir adam çıkarıp oğlunu yanına getirtti."- .
20 . (nsz) Yükü boşaltmak: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay. 2
1 . (nsz) Resim yapmak. 2
2 . (nsz) Fotoğraf çektirmek. 2
3 . (-i), mecaz Söylemek: "Bu dedikoduyu ortaya mutlak bizim arkadaş çıkarmıştır."- O. C. Kaygılı. 2
4 . (-i, -den), matematik Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek.

DEDE Nedir?


1 . Torunu olan erkek, büyük baba, büyük peder: "Dedenin kabri yanında bir çukur kazılmış."- Y. Z. Ortaç.
2 . Büyük babadan başlayarak geriye doğru atalardan her biri.
3 . Mevlevi tarikatında çile doldurmuş olan dervişlere verilen unvan.
4 . ünlem, teklifsiz konuşmada Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü.

DEDEKTİF Nedir?

Suç sayılan bir işi veya bu işi yapanı ortaya çıkarmakla görevli kimse, hafiye, polis hafiyesi: "En usta dedektifleri bile şaşkına çevirecek kadar dolaşık ve karışık bir olaydı."- Y. K. Karaosmanoğlu.

DOLAŞIK Nedir?


1 . Karışık (saç, ip vb.): "Bir buğday benizli zülfü dolaşık / Gitme diye beni yolda eğler var."- Karacaoğlan.
2 . Dolaşarak giden (yol): "Tozlu ve dolaşık yollar üzerinde saatlerce taban tepmiş."- A. Haşim.
3 . mecaz Kolay çözülmeyecek veya içinden çıkılmayacak derecede karışık: "Birtakım dolaşık işleri yüzünden istifasını verip çekildi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . mecaz Amacını doğrudan doğruya değil de dolayısıyla sezdiren: "Dolaşık ve tutuk bir dille, yarı anlaşılır yarı anlaşılmaz cümleler mırıldanmaya başladı."- P. Safa.

GÖREVLİ Nedir?


1 . Görevi olan, vazifeli: "Herkesi kendisine hizmetle görevli sanırdı."- Ç. Altan.
2 . isim Resmî görevi olan kimse, memur.

HAFİ Nedir?

Gizli, saklı.

HAFİYE Nedir?

Dedektif.

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KARIŞIK Nedir?


1 . Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş: "Karışık salata."- .
2 . Karışmış olan, düzensiz, dağınık, intizamsız.
3 . Saf olmayan: "Karışık süt."- .
4 . Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan: "Bana ne, bu bir yığın ne olduğunu anlamadığım, karışık dolambaçlı işten!"- N. Cumalı.
5 . Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık: "Tuhaf şey! Hakikaten karışık bir kadın."- P. Safa.
6 . halk ağzında Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan.

KİMSE Nedir?

Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi: "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum."- N. Cumalı.

OLAY Nedir?


1 . Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka: "O olaydan sonra bir daha yalnız kalmamıştık onunla."- N. Cumalı.
2 . Önemli tarihsel olgu, fenomen: "Nötron bombası günümüzün olayıdır."- .

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

ORTAY Nedir?


1 . Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).
2 . Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi).

POLİS Nedir?


1 . Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta.
2 . Bu kuruluşta yer alan görevli, kollukçu: "İki gün sonra, polisler eve giderek annesini götürdüler."- H. E. Adıvar.

SAYI Nedir?


1 - Sayma, ölçme, tartma gibi işlerin sonunda bulunan birimlerin kaç olduğunu anlatan söz, °rakam.
2 - Gazete ve dergi gibi süreli yayınların bir bütün oluşturan değişik tarih, numara taşıyan baskılarından her biri, °nüsha.
3 - Bir spor karşılaşmasında, karşılaşanlardan her birinin başarı derecesini saptayan nicelik.

ŞAŞKI Nedir?

Şaşma, şaşakalma.

ŞAŞKIN Nedir?


1 . Düşünceleri dağılmış, karışmış, ne yapacağını bilemez duruma gelmiş.
2 . Akılsız, sersem, budala.

USTA Nedir?


1 . Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse.
2 . Zanaat öğreticisi.
3 . Zanaatçılar için unvan: "Üzeyir usta yoldan geçmeyeceğimizi söyledi."- R. H. Karay.
4 . sıfat Eli uz, işinin eri, becerikli, mahir: "Bunların hepsi de çok güzel sesli ve oyunun en ustaları arasından seçildi."- T. Buğra.
5 . tarih Osmanlı İmparatorluğu'nda saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi.
6 . mecaz Akıl veren veya öğreten kimse: "Kız sana bir hâl olmuş, kim senin ustan?"- R. H. Karay.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

D D E E F K T İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Dedektif,

5 Harfli Kelimeler

Dikte, Efekt,

4 Harfli Kelimeler

Dede, Defi, Dide, Edik, Ekti, Etek, Etik, Etki, Feke, Fide, Kedi, Kefe, Kete, Tefe, Teke, Tike,

3 Harfli Kelimeler

Def, Dek, Dik, Ede, Edi, Efe, Eke, Eti, Fek, Fit, İde, Ket, Kit, Tef, Tek, Tik,

2 Harfli Kelimeler

De, Ek, Et, Fe, İt, Ke, Ki, Te, Ti,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.