DEŞELEMEK (TDK)


1 . Güçlü bir biçimde deşmek, karıştırmak: "Yaban domuzları tarlayı deşelemişler."- .
2 . mecaz Araştırmak: "Bu biraz da ihtiyarı deşelemek, o profesör hakkında bildiklerini söyletmek içindi."- T. Buğra.

Deşelemek kelimesi baş harfi D son harfi K olan bir kelime. Başında D sonunda K olan kelimenin birinci harfi D , ikinci harfi E , üçüncü harfi Ş , dördüncü harfi E , beşinci harfi L , altıncı harfi E , yedinci harfi M , sekizinci harfi E , dokuzuncu harfi K . Başı D sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ARAŞTIRMA Nedir?


1 . Araştırmak işi, taharri.
2 . Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılan yöntemli çalışma: "Türkiye'nin nüfus patlaması konusunda yapılan araştırmalar ekonomik planlarımız için önemlidir."- .

ARAŞTIRMAK Nedir?


1 . Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek: "Odayı iyice araştırdım ama aradığımı bulamadım."- .
2 . Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.
3 . Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak: "Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak."- Anayasa.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

BİLDİK Nedir?

Tanıdık (kimse veya şey): "İstanbullu bir bildikte misafirim."- R. N. Güntekin.

BİRAZ Nedir?


1 . Bir parça, azıcık: "Biraz yağmur yağdı mı Beyoğlu'nun yaya kaldırımlarında yürüyebilirsen yürü."- F. R. Atay.
2 . zarf (bi'raz) Kısa bir süre için: "Uzun etme iki gözüm biraz da bize uğra."- O. Rifat.
3 . zarf (bi'raz) Az miktarda: "Dersini biraz biliyor."- .

BUĞRA Nedir?

Erkek deve, iki hörgüçlü deve, buğur.

DEŞELEMEK Nedir?


1 . Güçlü bir biçimde deşmek, karıştırmak: "Yaban domuzları tarlayı deşelemişler."- .
2 . mecaz Araştırmak: "Bu biraz da ihtiyarı deşelemek, o profesör hakkında bildiklerini söyletmek içindi."- T. Buğra.

DEŞMEK Nedir?


1 - Oymak, delmek, içini açmak, karıştırmak.
2 - Bir sorunun üzerinde yeniden durmak, anımsatmak, kurcalamak.

DOMUZ Nedir?


1 . Çift parmaklılardan, eti, yağı, derisi veya kılı için beslenen evcil hayvan (Susacrofa domestica): "Dedemler silahlanıp dağlarda eşkıya avına çıkmışlar domuz avına çıkar gibi."- T. Dursun K.
2 . halk ağzında Hain, aksi, ters, inatçı kimse: "Domuzun malı için can tüketmeye mi geldik dünyaya?"- R. H. Karay.

GÜÇLÜ Nedir?


1 . Gücü olan, kuvvetli, yavuz: "Hele kendini güçlü hissederse tetik ol, basbayağı saldırganlaşır."- A. İlhan.
2 . Şiddeti çok olan.
3 . mecaz Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu.
4 . mecaz Nitelikleri ile etki yaratan, etkili: "Kitabında ne kadar güçlü ve üslup sahibi bir yazar olduğunu belgeler."- H. Taner.

HAKKINDA Nedir?

İlgili olarak, üzerine: "Kocasının sağlığı hakkında bilgi istiyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.

İHTİYAR Nedir?


1 . Yaşlı, kocamış olan, pir (kimse), genç karşıtı: "İhtiyar öksürüyor, öksürdükçe de boğazından çürük bir ses çıkıyor."- M. Ş. Esendal.
2 . isim, teklifsiz konuşmada Baba veya anne.

KARIŞ Nedir?

Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık: "Yürüyüp geçeceğim, basacağım yerlerin her bir karış mübarek toprağı benim için mukaddesti."- H. R. Gürpınar.

KARIŞTIRMA Nedir?

Karıştırmak işi.

KARIŞTIRMAK Nedir?


1 . Karışma işini yaptırmak.
2 . (-i) İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak: "Ceplerimi karıştırdım, bozuk para bulamadım."- F. R. Atay.
3 . (-i) Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek: "Pilavı karıştırmak."- .
4 . (-i) Kurcalamak, oynamak.
5 . (-i) Göz atmak, araştırmak, incelemek: "... saatlerce, istediğim kitapları, divanları, Servetifünun koleksiyonlarını karıştırdım."- Y. Z. Ortaç.
6 . (-i) Üstünkörü okumak: "Verdiğim cevapları dinlemiyor gibi dalgın, parmaklarıyla bir risaleyi karıştırıyordu."- H. Z. Uşaklıgil.
7 . Ayırt edememek, tam olarak seçememek: "Siz düşle gerçeği birbirine karıştırıyorsunuz."- .

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

PROFESÖR Nedir?

Yükseköğretim kuruluşlarında en üst aşamada olan öğretim üyesi: "Bu kırk yaşını geçmiş profesörleri ve ressamları kapıcı tanıyor."- P. Safa.

SÖYLETMEK Nedir?


1 . Söylemesine yol açmak.
2 . Söylemek zorunda bırakmak, itiraf ettirmek: "Öldüreceği, laf söyleteceği adamı diri diri fırına kor, gözünün önünde yakardı."- Ö. Seyfettin.

TARLA Nedir?


1 . Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası: "Kulübelerinize ve tarlalarınıza ne kadar üzülseniz yeridir."- R. E. Ünaydın.
2 . Deniz hayvanlarının çok olduğu yer: "Midye tarlası. İstiridye tarlası."- .

D E E E E K L M Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Deşelemek,

8 Harfli Kelimeler

Deşeleme, Eşelemek,

7 Harfli Kelimeler

Ekleşme, Eşeleme, Eşlemek, Keşleme,

6 Harfli Kelimeler

Delmek, Demkeş, Deşmek, Ekleme, Elemek, Eşelek, Eşleme, Keleme, Meleke,

5 Harfli Kelimeler

Delme, Demek, Deşme, Eklem, Eleme, Elmek, Eşlek, Eşlem, Eşmek, Kelem, Keleş, Melek, Meleş, Şekel, Şelek,

4 Harfli Kelimeler

Delk, Deme, Ekme, Elde, Elek, Elem, Emek, Emel, Eşek, Eşme, Kele, Keme, Leke, Meke, Meşe, Meşk,

3 Harfli Kelimeler

Dek, Dem, Ede, Eke, Elk, Kel, Kem, Keş, Leş, Şek, Şem,

2 Harfli Kelimeler

De, Ek, El, Em, Eş, Ke, Le, Me, Şe,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.