DÜLDÜL (TDK)


1 . Mekanik olarak çalışan oyuncak çocuk arabası.
2 . At: "Şu bizim düldüle bir saman vesikası lütfetseniz keyfime payan olmayacak."- P. Safa.
3 . şaka yollu Eski otomobil.
4 . şaka yollu Modası geçmiş araç. Düldül özel, isim, din b. (***) Arapça duldul Hz. Ali'ye Hz. Muhammed tarafından armağan edilen katırın adı.

Düldül kelimesi baş harfi D son harfi L olan bir kelime. Başında D sonunda L olan kelimenin birinci harfi D , ikinci harfi Ü , üçüncü harfi L , dördüncü harfi D , beşinci harfi Ü , altıncı harfi L . Başı D sonu L olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ARABA Nedir?


1 . Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı: "Ve arabayı dörtnala ileri sürdü."- H. Taner.
2 . sıfat Bu taşıtın aldığı miktarda olan: "İki araba saman. Bir araba kömür."- .

ARAÇ Nedir?


1 . Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta, gücünden yararlanılan nesne.
2 . Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta: "Dil, anlaşmayı sağlayan bir araçtır."- .
3 . Taşıt: "Taşıt araçlarına hiç binmez, yaz kış asker postalları ile kilometrelerce yolu yaya yürürdü."- H. Taner.

ARAPÇA Nedir?


1 . Sami dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanılan dil, Arabi.
2 . sıfat Bu dille yazılmış olan: "Pazartesi, perşembe geceleri yatağında gizli gizli Arapça dua okurdu."- A. Gündüz.

ARMAĞAN Nedir?


1 . Birini sevindirmek, mutlu etmek için verilen şey, hediye: "Hasılı orada da bizdeki gibi bir armağan enflasyonu var."- H. Taner.
2 . Ödül: "Nobel armağanı."- .
3 . Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser: "Macit Gökberk Armağanı."- .
4 . mecaz Bağış, ihsan.

ÇALIŞAN Nedir?

Bir iş kolunda, bir kurumda görevli olan kimse.

ÇOCUK Nedir?


1 . Küçük yaştaki oğlan veya kız: "Çocuğun bir sütninesi vardı."- R. H. Karay.
2 . Soy bakımından oğul veya kız, evlat: "Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış."- B. R. Eyuboğlu.
3 . Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak: "Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti."- B. R. Eyuboğlu.
4 . Genç erkek.
5 . mecaz Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi.
6 . mecaz Büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse: "Otuz yaşında ama hâlâ çocuk."- .
7 . mecaz Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse.

DÜLDÜL Nedir?


1 . Mekanik olarak çalışan oyuncak çocuk arabası.
2 . At: "Şu bizim düldüle bir saman vesikası lütfetseniz keyfime payan olmayacak."- P. Safa.
3 . şaka yollu Eski otomobil.
4 . şaka yollu Modası geçmiş araç. Düldül özel, isim, din b. (***) Arapça duldul Hz. Ali'ye Hz. Muhammed tarafından armağan edilen katırın adı.

ESKİ Nedir?


1 . Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı: "Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden?"- N. Ataç.
2 . Önceki, sabık: "Anlatışına bakılırsa eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş."- H. Taner.
3 . Geçerli olmayan: "Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir."- R. N. Güntekin.
4 . Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan.
5 . Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan: "Eski öğretmen."- .
6 . isim Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey: "Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum."- H. Z. Uşaklıgil.
7 . isim, alay yollu Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz: "Mebus eskisi. Müdür eskisi."- .

GEÇMİŞ Nedir?


1 . Geçme işini yapmış.
2 . Zaman bakımından geride kalmış: "Bu eski sesler içinde geçmiş zamanlar uyuyor, uyanıyor, geriniyor, yaşıyor gibidir."- A. Ş. Hisar.
3 . Çürümeye yüz tutmuş.
4 . isim Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi: "Onlar bu davranışlarıyla geçmişte sadece huzursuzluk yarattı."- N. Cumalı.
5 . isim Arkada kalan hayat, mazi: "Perde perde örtülü olan eski bir geçmişten kulaklarına garip bir fısıltı gelmişti."- O. C. Kaygılı.
6 . isim Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları: "Senin de yedi göbek geçmişine rahmet okusun ha?"- M. Ş. Esendal.

İSİM Nedir?


1 - Ad.
2 - Kişi, insan.

KATI Nedir?

Taşlık, °konsa.

KATIR Nedir?


1 . Atgillerden, kısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan melez hayvan.
2 . sıfat, mecaz Kaba, bayağı, görgüsüz (kimse).

KEYFİ Nedir?


1 - İsteğe bağlı olan.
2 - Gerçeğe, usa, yol ve yöntemine uymayan.

MEKANİK Nedir?


1 . Kuvvetlerin maddeler ve hareketler üzerine etkisini inceleyen fizik dalı.
2 . sıfat Denge veya hareket kurallarıyla ilgili.
3 . sıfat Makine ile yapılan.
4 . sıfat, mecaz Düşünmeden yapılan.

MODA Nedir?


1 . Değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik.
2 . Belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlük: "Moda sandığımız birçok şeylerin hayatın kendi bünyesinden geldiği anlaşılır."- A. H. Tanpınar.
3 . sıfat Geçici olarak yeniliğe ve toplumsal beğeniye uygun olan: "Moda şapka."- .

OTOMOBİL Nedir?

Motorlu, dört tekerlekli kara taşıtı: "Otomobiller, atlar, arabalar coşkun bir sel uğultusu ile geçiyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.

OYUNCAK Nedir?


1 . Oynayıp eğlenmeye yarayan her şey: "Çocuğun elinde oyuncak bir köpek."- B. Felek.
2 . mecaz Önemsiz ve kolay iş: "Oyuncak değil, mesele çok ciddi."- .
3 . mecaz Başkaları tarafından bir araç gibi kullanılan, hiçe sayılan güçsüz kimse.

PAYAN Nedir?

Son, sonuç, nihayet: "Şu bizim düldüle bir saman vesikası lütfetseniz keyfime payan olmayacak"- P. Safa.

SAFA Nedir?

bakınız sefa.

SAMAN Nedir?

Türlü ekinlerin taneleri ayrıldıktan sonra kalan sapları ve daha çok bunların harmanda parçalanmışı.

ŞAKA Nedir?

Güldürmek, eğlendirmek amacıyla karşısındakini kırmadan yapılan hareket ya da söylenen söz, °latife.

TARAFINDAN Nedir?


1 . Herhangi birinden: "Dostları tarafından çok sevilmiş bir zattı."- A. Ş. Hisar.
2 . Eliyle, aracılığıyla.
3 . Türünden, çeşidinden.

VESİKA Nedir?

Belge: "Meydana çıkarılacak yeni vesikalar olsa olsa asıl hakikati tevsik ederler fakat değiştiremezler."- Y. K. Karaosmanoğlu.

YOLLU Nedir?


1 . Yolu herhangi bir nitelikte olan: "Bozuk yollu bir mahalle."- .
2 . Çizgili: "Sandığın altında, mor yollu beyaz bir iplik çul seriliydi."- O. Kemal.
3 . Hızlı giden (taşıt): "Yollu gemi."- .
4 . mecaz Kuralına uygun: "Bu hiç de yollu bir iş değildi."- .
5 . zarf, mecaz Herhangi bir nitelikte, biçimde: "İlk teklifimde direnir yollu konuşmaya başladım."- F. R. Atay.
6 . isim, argo Kolayca elde edilen kadın.

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.