DÖVEN (TDK)

Harmanda ekinlerin sap ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, altında keskin çakmaktaşları çakılı bulunan kızak biçiminde araç.

Döven kelimesi baş harfi D son harfi N olan bir kelime. Başında D sonunda N olan kelimenin birinci harfi D , ikinci harfi Ö , üçüncü harfi V , dördüncü harfi E , beşinci harfi N . Başı D sonu N olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALTI Nedir?


1 . Beşten sonra gelen sayının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 6, VI rakamlarının adı.
3 . sıfat Beşten bir artık.

ALTIN Nedir?


1 . Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,
9 olan, 106
4 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au): "Altın çok eski zamanlardan beri para basımında kullanılmaktadır."- .
2 . sıfat Bu elementten yapılmış: "Müsteşar, pantolonunun arka cebinden altın tabakasını çıkarıp sigara veriyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Altından yapılmış sikke: "Çocuğa bir altın taktı."- .
4 . sıfat, mecaz Üstün nitelikli, değerli: "Altın ses."- .

ARAÇ Nedir?


1 . Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta, gücünden yararlanılan nesne.
2 . Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta: "Dil, anlaşmayı sağlayan bir araçtır."- .
3 . Taşıt: "Taşıt araçlarına hiç binmez, yaz kış asker postalları ile kilometrelerce yolu yaya yürürdü."- H. Taner.

AYIRMAK Nedir?


1 . Bölmek: "Elmayı dörde ayırmak."- .
2 . (-e, -den) Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak: "Çocuklara pastadan biraz ayırdım."- .
3 . Bir yeri bir engelle bölmek.
4 . (-den) Birbirinden uzaklaştırmak.
5 . (-i) Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.
6 . (-den, -e) Seçmek: "Günün fıkralarından bu kitaba ayırdıklarım pek azdır."- F. R. Atay.
7 . (-i, -den) İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak: "Karıyı kocasından ayırmak."- .
8 . (-i, -den) Farklı davranmak, fark gözetmek: "Çocuklarımın hepsini aynı derecede severim, onları hiç birbirinden ayırır mıyım?"- .
9 . Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek: "Odayı çocuklara ayırmak."- .

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

ÇAKILI Nedir?


1 . Çivi, kazık vb. bir şeyle tutturulmuş: "Duvara çakılı büyük rakkaslı saati tamire götüren hademe, Reşat'ın omzuna adamakıllı bindirmiş."- Y. Z. Ortaç.
2 . Çakılmış, bir şeye bağlı: "Genç kadın forsaların çakılı bulunduğu oturak dairesini görmeyi merak ediyordu."- F. F. Tülbentçi.
3 . Yeri değişmez, sabit: "Çakılı top."- .

ÇAKMA Nedir?


1 . Çakmak işi.
2 . Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi.
3 . Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı.
4 . halk ağzında Deri hastalığı, yara, çıban.

ÇAKMAK Nedir?


1 . Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası: "Nasıl oldu bilmem, eğilip yakarken çakaralmaz çakmak kıvılcım çıkardı."- B. Felek.
2 . Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti.
3 . eskimiş Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni.

ÇAKMAK Nedir?


1 - Vurarak sokup yerleştirmek.
2 - Çiviyle tutturmak.
3 - Kazık çakıp hayvan bağlamak.
4 - Kabul edilmeyecek bir şeyi kurnazlıkla kabul ettirmek.
5 - Vurmak.
6 - Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak ya da çarpmak.
7 - Sezinlemek, anlamak, farkına varmak.
10 - İçki içmek. 1
1 - Parıldamak, ışık vermek.

ÇEKİ Nedir?


1 . Tartı.
2 . 225,97
8 kg olan, odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan ağırlık ölçü birimi.
3 . mecaz Üzüntü, sıkıntı.
4 . halk ağzında Kadınların başlarına bağladıkları örtü.

EKİN Nedir?


1 . Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya kadar aldığı durum: "Yağmur vaktinde ve yeterince yağmalı; ekinlere kına, pancarlara kurt düşmemeli."- T. Buğra.
2 . Kültür, hars.

HARMAN Nedir?


1 . Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi.
2 . Bu işin yapıldığı yer veya mevsim: "Çocuğum başka çocuklarla beraber harmanda düvene binmiş dönüyor."- R. N. Güntekin.
3 . Birçok çeşitten birer parça alıp yeni birleşim oluşturma işi: "Çay harmanı. Tütün harmanı."- .
4 . Selüloz açılması aşamasından başlayıp kâğıt veya karton sayfasının meydana gelmesine kadar kullanılan bir veya birkaç kâğıt hamuru ile diğer malzemelerin meydana getirdiği sulu süspansiyon.

HAYVAN Nedir?


1 . Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık: "İnce ruhlu insanlar gibi Atatürk de hayvanları severdi."- F. R. Atay.
2 . sıfat, mecaz Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).
3 . hakaret yollu Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.
4 . halk ağzında At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık: "Zavallı hayvan bir saattir yüz okkadan fazla bir yükü sürüklüyordu."- Ö. Seyfettin.

KESKİN Nedir?


1 . Çok kesici, iyi kesen: "Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı."- H. R. Gürpınar.
2 . mecaz Tiz (ses): "Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses."- P. Safa.
3 . mecaz Kırıcı, incitici: "En yakın dostlarının bile kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş."- H. Taner.
4 . mecaz Etkili, sert: "Nihayet güneş doğdu, sis ve duman içinde çölün sabahlarında esen serin ve keskin rüzgârla üşüdük."- F. R. Atay.
5 . argo Zampara.

KIZAK Nedir?


1 . Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt.
2 . Ağaç tablaların kamburlaşmaması için liflere dikey konumda açılan kanala geçirilen uzun parça.
3 . Ambalajın dibine uzunluğuna çakılan, hem dip levhası elemanlarının tutturulmasını hem de ambalajın yerde kolayca kaymasını sağlayan kereste parçası.
4 . denizcilik Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan veya gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara.

KOŞU Nedir?


1 . Koşarak yapılan yarış.
2 . At yarışı: "Koşuların sonuçlarından başka bir şey düşünmesini engelleyen bir hastalığa dönüşmüş."- N. Cumalı.

KOŞUL Nedir?


1 . Şart.
2 . Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri.
3 . Bir şeyin kendi özelliğini kazanması için bulunması gereken durum, gerekli olan özellik: "Türk Eli'nin uluları bu koşullar altında yeni toprakların, yeni vatanların gereğini duyar olmuştu."- N. Araz.

TANE Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda olan, adet.
2 . Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal.
3 . bitki bilimi Çekirdekli küçük meyve: "Üzüm tanesi. Nar tanesi."- .

D E N V Ö Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

Ödev,

3 Harfli Kelimeler

Dev, Nev,

2 Harfli Kelimeler

De, En, Ev, Ne, Öd, Ön, Ve,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.