BUNALIM (TDK)


1 . Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz: "İktisadi bunalım ayyuka çıktı maşallah."- H. Taner.
2 . Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz: "Bunalım anlarında insanın yüreğini, en ürkütücü olasılıklar yoklamaz mı?"- A. İlhan.
3 . ruh bilimi Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon: "Zavallı oğlan bu bunalım anlarında acınacak hâlde oluyordu."- H. Taner.
4 . tıp (***) Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire olan fizyolojik değişiklik, kriz.
5 . ticaret Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, kriz.

Bunalım kelimesi baş harfi B son harfi M olan bir kelime. Başında B sonunda M olan kelimenin birinci harfi B , ikinci harfi U , üçüncü harfi N , dördüncü harfi A , beşinci harfi L , altıncı harfi I , yedinci harfi M . Başı B sonu M olan 7 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALMA Nedir?


1 . Almak işi.
2 . Alıntı, iktibas: "Ondan acemicesine alma olarak."- Muallim Naci.
3 . spor Bir profesyonel sporcunun, para karşılığı kulübünden bir başka kulübe geçmesi, transfer.

AYKIRI Nedir?


1 . Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir."- Anayasa.
2 . Çapraz, ters.
3 . Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal.
4 . mecaz Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen: "Burası Ankara'ya iki günöte, ana yollardan aykırı küçük bir kasabaydı."- R. H. Karay.
5 . matematik Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan.

AYKIRILIK Nedir?

Aykırı olma durumu, mugayeret, muhalefet: "Aykırılıkların, ayrıksılıkların ahlak değerlerine dönüşebilmesi bence imkânsız."- S. İleri.

AYYUK Nedir?


1 - Göğün en yüksek yeri.
2 - Göğün kuzey yarımküresinde bulunan bir takımyıldızın en parlak yıldızı.

AZALMA Nedir?

Azalmak işi, eksilme, tenakus.

BİLİ Nedir?

Bilgi.

BİLİM Nedir?


1 . Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim: "Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır."- H. E. Adıvar.
2 . Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
3 . Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

BİRDEN Nedir?


1 . Bir defada.
2 . Ansızın: "Birden döndüm ve tahminimde haklı olduğumu anladım."- R. H. Karay.
3 . Birlikte, beraberce, hepsi bir arada: "Şimdi, ikisi birden gülmekten kırılıyorlar."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . Çabucak.

BİRDENBİRE Nedir?

Ansızın: "Birdenbire bulunduğumuz odanın kapısı açılıverdi."- S. F. Abasıyanık.

BOZUK Nedir?


1 . Madenî para, bozuk para: "Hiç olmazsa birkaç kuruş bozuk ver!"- M. Ş. Esendal.
2 . sıfat Bozulmuş olan: "Daracık ve bozuk kaldırımlardan çamurlu sular akıyordu."- T. Buğra.
3 . sıfat Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ): "Ağzındaki birkaç bozuk dişten şüphe ettim."- R. N. Güntekin.
4 . sıfat, mecaz Kötümser, gergin, huzursuz, karışık: "Bozgun sırasında Ankara'da meclisin havası pek bozuktu."- F. R. Atay.
5 . sıfat, mecaz Kızgın, sıkıntılı: "Süleyman'ı adada yüzü o kadar bozuk ve korkunç buldu ki."- H. E. Adıvar.

BOZUKLUK Nedir?


1 . Bozuk olma durumu.
2 . Bozuk para.

BUHRAN Nedir?

Bunalım, bunluk, kriz: "Üç gecedir gelmiyor, o kadar buhran içindeyim ki."- P. Safa.

BUNA Nedir?

"Bu" adılının yönelme durumu.

BUNALIM Nedir?


1 . Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz: "İktisadi bunalım ayyuka çıktı maşallah."- H. Taner.
2 . Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz: "Bunalım anlarında insanın yüreğini, en ürkütücü olasılıklar yoklamaz mı?"- A. İlhan.
3 . ruh bilimi Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon: "Zavallı oğlan bu bunalım anlarında acınacak hâlde oluyordu."- H. Taner.
4 . tıp (***) Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire olan fizyolojik değişiklik, kriz.
5 . ticaret Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, kriz.

BUNLU Nedir?

Sıkıntılı.

BUNLUK Nedir?

Bunalım, sıkıntı.

ÇALIŞMA Nedir?


1 . Çalışmak işi, emek, say: "Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması: "Bu kiriş hesabında kirişin aşırı yük altında çalışması göz önüne alınmıştır."- .
3 . Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi: "Ağaçtan üretilen işlerin sonradan bozulması istenmiyorsa bütün birleştirilmelerde ağacın çalışması özelliği dikkate alınmalıdır."- .
4 . Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün.

ÇIKTI Nedir?


1 . Üretim sonucu ortaya çıkan ürün, girdi karşıtı.
2 . Artık: "Sanayi çıktısı."- .
3 . bilişim Bilgisayarda yazılan bir metnin kâğıda dökülmüş biçimi, print.
4 . Mezuniyet belgesi.

ÇOĞU Nedir?


1 . Bir şeyin büyük bölümü: "Biz o zaman okuduğumuz mısraların çoğunu ezber bilirdik."- A. Ş. Hisar.
2 . Çok kimse: "Arkadaşlarımın çoğu gibi mektebe lalalarla, uşaklarla gitmedim."- A. H. Tanpınar.

ÇOĞUN Nedir?

Çok kez, sık sık, ekseriya: "Çoğun içinden geldiği gibi, algıladığım gibi yazıyorum."- S. İleri.

ÇÖKÜNTÜ Nedir?


1 . Çökme.
2 . Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz.
3 . Suyun dibine çöken şeyler.
4 . Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü.
5 . ekonomi Gerileme, kriz, depresyon: "Dünya krizi, özellikle de afyon piyasasındaki çöküntü ondan da çok şey götürmüştü."- T. Buğra.

DEĞER Nedir?


1 . Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet, valör.
2 . Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, paha.
3 . Yüksek ve yararlı nitelik.
4 . Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.
5 . felsefe Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey.
6 . matematik Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı.
7 . Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.

DEĞİŞ Nedir?


1 . Değme işi.
2 . Değişim.

DEĞİŞİK Nedir?


1 . Değiştirilmiş, muaddel: "Yasanın değişik onuncu maddesi gereğince..."- .
2 . Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan: "Değişik bir oda takımı."- .
3 . Çeşitli, farklı: "Değişik renkler."- .
4 . isim, halk ağzında Yedek iç çamaşırı, giyecek: "Hiç değişiğim kalmadı."- .
5 . isim, halk ağzında Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk.

DEĞİŞİKLİK Nedir?


1 . Değişik olma durumu.
2 . Bir bütünün bir bölümünün değişmesiyle ortaya çıkan yeni durum: "Yönetim kurulunda değişiklik oldu."- .
3 . Amaca uygun biçime getirmek için yapılan değiştirme, tadil.

DEPRESYON Nedir?


1 . Bunalım.
2 . ekonomi Çöküntü.

DOĞAL Nedir?


1 . Doğada olan, doğada bulunan: "Doğal güzellikler artık eskisi gibi turist çekmiyor."- N. Cumalı.
2 . Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel.
3 . Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı: "Doğal liman. Doğal sınır."- .
4 . Yapmacık olmayan.
5 . Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi.
6 . Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.
7 . Katıksız, saf.

DOĞU Nedir?


1 . Güneşin doğduğu ana yön, gün doğusu, şark, maşrık, batı karşıtı.
2 . Bulunulan yere göre güneşin doğduğu yönde kalan bölge.
3 . gök bilimi Güneşin 2
1 Mart ve 2
3 Eylülde doğduğu yön.

DURMA Nedir?


1 . Durmak işi.
2 . Eğleşme, eğlenme, tevakkuf.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

DUYAR Nedir?


1 . Duygulu, duygun, duyarlı, hassas.
2 . Beden üzerinde uyarıldığında hızlı ve güçlü tepkilere yol açan: "Duyar bölge."- .

DUYARLI Nedir?

Dış etkenlere karşı duyarlığı olan, hassas: "Ordu yürürse sayısını, sırasını seçecek kadar duyarlı kulakları vardı."- N. Araz.

EKONOMİK Nedir?


1 . Ekonomi ile ilgili olan, iktisadi: "Bugüne kadar ekonomik bakımdan ne sıkıntılar çektiğimizi bir biz biliriz."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Az masraflı, kazançlı, hesaplı, iktisadi.
3 . mecaz Kolay kullanılabilen: "Matematik dili ayrıca en ekonomik dildir."- H. Taner.

FİZYOLOJİK Nedir?


1 . Fizyoloji ile ilgili, vücutla ilgili: "Fizyolojik bir rahatsızlık."- .
2 . Normal, doğal olarak işleyen: "Fizyolojik durum."- .

GERGİ Nedir?


1 . Perde.
2 . İp, kayış, tel vb.ni gerginleştirme işinde kullanılan araç.

GERGİN Nedir?


1 . Gerilmiş durumda olan: "Gergin tel. Gergin kiriş."- .
2 . Buruşuğu, kırışığı olmayan (cilt): "Siyah jarse elbisesi içinde, hâlâ diri, gergin vücuduyla güzel ve ihtişamlıydı."- P. Safa.
3 . mecaz Bozulacak duruma gelmiş olan (ilişki): "Arkadaşımın kocasıyla arası gergin."- .
4 . mecaz Huzursuz, sinirli: "Dudaklarında gergin, cali bir tebessümle ilerledi."- P. Safa.

GERGİNLİK Nedir?

Gergin olma durumu: "Sinirlerimin gerginliği, nefesimin tıkanması hâlâ savulmadı."- S. M. Alus.

GÜCÜ Nedir?

Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı.

GÜCÜN Nedir?


1 . Dara dar.
2 . Güçlükle, ancak, zorla.

GÜVE Nedir?

Kurtçuğu yapağı, yünlü kumaş ve dokuma yiyen pul kanatlılardan bir böcek (Tine pellionella).

GÜVEN Nedir?


1 . Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat: "... Bakanlar Kurulunun güven isteği, bir tam gün geçtikten sonra oylanır."- Anayasa.
2 . Yüreklilik, cesaret.

HASTA Nedir?


1 . Sağlığı bozuk olan, esenliği yerinde olmayan, hastalanmış, rahatsız: "Annem o evin önü sofalı bir odasında hasta yatıyordu."- Y. K. Beyatlı.
2 . mecaz Aşırı düşkün, tutkun: "Maç hastası."- .
3 . argo Parasız, züğürt.
4 . teklifsiz konuşmada Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

HASTALIK Nedir?


1 . Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı: "Hastalıktan, doktordan oldum bittim korkarım."- H. Taner.
2 . Ruh sağlığının bozulması durumu.
3 . Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk: "Filoksera, bağ hastalıklarının en korkuncudur."- .
4 . mecaz Aşırı düşkünlük, tutku: "Temizlik hastalığı."- .

İLHAN Nedir?


1 . İmparator.
2 . İran Moğollarında hükümdarın unvanı.

İLİŞKİN Nedir?

İlgisi, ilişiği olan, bağlı, ilgili, ait, merbut, müteallik: "Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler..."- Anayasa.

İNSAN Nedir?


1 . İki eli bulunan, iki ayak üzerinde dolaşan, sözle anlaşan, akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı.
2 . Kişi, şahıs, âdemoğlu, âdem evladı: "O yaşta insan hiç düşünmeden sadece yaşamaya bakar."- H. Taner.
3 . sıfat, mecaz Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).

İYİLEŞME Nedir?

İyileşmek işi.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KARAMSAR Nedir?

Kötümser.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KENDİ Nedir?


1 . İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat.
2 . Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz: "Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."- .
3 . Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz: "Kendi yapacağı işi bırakır, âleme öğüt vermeye kalkar."- B. Felek.
4 . "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz: "Kendileri evde yoklar mı?"- .

KRİZ Nedir?


1 . Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk, akse: "Krizler sıkıştırdığı zaman özel kliniklerde yatmaya gidiyordu."- Ç. Altan.
2 . Bir kimsenin yaşamında görülen ruhsal bunalım.
3 . Bir şeyin çok kıt bulunması durumu.
4 . Bir şeye duyulan ani ve aşırı istek.
5 . mecaz Bir ülkede veya ülkeler arasında, toplumun veya bir kuruluşun yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran: "Krizin ne kadar sürdüğünü bilmiyorum."- F. R. Atay.

MAŞA Nedir?


1 - Ateş ya da kızgın bir şey tutmaya, korları karıştırmaya yarayan iki kollu metal araç: Mangal maşası .
2 - Çok küçük şeyleri tutmaya yarayan küçük, kollu araç.
3 - Çiftteker çatısının ön ve arkasında, çatal biçiminde, tekerleklerin takıldığı parça.
4 - Saçları kıvırmak, düzeltmek için elektrik ya da ateşle ısıtılan maşa biçiminde aygıt.
5 - Başkasının isteklerine, amaçlarına alet olan kimse.

MAŞALLAH Nedir?


1 . (ma:şalla:h) "Ne güzel, Allah nazardan saklasın" anlamlarında beğenme duyguları bildiren bir söz: "Maşallah! Şu güzelliğe bak, Ruhsar..."- A. İlhan.
2 . (ma:şalla:h) Umulmadık durumlar karşısında şaşkınlık ve sitem belirtmek için söylenen bir söz: "Baksana... Maşallah üçü de çocukluktan çoktan çıkmışlar!"- O. C. Kaygılı.
3 . isim (ma:şallah) Nazar değmemesi için çocukların üzerine takılan veya çeşitli araç, bina vb. yerlere asılan, üstünde "maşallah" yazılı nazarlık.

OĞLAN Nedir?


1 . Erkek çocuk: "Biraz sonra oğlan da doğrulup kızın karşısına geçti."- O. C. Kaygılı.
2 . Yetişkin erkek: "Yakışıklı, erkek güzeli olmaya aday bir oğlandı."- T. Buğra.
3 . İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, bacak, vale.
4 . Cinsel bakımdan erkeklerin zevkine hizmet eden sapık erkek.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

OLASI Nedir?


1 . Görünüşe göre olacağı sanılan, muhtemel.
2 . Mümkün.

OLASILI Nedir?


1 . Olasılığa dayanan, belkili, ihtimalli, muhtemel: "Olasılı hesaplarla böyle önemli işlere girişilemez."- .
2 . felsefe Belkili.

OLASILIK Nedir?


1 . Bir şeyin olabilmesi durumu, olabilirlik, ihtimal: "O gün biyolojicinin yazılı yapma olasılığı vardı."- Ç. Altan.
2 . felsefe O zamana kadar yapılan deneylerle bir olayın ortaya çıkmasının beklenilmesi ancak yine de tam bir kesinliğin bulunmaması durumu.

OLUŞ Nedir?


1 - Olmak eylemi ya da biçimi, °vuku.
2 - Oluşma, °teşekkül, °tekevvün.
3 - Bir durumdan öteki duruma geçiş.

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

ORTAY Nedir?


1 . Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).
2 . Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi).

ÖLÜM Nedir?


1 . Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi, ahiret yolculuğu, emrihak, irtihal, memat, mevt, vefat: "Çenesinde babamın ölüm günü gördüğüm asabi buruşmalar var."- Y. Z. Ortaç.
2 . Ölme biçimi: "Yanarak ölümü, feciydi."- .
3 . İdam cezası: "Ölüme mahkûm oldu."- .
4 . ünlem Ölmesi istenen canlı için kullanılan bir söz: "Zalimlere ölüm!"- .
5 . mecaz Sona erme, yok olma, ortadan kalkma: "Küçük sanayinin ölümü."- .
6 . mecaz Çok büyük sıkıntı, üzüntü: "Sürgün benim için ölüm gibi bir şey olmuştu."- R. N. Güntekin.

RUHSAL Nedir?


1 . Ruhla ilgili olan, ruhi, tinsel, psikolojik, psişik.
2 . Ruh bilimi ile ilgili, ruh bilimsel, psikolojik.

SATIN Nedir?

"Bedelini ödeyerek bir şey almak" anlamındaki satın almak birleşik fiilinde geçen bir söz: "Okuma yazma bilmemesine rağmen bir Köroğlu gazetesi satın aldı."- H. Taner.

SATIŞ Nedir?


1 . Satma işi.
2 . ticaret Satıcı ile alıcı arasında yapılan ve bir malın alıcıya verilmesi ve bunun karşılığında bir fiyat, bir değer alınması yoluyla yapılan işlem, satım: "Satış işinin güçlüğünü orada iyice öğrendim."- Y. K. Karaosmanoğlu.

SEBEP Nedir?

Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey: "Aynayı kırmamın hiçbir sebebi yoktur."- S. F. Abasıyanık.

SONUÇ Nedir?


1 . Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice: "Her koşu beklenilmeyen, şaşırtıcı bir sonuç verebilirdi."- N. Cumalı.
2 . Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey: "Sınav sonucu."- .
3 . Öz, özet.
4 . spor Sürmekte olan veya biten bir yarışmanın veya spor karşılasmasının sayı bakımından durumu, skor.
5 . edebiyat Yazının veya sözün bitim bölümü.

SÜRE Nedir?

Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, °müddet: Uzun bir iyileşme süresinden sonra askere gitmiş .

SÜREÇ Nedir?

Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi, vetire, proses: "Kitaba aldığım bu yazılar, gerçekte siyasal kavgamın gelişme sürecinde önemli bir tavır takınmayı vurgulamaktadır."- A. İlhan.

TANE Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda olan, adet.
2 . Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal.
3 . bitki bilimi Çekirdekli küçük meyve: "Üzüm tanesi. Nar tanesi."- .

TEHLİKELİ Nedir?

Tehlikesi olan, korkulu, kazalı, muhataralı: "Bahar yorgunluklar için en tehlikeli bir mevsimdir."- Ö. Seyfettin.

TİCARET Nedir?


1 - Türlü ürün, mal vb. alım satımı, tecim.
2 - Kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği.
3 - Bu etkinlikle ilgili bilim.
4 - Alışveriş sonucu yararlanılan fiyat farkı, kâr.

UMUT Nedir?


1 . Ummaktan doğan güven duygusu, ümit: "Bu umudum, şimdi yavaş yavaş ölüyor."- H. E. Adıvar.
2 . Bu duyguyu veren kimse veya şey: "Bir tek umut, bir avuç askerde ve Mustafa Kemal denen bir isimdedir."- F. R. Atay.

UMUTSUZ Nedir?


1 . Umudu olmayan, hiç umudu kalmayan, ümitsiz, nevmit: "Pamuk tarlaları kavrulmuş, çocuklar hasta, kadınlar güçsüz, erler umutsuzdu."- N. Araz.
2 . Düzeleceği veya iyileşeceği sanılmayan, ümitsiz: "Hasta umutsuz. Umutsuz bir durum."- .

UYARAN Nedir?


1 . Uyarma işini yapan (kimse veya şey), münebbih.
2 . Organizmada uyarım yaratan, uyarıcı: "Kahve, uyaran maddelerden biridir."- .
3 . isim Bir uyarım, bir tepki yaratan herhangi bir güç, uyarıcı.

ÜRKÜTÜCÜ Nedir?

Ürküntüye yol açan (şey): "Boğukluğu benim kulağıma da ürkütücü gelen bir sesle sordum."- R. H. Karay.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YOKLAMA Nedir?


1 . Yoklamak işi, kontrol: "Müdür sıkı bir kasket yoklaması yapıyor, kapıdan kuş uçurtmuyordu."- R. Ilgaz.
2 . Bir topluluğu oluşturan üyelerin belli bir zaman ve yerde bulunup bulunmadığını anlamak için yapılan sayma işlemi: "Okulda sınıf yoklaması. Asker yoklaması. Emekli yoklaması."- .
3 . Okullarda öğrencilerin bilgisini anlamak için yapılan sınav: "Yazılı yoklama. Sözlü yoklama."- .

A B I L M N U Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

7 Harfli Kelimeler

Bunalım,

5 Harfli Kelimeler

Bulma, Bunma, Namlı, Namlu,

4 Harfli Kelimeler

Alım, Alın, Blum, Bula, Maun, Ulam, Ulan,

3 Harfli Kelimeler

Abu, Anı, Bal, Ban, Bul, Bun, Lam, Lan, Mal, Nal, Nam, Ula,

2 Harfli Kelimeler

Ab, Al, Am, An, Bu, La, Un,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.