BOYLAMAK (TDK)


1 . İstemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak: "İkiniz de hapsi boylarsınız."- A. İlhan.
2 . Batmak: "Kayık denizin dibini boyladı."- .
3 . Düşmek: "Ayağı kaydı, yeri boyladı."- .
4 . Yükselmek, çıkmak: "Fakat o doludizgin kırkı boylamış bir ateşle par par yanıyordu."- R. N. Güntekin.
5 . (nsz) Destan söylemek, anlatmak.
6 . Boy ve hacmine göre ayırmak.

Boylamak kelimesi baş harfi B son harfi K olan bir kelime. Başında B sonunda K olan kelimenin birinci harfi B , ikinci harfi O , üçüncü harfi Y , dördüncü harfi L , beşinci harfi A , altıncı harfi M , yedinci harfi A , sekizinci harfi K . Başı B sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ANLATMA Nedir?

Anlatmak işi: "O ciddi bir tavırla mühim bir şey anlatmaya hazırlanmış gibiydi."- Y. K. Karaosmanoğlu.

ANLATMAK Nedir?


1 . Bir konu üzerinde açıklama yapmak, açıklamada bulunmak, bilgi vermek, izah etmek: "Gece sabaha kadar düşündüğü şeyleri babasına da anlatmak isterdi."- P. Safa.
2 . İnandırmak, ikna etmek: "Derdinizi ona anlatmak kolay değil."- .
3 . (nsz) Söylemek, nakletmek: "Sonra bir hikâye anlattı."- A. Ş. Hisar.

ATEŞ Nedir?


1 . Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr: "Uygarlık ateşten doğmuştur."- .
2 . Tutuşmuş olan cisim.
3 . Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç: "Yemeği ateşten indirdim."- .
4 . Patlayıcı silahların atılması: "Top ateşi geceye kadar sürdü."- .
5 . Vücut ısısı: "Ateşi kırktan aşağıya düşmezdi."- S. F. Abasıyanık.
6 . mecaz Öfke, hırs, hınç: "Fırlayıp ayağa kalkmış, bir duvara yaslanarak ateş fışkıran gözlerle onu seyre başlamıştı."- T. Buğra.
7 . mecaz Coşkunluk: "Nejat Efendi'nin çalışında Peregrini'nin ihtirası, ateşi yoktu."- H. E. Adıvar.
8 . mecaz Tehlike, felaket: "Kendinizi ateşe atıyorsunuz."- .
9 . mecaz Büyük üzüntü, acı: "İçimin ateşi hiç küllenmedi. Seneler geçtikçe daha alevleniyor. Evlat acısı bu ..."- H. R. Gürpınar.

AYIRMA Nedir?

Ayırmak işi: "Yapılabilecek şeylerle yapılamayacakları daha ilk anda ayırmasını biliyordu."- T. Buğra.

AYIRMAK Nedir?


1 . Bölmek: "Elmayı dörde ayırmak."- .
2 . (-e, -den) Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak: "Çocuklara pastadan biraz ayırdım."- .
3 . Bir yeri bir engelle bölmek.
4 . (-den) Birbirinden uzaklaştırmak.
5 . (-i) Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.
6 . (-den, -e) Seçmek: "Günün fıkralarından bu kitaba ayırdıklarım pek azdır."- F. R. Atay.
7 . (-i, -den) İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak: "Karıyı kocasından ayırmak."- .
8 . (-i, -den) Farklı davranmak, fark gözetmek: "Çocuklarımın hepsini aynı derecede severim, onları hiç birbirinden ayırır mıyım?"- .
9 . Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek: "Odayı çocuklara ayırmak."- .

BATMA Nedir?


1 . Batmak işi.
2 . Yıkılma, çökme.
3 . İflas etme: "Balık baştan kokar, bilmez değilsin a! Hayriye tüccarının batmasına bizim saray sebep olmuştur"- A. İlhan.
4 . Yok olma, inkıraz.
5 . gök bilimi Bir gök cisminin (ay, güneş, yıldız vb.) ufkun altına inmesi.

BOYLAM Nedir?

Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen çemberiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen çemberi arasındaki açı değeri, tul, tul derecesi, meridyen.

ÇIKMA Nedir?


1 . Çıkmak işi.
2 . Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.
3 . Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak.
4 . Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, derkenar.
5 . Desteklemek amacıyla verilen para.
6 . sıfat Çıkmış: "Saraydan çıkma İstanbul eşyalarını görünce bunların hakikatine inanmak lazım geldiğini anlamış."- A. Ş. Hisar.
7 . sıfat Eski, kullanılmış: "Çıkma jant."- .

ÇIKMAK Nedir?


1 - İçeriden dışarıya varmak, gitmek.
2 - Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek.
3 - Bir meslek ya da bilim kurumunda okuyup sınavını vererek yetişmiş olmak, mezun olmak.
4 - Ayrılmak, ilgisini kesmek.
5 - Süresi dolunca ayrılmak.
6 - Yapılmak, yürümek.
7 - Yetişecek ölçüde olmak.
8 - Eksilmek.
9 - Sonuca ulaşmak.
10 - Sıyrılmak, ayrılmak. 1
1 - Harcama zorunda kalmak. 1
2 - Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. 1
3 - Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. 1
4 - Bir şeyin yukarısına varmak ya da yükselmek. 1
5 - Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. 1
6 - İş için, yetkili birini orununda görmek. 1
7 - Talihine ya da payına düşmek, isabet etmek, vurmak. 1
8 - Gitmek, koyulmak. 1
9 - Bir konu yetkililerce karara bağlanmak.
20 - Birdenbire görünmek. 2
1 - Mal olmak.

DENİ Nedir?

Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).

DENİZ Nedir?


1 . Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
2 . Bu su kütlesinin belirli bir parçası: "Marmara Denizi. Karadeniz."- .
3 . Aydaki düzlükler.
4 . mecaz Geniş alan.
5 . mecaz Çokluk, yoğunluk.

DESTAN Nedir?


1 . Tarih öncesi tanrı, tanrıça, yarı tanrı ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan şiir, epope: "Manas, Şehname, İlyada, Kalevala birer destan örneğidir."- .
2 . Bir kahramanlık hikâyesini veya bir olayı anlatan, koşma biçiminde, ölçüsü on bir hece olan halk şiiri.
3 . Çağdaş Türk edebiyatında biçim ve içerik yönünden, geleneksel destanlardan ayrılık gösteren uzun kahramanlık şiiri: "Üç Şehitler Destanı. Çanakkale Destanı."- .

DOLUDİZGİN Nedir?


1 . Son hızla, çok hızlı bir biçimde: "Bir gün doludizgin boşanan atlarımızla."- Y. K. Beyatlı.
2 . mecaz Tam anlamıyla: "Doludizgin, bir bekârlığın tam tadını çıkaran, renkli, değişken, hızlı bir yaşam sürüyordum."- H. Taner.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

DÜŞMEK Nedir?


1 - Yerçekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek.
2 - Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak ya da dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek.
3 - Yere devrilmek, yere serilmek.
4 - Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak.
5 - Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak.
6 - Yağmak.
7 - Vurmak, değmek, rastlamak.
8 - Vakti gelmeden (ölü) doğmak.
9 - Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak.
10 - Çıkarmak, eksiltmek. 1
1 - Bir zorunluk nedeniyle bulunduğu yerden ayrılmak, gitmek. 1
2 - Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. 1
3 - Uğramak, kapılmak. 1
4 - Yakışmak, uygun gelmek. 1
5 - Yakışık almak. 1
6 - Ödevi ya da yetkisi içinde bulunmak. 1
7 - Bulunmak. 1
8 - Biriyle yaşamak, çalışmak, birlikte olmak durumunda kalmak. 1
9 - Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak.
20 - Kötü bir nedenle istenmeden bir yerde bulunmak. 2
1 - İşbaşından uzaklaşmak. 2
2 - Hızı, gücü, değeri azalmak. 2
3 - (Isı ve basınç için) Eksilmek, azalmak. 2
4 - Düşkünleşmek. 2
5 - Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. 2
6 - Belirli zamana rastlamak. 2
7 - Fırsat çıkmak. 2
8 - Olmak, olumsuz bir duruma girmek. 2
9 - Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak.
30 - Kimi deyimlerde yürümek, birlikte gelmek anlamlarında kullanılır. önüne, peşine, arkasına düşmek. 3
1 - Bayağılaşmak. 3
2 - Alışmak, müptela olmak.

GİTME Nedir?

Gitmek işi.

GÖRE Nedir?


1 . Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince: "... günün modasına göre taranmış saçlarıyla güzel bir kadın başı uzandı bahçeye."- N. Cumalı.
2 . Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran: "Bilginlerin dediğine göre on milyona yakın Türk yurt değiştirdi."- N. Araz.

İLHAN Nedir?


1 . İmparator.
2 . İran Moğollarında hükümdarın unvanı.

İSTEM Nedir?


1 . Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme, talep, arzu.
2 . Tüketicinin piyasadan mal çekmesi.
3 . ruh bilimi İrade veya isteğin eylem durumunda belirmesi.

İSTEME Nedir?

İstemek işi: "İsteme adresi."- .

KALMA Nedir?


1 . Kalmak işi: "Asıl derdi, tumturaklı sözler, bitimsiz tartışmalarla gözünü boyayıp birazcık yanında kalmamı sağlamak."- T. Uyar.
2 . sıfat Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan: "Annemden kalma bir evim vardı. Onu rehine koyarak bir ev tuttuk"- Ö. Seyfettin.

KALMAK Nedir?


1 - Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek.
2 - (Zaman, uzaklık ya da nicelik için) Belirtilen kadar bulunmak.
3 - Konaklamak konmak.
4 - Oturmak, yaşamak, eğleşmek.
5 - Yaşamını sürdürmek, yaşamak.
6 - Varlığını korumak, sürdürmek.
7 - Oyalanmak, vakit geçirmek.
8 - Sınıf geçmemek.
9 - İşlemez, yürümez duruma gelmek.
10 - Geriye atılmak, ertelenmek. 1
1 - Görevi ya da yetkisi içinde olmak, düşmek. 1
2 - Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak. 1
3 - Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek. 1
4 - Geçmek. 1
5 - Geri kalmak, yapamamak. 1
6 - Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak. 1
7 - Yetinmek. 1
8 - (Olumsuz olarak) Olmak, meydana gelmek. 1
9 - Olmak, herhangi bir durumda bulunmak.
20 - Herhangi bir durumu sürdürmek. 2
1 - Kök ya da gövdeleri sonuna "-e (-a)" eki almış eylemsilerle sürerlik bildiren birleşik eylemler oluşturur. 2
2 - Kimi "-ip" ekiyle yapılmış eylemsilerden sonra da gelerek sürerlik bildirir.

KIRKI Nedir?


1 . Kırkma işi.
2 . Davarların yün veya kıllarını kırkmaya yarayan makasa benzer araç.

SÖYLEM Nedir?


1 . Söyleyiş, söyleniş, sesletim, telaffuz.
2 . Kalıplaşmış, klişeleşmiş söz, ifade.
3 . Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez.

SÖYLEME Nedir?

Söylemek işi: "Düşündüğümü açıkça söylemeyi tercih ettim."- R. H. Karay.

SÖYLEMEK Nedir?


1 . Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak: "Bu konak için de yine senelerden beri aynı şeyi söylerim."- R. N. Güntekin.
2 . Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak: "Hececiler kendilerinden sonra yeni bir edebî neslin yetişmediğini söylüyorlar."- S. F. Abasıyanık.
3 . Yapılmasını istemek: "Biraz sonra nazırın yine beni istediğini söylediler."- F. R. Atay.
4 . (nsz) Türkü, şarkı vb. okumak: "Kanto söyler gibi hareketler ve taklitlerle söylediği şarkılar pek eğlenceli şeylerdi."- R. N. Güntekin.
5 . (nsz) Yazmak, düzmek: "Şiir söylemek."- .
6 . (-e) Haber vermek: "Benim burada nasıl yaşadığımı görenler gidip babama da söylerler."- A. Ş. Hisar.
7 . (-i, -e) Önceden bildirmek, tahmin etmek: "Bir değil iki tane olduğunu size söylemiştim."- R. H. Karay.
8 . (nsz), mecaz Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak: "Ne söyler bu türküler / Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler."- N. Cumalı.

YÜKSELME Nedir?


1 . Yükselmek işi, itila.
2 . Terfi: "... askerî hâkimlerin yaş haddi, yükselme ve emeklilikleri kanunda gösterilir."- Anayasa.
3 . coğrafya Suların kabararak yüzeyinin yükseğe çıkması: ": "Filika hafif hafif sallanıyor, denizin alçalıp yükselmesine ayak uydurmuş."- Z. Selimoğlu.
4 . jeoloji Yer kabuğunun yerin düşey salınımından ileri gelen hareketi.

YÜKSELMEK Nedir?


1 . Yükseğe çıkmak: "Derenin sağ tarafında yükselen tepenin yamaçları daha hafif eğimli, daha genişti."- N. Cumalı.
2 . Fiyat, çoğalmak, artmak.
3 . Aşaması artmak.
4 . Unvan, rütbe vb. ilerlemek.
5 . mecaz Güçlenmek, şiddetlenmek: "Sağdan soldan nargile gurultularının yükseldiği işitiliyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
6 . mecaz Yüce duruma gelmek, yücelmek: "Benim gözümde bu davranışıyla yükseldi."- .

A A B K L M O Y Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Boylamak, Kaybolma,

7 Harfli Kelimeler

Boklama, Boyamak, Boylama, Oylamak, Yoklama,

6 Harfli Kelimeler

Baymak, Boyama, Boylam, Kaloma, Mablak, Oklama, Oylama, Yolmak,

5 Harfli Kelimeler

Ablak, Albay, Almak, Aylak, Aymak, Bakam, Bakla, Bakma, Balya, Bamya, Bayma, Kablo, Kalay, Kalma, Kalya, Kayma, Kobay, Kolay, Koyma, Lamba, Lokma, Malak, Malya, Olmak, Oymak, Yakma, Yalak, Yamak, Yolak, Yolma,

4 Harfli Kelimeler

Abla, Akma, Alay, Alma, Amal, Ayak, Ayal, Ayla, Ayma, Ayol, Bala, Balo, Blok, Boya, Kaba, Kala, Kama, Kaya, Kola, Koma, Laka, Lama, Mala, Maya, Mayo, Moka, Mola, Olay, Olma, Oyma, Yaba, Yaka, Yama, Yoma,

3 Harfli Kelimeler

Aba, Aka, Ala, Alo, Ama, Aya, Bak, Bal, Bay, Boa, Bok, Bol, Bom, Boy, Kal, Kam, Kay, Kol, Kom, Koy, Lak, Lam, Lok, Mal, Oba, Oma, Oya, Yak, Yal, Yok, Yol, Yom,

2 Harfli Kelimeler

Ab, Ak, Al, Am, Ay, La, Ok, Ol, Om, Oy, Ya, Yo,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.