BİTİK (TDK)


1 . Yorgunluk veya hastalıktan gücü kalmamış: "Ne bitik, ne cılız işitilmiyor bile."- P. Safa.
2 . Kötü, fena: "Hoşa gitmeyen cilvelere kalkarlarsa hâlimiz bitiktir."- H. Taner.
3 . halk ağzında Yapışık, dolaşık, ekli.

Bitik kelimesi baş harfi B son harfi K olan bir kelime. Başında B sonunda K olan kelimenin birinci harfi B , ikinci harfi İ , üçüncü harfi T , dördüncü harfi İ , beşinci harfi K . Başı B sonu K olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BİLE Nedir?


1 . Da, de, dahi: "Bir damlası bile deniz hakkında bize ilmî bir fikir vermeye yetişir."- R. H. Karay.
2 . zarf, eskimiş Birlikte.
3 . zarf Üstelik: "Konuşmadılar bile."- .

BİTİK Nedir?


1 . Yorgunluk veya hastalıktan gücü kalmamış: "Ne bitik, ne cılız işitilmiyor bile."- P. Safa.
2 . Kötü, fena: "Hoşa gitmeyen cilvelere kalkarlarsa hâlimiz bitiktir."- H. Taner.
3 . halk ağzında Yapışık, dolaşık, ekli.

CILIZ Nedir?


1 . Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif: "Hanın sahibi cılız bir adamdı."- S. F. Abasıyanık.
2 . Güçsüz, sönük (ışık).
3 . Basit, değersiz, önemsiz: "Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu."- B. Felek.

CİLVE Nedir?


1 . Hoşa gitmek için yapılan davranış, kırıtma, naz: "Romantik devirlerde bu nevi cilvelere aşk mâni olurdu, şimdi de kültür."- P. Safa.
2 . mecaz Görünme, ortaya çıkma, tecelli: "Denizin çok cilvelerini tattık, diyordu."- R. N. Güntekin.

DOLAŞ Nedir?

sarma? dola?

DOLAŞIK Nedir?


1 . Karışık (saç, ip vb.): "Bir buğday benizli zülfü dolaşık / Gitme diye beni yolda eğler var."- Karacaoğlan.
2 . Dolaşarak giden (yol): "Tozlu ve dolaşık yollar üzerinde saatlerce taban tepmiş."- A. Haşim.
3 . mecaz Kolay çözülmeyecek veya içinden çıkılmayacak derecede karışık: "Birtakım dolaşık işleri yüzünden istifasını verip çekildi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . mecaz Amacını doğrudan doğruya değil de dolayısıyla sezdiren: "Dolaşık ve tutuk bir dille, yarı anlaşılır yarı anlaşılmaz cümleler mırıldanmaya başladı."- P. Safa.

EKLİ Nedir?


1 . Eklenmiş olan.
2 . Eki olan.

FENA Nedir?


1 . İyi nitelikte olmayan, kötü: "Rüşvet aslında fena şeydir fakat daha fenası rüşvet ayıplığını kaybetmişliktir."- B. Felek.
2 . Üzücü: "Bu savaş yılları o kadar fena ve ağır felaketler öğretmişti ki..."- H. E. Adıvar.
3 . İstenilen ve gereken nitelikte olmayan (kimse): "Fena bir öğrenci."- .
4 . Hoşa gitmeyen, rahatsız edici: "Fena günler yaşadığına inanmak için bin şahit lazım."- R. H. Karay.
5 . Davranışları toplumun ahlak anlayışına uymayan: "Siz fena adamsınız, odanıza geldiğime bin kere pişman oldum."- P. Safa.
6 . zarf Çok: "Tenis oynarken bileğim burkuldu, berbat, fena acıyor."- P. Safa.

GİTME Nedir?

Gitmek işi.

GÜCÜ Nedir?

Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı.

HALK Nedir?


1 . Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk: "Türk halkı."- .
2 . Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu: "Yahudi halkı."- .
3 . Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri: "Bağımsız Devletler Topluluğunun halkları."- .
4 . Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin.
5 . Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık.

HASTA Nedir?


1 . Sağlığı bozuk olan, esenliği yerinde olmayan, hastalanmış, rahatsız: "Annem o evin önü sofalı bir odasında hasta yatıyordu."- Y. K. Beyatlı.
2 . mecaz Aşırı düşkün, tutkun: "Maç hastası."- .
3 . argo Parasız, züğürt.
4 . teklifsiz konuşmada Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

HASTALIK Nedir?


1 . Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı: "Hastalıktan, doktordan oldum bittim korkarım."- H. Taner.
2 . Ruh sağlığının bozulması durumu.
3 . Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk: "Filoksera, bağ hastalıklarının en korkuncudur."- .
4 . mecaz Aşırı düşkünlük, tutku: "Temizlik hastalığı."- .

KALMA Nedir?


1 . Kalmak işi: "Asıl derdi, tumturaklı sözler, bitimsiz tartışmalarla gözünü boyayıp birazcık yanında kalmamı sağlamak."- T. Uyar.
2 . sıfat Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan: "Annemden kalma bir evim vardı. Onu rehine koyarak bir ev tuttuk"- Ö. Seyfettin.

KÖTÜ Nedir?


1 . İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı: "Kötü bir kalem."- .
2 . Zararlı, tehlikeli: "Kötü adam."- .
3 . Korku, endişe veren: "Yabancının bu kötü kasdına yalnız azmimizle karşı koyduk."- R. E. Ünaydın.
4 . Kaba ve kırıcı: "Kızına söylemedik kötü lakırtı bırakmamış."- M. Ş. Esendal.
5 . Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan.
6 . zarf Aşırı, çok: "Kız, oğlana kötü tutuldu."- .

SAFA Nedir?

bakınız sefa.

TANE Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda olan, adet.
2 . Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal.
3 . bitki bilimi Çekirdekli küçük meyve: "Üzüm tanesi. Nar tanesi."- .

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YAPIŞ Nedir?

Yapma işi.

YAPIŞIK Nedir?


1 . Bir yere yapışmış olan: "Zarfa yapışık pullar."- .
2 . Fizyolojik yönden birbirlerine bağlı olarak doğan.
3 . mecaz Sürekli bir arada bulunan: "Yapışık hemşireler gibi dünyaya beraber gelmişlerdi."- H. C. Yalçın.
4 . Dokunan, değen: "Lavabonun duvara yapışık kıyısının üstüne konmuş bir diş fırçası gösteriyordu."- Ç. Altan.

YORGUNLUK Nedir?

Çalışma vb. sebeplerle bireyin ruh ve beden etkinlikleri açısından verimlilik düzeyinin azalması: "Yorgunluktan ikimiz de pelteye döndük."- S. M. Alus.

B K T İ İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Bitik, Bitki,

4 Harfli Kelimeler

İbik, İtki,

3 Harfli Kelimeler

Bit, İki, İti, Kit, Tik,

2 Harfli Kelimeler

İt, Ki, Ti,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.