BİLYE (TDK)


1 . Çocukların oynamak için kullandığı taş, maden, toprak, cam vb.nden yapılmış küçük yuvarlak nesne, misket, zıpzıp.
2 . Motorlu taşıtlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak, aşınmayı ve enerji yitimini önlemek için göbeklerdeki yataklara yerleştirilen, çoğunlukla çelikten, küçük yuvarlak.

Bilye kelimesi baş harfi B son harfi E olan bir kelime. Başında B sonunda E olan kelimenin birinci harfi B , ikinci harfi İ , üçüncü harfi L , dördüncü harfi Y , beşinci harfi E . Başı B sonu E olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AŞINMA Nedir?


1 . Aşınmak işi.
2 . Korozyon.
3 . jeoloji Erozyon.

AZALTMAK Nedir?


1 . Az denecek bir miktara indirmek: "İlk işleri kullandıkları renkleri azaltmak oluyor."- B. R. Eyuboğlu.
2 . Eskisinden az bir duruma getirmek, kırmak.
3 . Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek: "Aspirin baş ağrımı azalttı."- .

ÇELİK Nedir?


1 . Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat: "Süngülerini çelikten birer parmak gibi göğe kaldırmışlar."- R. E. Ünaydın.
2 . sıfat Bu alaşımdan yapılmış: "Tavandaki abajursuz, çelik elektrik lambasını yakmış okuyordu."- S. F. Abasıyanık.

ÇOCUK Nedir?


1 . Küçük yaştaki oğlan veya kız: "Çocuğun bir sütninesi vardı."- R. H. Karay.
2 . Soy bakımından oğul veya kız, evlat: "Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış."- B. R. Eyuboğlu.
3 . Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak: "Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti."- B. R. Eyuboğlu.
4 . Genç erkek.
5 . mecaz Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi.
6 . mecaz Büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse: "Otuz yaşında ama hâlâ çocuk."- .
7 . mecaz Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse.

ÇOĞUNLUKLA Nedir?


1 . Çoğunluğa dayanılarak, ekseriyetle: "Karar çoğunlukla alındı."- .
2 . Genellikle: "Çoğunlukla akşamları ve bazen sabahleyin sisler içinde kalıyoruz."- R. H. Karay.

DÖNME Nedir?


1 . Dönmek işi: "Dönmeyi kararlaştırmış da olsa bir aksilik, mutlaka bir aksilik, benim saadetime engel olacaktı."- T. Buğra.
2 . Ameliyatla cinsiyet değiştiren kimse.
3 . matematik Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi.
4 . sıfat, din b. (***) Başka bir dindeyken Müslüman olan, mühtedi.

ENERJİ Nedir?


1 . Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke: "Isıl enerji. Elektrik enerjisi. Mekanik enerji."- .
2 . Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç.
3 . mecaz Manevi güç: "Size yaşamak enerjisini verecek kitaplar tavsiye ederim."- P. Safa.

ETKİ Nedir?


1 . Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir: "Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor."- H. Taner.
2 . Bir etken veya bir sebebin sonucu: "Tokadın etkisi kötü oldu."- .
3 . mecaz Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim: "Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu."- T. Buğra.

GÖBEK Nedir?


1 . İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk: "Düğmeleri birer birer açtı göbeğine dek."- Z. Selimoğlu.
2 . Yağ bağlamış şişman karın: "Göbeğini eritmek için her sabah bir saat yol yürür."- .
3 . Şehir, ülke vb.nin orta kısmı: "İsviçre'nin göbeğinde, nerde ise bilmem kaçıncı Türk Moskof muharebesi patlamak üzere idi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . Bazı sebze ve meyvelerin orta kısmı.
5 . Bahçe, halı, tavan, tepsi vb. süslü şeylerin ortalarındaki biçim: "Bu halının göbeği pek zarif."- .
6 . Hızı azaltarak trafiği yönetmek amacıyla bir kavşağın girişine yerleştirilen çember veya üçgen biçimindeki ada.
7 . Kağnı tekerleğinin ortası, araba tekerleğinin dingil geçen yeri.
8 . Değirmen taşının ortası.
9 . Kilitleme sistemlerinde, anahtar dişlerinin tam olarak birbirine oturduğu pirinç yuva.
10 . anatomi Dölütte, yumurtanın dölüt dışında kalan bölümlerle ilişkisini sağlayan organların çıktığı yer. 1
1 . toplum bilimi Kuşak, nesil, batın: "Temiz bir isim, züğürt evlatlarda ancak bir, nihayet iki göbek dayanabilir."- R. N. Güntekin. 1
2 . teknik Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça.

KÜÇÜK Nedir?


1 . Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse.
2 . Küçük abdest.
3 . sıfat Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı: "Bir aralık başımın üstünde kartaldan küçük, atmacadan büyük yırtıcı kuşlardan birinin döndüğünü gördüm."- M. Ş. Esendal.
4 . sıfat Yaşı daha az olan: "Ortanca ve küçük ablalar ... beni, arabanın beklediği sokağa indirdiler."- R. N. Güntekin.
5 . sıfat Niceliği az olan: "Kimseden en küçük bir alaka görmüyordum."- S. F. Abasıyanık.
6 . sıfat Niteliği aşağı olan, bayağı: "Küçük adam."- .
7 . sıfat Geri aşamada: "Küçük bir memur."- .
8 . sıfat Değersiz, önemsiz: "Bu iyi temiz, sıhhatli, küçük insanların uykusu bambaşka bir şey."- S. F. Abasıyanık.
9 . sıfat Kısık, parlak olmayan (ses): "Küçük, tatlı bir sesle kovboy şarkıları söyledi."- R. H. Karay.

MADEN Nedir?


1 . Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral.
2 . sıfat Bu mineralden yapılmış: "Maden kap."- .
3 . Maden ocağı veya maden işletmesi.
4 . mecaz Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak: "Bu kütüphane bir madendir, değerini bilin."- .
5 . argo Uyuşturucu, esrar, eroin: "İstersen sana biraz maden vereyim de çek!"- O. C. Kaygılı.
6 . teklifsiz konuşmada Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş veya parası elinden kolaylıkla alınan kimse.
7 . kimya Metal.

MİSK Nedir?

Asya'nın yüksek dağlarında yaşayan bir tür erkek ceylanın karın derisi altındaki bir bezden çakarılan güzel kokulu madde.

MİSKET Nedir?


1 - Bilye.
2 - Bomba ve şarapnellerin içinde bulunan kurşun ya da demir tanelerin adı.

MOTORLU Nedir?

Motorla çalışan: "Fethi Bey'in çift kanatlı, tek motorlu uçağı ile uçuşunu izledik."- N. Cumalı.

NESNE Nedir?


1 . Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje: "Ağzımıza koyduğumuz şey değil, tadını tuzunu bildiğimiz nesne değil."- S. M. Alus.
2 . dil bilgisi Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: ""Ali bir kitap almış" cümlesinde "kitap" nesnedir."- .
3 . felsefe Öznenin dışında kalan her konu, obje: "Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş."- S. Birsel.

OYNAMAK Nedir?


1 . Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak: "Çimenler üzerinde çocuklar oynuyor, kuzular otluyor."- H. R. Gürpınar.
2 . Herhangi bir tutku, ilgi vb. sebeple bir şeye kendini vermek: "Babalar çocuklarının yanında rakı içer, kumar oynarsa çocuklar da ayyaş ... olurlar."- B. Felek.
3 . Kımıldamak, hareket etmek.
4 . (-le) Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak.
5 . Bir film, oyun vb.nde rol almak: "Bütün rolleri, şahısların sesleri, tavırları, mimikleriyle tek başına oynamıştı."- Y. Z. Ortaç.
6 . Film gösterilmek: "Bu akşam televizyonda hangi film oynuyor?"- .
7 . Tiyatro eseri sahneye konmak: "Birisi dedi ki bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış."- M. Ş. Esendal.
8 . Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek: "Birdenbire apartman kapısının oynadığını hissettim."- P. Safa.
9 . Sarsılmak, yeri değişmek: "Depremde yapı oynadı."- .
10 . Sporla ilgili çalışmalara katılmak: "Tenis oynamak."- . 1
1 . Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak: "Ne oynadığı gazinonun ismini söyledi ne de danslarından bahsetti."- R. H. Karay. 1
2 . Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak: "Borsada istediği gibi oynuyordu fiyatlarla."- N. Cumalı. 1
3 . Değişiklik göstermek: "Bunların fiyatı iki bin ile üç bin lira arasında oynar."- . 1
4 . (-le) Tehlikeye düşürmek: "Benim sağlığımla oynama."- . 1
5 . Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek. 1
6 . (-le), mecaz Rastgele yön vermek, aldatmak: "Talih bizimle oynuyor."- . 1
7 . (-le), mecaz Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak: "Koca adamla oynamaya utanmıyor musun?"- . 1
8 . mecaz Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak.

ÖNLEMEK Nedir?


1 . Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olmak: "Her an bu tempoyu duymamı kim, nasıl önleyecek?"- H. Taner.
2 . Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak, önüne geçmek: "Yakın felaketi önlemek için esaslı tedbir almak güçtür."- F. R. Atay.

SÜRTÜNME Nedir?


1 . Sürtünmek işi: "Bir ayağın yerlere sürtünmesinden çıkan, silik ve belirsiz sesi işitti."- P. Safa.
2 . fizik Yüzeyleri birbirinin üstüne gelerek biri veya her ikisi ötekine göre ters doğrultuda kayan iki cismin durumu, delk: "Sürtünme, kinetik enerjinin bir bölümünü ısıl enerjiye çevirdiğinden motorun verimini azaltır."- .

TAŞIT Nedir?

Taşıma aracı.

TOPRAK Nedir?


1 . Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü: "Kara toprak. Kireçli toprak. Killi toprak."- .
2 . sıfat Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış: "İki toprak duvarın birleştiği bir girintide diz üstü büzülmüş görünüyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Arazi, tarla: "Köylüye toprak dağıtmak."- .
4 . jeoloji Kara: "Toprağa ayak basmak."- .
5 . mecaz Ülke: "Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok."- R. E. Ünaydın.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YATAK Nedir?


1 . Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek: "Sabahleyin onu aynı güzellikte bulacağım ümidiyle yatağımdan fırladım."- R. H. Karay.
2 . Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılan şilte.
3 . Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb.
4 . coğrafya Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra.
5 . Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını: "Çakıl yatağı."- .
6 . Bir şeyin çok bulunduğu yer: "Yeşil sarıklı evliya yataklarının huzurunda gibiyim"- R. H. Karay.
7 . Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar.
8 . Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi.
9 . Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer: "Hırsız yatağı. Eşkıya yatağı."- .
10 . Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça: "Namlu yatağı. Eksen yatağı."- . 1
1 . Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. 1
2 . Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılan yer. 1
3 . hayvan bilimi Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka.

YİTİM Nedir?

Kayıp: "Bunun yitimi sizden sorulur. Onun ölümü büyük bir yitimdir."- .

YUVA Nedir?


1 . Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak: "O zamanlar ... mezarlıkların serviliklerine gizlenen eski bülbül yuvaları meşhurdu."- A. Ş. Hisar.
2 . Genellikle ailenin oturduğu ev: "İnsanın kendi yuvasından daha sıcak ... ve samimi; hiçbir yer olmazdı."- S. F. Abasıyanık.
3 . İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu.
4 . Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer.
5 . Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk: "Diş yuvası. Kilit yuvası."- .
6 . mecaz Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer: "Hırsız yuvası."- .
7 . mecaz Bir şeyin öğretildiği yer: "İrfan yuvası."- .
8 . mecaz Bir şeyin çok bulunduğu yer: "Bu oda böcek yuvası."- .

YUVAR Nedir?


1 . Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genellikle yuvarlak veya oval küçük cisim.
2 . gök bilimi Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim.

YUVARLAK Nedir?


1 . Top veya küre biçiminde toparlak şey.
2 . sıfat Top veya küre biçiminde olan, müdevver: "Yuvarlak bir yüz. Yuvarlak bir masa."- .

ZIPZIP Nedir?


1 - Çocukların oynadığı, taştan ya da camdan küçük yuvarlak, bilye.
2 - Bir yerinden lastik bir bağa asılmış, içi talaş dolu hafif bir top olan çocuk oyuncağı.

B E L Y İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Bilye, Biyel,

4 Harfli Kelimeler

Beli, Bile, Biye,

3 Harfli Kelimeler

Bel, Bey, İle, İye, Leb, Ley, Yel,

2 Harfli Kelimeler

Be, El, Ey, İl, Le, Ye,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.