BİLEZİK (TDK)


1 . Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılan ve bileğe süs için takılan halka: "Saçları o kalın altın bilezikler gibi yaldız sarısına boyalıdır."- M. Ş. Esendal.
2 . İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça: "Sonra ayağını yandaki su borusunun bileziğine koydu."- Ç. Altan.
3 . Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka.
4 . Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç.
5 . argo Kelepçe.

Bilezik kelimesi baş harfi B son harfi K olan bir kelime. Başında B sonunda K olan kelimenin birinci harfi B , ikinci harfi İ , üçüncü harfi L , dördüncü harfi E , beşinci harfi Z , altıncı harfi İ , yedinci harfi K . Başı B sonu K olan 7 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALTI Nedir?


1 . Beşten sonra gelen sayının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 6, VI rakamlarının adı.
3 . sıfat Beşten bir artık.

ALTIN Nedir?


1 . Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,
9 olan, 106
4 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au): "Altın çok eski zamanlardan beri para basımında kullanılmaktadır."- .
2 . sıfat Bu elementten yapılmış: "Müsteşar, pantolonunun arka cebinden altın tabakasını çıkarıp sigara veriyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Altından yapılmış sikke: "Çocuğa bir altın taktı."- .
4 . sıfat, mecaz Üstün nitelikli, değerli: "Altın ses."- .

AMAÇ Nedir?


1 . Ulaşmak istenilen sonuç, maksat: "Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz."- Anayasa.
2 . Gaye: "Kuruluş amaç ve şartlarını kaybeden yahut kanunun öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen dernekler, kendiliğinden dağılmış sayılır."- Anayasa.
3 . Hedef: "Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır."- Anayasa.
4 . Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.

ARGO Nedir?


1 . Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin kullanıldığı söz veya deyim.
2 . Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek veya topluluktaki insanların kullandığı özel dil veya söz dağarcığı, jargon.
3 . mecaz Serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.

AYAK Nedir?


1 . Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü.
2 . Bacak.
3 . Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri: "İskemlenin bir ayağı kırık. Bu köprünün dört ayağı var."- .
4 . Vücudun belden aşağı bölümü: "Ayağına bir pantolon çekti."- .
5 . Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi: "Senin ayağınla köye akşama kadar varamayız."- .
6 . Basamak.
7 . Fut.
8 . Futun küpü alınarak hesaplanan değer.
9 . halk ağzında Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste.
10 . eskimiş Yarım arşın veya 30,
5 cm uzunluğundaki ölçü birimi, kadem. 1
1 . coğrafya Göl ayağı. 1
2 . edebiyat Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. 1
3 . edebiyat Halk edebiyatında uyak: "Mânicilerin kafa yormadan buldukları ayaklar Cenap'ı şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükler."- S. Birsel. 1
4 . matematik Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta: "Dikme ayağı."- . 1
5 . spor Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. 1
6 . spor Altılı ganyanda yer alan her bir koşu.

BENZER Nedir?


1 . Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil: "Baksana kız, paşaya benzer yerim var mı benim?"- H. Taner.
2 . isim, matematik Benzeşim.
3 . isim, sinema, TV (***) Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

BİLE Nedir?


1 . Da, de, dahi: "Bir damlası bile deniz hakkında bize ilmî bir fikir vermeye yetişir."- R. H. Karay.
2 . zarf, eskimiş Birlikte.
3 . zarf Üstelik: "Konuşmadılar bile."- .

BİLEZİK Nedir?


1 . Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılan ve bileğe süs için takılan halka: "Saçları o kalın altın bilezikler gibi yaldız sarısına boyalıdır."- M. Ş. Esendal.
2 . İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça: "Sonra ayağını yandaki su borusunun bileziğine koydu."- Ç. Altan.
3 . Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka.
4 . Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç.
5 . argo Kelepçe.

BORU Nedir?


1 . Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir: "Soba borusu kazanın içinden geçerdi."- N. Cumalı.
2 . Borazan: "Ankara'da ilk sabah boru sesinden uyandım."- R. E. Ünaydın.

BOYA Nedir?


1 . Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde: "Tırnaklarının boyasını beğenmiyorum."- F. R. Atay.
2 . Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.
3 . mecaz Aldatıcı görünüş.
4 . halk ağzında Yazmak için kullanılan mürekkep.

BOYALI Nedir?


1 . Boya sürülmüş, boyanmış veya boyaya batırılmış: "Türk evlerinde köşeler ve tavanlar türlü renklerle boyalı oyma tahtalarla süslü idi."- F. R. Atay.
2 . Yüzünü çok boyamış olan, makyajlı (kadın): "Boyalı kadınlar rüyası bitsin."- S. F. Abasıyanık.

DELİK Nedir?


1 . Dar, küçük açıklık: "İğne deliği. Burun deliği."- .
2 . Dar, küçük çukur: "Küçük çocuk, kulübenin kenarına yığılmış taşlardan yukarıda bir deliğe sıkışmıştı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Küçük hayvan yuvası: "Fare deliği."- .
4 . sıfat Delinmiş olan: "Hangi evden istedilerse gittim, dama çıktım, akan delik kiremidi buldum, yerine sağlam kiremit koydum."- H. S. Tanrıöver.
5 . argo Cezaevi.

DEMİR Nedir?


1 . Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,
8 olan, 15
10 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe).
2 . sıfat Bu elementten yapılmış: "Hemşiresiyle rıhtımın kenarındaki demir kanepeye oturdular."- P. Safa.
3 . Bu elementten yapılmış parça: "Ocak demiri. Kapı demiri. Pencere demiri."- .
4 . Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça.
5 . sıfat, mecaz Güçlü, kuvvetli, sert: "O kadar çabuk uyanmıştı ki kalbinin demir bir elle sıkıldığını duydu."- S. F. Abasıyanık.
6 . denizcilik Çıpa.

DİKDÖRTGEN Nedir?


1 . Açıları dik olan paralel kenar, mustatil.
2 . sıfat Bu biçimde olan: "Saz takımında cızgara denilen ensiz, dikdörtgen bir kemanla santur da yer alır."- S. Birsel.

DÖKME Nedir?


1 . Dökmek işi.
2 . sıfat Bir yerden bir yere dökülen, aktarılan: "Dökme su."- .
3 . sıfat Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan: "Dökme buğday. Dökme portakal. Dökme çimento."- .
4 . sıfat Kalıba dökülmek yoluyla yapılmış: "Dökme soba."- .
5 . denizcilik Dökme yük.

ELEM Nedir?

Acı, üzüntü, dert, keder: "... dayanılmaz bir elemle yüreği sızladı."- Y. K. Karaosmanoğlu.

ELEME Nedir?


1 . Elemek işi, eliminasyon.
2 . spor Çeyrek sona katılacak sporcu ve takımları ayırmak için düzenlenen seçme yarışı.

ELEMENT Nedir?

Kimyasal çözümlemeyle ayrıştırılamayan veya bireşim yoluyla elde edilemeyen madde: "Grafit ve elmas, karbon elementinin iki değişik biçimidir."- .

ESEN Nedir?

Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.

ESNEK Nedir?


1 . Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan, elastik, elastiki: "Çelik ve kauçuk çok esnek cisimlerdir."- .
2 . mecaz Değişik yorumlara elverişli.
3 . mecaz Görüş ve tutumlarında katı olmayan.

GENEL Nedir?


1 . Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi: "Genel seçim. Genel tarih."- .
2 . Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan: "Genel bir sıralama yapmak gerekirse denebilir ki dünyada en iyisi mutlu, dengeli bir evliliktir."- H. Taner.
3 . Yetkisi ve sorumluluğu çok olan: "Genel başkan. Genel müdür."- .
4 . Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne): "Genel kitaplık."- .
5 . Bir genelleme sonucunda elde edilen: "Genel düşünce."- .

GENELLİKLE Nedir?

Genel olarak, büyük bir çoğunlukla, çoğu kez, çoğunlukla, çoklukla, ekseri, ekseriya, ekseriyetle, umumiyetle: "Türkler genellikle konukseverdir."- .

GEREÇ Nedir?

Belirli bir işi yapmak için kullanılması gereken maddeler, malzeme, materyal: "Bu sarayların bütün gereci Londra'dan taşınmıştır."- S. Birsel.

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

GÜMÜŞ Nedir?


1 . Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,
5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element (simgesi Ag).
2 . sıfat Bu elementten yapılmış: "Boynundan asılmış gümüş bir köstek taşırdı."- Y. K. Beyatlı.

HALK Nedir?


1 . Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk: "Türk halkı."- .
2 . Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu: "Yahudi halkı."- .
3 . Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri: "Bağımsız Devletler Topluluğunun halkları."- .
4 . Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin.
5 . Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık.

HALK Nedir?


1 - Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta dil, kültür bağı olan insan topluluğu,insanlar, toplum.
2 - Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu.
3 - Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri.
4 - Belli bir bölgede ya da çevrede yaşayanların tümü.
5 - Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların tümü.
6 - Aydınların dışında kalan topluluk.
7 - Kalabalık, insan topluluğu.

HALKA Nedir?


1 . Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember: "Belinde uzun gümüş halkalarla asılı gümüş anahtarları vardı."- F. R. Atay.
2 . Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı: "Perde halkası."- .
3 . Değerli metallerden yapılan çember biçimindeki süs eşyası: "Kulağındaki altın halka. Nişan halkası."- .
4 . Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim: "Suda halkalar oluştu."- .
5 . Çember biçiminde dizilmiş topluluk.
6 . Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü vb. sebeplerle göz altında beliren koyuluk: "Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz? / Ya gözler altındaki mor halkalar?"- C. S. Tarancı.
7 . Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit: "İstanbul fırınları çocuk bileği gibi ince halkalar yaparlardı."- R. N. Güntekin.
8 . sıfat Çember biçiminde olan.
9 . spor Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 1
8 cm çapında, 2
8 mm kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan asılma araçlarından her biri.

KALIN Nedir?


1 . Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı: "Alt katta her tarafın pencereleri kalın, sık demir parmaklıklarla örtülüydü."- H. R. Gürpınar.
2 . Enli ve gür (kaş).
3 . Yoğun, akıcılığı az olan: "Kalın bir sis tabakası."- .
4 . Etli, dolgun: "Dudakları kalın, yüzü ergenlik içinde..."- M. Ş. Esendal.
5 . Pes (ses): "Aileyi geçindiren babaya bu kalın sesli, kalın kaşlı, yumuşak bakışlı adama saygı ile, biraz da korku ile bağlanmışızdır."- H. Taner.

KAPLI Nedir?


1 . Kaplanmış olan: "Çantasından çok sayfalı, maroken kaplı küçük bir defter çıkardı."- Ö. Seyfettin.
2 . Kabı olan.
3 . Ciltli.

KARE Nedir?


1 . Kenarları ve açıları birbirine eşit olan dörtgen, dördül, murabba.
2 . sıfat Bu biçimde olan: "Kare masa."- .
3 . İskambil oyunlarında aynı türden dört kâğıdın bir araya gelmesi: "Kare as. Kare kız."- .
4 . matematik Bir sayının kendisiyle çarpımı.

KELE Nedir?

Boğa, tosun.

KELEP Nedir?


1 . Büyük iplik çilesi: "İplik masuraları koca koca teknelerle keleplere taşınır, keleplerde çözülürdü."- O. Kemal.
2 . Bağlam, demet.

KELEPÇE Nedir?


1 . Tutukluların kaçmasını önlemek için bileklerine takılan, bir zincirle tutturulmuş demir halka: "Kafile, kelepçe, zincir ve pranga sesleri ile meydanı geçti."- F. R. Atay.
2 . teknik Kablo, boru vb. şeyleri bir yere bağlı tutmak için kullanılan halka veya kelebek.

KONİ Nedir?


1 . Durağan bir noktadan geçen ve kapalı bir eğriye dayanarak hareket eden bir doğrunun çizdiği yüzey, mahrut.
2 . sıfat Bu biçiminde olan.
3 . Çembersel bölge üzerindeki her noktanın çember düzlemi dışındaki bir nokta ile birleşiminden oluşan geometrik cisim.
4 . Bu yüzeyle sınırlı katı cisim.

MOBİLYA Nedir?

Oturulan, yemek yenilen, çalışılan, yatılan yerlerin döşenmesine yarayan taşınabilir eşyaya verilen genel ad, möble.

MOTOR Nedir?


1 . Herhangi bir enerjiyi mekanik enerjiye dönüştüren düzenek: "Taşındıkları kamyon önünde durunca motorun patırtısı kesildi."- N. Cumalı.
2 . Akaryakıtla işleyen deniz aracı: "Rıhtıma varabildiği zaman vapura gidecek olan son motor kalkmak üzere idi."- F. R. Atay.
3 . halk ağzında Motosiklet.

NİKEL Nedir?

Atom numarası 28, atom ağırlığı 58,71, yoğunluğu 8,
9 olan, gümüş parlaklığında, demir sertliğinde, kolay işlenebilen ve kolayca tel durumuna getirilebilen bir element (simgesi Ni).

ÖNLEME Nedir?

Önlemek işi: "Ahlak sadece kötülük etmekten çekinmek değildir, başkalarının edecekleri kötülükleri de önlemeye çalışmayı buyurur."- N. Ataç.

ÖZELLİKLE Nedir?

Özel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hususuyla, bahusus, mahsus: "Eşiğinde bulunduğu delilik üzerine konuşmaktan özellikle zevk alırmış."- H. Taner.

PARÇA Nedir?


1 . Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey: "Yolun bu parçası bozuk."- .
2 . Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime: "Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır."- H. Taner.
3 . Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül: "On parçadan yapılmış bir oda takımı."- .
4 . Tane: "Üç parça elbiselik kumaş."- .
5 . Pasaj: "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım."- R. N. Güntekin.
6 . Müzik eseri.
7 . Benzeri, bir örneği: "Ay parçası, elmas parçası."- .
8 . mecaz Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz: "Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun."- K. Kamu.
9 . argo Güzel, alımlı kız veya kadın.

PİRİNÇ Nedir?


1 . Buğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bir bitki (Oryza sativa): "Oradaki uçsuz bucaksız pirinç bataklıklarının sahibidir."- R. N. Güntekin.
2 . Bu bitkinin besin olarak kullanılan taneleri.

PİST Nedir?

Kediyi kovmak için kullanılır.

PİSTON Nedir?


1 . Bazı araçlarda, motorlarda bir silindir içinde düzenli hareket eden daha küçük çaplı silindir, itenek: "Şırınga pistonu sıvıyı önce çeker, sonra dışarıya verir."- .
2 . mecaz Kayırıcı: "Kimi değişiklik arayan, kimi profesyonel piston peşinde olan çok kadın tanıdım."- R. Erduran.

SARI Nedir?


1 - Güneş ışığının ayrışma tayfında yeşil ile portakalrengi arasında olan renk, altının, kükürdün, limonun rengi.
2 - Bu renkte olan: Sarı defter .
3 - Soluk, solgun: Bugün seni sarı gördüm .

SIZI Nedir?


1 . Hafif ve ince ağrı: "Eli yarama dokunur dokunmaz bütün sızılarım birden diniverecek."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . mecaz Ruhsal acı, ızdırap: "Depremlerin acısını sızısını belirtmek de adı sanı bilinmez köylü şairlere düşer."- B. R. Eyuboğlu.

SIZINTI Nedir?


1 . Sızan şey: "Bu testinin çatlağı hiçbir sızıntı göstermemişti."- A. Gündüz.
2 . tıp (***) Genellikle iltihaplanma sebebiyle deri veya mukozada beliren sıvı, akıntı.

SİLİ Nedir?

Kilim, yünden dokunmuş yaygı. sili (II) sıfat
1 . Arı, temiz.
2 . mecaz İffetli.

SİLİNDİR Nedir?


1 . Alt ve üst tabanları birbirine eşit dairelerden oluşan bir nesnenin eksenini dikey olarak kesen, birbirine paralel iki yüzeyin sınırladığı cisim, üstüvane.
2 . teknik Metalleri inceltme, kumaşları parlatma, kâğıt üzerine baskı yapma vb. işler için sanayide kullanılan merdane.
3 . teknik Motorlu taşıtların motorunda pistona güçlü bir itiş sağlamak için gaz karışımının yandığı veya patladığı yer.
4 . Yol yapımında toprağı sıkıştırarak düzleştirmek için kullanılan genellikle motorlu araç.

SOĞUTMA Nedir?

Soğutmak işi.

ŞEKİL Nedir?


1 - Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, biçim.
2 - Bir konuyu açıklamaya yarayan resim.
3 - Davranış biçimi, tutum, yol, °tarz.
4 - Bir kavramın, düşüncenin. olayın ya da eylemin değişik oluş biçimi.
5 - Toplumsal bir bütünün örgütleniş biçimi.
6 - Olma biçimi, durum, °hal.
7 - Kimi matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim.
8 - Anlatım biçimi.
9 - Biçim5.

ŞEKİLLİ Nedir?

Şekli olan: "Tarihten evvelki acayip şekilli mahluklara benzeyen bazı yelkenliler..."- A. Ş. Hisar.

TAKI Nedir?


1 . Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü.
2 . Kadınların ziynet eşyası: "Abuk sabukluktan bir çizgi yaratan giysileri, ilginç takılarıyla çağdaş bir efsaneydi."- M. Mungan.
3 . dil bilgisi Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki: "Türkçede -i, -e, -de, -den, -in ekleri birer takıdır."- .
4 . dil bilgisi Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler: "Türkçede ile, göre birer takıdır."- .

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAĞLAMA Nedir?


1 . Yağlamak işi.
2 . halk ağzında Küçük tabak büyüklüğünde açılan yufkaların tavada pişirilmesinden sonra aralarına kıymalı iç konulup üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek hazırlanan bir yemek.

YALDIZ Nedir?


1 . Eşyaya altın veya gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı veya yaprak durumundaki altın, gümüş ve bunların taklidi olan madde: "Boya değil, altın yaldız vursan manda gözü gibi donuk duruyor."- B. Felek.
2 . Bu madde ile eşyalara yapılan süs.
3 . mecaz Aldatıcı dış görünüş, göz boyama: "Onun kibarlığı yaldızdan ibarettir."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

B E K L Z İ İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

7 Harfli Kelimeler

Bilezik, İzbelik,

5 Harfli Kelimeler

Belik, Belki, Bezik, Bilek, Ekili, İzlek, Kiliz,

4 Harfli Kelimeler

Beli, Bile, Bili, Ekli, Elik, Ezik, İbik, İkiz, İlik, İlke, İzbe, Kile, Zeki, Zile,

3 Harfli Kelimeler

Bek, Bel, Bez, Biz, Elk, İki, İle, İlk, Kel, Kez, Kil, Leb, Zil,

2 Harfli Kelimeler

Be, Ek, El, İl, İz, Ke, Ki, Le, Ze,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.