BEKLEMEK (TDK)


1 . Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak: "Arkadaki tramvaylar dizi olmuş, bekliyorlardı."- H. Taner.
2 . (-i) Süre tanımak, acele etmemek: "Demin orada oturdum, senin uyanma saatini bekledim."- R. H. Karay.
3 . (-i) Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek: "Eşyayı beklemek. Tutukluları beklemek."- .
4 . Ummak: "Nikâhtan bu kadar keramet bekleme!"- P. Safa.
5 . Karşılaşma ihtimali bulunmak: "Sabri gittikten sonra Basire, ondan gebe kalmış olmaktan korkarak bekledi."- M. Ş. Esendal.
6 . Aramak, istemek: "Bu tecrübeli deniz kurdunun muhakkak bir beklediği var."- F. F. Tülbentçi.
7 . Oyalanmak.

Beklemek kelimesi baş harfi B son harfi K olan bir kelime. Başında B sonunda K olan kelimenin birinci harfi B , ikinci harfi E , üçüncü harfi K , dördüncü harfi L , beşinci harfi E , altıncı harfi M , yedinci harfi E , sekizinci harfi K . Başı B sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ACELE Nedir?


1 . Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi.
2 . zarf Vakit geçirmeden, tez olarak: "Acele, bir karar vermek ihtiyacındayım."- P. Safa.
3 . isim Çabuk davranma.

ARAMA Nedir?


1 . Aramak işi, taharri: "Araya adam koyup barışmanın yollarını aramaya başladı."- M. Ş. Esendal.
2 . hukuk Saklanan sanığın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında yapılan araştırma işlemi.

ARAMAK Nedir?


1 . Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak: "Dükkânın içinde gözleriyle bir şeyler aradı."- S. F. Abasıyanık.
2 . Araştırmak, yoklamak: "Ceplerini aramak."- .
3 . Ziyarete, hatır sormaya gitmek: "Bir kere düştün mü ne arayan olur ne soran!"- B. Felek.
4 . Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek: "Seni çok arıyorum, Ziyacığım."- C. S. Tarancı.
5 . Önem verip istemek: "Ben böyle şeyleri aramam."- .
6 . mecaz Şart koşmak.

BEKLEME Nedir?

Beklemek işi: "Pencere kapandıktan sonra aynı hareketsizlik ve bekleme devam etti."- N. S. Örik.

BEKLEMEK Nedir?


1 . Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak: "Arkadaki tramvaylar dizi olmuş, bekliyorlardı."- H. Taner.
2 . (-i) Süre tanımak, acele etmemek: "Demin orada oturdum, senin uyanma saatini bekledim."- R. H. Karay.
3 . (-i) Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek: "Eşyayı beklemek. Tutukluları beklemek."- .
4 . Ummak: "Nikâhtan bu kadar keramet bekleme!"- P. Safa.
5 . Karşılaşma ihtimali bulunmak: "Sabri gittikten sonra Basire, ondan gebe kalmış olmaktan korkarak bekledi."- M. Ş. Esendal.
6 . Aramak, istemek: "Bu tecrübeli deniz kurdunun muhakkak bir beklediği var."- F. F. Tülbentçi.
7 . Oyalanmak.

BİRİ Nedir?

ya da.

BULUNMAK Nedir?


1 . Bulma işine konu olmak: "Yerde para bulundu."- .
2 . (-de) Herhangi bir durumda olmak: "Hayırlı bir işe yardımda bulunmuş oluyorsunuz."- R. H. Karay.
3 . (-de) Bir yerde olmak: "İçinde bulunduğumuz tarihte Osmanlı Devleti'nin temelleri çökmüş, ömrü tamam olmuştu."- Atatürk.

DEĞİN Nedir?

Dek: "Kıyıdan bir alkış sesi geldi... Odanın güneşli duvarına değin."- M. C. Anday. değin (II) isim, halk ağzında Sincap.

DENİZ Nedir?


1 . Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
2 . Bu su kütlesinin belirli bir parçası: "Marmara Denizi. Karadeniz."- .
3 . Aydaki düzlükler.
4 . mecaz Geniş alan.
5 . mecaz Çokluk, yoğunluk.

DİZİ Nedir?


1 . Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra: "İki dizi inci."- .
2 . Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri: "İşte bütün eserlerini bir araya toplayacak olan bu dizinin başına yazılacak ön söz."- A. Ş. Hisar.
3 . Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra: "Bir dizi olay. Olaylar dizisi."- .
4 . dil bilgisi Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma.
5 . askerlik Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler.
6 . matematik Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı.
7 . müzik Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü.
8 . sinema, TV (***) Dizi film.

DURMA Nedir?


1 . Durmak işi.
2 . Eğleşme, eğlenme, tevakkuf.

DURMAK Nedir?


1 - Devimsiz kalmak, yürümez olmak.
2 - İşlemez olmak, çalışmamak.
3 - Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, ºtevakkuf etmek.
4 - Dinmek, kesilmek.
5 - Varlığını sürdürmek.
6 - Var olmak.
7 - Beklemek, dikilmek.
8 - Yaşamak.
9 - Birisinin malı olarak bulunmak ya da o malla ilişkisi olmak.
10 - Kalmak. 1
1 - Hareketsiz, eylemsiz durumda olmak. 1
2 - Bir yerde olmak ya da bulunmak. 1
3 - Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. 1
4 - (Olumsuz biçimiyle) Ara vermeden, sürekli olarak. 1
5 - Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. 1
6 - Kök ya da gövdeleri sonuna -e (-a) eki almış eylemsilerle ya da çekimli bir eylemle süreklilik bildiren birleşik eylemler oluşturur.

ESEN Nedir?

Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

GEBE Nedir?


1 . Karnında yavru bulunan (kadın veya hayvan), yüklü, hamile, aylı: "Gebe kadın. Gebe inek."- .
2 . tıp (***) İçinde oğulcuk veya dölüt bulunan (döl yatağı).
3 . mecaz Bir birikim sonucu ortaya çıkması beklenen (durum veya olaylar).
4 . mecaz Minnet altında kalan.

GELİN Nedir?


1 . Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın.
2 . Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın.

GELİNCE Nedir?


1 - bir konu bittikten sonra sözü başka bir konuya geçirmeye yarar.
2 - ayrıcalık gösteren bir düşünceye geçildiğini anlatır.

GÖZE Nedir?


1 . Hücre.
2 . halk ağzında Su kaynağı.

GÖZETME Nedir?

Gözetmek işi: "Yeryüzünde bir başına değilsiniz, başkalarının zevkini, hatırını da gözetmeniz gerekir."- N. Ataç.

GÖZETMEK Nedir?


1 . Korumak, bakmak, özen göstermek, himaye etmek: "Büyük kardeşler küçükleri gözetir."- .
2 . Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak.
3 . (nsz) Kollamak, beklemek: "Fırsat gözetmek. Uygun bir zaman gözetmek."- .
4 . Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak.
5 . Kayırmak.

İHTİMAL Nedir?


1 - Olasılık, olabilirlik.
2 - Belki, ola ki.

İSTEM Nedir?


1 . Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme, talep, arzu.
2 . Tüketicinin piyasadan mal çekmesi.
3 . ruh bilimi İrade veya isteğin eylem durumunda belirmesi.

İSTEME Nedir?

İstemek işi: "İsteme adresi."- .

İSTEMEK Nedir?


1 . İstek duymak, arzulamak: "İçeri girmekten korkarak bahçedeki demir kanepeye oturmak istedi."- P. Safa.
2 . (-den, -i) Bir şeyin kendisine verilmesini veya yapılmasını söylemek, dilemek: "Bir gün benden okumak için kitap istedi."- F. R. Atay.
3 . Görmek istediğini bildirmek: "Sizi isteyen kimdi?"- .
4 . Gerek olmak: "Yurdun ilerlemesi için çok çalışmak ister."- .
5 . Evlenmek dileğinde bulunmak: "Komşunun kızını istemişler."- .

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

KALMA Nedir?


1 . Kalmak işi: "Asıl derdi, tumturaklı sözler, bitimsiz tartışmalarla gözünü boyayıp birazcık yanında kalmamı sağlamak."- T. Uyar.
2 . sıfat Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan: "Annemden kalma bir evim vardı. Onu rehine koyarak bir ev tuttuk"- Ö. Seyfettin.

KALMAK Nedir?


1 - Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek.
2 - (Zaman, uzaklık ya da nicelik için) Belirtilen kadar bulunmak.
3 - Konaklamak konmak.
4 - Oturmak, yaşamak, eğleşmek.
5 - Yaşamını sürdürmek, yaşamak.
6 - Varlığını korumak, sürdürmek.
7 - Oyalanmak, vakit geçirmek.
8 - Sınıf geçmemek.
9 - İşlemez, yürümez duruma gelmek.
10 - Geriye atılmak, ertelenmek. 1
1 - Görevi ya da yetkisi içinde olmak, düşmek. 1
2 - Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak. 1
3 - Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek. 1
4 - Geçmek. 1
5 - Geri kalmak, yapamamak. 1
6 - Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak. 1
7 - Yetinmek. 1
8 - (Olumsuz olarak) Olmak, meydana gelmek. 1
9 - Olmak, herhangi bir durumda bulunmak.
20 - Herhangi bir durumu sürdürmek. 2
1 - Kök ya da gövdeleri sonuna "-e (-a)" eki almış eylemsilerle sürerlik bildiren birleşik eylemler oluşturur. 2
2 - Kimi "-ip" ekiyle yapılmış eylemsilerden sonra da gelerek sürerlik bildirir.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KARŞILAŞMA Nedir?


1 . Karşılaşmak işi.
2 . spor İki sporcu veya iki takım arasında, karşılıklı olarak kazanmak amacıyla yapılan yarışma, maç.

KERAMET Nedir?


1 - Ermiş kimselerin gösterdiklerine inanılan, doğaüstü, şaşkınlık uyandırıcı durum.
2 - Olağanüstü durum.
3 - Keramet sayılabilecek nitelikte olan şey.

KİMSE Nedir?

Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi: "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum."- N. Cumalı.

KORU Nedir?

Bakımlı küçük orman: "Arkamda çam korularının parça parça neftîleştirdiği yeşil bir dağ."- R. H. Karay.

KORUMA Nedir?


1 . Korumak işi.
2 . Can güvenliğinin tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi saldırılardan korumak üzere görevlendirilmiş kişi, koruma görevlisi.
3 . ekonomi Bankacılık alanında, bir malda veya bir menkulde gelecekte ortaya çıkacak fiyat değişikliklerine karşı korunmak amacıyla vadeli bir sözleşme yapılması.

KORUMAK Nedir?


1 . Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek: "Orasını tozdan, yağmurdan korumak borcumuzdur."- O. S. Orhon.
2 . Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek: "Beni kendi kardeşi gibi sever, babasının hışmından korurdu."- R. Enis.
3 . (-i) Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek: "Yurdu korumak."- .
4 . (-i) Tehlikeli, zararlı durumları önlemek: "İlaçla meyveleri korudu."- .
5 . (-i), mecaz Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek: "Üstünü başını biraz korusaydın bu kadar kirlenmezdi."- .
6 . (-i), mecaz Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek: "Geleneklerini koruyorlar."- .
7 . (-i), mecaz Karşılamak, denk gelmek: "Bu işin geliri masrafını korumaz."- .

MUHAFAZA Nedir?

Koruma, saklama, korunum: "Zamanımızda kıymetli şeylerin muhafazası güçleşti."- B. Felek.

MUHAKKAK Nedir?


1 - Doğruluğu, gerçekliği kesin olarak bilinen, gerçekliği kesinleşmiş.
2 - Herhalde, ne olursa olsun, kesinlikle.

OLMUŞ Nedir?


1 - Olgunlaşmış, ergin.
2 - Oluşmuş.

ONDAN Nedir?


1 . o sebeple.
2 . onun tarafında olan (kimse).

OYALANMA Nedir?

Oyalanmak işi.

OYALANMAK Nedir?


1 . Oyalama işine konu olmak: "Ormanda çiçek toplamak için oyalanan kızı beklemeye başladı."- T. Buğra.
2 . Boşuna zaman harcamak.
3 . Vakit geçirmek: "Bazen kahvelerde oyalandıktan sonra eve dönerdik."- N. Cumalı.
4 . Beklemek.

SAAT Nedir?


1 - Bir günlük sürenin yirmi dörtte birine eşit zaman parçası.
2 - Vakit, zaman.
3 - Bir işin yapıldığı belirli zaman.
4 - Bayağı yürüyüşle bir saatte alınan yol.
5 - Günün hangi saati olduğunu gösteren aygıt.
6 - Sayaç.

SAFA Nedir?

bakınız sefa.

SONRA Nedir?


1 . Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı: "Hadi sen git yağmur bastırmadan ben sonra gelirim."- A. İlhan.
2 . Daha uzak ve ileri bir yerde: "Bahçeden sonra geriye dönerek biraz da sokaklarda dolaştık."- R. N. Güntekin.
3 . Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz: "Evvela arabada, sonra sundurmada uyuyup dinlendiğime fena etmiştim."- R. N. Güntekin.
4 . Yoksa, aksi hâlde: "Tembellik etmesin, sonra sınıfta kalır."- .
5 . isim Arkadan gelen bölüm veya zaman: "Bunun sonrası yok. Bu işi sonraya bırakmamalı."- .

SÜRE Nedir?

Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, °müddet: Uzun bir iyileşme süresinden sonra askere gitmiş .

TANE Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda olan, adet.
2 . Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal.
3 . bitki bilimi Çekirdekli küçük meyve: "Üzüm tanesi. Nar tanesi."- .

TANI Nedir?

Hastalığın ne olduğunu araştırıp ortaya koyma, tanılama, teşhis.

TANIM Nedir?

Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtme veya açıklama, tarif.

TANIMA Nedir?

Tanımak işi: "Hocayı tam olarak tanıması, bilmesi gerektiğini sanıyordu."- T. Buğra.

TANIMAK Nedir?


1 . Daha önce görülen, bilinen bir kimse veya şeyle karşılaşıldığında bunun kim veya ne olduğunu hatırlamak: "Zarfın üstündeki yazıyı hemen tanıdı."- H. E. Adıvar.
2 . Daha önce görmüş olmak, ilişkisi bulunmak, bilmek: "Onu bir de eski polisler tanır."- S. F. Abasıyanık.
3 . Bir kimse veya şeyle ilgili, doğru ve tam bilgisi bulunmak: "Sincapları yakından tanırım."- A. Haşim.
4 . Bilip ayırmak, seçmek, ayırt etmek.
5 . hukuk Varlığını kabul etmek.
6 . Boyun eğmek, yargısına uymak, saymak.
7 . Sorumlu bilmek: "Ben arkadaşını tanımam, alacağımı senden isterim."- .
8 . Bir şeyin yapılması, bitirilmesi için belli bir süre vermek: "Ona borcunu ödemesi için üç günlük bir süre tanıdım."- .

TECRÜBELİ Nedir?

Tecrübesi olan, görmüş geçirmiş: "Odacı, tecrübeli gözlerle ona bakıyordu."- P. Safa.

TRAMVAY Nedir?

Şehirlerde yol üzerinde döşenmiş özel raylarda hareket eden yolcu taşıtı: "Sarı tenekeden bir tramvay arabası titreyerek, sarsılarak geçti."- M. Ş. Esendal.

TUTU Nedir?

Bir borcun ödeneceğine teminat olarak ödenince geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey, rehin, ipotek.

TUTUK Nedir?


1 . Akıcı, rahat konuşamayan.
2 . Eski işlevini göremez duruma gelmiş: "Geçen gün beni dövdüler. Boynum, omuzlarım hâlâ tutuk."- A. İlhan.
3 . Kısılmış, tutulmuş, kesik: "Ağır ağır ve tahtalar arasında boğulan tutuk akislerle yükseliyordu."- P. Safa.
4 . hukuk Tutuklu.
5 . Kapalı, tıkalı.
6 . Sıkıntılı: "Bu tutuk hava içinde saat ona doğru Meclisin zili uzun uzun çaldı."- R. E. Ünaydın.
7 . mecaz Durgun, çekingen, sıkılgan: "Bu babadan geçme derviş huyum, hoşgörüm yüzünden tutuk oluşumu anlamıyorlar."- N. Meriç.

TUTUKLU Nedir?

Kanun yoluyla hürriyetlerinden alıkonularak bir yere kapatılan (kimse), tutuk, mevkuf: "Girip çıkan resmîler, siviller, elleri bağlı ya da çözük tutuklular..."- Ç. Altan.

TÜLBENT Nedir?


1 . İnce ve seyrek dokunmuş, hafif ve yumuşak pamuklu bez: "Orta hâlli hanımlar renkli yeldirmeler giyerler ve beyaz tülbent başörtüleri örtünürlerdi."- A. Ş. Hisar.
2 . Bu bezden yapılmış baş örtüsü: "Mürüvvet bacı, limon küfü tülbendini düşmesin diye bir ucundan ısırmış, elinde süzgeçle çıkageldi."- A. İlhan.

TÜLBENTÇİ Nedir?

Tülbent satan kimse.

UMMA Nedir?

Ummak işi: "Kız kardeşinden imdat ummanın faydasızlığını görünce şu cevabı verdi."- P. Safa.

UMMAK Nedir?


1 - Bir şeyin olmasını istemek, beklemek.
2 - Sanmak, °tahmin etmek.

UYANMA Nedir?

Uyanmak durumu, intibah: "Hayalperest kendi âlemine dalmışken uyanmasına imkân yoktur."- S. F. Abasıyanık.

B E E E K K L M Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Beklemek,

7 Harfli Kelimeler

Bekleme, Belemek, Eklemek, Kekleme, Kelebek,

6 Harfli Kelimeler

Beleme, Ekleme, Elemek, Kekeme, Keleme, Meleke,

5 Harfli Kelimeler

Belek, Eklem, Ekmek, Eleme, Elmek, Kelek, Kelem, Melek,

4 Harfli Kelimeler

Ekme, Elek, Elem, Emek, Emel, Kebe, Keke, Kele, Keme, Leke, Meke,

3 Harfli Kelimeler

Bek, Bel, Ebe, Eke, Elk, Kek, Kel, Kem, Leb,

2 Harfli Kelimeler

Be, Ek, El, Em, Ke, Le, Me,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.