BARINMAK (TDK)


1 . Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak.
2 . (nsz) Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak: "Dosdoğru teyzemin evine gidecektim, iyi kötü barınacak bir yer..."- P. Safa.
3 . Bir yerde yatarak geceyi geçirmek.
4 . (nsz), mecaz Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.
5 . mecaz Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak: "Girip çıktığı mesleklerin hiçbirinde üç dört, hadi bilemediniz, altı aydan fazla barınamadı."- H. Taner.

Barınmak kelimesi baş harfi B son harfi K olan bir kelime. Başında B sonunda K olan kelimenin birinci harfi B , ikinci harfi A , üçüncü harfi R , dördüncü harfi I , beşinci harfi N , altıncı harfi M , yedinci harfi A , sekizinci harfi K . Başı B sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALTI Nedir?


1 . Beşten sonra gelen sayının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 6, VI rakamlarının adı.
3 . sıfat Beşten bir artık.

BARI Nedir?

Bahçe, açık ağıl etrafındaki çit.

BİLE Nedir?


1 . Da, de, dahi: "Bir damlası bile deniz hakkında bize ilmî bir fikir vermeye yetişir."- R. H. Karay.
2 . zarf, eskimiş Birlikte.
3 . zarf Üstelik: "Konuşmadılar bile."- .

BULMAK Nedir?


1 - Arayarak ya da aramadan bir şeyle, bir kimseyle karşılaşmak; bir şeyi elde etmek.
2 - Yitirilen bir şeyi yeniden ele geçirmek.
3 - Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, °keşfetmek.
4 - İlk kez yeni bir şey yaratmak, ºicat etmek.
5 - İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak.
6 - Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak.
7 - Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.
8 - Seçmek, uygun saymak.
9 - Sağlamak, ºtemin etmek.
10 - (Kabahat, suç, kusur için) Yüklemek. 1
1 - Erişmek. 1
2 - Cezaya uğramak. 1
3 - Anımsamak, hatırlamak.

ÇEVRE Nedir?


1 . Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi: "Büyük kentlerin çevreleri gecekondularla sarılmıştır."- O. Rifat.
2 . Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam: "Her girdiği çevreye kişiliği ile birlikte olgun ve asil bir huzur havası getirirdi."- H. Taner.
3 . Sırma işlemeli mendil: "Geçen gün sandığı karıştırırken elime işlemeli çevreler geçti."- M. Yesari.
4 . mecaz Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit: "Siyasi çevreler. Sanat çevresi."- .
5 . mecaz Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit: "Babanın ve çevresinin var güçleri ile destekledikleri düşünülebilir."- H. Taner.
6 . dil bilgisi Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst.
7 . matematik Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi.
8 . toplum bilimi Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü.

ÇIKTI Nedir?


1 . Üretim sonucu ortaya çıkan ürün, girdi karşıtı.
2 . Artık: "Sanayi çıktısı."- .
3 . bilişim Bilgisayarda yazılan bir metnin kâğıda dökülmüş biçimi, print.
4 . Mezuniyet belgesi.

DİRLİK Nedir?


1 . Yaşayış, hayat, sağlık, varlık, geçim.
2 . Huzur, erinç: "Madem birsin, birlik olsun / Dilde, dinde, milliyette / Murat et de dirlik olsun / Baştan başa cemiyette."- O. S. Orhon.
3 . tarih Osmanlı İmparatorluğu'nda bir hizmete karşılık olmak üzere bir kimseye devletçe verilen aylık veya bir yere bağlı gelir: "Zaten onun için, hazinelerin, varlıkların, dirliklerin ne değeri vardır."- S. Ayverdi.

DOĞA Nedir?


1 . Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat, natür.
2 . İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat.
3 . Evrende meydana gelen olayları denetiminde, egemenliğinde tuttuğuna inanılan, kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç: "Deniz de pisliği doğa yoluyla temizleyemez oldu."- H. Taner.
4 . mecaz Bir kimsenin eğilimlerinin, içgüdülerinin hepsi, huy.

DÖRT Nedir?


1 . Dört sayısının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 4, IV rakamlarının adı.
3 . sıfat Üçten bir artık.

ETKİ Nedir?


1 . Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir: "Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor."- H. Taner.
2 . Bir etken veya bir sebebin sonucu: "Tokadın etkisi kötü oldu."- .
3 . mecaz Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim: "Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu."- T. Buğra.

ETKİLİ Nedir?

Etkisi olan, tesirli, müessir, patetik: "Hayli etkili bir yer altı çalışması yapılıyormuş."- A. İlhan.

EVİN Nedir?


1 . Bir şeyin içindeki öz, lüp.
2 . Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü, habbe.

FAZLA Nedir?


1 . Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade: "Yaşamak için çok zorluk çekiyordu. Fazla olarak hastaydı."- R. N. Güntekin.
2 . Daha çok, aşkın: "Biz ancak Cumhuriyet devrinde elli yıldan fazla bir barış devri geçirmişiz."- B. Felek.
3 . Artmış olan: "Fazla ekmeğiniz var mı?"- .
4 . zarf Gereksiz, yersiz bir biçimde: "Fazla konuşma yeter."- .
5 . zarf Gereğinden, alışılmıştan çok olarak.

GECE Nedir?


1 - Güneş battıktan, gün ağarmaya başlayıncaya dek geçen süre, tün.
2 - Bu sürenin genellikle uykuya ayrılan bölümü.
3 - Eğlence, anma vb. amaçlarla geceleri düzenlenen toplantı.
4 - Gece avlanan, geceleri uyumayan hayvan.
5 - Türlü nedenlerle oluşan karanlık.
6 - Sıkıntılı, zor dönem.

GEÇİRME Nedir?

Geçirmek işi: "Esaretimin geri kalan müddetini bu ümitle geçirmeye başladım."- A. Mithat.

GEÇİRMEK Nedir?


1 . Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak.
2 . (-e) Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek: "Kalanımızı peşine takarak Murat suyunun karşı kıyısına geçirdi."- K. Bilbaşar.
3 . (-i, -e) Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek: "Odanın eşyasını öbür odaya geçirmek."- .
4 . (-i, -e) Tespit etmek, yazmak, kaydetmek: "Merkez, kadının dosyasına vefat kaydını geçirdi."- R. H. Karay.
5 . (-i, -e) Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak: "Yem torbalarını hayvanların boyunlarına geçirdikten sonra arkadaşına sordu."- O. C. Kaygılı.
6 . (-i, -e) Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek: "Arkadaşımı geçirmeye gittim."- .
7 . (-i, -de) Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak: "Kocan için geceyi evden dışarıda geçirmek fırsatını sen kendin temin et."- H. C. Yalçın.
8 . (-e, nsz) Giymek, giyinmek: "Sırtına pembe, kolları tamamen çıplak bir bluz geçirmişti."- S. F. Abasıyanık.
9 . (-den) Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak: "Kılıçtan geçirmek. Dayaktan geçirmek."- .
10 . (-i, -den) Herhangi bir durumu yaşamış olmak: "Ne yapar ne eder, günde iki üç saatini at üstünde geçirirdi."- N. Cumalı. 1
1 . Etmek, yapmak. 1
2 . (-i, -e) Hastalık bulaştırmak: "Nezleyi bana geçirdin."- . 1
3 . (-le) Zaman harcamak: "Benim bu işlerle geçirecek vaktim yok."- . 1
4 . Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak.

GELİŞ Nedir?

Gelme işi: "Keklik gibi taştan taşa sekerek / Gerdan açıp gelişini sevdiğim."- Ruhsati.

HADİ Nedir?

Haydi.

HİÇBİR Nedir?

Bir addan önce getirilerek o adın bildirdiği varlıktan bir tanesinin bile olmadığını anlatan bir söz: "Nevin hiçbir insana kin, hiçbir insana tiksinti duymamıştı."- S. F. Abasıyanık.

HİÇBİRİ Nedir?

Bir teki, biri bile.

İÇİNDE Nedir?


1 . Süresince, zarfında: "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"- Y. Z. Ortaç.
2 . Ortamında: "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."- F. R. Atay.
3 . ... ile dolu bir biçimde: "Yüzü kırışık içinde."- .

KAPALI Nedir?


1 . Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı: "Şimdi oğlunu kanlı göğsü, kapalı gözleri, mor dudaklarıyla görür gibi oluyordu"- N. Hikmet.
2 . Geçilmez durumda olan.
3 . Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri).
4 . Başı örtülü (kadın).
5 . Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem.
6 . Gizli, saklı: "Meclisler, iç tüzük hükümlerine uygun olarak kapalı oturumlar yapabilir."- .
7 . Açık olmayan (giyecek): "Damalı bir eteklik, açık mavi, kapalı bir yün kazak giymişti."- N. Cumalı.
8 . Bulutlu, karanlık (hava): "Ankara'nın soğuk, kapalı havalı günlerinden biriydi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
9 . mecaz İçe dönük yaradılışta olan: "Kapalı ruhlu, ağırbaşlı, güç heyecana gelir insanlardır."- R. H. Karay.

KAVRAM Nedir?


1 . Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon: "Herkesin kendine özgü bir mutluluk kavramı vardır."- H. Taner.
2 . felsefe Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, konsept, mefhum, nosyon.
3 . halk ağzında Karın zarı, periton.
4 . halk ağzında Tutam, avuç dolusu.

KORUNMAK Nedir?


1 . Kendini korumak, sığınmak, sakınmak.
2 . Koruma işine konu olmak.

KÖTÜ Nedir?


1 . İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı: "Kötü bir kalem."- .
2 . Zararlı, tehlikeli: "Kötü adam."- .
3 . Korku, endişe veren: "Yabancının bu kötü kasdına yalnız azmimizle karşı koyduk."- R. E. Ünaydın.
4 . Kaba ve kırıcı: "Kızına söylemedik kötü lakırtı bırakmamış."- M. Ş. Esendal.
5 . Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan.
6 . zarf Aşırı, çok: "Kız, oğlana kötü tutuldu."- .

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MESLEK Nedir?


1 . Belli bir eğitim ile kazanılan sistemli bilgi ve becerilere dayalı, insanlara yararlı mal üretmek, hizmet vermek ve karşılığında para kazanmak için yapılan, kuralları belirlenmiş iş: "Mesleği ile ilgili olanlar bir yana bırakılırsa çok az kitabı vardı."- T. Buğra.
2 . Uğraş.
3 . felsefe Öğreti.
4 . felsefe Dizge.
5 . eskimiş Çığır, okul, ekol: "Edebî meslekler."- .

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

ORTAM Nedir?


1 . Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü: "Bu ağustos ayı, bir cinayet için hiç de uygun ortam değildi."- H. Taner.
2 . Bir topluluğun veya toplulukların hareket alanı, platform.
3 . mecaz Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü: "Sanat ortamı. Çalışma ortamı."- .
4 . ruh bilimi Nesnel ve toplumsal yönlerle bazen kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre, vasat.

OTURMA Nedir?


1 . Oturmak işi.
2 . Kısa süre için konukluğa gitme: "Yemeğini yedikten sonra gece Vehbi Dedeye oturmaya gitti."- H. E. Adıvar.

OTURMAK Nedir?


1 . Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek: "Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu."- S. F. Abasıyanık.
2 . (nsz) Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak: "Bakın, hikâye zordur, acımasız ve hoşgörüsüzdür. Oturursunuz ve başından kalkamazsınız."- T. Dursun K.
3 . (-i) Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak: "Ütüsüz ve beli oturmamış pantolonunu çekti."- T. Buğra.
4 . (-de) Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek: "Aynı semtte oturdukları için komşu da sayılırlar."- B. Felek.
5 . (nsz) Hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak: "Böyle oturacağınıza çalışsanız olmaz mı?"- .
6 . (nsz) Toprak veya yapı çökmek, aşağı inmek: "Temelin bu tarafı on santim oturmuş."- .
7 . (-le) Biriyle beraber yaşamak: "O günden beri, enişte beyle oturuyorum."- S. M. Alus.
8 . Bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak: "Bu saat, kendimi bildim bileli sofraya oturma saatimizdir."- Y. Z. Ortaç.
9 . Yer almak, geçmek: "Valilik makamına oturdu."- .
10 . (nsz) Benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek: "Gelenekler gün geçtikçe iyice oturdu."- . 1
1 . Belli bir yörüngede dönmeye başlamak: "Uydu yörüngeye oturdu."- . 1
2 . Sıvı tortuları dibe çökmek, dipte toplanmak. 1
3 . (nsz) Herhangi bir durumda belli bir süre kalmak: "Arif gibi bir adamla çene yarışına girmek istememekle beraber susup oturamazdı."- M. Ş. Esendal. 1
4 . halk ağzında Mal olmak: "Bu bize pahalıya oturdu."- .

SAFA Nedir?

bakınız sefa.

SIĞIN Nedir?

Alageyik.

SIĞINMA Nedir?


1 . Sığınmak işi, iltica: "Her millette halk tabakası hisler ve heyecanlar tesir altında sanata sığınma, sanattan faydalanma ve avunma ... ihtiyacı duyar."- R. H. Karay.
2 . spor Yarış sırasında, rüzgârın etkisinden korunmak için başka bir yarışçının arkasına sinme.

SIĞINMAK Nedir?


1 . Tehlikelerden kaçarak güvenilir bir yere çekilmek.
2 . Korunmak amacıyla bir yere veya birine başvurmak, başkalarının yardım ve korunmasına ihtiyaç duymak: "Karı koca o evlerden birinde bir odacığa sığınmıştık."- R. N. Güntekin.
3 . Genellikle siyasi sebeplerle kendi ülkesinden kaçıp başka ülkeye gitmek, iltica etmek.
4 . mecaz Güvenmek, yardım istemek veya ummak: "Kendisini küçük gören bir millet, insaniyet şefkatine sığınarak yaşayamaz."- O. S. Orhon.

SOYUT Nedir?


1 - Soyutlama ile elde edilen, varlığı ancak eşyada gerçekleşen, °mücerret, °abstre, "somut" karşıtı.
2 - Anlaşılması, kavranılması güç.

ŞART Nedir?

Koşul.

TANE Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda olan, adet.
2 . Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal.
3 . bitki bilimi Çekirdekli küçük meyve: "Üzüm tanesi. Nar tanesi."- .

TEYZE Nedir?


1 . Annenin kız kardeşi, ana yarısı: "İhtiyar halaların, teyzelerin, bütün bu hısım akrabanın fikrini sorduk."- M. Ş. Esendal.
2 . ünlem Anne yaşıtı kadınlara söylenen bir seslenme sözü.

UYGUN Nedir?


1 . Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip: "Rıza Efendi'de yerine, zamanına ve konusuna uygun hikâyeler vardır."- T. Buğra.
2 . Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
3 . mecaz Orantılı, oranlı.

UYUM Nedir?


1 . Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk, ahenk: "Gerçekten de sonsuz bir sessizlik, bir uyum, bir şiir sarmıştı ortalığı."- N. Araz.
2 . Toplumsal çevreye veya bir duruma uyma, uyum sağlama, intibak, entegrasyon.
3 . biyoloji Bir cismin görüntüsünü tam ağ tabaka üzerine düşürebilmek için göz merceğinin dışbükeylik derecesini çoğaltıp azaltması olayı, mutabakat.
4 . dil bilimi Ortak özellikleri açısından sesler arasındaki uygunluk, harmoni.

UYUMLU Nedir?

Uyumu olan, ahenkli, mevzun: "Kadından anladığı, uyumlu arkadaşlık, çıtkırıldım olmamak, güzel, alımlı olmaktı."- N. Cumalı.

YAŞA Nedir?

Hoşnutluk, sevinç gibi duyguları anlatmak ya da alkışlamak için söylenir.

YAŞAM Nedir?

Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat: "Yaşamın kurallarını, kendi aleyhinde işliyor varsaydığı günden bu yana, umursamamıştı."- H. Taner.

YAŞAMA Nedir?

Yaşamak eylemi.

YAŞAMAK Nedir?


1 - Canlılığını, hayatını sürdürmek; sağ olmak.
2 - Varlığını sürdürmek.
3 - Oturmak, eğleşmek.
4 - Geçinmek.
5 - Herhangi bir durumda bulunmak ya da olmak.
6 - Sürmek, °devam etmek.
7 - Varlıklı, endişesiz, hoş vakit geçirmek, keyif sürmek.
8 - Keyfi yerine gelmek, mutlu olmak, işleri yolunda olmak.
9 - Bir durumu yaşar gibi olmak, bir durumla özdeşleşmek, duymak, hissetmek.

YERLEŞME Nedir?


1 . Yerleşmek işi: "Emektar makinenin tozlarını silip masaya yerleşmeye karar verdim."- Ç. Altan.
2 . Yerleşim alanı veya merkezi: "Boğaziçi köyleri, İstanbul'la ancak deniz yoluyla bağlanan, kopuk yerleşmelerdi."- A. Boysan.

YERLEŞMEK Nedir?


1 . Yerine iyice oturmak, yerinde sabit olmak: "Bu taş buraya adamakıllı yerleşmiş."- .
2 . Yer bulup oturmak: "Arabaya, birbirine sıkışarak yerleştiler."- S. F. Abasıyanık.
3 . Çalışmak üzere bir iş yerine başlamak: "Oğlu bankaya yerleşmiş."- .
4 . Bir yerde oturmaya, yaşamaya başlamak: "Rıza böylece ahırın üst katındaki dairesine yerleşti."- H. Taner.
5 . (nsz) Eşyayı yerli yerine koymak: "Taşındık, ama daha yerleşemedik."- .
6 . Rahat bir biçimde oturmak: "Koltuğa iyice yerleşti."- .
7 . (nsz), mecaz Yaygın duruma gelmek, tutunmak: "Demokrasinin ne suretle yerleşip kalabileceği hakkında garip fikirleri vardır."- H. E. Adıvar.
8 . (nsz, -e), mecaz Alışılmak, kullanılır olmak: "Birtakım yeni kelimeler zamanla yerleşiyor."- .
9 . Sınav sonucuna göre herhangi bir eğitim kurumunda okumaya hak kazanmak, okumaya başlamak.

A A B I K M N R Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Barınmak,

7 Harfli Kelimeler

Anırmak, Arınmak, Bakınma, Barınak, Barınma, Bırakma, Kanırma, Karınma,

6 Harfli Kelimeler

Anırma, Arınma, Banmak, Iramak, Karıma, Kınama,

5 Harfli Kelimeler

Akman, Akran, Ambar, Anmak, Bakam, Bakan, Bakım, Bakır, Bakma, Banak, Banka, Banma, Barak, Baran, Barka, Bıkma, Irama, Irmak, Kaban, Kaman, Kanma, Karın, Karma, Kıran, Kırba, Kırma, Marka, Rakam, Rakım, Ramak,

4 Harfli Kelimeler

Abra, Akar, Akım, Akın, Akma, Aman, Anam, Anık, Anka, Anma, Arak, Arık, Arka, Arma, Bakı, Bana, Bank, Bara, Barı, Bark, Irak, Kaba, Kama, Kana, Kanı, Kara, Karı, Kına, Mana, Mark, Marn, Nara, Rakı,

3 Harfli Kelimeler

Aba, Aka, Akı, Ama, Ana, Anı, Ara, Arı, Ark, Bak, Ban, Bar, Ira, Irk, Kam, Kan, Kar, Kın, Kır, Nam, Nar, Rab, Ram,

2 Harfli Kelimeler

Ab, Ak, Am, An, Ar, Ra,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.