BAHÇIVAN (TDK)


1 . Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakımıyla görevli kimse: "İleride iki büklüm eğilmiş, elindeki çapayla tarhlarda çalışan bahçıvan, otomobilin gelişini görünce ağır ağır doğruldu."- H. E. Adıvar.
2 . Geçimini bahçe ürünlerini yetiştirip satmakla sağlayan kimse.

Bahçıvan kelimesi baş harfi B son harfi N olan bir kelime. Başında B sonunda N olan kelimenin birinci harfi B , ikinci harfi A , üçüncü harfi H , dördüncü harfi Ç , beşinci harfi I , altıncı harfi V , yedinci harfi A , sekizinci harfi N . Başı B sonu N olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AĞIR Nedir?


1 . Tartıda çok çeken, hafif karşıtı: "Kurşun ağır bir madendir. Taş yerinde ağırdır."- .
2 . Çapı, boyutları büyük: "Ağır top. Ağır tank."- .
3 . Yoğun: "Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı."- A. Sayar.
4 . Uyanılması güç, derin (uyku).
5 . Güç işiten, sağır.
6 . mecaz Değeri çok olan, gösterişli: "Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi."- M. C. Kuntay.
7 . mecaz Çetin, güç: "Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu."- F. F. Tülbentçi.
8 . mecaz Tehlikeli, korkulu, vahim.
9 . mecaz Sıkıntı veren, bunaltıcı.
10 . mecaz Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı: "Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum."- N. Ataç. 1
1 . mecaz Ağırbaşlı, ciddi: "Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı. Fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı."- H. E. Adıvar. 1
2 . mecaz Keskin, boğucu (koku): "Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır."- F. R. Atay. 1
3 . Kısık, alçak: "Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi."- O. C. Kaygılı. 1
4 . mecaz Davranışları yavaş olan: "Ağır adam."- . 1
5 . mecaz Sindirimi güç (yiyecek): "Ağır bir yemek."- . 1
6 . isim, spor Ağır sıklet: "Yıllarca ağırda güreşti."- . 1
7 . zarf Yavaş: "Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu."- E. İ. Benice.

BAHÇE Nedir?


1 . Sebze yetiştirilen yer, bostan: "Bahçenin bir köşesinde büyük bir bostan kuyusuyla mıhlanmış bir kapı vardı."- R. N. Güntekin.
2 . Çiçek ve ağaç yetiştirilen yer: "Bir otelin ağaçlıklı, çiçeklerle süslü bahçesi önünde durmuştuk."- R. H. Karay.

BAHÇIVAN Nedir?


1 . Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakımıyla görevli kimse: "İleride iki büklüm eğilmiş, elindeki çapayla tarhlarda çalışan bahçıvan, otomobilin gelişini görünce ağır ağır doğruldu."- H. E. Adıvar.
2 . Geçimini bahçe ürünlerini yetiştirip satmakla sağlayan kimse.

BAKIM Nedir?


1 . Bakma işi.
2 . Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek: "Bahçe bakım ister."- .
3 . Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.

BÜKLÜM Nedir?


1 . Kıvrım: "Yırtılmış atılmış o kâğıtlar ki hayatım / Her parçası, her büklümü üstünde adın var."- M. C. Kuntay.
2 . halk ağzında Dönemeç, viraj.

ÇALIŞAN Nedir?

Bir iş kolunda, bir kurumda görevli olan kimse.

ÇAPA Nedir?


1 . Tarlalarda toprağı işlemek için kullanılan ağaç veya demir saplı kazı aracı: "İleride iki büklüm eğilmiş, elindeki çapayla tarhlarda çalışan bahçıvan, otomobilin gelişini görünce ağır ağır doğruldu."- H. E. Adıvar.
2 . Çapalama işi.

DOĞRU Nedir?


1 . Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
2 . Gerçek, yalan olmayan: "Doğru haber."- .
3 . Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun: "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur."- A. Gündüz.
4 . isim Gerçek, hakikat: "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz."- N. Ataç.
5 . isim, matematik İki nokta arasındaki en kısa çizgi: "İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."- .
6 . zarf Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde: "Çocuk doğru okudu."- .
7 . zarf Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
8 . zarf Yakın, yakınlarında: "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu."- F. R. Atay.
9 . edat Karşı yönünce: "Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
10 . mecaz Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu.

DÜZE Nedir?

Doz.

DÜZEN Nedir?


1 . Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem.
2 . Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept.
3 . Yerleştirme, tertip: "Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır."- R. N. Güntekin.
4 . Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim.
5 . mecaz Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo.
6 . mecaz Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo.
7 . mecaz Dolap, hile: "Hile, düzen dağarcığından elbette yeni bir şey bulup çıkaracak."- E. E. Talu.
8 . müzik Müzik aletlerinde ses ayarı, akort.
9 . toplum bilimi Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri: "Orta hâlli ailelerin kurduğu bu düzende herkesin bacası tüten, kapısı çalınan bir evi var."- N. Meriç.
10 . halk ağzında Alet edevat takımı. 1
1 . halk ağzında Bez dokuma tezgâhı.

GEÇİM Nedir?


1 . Geçinme işi, geçinme araçları, geçinme, maişet.
2 . Anlaşma, uyum: "Aralarında geçim yok."- .

GELİŞ Nedir?

Gelme işi: "Keklik gibi taştan taşa sekerek / Gerdan açıp gelişini sevdiğim."- Ruhsati.

GÖREVLİ Nedir?


1 . Görevi olan, vazifeli: "Herkesi kendisine hizmetle görevli sanırdı."- Ç. Altan.
2 . isim Resmî görevi olan kimse, memur.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

KİMSE Nedir?

Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi: "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum."- N. Cumalı.

OTOMOBİL Nedir?

Motorlu, dört tekerlekli kara taşıtı: "Otomobiller, atlar, arabalar coşkun bir sel uğultusu ile geçiyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.

SATMA Nedir?

Satmak işi: "Bir kitabın çok satmasında o kitabı aklayıcı nedenler pek özel durumlara bağlıdır."- N. Cumalı.

SATMAK Nedir?


1 . Bir değer karşılığında bir malı alıcıya vermek: "Geniş arazisini parselleyip sattı."- T. Buğra.
2 . (nsz), mecaz Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek, taslamak: "Onun yerinde kim olsa bu kadar azamet satardı."- P. Safa.
3 . mecaz Bir kimse, kendini veya başkasını olduğundan daha önemli, yetkili ve değerli göstermek: "Herhâlde beni de satmasını bilmiş olacaktı ki hatırlılar masasında ehemmiyetli bir adam gibi karşılandım."- R. N. Güntekin.
4 . mecaz Bir çıkar karşılığında bir şeyi gözden çıkarmak, feda etmek.
5 . argo Bir yolunu bularak birinden ayrılmak: "Yanımdakini satamazsam size gelemeyeceğim."- .

TARH Nedir?


1 . Bahçelerde çiçek dikmeye ayrılmış yer: "Çiçek tarhları üzerinde küçük sinek kümeleri görünüyor, birden kayboluyorlardı."- Ö. Seyfettin.
2 . Vergi koyma.
3 . matematik Çıkarma.

ÜRÜN Nedir?


1 . Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul.
2 . mecaz Eser: "Cumhuriyet dönemi ressamlarının ürünleri sergilendi."- .
3 . mecaz Bir tutum ve davranışın ortaya çıkardığı şey.
4 . kimya Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey.

YETİ Nedir?


1 . İnsanda bulunan, bir şey yapabilme yeteneği, meleke: "Aklımız fikrimiz hep insanda, yetilerimizi var gücümüzle çoğaltıp onun rahatlığına çalışıyoruz."- A. Erhat.
2 . ruh bilimi Bellek, usa vurma, algılama veya imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri, meleke.

A A B H I N V Ç Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Bahçıvan,

5 Harfli Kelimeler

Çıban, Havan,

4 Harfli Kelimeler

Açan, Ahçı, Anaç, Bana, Çaba, Hava, Hınç, Vaha, Vana,

3 Harfli Kelimeler

Aba, Açı, Aha, Ana, Anı, Baç, Ban, Bav, Çan, Çav, Çın, Hab, Haç, Han, Hav, Vah, Van, Vın,

2 Harfli Kelimeler

Ab, Aç, Ah, An, Av, Ha, Ih,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.