AZAMETLİ (TDK)


1 . Ulu, çok büyük.
2 . Gururlu.
3 . Görkemli, heybetli.
4 . Debdebeli.
5 . Çalımlı, kurumlu: "Hatta biraz da azametli, kibirli muamelesi bana epeyce garip görünmüştü doğrusu."- Y. K. Karaosmanoğlu.

Azametli kelimesi baş harfi A son harfi İ olan bir kelime. Başında A sonunda İ olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi Z , üçüncü harfi A , dördüncü harfi M , beşinci harfi E , altıncı harfi T , yedinci harfi L , sekizinci harfi İ . Başı A sonu İ olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AZAMET Nedir?


1 - Ululuk.
2 - Gurur, onur, °kibir.
3 - Görkem, gösteriş, °heybet.
4 - Debdebe, °saltanat, °şatafat.
5 - Çalım, kurum, °tekebbür.

AZAMETLİ Nedir?


1 . Ulu, çok büyük.
2 . Gururlu.
3 . Görkemli, heybetli.
4 . Debdebeli.
5 . Çalımlı, kurumlu: "Hatta biraz da azametli, kibirli muamelesi bana epeyce garip görünmüştü doğrusu."- Y. K. Karaosmanoğlu.

BANA Nedir?

Ben zamirinin yönelme durumu ekli biçimi.

BİRAZ Nedir?


1 . Bir parça, azıcık: "Biraz yağmur yağdı mı Beyoğlu'nun yaya kaldırımlarında yürüyebilirsen yürü."- F. R. Atay.
2 . zarf (bi'raz) Kısa bir süre için: "Uzun etme iki gözüm biraz da bize uğra."- O. Rifat.
3 . zarf (bi'raz) Az miktarda: "Dersini biraz biliyor."- .

BÜYÜ Nedir?


1 . Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, sihir, füsun, bağı: "Akkız Ana, Hasan'a gönül vermenin bir büyü olduğunu, ne kadar anlatmışsa da kâr etmemiş."- H. E. Adıvar.
2 . mecaz Karşı durulamaz güçlü etki: "Ondan tüten görünmez bir büyünün içinde titriyorum."- Y. Z. Ortaç.

BÜYÜK Nedir?


1 . Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı: "Büyük ağaçların altında, gazinoya doğru gidiyoruz."- Y. Z. Ortaç.
2 . Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram): "Büyük bir cevap sıkıntısı geçirdikten sonra itiraf etti."- P. Safa.
3 . Niceliği çok olan: "Benim büyük kalabalıklara karşı ürkekliğim vardır."- R. N. Güntekin.
4 . Üstün niteliği olan: "Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş kişilerin en büyüklerinden biri."- N. Ataç.
5 . Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş: "Büyüklerin yanında sesim çıkmazdı."- S. F. Abasıyanık.
6 . Önemli: "Ömrünün tek ve büyük oyunu bitmişti."- T. Buğra.

ÇALI Nedir?

Böğürtlen, ahududu gibi ağaççıktan küçük, dalları çok çatallı ve sapları odunsu bitki.

ÇALIM Nedir?


1 . Karşıdakini etkilemek amacıyla yapılan abartılı davranış, kurum, caka: "Bundan ötürü de hâllerinde görgüsüzce bir çalım, budalaca bir durum sezilir."- H. Taner.
2 . Kılıcın keskin yanı.
3 . Menzil, erim: "Kurşun çalımı. Göz çalımı."- .
4 . Biraz benzeme, andırma.
5 . denizcilik Geminin su kesiminden aşağı bölümünün baş ve kıç bodoslamasına doğru darlaşması.
6 . spor Bir oyuncunun topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmesi.

ÇALIMLI Nedir?


1 . Gösterişli, kurumlu.
2 . isim, denizcilik Başı yüksek, yapısı dar gemi.

DEBDEBE Nedir?

Görkem: "Bir Tanzimat konağının şaşırtıcı debdebesi içinden bu küçük eve düşmüştü."- A. H. Tanpınar.

DEBDEBELİ Nedir?

Görkemli, gösterişli: "Mustafa bu debdebeli hayata ilk defa giriyordu."- A. Gündüz.

DOĞRU Nedir?


1 . Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
2 . Gerçek, yalan olmayan: "Doğru haber."- .
3 . Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun: "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur."- A. Gündüz.
4 . isim Gerçek, hakikat: "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz."- N. Ataç.
5 . isim, matematik İki nokta arasındaki en kısa çizgi: "İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."- .
6 . zarf Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde: "Çocuk doğru okudu."- .
7 . zarf Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
8 . zarf Yakın, yakınlarında: "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu."- F. R. Atay.
9 . edat Karşı yönünce: "Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
10 . mecaz Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu.

DOĞRUSU Nedir?

Gerçeği söylemek gerekirse, gerçek şu ki: "Doğrusu ilk Türkçeleşme denemeleri de zevksizdirler."- F. R. Atay.

EPEYCE Nedir?

Epey: "Uyandığım zaman güneşi epeyce yükselmiş buldum."- R. H. Karay.

GARİP Nedir?


1 . Kimsesiz, zavallı.
2 . Yabancı, gurbette yaşayan, elgin.
3 . Acayip: "Yağmur, ortalığa garip bir kış serinliği getirmişti."- A. İlhan.
4 . ünlem Şaşılacak bir şey karşısında söylenen söz: "Demek Bekir böyle utangaç bir çocukmuş. Garip!"- A. İlhan.
5 . mecaz Dokunaklı, hüzün veren: "Bir yabancı için dünyanın neresinde olursa olsun büyükşehir böyle garip bir yalnızlık duygusu veriyor."- H. E. Adıvar.

GÖRK Nedir?

Güzellik, gösteriş.

GÖRKEM Nedir?

Göz alıcı ve gösterişli olma durumu, gösteriş, debdebe, ihtişam, tantana, haşmet, şatafat, şaşaa.

GÖRKEMLİ Nedir?


1 . Büyüklüğü, görünüşü ve güzelliğiyle görenleri etkileyen, gösterişli, göz alıcı, haşmetli, muhteşem, anıtsal: "Şirazlılar, Sadi ile Hafız'ın anısına görkemli birer anıtkabir yapmışlardı."- N. Cumalı.
2 . İri yapılı, iyice serpilmiş.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GURUR Nedir?


1 . Kendini beğenme, büyüklenme, benlik, kibir: "Aynı gururu, aynı gülünç itimadı aşkta da gösterirler."- H. C. Yalçın.
2 . Övünme.
3 . Kurum, çalım.

GURURLU Nedir?


1 . Kendi kişiliğine önem veren, onurlu, mağrur: "Hâlet Efendi akıllı, iktidarlı, cerbezeli, gururlu, insafsız, garazkâr bir adamdı."- A. Ş. Hisar.
2 . Kurumlu, çalımlı.
3 . Kibirli.

HEYBE Nedir?


1 . At, eşek vb. binek hayvanlarının eyeri üzerine geçirilen veya omuzda taşınan, içine öteberi koymaya yarayan, kilim veya halıdan yapılmış iki gözlü torba.
2 . Omza geçirilebilen tek gözlü bir tür çanta.

HEYBET Nedir?


1 - Korku ve saygı uyandıran görünüş, °mehabet.
2 - (Yapı olarak) Büyüklük, ululuk, °azamet.

HEYBETLİ Nedir?


1 . Görünüşü korku ve saygı uyandıran: "Heybetli adam."- .
2 . Büyük, ulu, azametli: "Biz onların yorgun ve durgun bile olsa düzgün ve heybetli hâllerini görüyorduk."- A. Ş. Hisar.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KİBİRLİ Nedir?

Kendini büyük gören, büyüklenen, gururlu: "Kara, kuru, kibirli, kazık gibi bir kadın!"- H. E. Adıvar.

KURU Nedir?


1 . Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı: "Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı."- H. E. Adıvar.
2 . Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan: "Kuru çöl. Kuru tepeler."- .
3 . Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı: "Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar."- R. H. Karay.
4 . Canlılığını yitirmiş (bitki): "Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum?"- H. E. Adıvar.
5 . mecaz Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem: "Kara, kuru, kibirli, kazık gibi bir kadın!"- H. E. Adıvar.
6 . Salgısı olmayan: "Kuru öksürük. Kuru egzama."- .
7 . Döşenmemiş, çıplak: "Kuru tahtaya oturma!"- .
8 . Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek): "Kuru çayla karın doyar mı?"- .
9 . Etkisi ve sonucu olmayan: "Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler."- R. E. Ünaydın.
10 . mecaz Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze: "Kuru, zevksiz bir hayat."- . 1
1 . mecaz Akıcı olmayan, duygudan yoksun: "Kuru bir anlatım."- . 1
2 . isim Kuru fasulye.

KURUM Nedir?

Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is: "Vapur dumanı ve baca kurumuyla kapkara olan saçlarımla yastığı kirletmek istemiyordum."- Halikarnas Balıkçısı. kurum (II) isim, hukuk Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese: "Türk Dil Kurumu."- . Birleşik Sözler eğitim kurumu http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=eğitim kurumu&EskiSoz=kurum&GeriDon=2 kamu kurumu http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=kamu kurumu&EskiSoz=kurum&GeriDon=2 kurum (III) isim Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür: "Sokakta bir sadrazam kurumu ile yürür."- H. E. Adıvar.

KURUMLU Nedir?

Kurum (II) tutmuş olan. kurumlu (II) sıfat Gururlanarak kasılan, mağrur.

MUAMELE Nedir?


1 . Davranma, davranış: "Bana karşı olan muamelesini beğenmedim."- .
2 . Yol, yöntem: "Bu adam muamele bilmiyor."- .
3 . İşlem: "Onlar gündelik muamelelere başlayınca da benim ağzım açık kaldı."- R. N. Güntekin.
4 . eskimiş, kimya İşlem.
5 . eskimiş, ticaret Alışveriş: "Borsada bugün muamele olmadı."- .

A A E L M T Z İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Azametli,

6 Harfli Kelimeler

Alamet, Ametal, Amilaz, Ateizm, Azamet, Azimet, İmalat, Maaile,

5 Harfli Kelimeler

Alize, Azami, Email, Emtia, İlzam, İmale, İzale, İzlem, Maile, Malaz, Matiz, Matla, Metal, Metil, Mezat, Milat, Talaz, Talim, Tazim, Teali, Teizm, Temiz, Tezli, Zalim,

4 Harfli Kelimeler

Aile, Alaz, Alem, Alet, Alim, Alma, Amal, Amel, Amil, Amit, Atel, Atma, Azat, Azil, Azim, Azit, Azma, Elim, Elit, Elma, Elti, Etil, Etli, İlam, İlme, İmal, İmla, İmza, İtme, İzam, Lama, Lame, Lata, Laza, Liet, Lime, Mail, Mala, Mali, Malt,

3 Harfli Kelimeler

Ait, Ala, Ali, Alt, Ama, Ata, Ate, Ati, Aza, Ela, Eti, Eza, İla, İle, İma, İta, Lam, Laz, Lim, Mai, Mal, Mat, Met, Mil, Mit, Tal, Tam, Tel, Tem, Tez, Tim, Tiz, Zam, Zat, Zem, Zil,

2 Harfli Kelimeler

Al, Am, At, Az, El, Em, Et, İl, İm, İt, İz, La, Le, Me, Mi, Ta, Te, Ti, Ze,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.