AYIK (TDK)


1 . Sarhoşluğu veya baygınlığı geçmiş olan: "Ayık kafa ile mektubu okudu."- .
2 . mecaz Anlayışlı, uyanık: "O nasıl bir güçtü ki, ayık kafayla görülmeyen şeyleri gördürüyor."- M. Uyguner.
3 . zarf Sarhoşluğu geçmiş bir biçimde.

Ayık kelimesi baş harfi A son harfi K olan bir kelime. Başında A sonunda K olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi Y , üçüncü harfi I , dördüncü harfi K . Başı A sonu K olan 4 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ANLAYIŞ Nedir?


1 . Anlama işi, telakki: "Ama doğrusu Hugo'yu artık uzun uzun okuyamıyoruz, onun şiiri, şiir anlayışı bizden çok uzaklaştı."- N. Ataç.
2 . Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
3 . Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ.
4 . Hoş görme, hâlden anlama.
5 . Benzerlerinden ayıran özellik, konsept.

ANLAYIŞLI Nedir?


1 . Anlayışı olan, ferasetli, izanlı, zeki.
2 . Hoşgörülü: "Bu evin içinde hatta belki bu dünyada en anlayışlı dost sizsiniz benim için."- P. Safa.
3 . zarf Hoşgörülü bir biçimde: "Kocasına bir şeyler demek, anlayışlı, şefkatli davranmak istiyor."- A. İlhan.

AYIK Nedir?


1 . Sarhoşluğu veya baygınlığı geçmiş olan: "Ayık kafa ile mektubu okudu."- .
2 . mecaz Anlayışlı, uyanık: "O nasıl bir güçtü ki, ayık kafayla görülmeyen şeyleri gördürüyor."- M. Uyguner.
3 . zarf Sarhoşluğu geçmiş bir biçimde.

BAYGIN Nedir?


1 . Bayılmış, kendinden geçmiş: "İki tarafına sarhoş sarhoş sallanan sandalda balıkçıyı baygın buldu."- S. F. Abasıyanık.
2 . Süzgün: "Baygın bakış."- .
3 . Gönül vermiş.
4 . İnsanı kendinden geçirir gibi olan: "Bahçe kapısına varmadan daha / Baygın kokusu ıhlamurun."- Z. O. Saba.
5 . Yığılmış, dökülmüş: "Açık eflatun ipek perdeler baygın ve büyük kelebek kanatları hâlinde yere kadar uzanıyordu."- Ö. Seyfettin.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

GEÇMİŞ Nedir?


1 . Geçme işini yapmış.
2 . Zaman bakımından geride kalmış: "Bu eski sesler içinde geçmiş zamanlar uyuyor, uyanıyor, geriniyor, yaşıyor gibidir."- A. Ş. Hisar.
3 . Çürümeye yüz tutmuş.
4 . isim Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi: "Onlar bu davranışlarıyla geçmişte sadece huzursuzluk yarattı."- N. Cumalı.
5 . isim Arkada kalan hayat, mazi: "Perde perde örtülü olan eski bir geçmişten kulaklarına garip bir fısıltı gelmişti."- O. C. Kaygılı.
6 . isim Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları: "Senin de yedi göbek geçmişine rahmet okusun ha?"- M. Ş. Esendal.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GÖRÜLME Nedir?

Görülmek işi.

KAFA Nedir?


1 . İnsan başı, ser.
2 . Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü.
3 . Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu.
4 . Mekanik bir bütünün parçası: "Distribütör kafası."- .
5 . mecaz Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek: "Kafasının faaliyetini fikirden ziyade işe vermiş."- Y. K. Beyatlı.
6 . mecaz Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet: "Kalbi ve kafasıyla daima yeni, daima genç kaldı."- Y. Z. Ortaç.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

NASIL Nedir?


1 . Bir işin ne biçimde, hangi yolla olduğunu belirtmek için kullanılan bir söz: "Ben dudaklarımın ucuna gelen bir suali nasıl sorduğumu, niçin sorduğumu bilmiyorum."- S. F. Abasıyanık.
2 . Bir hareketin yapılış biçimine duyulan şaşkınlığı belirten bir söz: "Falih Rıfkı Atay gibi en güzel Türkçeyi yazan bir muhabirin kaleminden bu satırlar nasıl çıktı?"- O. S. Orhon.
3 . İşin zorunlu olduğunu belirten bir söz: "Bu yaptıklarından sonra ona nasıl kızmam?"- . "Okula nasıl gitmez!"- .
4 . Ne kadar çok: "Seni nasıl seviyorum."- .
5 . Elbette, kesinlikle: "Bak nasıl sınıfını geçecek!"- .
6 . "Ben sana dememiş miydim, gördün mü?" anlamlarında kullanılan bir söz: "Nasıl, kitap kiminmiş?"- .
7 . "Ne dediniz?" veya "iyi mi, beğendiniz mi?" anlamlarında kullanılan bir söz: "Nasıl, bir daha söyler misiniz?"- .
8 . sıfat Ne gibi, ne türlü.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

SARHOŞ Nedir?


1 . Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek durumda olan (kimse), esrik, mest, sermest, başı dumanlı, kafası bulutlu, kafası iyi, kafası dumanlı, kafası kıyak.
2 . mecaz Bir şeyden çok fazla mutluluk duyan: "Zafer sarhoşu."- .
3 . zarf, mecaz Hoşa giden bir etki ile kendinden geçmiş olarak: "Arılar bahar çiçekleriyle sarhoş dolaşıyorlar."- .

UYANIK Nedir?


1 . Uyumamış, bidar: "Uyuyor mu uyanık mı kestiremiyor, uykuyla uyanıklığın sınırlarını bulamıyordu."- A. İlhan.
2 . Uykudan uyanmış.
3 . mecaz Açıkgöz, kurnaz, cingöz: "Ayrıca son derece zeki ve uyanık bir genç kız vardı."- H. Taner.
4 . mecaz Yapacağı işi bilen, dikkatli ve tetikte olan, müteyakkız.
5 . mecaz Bilgisizlikten kurtulmuş, bilgili: "Zeki ve uyanık kişilerle dostluk kadar iyi bir şey olamaz."- S. Birsel.

UYGU Nedir?

İki şey arasındaki uygunluk ilkesi.

UYGUN Nedir?


1 . Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip: "Rıza Efendi'de yerine, zamanına ve konusuna uygun hikâyeler vardır."- T. Buğra.
2 . Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
3 . mecaz Orantılı, oranlı.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

ZARF Nedir?


1 . Kap, kılıf, sarma.
2 . İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese: "Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler."- A. Haşim.
3 . İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap: "Kenarları ezik bir çift altın kahve fincanı zarfını elinde evirir çevirirdi."- R. Enis.
4 . dil bilgisi Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: Az yaşamıştı. Geç kalınca utandı gibi.

A I K Y Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

Ayık, Kayı, Kıya, Yakı,

3 Harfli Kelimeler

Akı, Ayı, Kay, Yak,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Ay, Ya,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.