ASKI (TDK)


1 . Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne: "Giysi askısı."- .
2 . Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ.
3 . Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması.
4 . Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç.
5 . Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener.
6 . Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk: "Üzüm askısı. Ayva askısı."- .
7 . Yeni yapılan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş.
8 . Gelinin oturacağı yerin üstüne asılan süsler: "Askı ... kalpakçılar başındaki hususi dükkânlardan ariyet kaldırılan ve düğün odasının münasip bir köşesine kurulan bir nevi dekor."- R. H. Karay.
9 . Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat.
10 . Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. 1
1 . İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. 1
2 . Saz şairleri arasında yapılan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül.

Askı kelimesi baş harfi A son harfi I olan bir kelime. Başında A sonunda I olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi S , üçüncü harfi K , dördüncü harfi I . Başı A sonu I olan 4 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALTIN Nedir?


1 . Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,
9 olan, 106
4 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au): "Altın çok eski zamanlardan beri para basımında kullanılmaktadır."- .
2 . sıfat Bu elementten yapılmış: "Müsteşar, pantolonunun arka cebinden altın tabakasını çıkarıp sigara veriyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Altından yapılmış sikke: "Çocuğa bir altın taktı."- .
4 . sıfat, mecaz Üstün nitelikli, değerli: "Altın ses."- .

ARABA Nedir?


1 . Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı: "Ve arabayı dörtnala ileri sürdü."- H. Taner.
2 . sıfat Bu taşıtın aldığı miktarda olan: "İki araba saman. Bir araba kömür."- .

ARABACI Nedir?


1 . Arabayı süren kimse: "Fakat arabacının dizginleri çektiğini görünce yere atladım."- H. E. Adıvar.
2 . Araba yapan veya satan kimse.

ARAÇ Nedir?


1 . Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta, gücünden yararlanılan nesne.
2 . Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta: "Dil, anlaşmayı sağlayan bir araçtır."- .
3 . Taşıt: "Taşıt araçlarına hiç binmez, yaz kış asker postalları ile kilometrelerce yolu yaya yürürdü."- H. Taner.

ARİYET Nedir?


1 - Eğreti, ödünç.
2 - Belli bir taşınır malın kullanılmasının, geri verilmek koşuluyla bedelsiz olarak bir kimseye bırakılması.

ARMAĞAN Nedir?


1 . Birini sevindirmek, mutlu etmek için verilen şey, hediye: "Hasılı orada da bizdeki gibi bir armağan enflasyonu var."- H. Taner.
2 . Ödül: "Nobel armağanı."- .
3 . Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser: "Macit Gökberk Armağanı."- .
4 . mecaz Bağış, ihsan.

ARTI Nedir?


1 . Toplama işleminde + işaretinin adı, zait.
2 . sıfat, matematik Sıfırdan büyük, önünde artı işareti bulunan (sayı), eksi karşıtı, pozitif.
3 . mecaz Fazlalık: "Alışkanlıklarımız artılarıyla eksileriyle nelerdir, aktarılmıyor çocuklarımıza."- N. Meriç.

ARTIRMA Nedir?


1 . Artırmak işi: "Para artırmaya önem veriyor."- .
2 . Açık artırma.

ASIL Nedir?


1 - Bir şeyin kendisi, örnek, "kopya" karşıtı.
2 - Kök, köken, kaynak.
3 - Gerçeklik, °esas, °hakikat.
4 - Soy, °nesep.
5 - Gerçek.
6 - Bir şeyin temelini oluşturan, ana.
7 - Aranan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan.
8 - Başlıca, başta gelen, gerçek olarak.

ASILI Nedir?

Asılmış olan.

ASKI Nedir?


1 . Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne: "Giysi askısı."- .
2 . Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ.
3 . Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması.
4 . Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç.
5 . Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener.
6 . Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk: "Üzüm askısı. Ayva askısı."- .
7 . Yeni yapılan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş.
8 . Gelinin oturacağı yerin üstüne asılan süsler: "Askı ... kalpakçılar başındaki hususi dükkânlardan ariyet kaldırılan ve düğün odasının münasip bir köşesine kurulan bir nevi dekor."- R. H. Karay.
9 . Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat.
10 . Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. 1
1 . İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. 1
2 . Saz şairleri arasında yapılan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül.

ASMA Nedir?


1 - Asmagillerden, dalları çardak üzerine yayılan bitkilere genel olarak verilen ad.
2 - Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis).

AŞIR Nedir?


1 - On sayısı.
2 - Bir dinsel tören sırasında ya da cemaatle namaz kılındıktan sonra Kuran'dan okunan on ayetlik bölüm.

AŞIRI Nedir?


1 . Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın: "Ticaret az gelişmiş toplumlarda aşırı bir gelişme gösterir."- O. Rifat.
2 . Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem.
3 . Gereğinden fazla, çok.
4 . zarf Ötede, ötesinde: "İki ev aşırı."- .
5 . zarf Gereğinden fazla olarak, çokça: "Çocuk aşırı üzülüyor."- .

AYVA Nedir?


1 . Gülgillerden, çiçekleri iri, beyaz veya pembe, yapraklarının altı tüylü, orta yükseklikte bir ağaç (Cydonia vulgaris).
2 . Bu ağacın büyük, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe, ufak çekirdekli meyvesi.

BACA Nedir?


1 . Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol: "Kırlangıçlar daha çok sahildeki apartmanların bacalarında, pencere pervazlarında barınıyorlar."- H. Taner.
2 . Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.
3 . halk ağzında Çatı penceresi.

BACAK Nedir?


1 . Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü: "Yorgun vücudunu zahmetle taşıyan ince bacakları üstünde doğruldu."- P. Safa.
2 . anatomi Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ.
3 . Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak: "Masanın bacağı."- .
4 . Oyun kâğıtlarında oğlan, vale.

BELLİ Nedir?

Beli olan: "Hani sen benim gibi ince belli sarışınları severdin?"- N. Araz. Birleşik Sözler karınca belli http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=karınca belli&EskiSoz=belli&GeriDon=2 belli (II) sıfat
1 . Bilinmedik bir yanı olmayan, malum: "Hâlimiz, vaktimiz sizce belli."- H. R. Gürpınar.
2 . Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr: "Kıyafetinden söyleyeceği şeyin ciddiyeti belli."- Ö. Seyfettin.
3 . Belirli, muayyen: "Belli toplumsal evreler ve iktisadi çevrelerdeki şiir biçimi olan aruz ..."- S. Birsel.

BÖCE Nedir?

Böcü.

ÇALI Nedir?

Böğürtlen, ahududu gibi ağaççıktan küçük, dalları çok çatallı ve sapları odunsu bitki.

ÇATI Nedir?


1 . Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü: "Sık ağaçlar arasında yalnız üst katının çatısı görünen kırmızı aşı boyalı bir eski eve doğru yürüyorlardı."- Ö. Seyfettin.
2 . Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü.
3 . Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer.
4 . İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu.
5 . mecaz Barınılan, sığınılan yer.
6 . mecaz Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik.
7 . dil bilgisi Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi.
8 . edebiyat Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu: "Halit Ziya Uşaklıgil'in, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun, Reşat Nuri Güntekin'in romanlarındaki sağlam çatıyı onunkilerde bulamazdınız."- H. Taner.
9 . mimarlık Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı.

ÇIRPI Nedir?


1 . Dal, budak kırpıntısı: "Bir çırpıya benzeyen kolunu sol tarafta bir yere uzattı."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakmak yoluyla çizgi çizme: "Çırpı vurmak."- .
3 . Çok zayıf.

DAİRE Nedir?


1 . Bir yapının konut olarak kullanılan bölümlerinden her biri, kat: "Bu koskoca binanın, pasajın arka tarafında bir kısım daireleri ayrıca kiraya verilmiş."- H. F. Ozansoy.
2 . Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri: "Eskiden hem bir dairede beraber bulunmuşlar hem de silah arkadaşlığı etmişlerdi."- R. H. Karay.
3 . Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı.
4 . Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm: "Yemeği, selamlık dairesinin üst katındaki yemek salonunda yediler."- M. Ş. Esendal.
5 . mecaz Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü: "Mantık dairesinde konuşmak."- .
6 . matematik Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası.
7 . müzik Saz takımında usul vurmaya yarayan tef.

DEKOR Nedir?


1 . Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü: "Kampta kurduğumuz sahneyi, yaptığımız dekorları, oynadığımız oyunları anlatıyordu."- R. N. Güntekin.
2 . Bir yere süsleme amacıyla verilen düzen.
3 . mecaz Görünüş, manzara: "Münzevi çiftliğin dekorundan hazzetti."- R. H. Karay.

DEYİŞ Nedir?


1 . Deme, söyleme işi: "Peki deyişleri de akılları yattığı için değil, korkuları ağır bastığı için oldu."- T. Buğra.
2 . Söyleme biçimi, anlatım biçimi, üslup.
3 . Bir kimsenin bir konuyla ilgili anlattıkları, ifade.
4 . edebiyat Halk şiiri, halk türküsü: "Karacaoğlan'ı okudukça deyişin önemini daha iyi anlarız."- N. Ataç.
5 . müzik Semahla birlikte yalnızca bağlama eşliğinde ağır tempoda söylenen bir tür beste.

DİZİ Nedir?


1 . Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra: "İki dizi inci."- .
2 . Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri: "İşte bütün eserlerini bir araya toplayacak olan bu dizinin başına yazılacak ön söz."- A. Ş. Hisar.
3 . Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra: "Bir dizi olay. Olaylar dizisi."- .
4 . dil bilgisi Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma.
5 . askerlik Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler.
6 . matematik Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı.
7 . müzik Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü.
8 . sinema, TV (***) Dizi film.

DURMA Nedir?


1 . Durmak işi.
2 . Eğleşme, eğlenme, tevakkuf.

DUVAR Nedir?


1 . Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem.
2 . Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılan engel: "Karabaş, bostan duvarının gölgesinde öğle uykusuna serilir."- Y. Z. Ortaç.
3 . mecaz Sonuç alınamayan yer.
4 . mecaz Engel: "İki arkadaşın arasında aşılmaz bir duvar vardı."- .
5 . spor Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma.

DÜĞÜ Nedir?


1 . Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur.
2 . Pirinç.

DÜĞÜN Nedir?


1 . Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılan tören, eğlence, cemiyet: "Babam düğünün savaştan sonraya kalmasını uygun görmüş."- A. Gündüz.
2 . mecaz Bir olayı kutlamak için yapılan büyük eğlence veya tören.

EKSİLTME Nedir?


1 . Eksiltmek işi.
2 . Bir işin kimin tarafından daha ucuz yapılacağının anlaşılması için istekliler arasında açılan fiyat kırma işi, ihale: "O gün eksiltmeye kendi yerine onu yollamıştı."- H. Taner.

FENER Nedir?


1 . Saydam bir maddeden yapılmış veya böyle bir madde ile donatılmış, içinde ışık kaynağı bulunan aydınlatma aracı: "Sigara içilmeyecek, kibrit, fener yakılmayacaktı."- Ö. Seyfettin.
2 . Gemilere yol gösteren ışık kulesi: "Deniz, bu Japon fenerinden dökülen ışıklar altında ıslak parıltılarla, yanıp sönüyor."- Y. Z. Ortaç.
3 . Tepesinden kulplu kahveci tepsisi, askı.

GELE Nedir?

Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar: "Yine gele attın."- .

GELEN Nedir?


1 . Gelme işini yapan (kimse veya nesne).
2 . fizik Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

GELİN Nedir?


1 . Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın.
2 . Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın.

GİYSİ Nedir?

Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, libas, urba: "Hanımlar, tatil köylerinde son moda giysiler giyiyorlar."- Ç. Altan.

HASTA Nedir?


1 . Sağlığı bozuk olan, esenliği yerinde olmayan, hastalanmış, rahatsız: "Annem o evin önü sofalı bir odasında hasta yatıyordu."- Y. K. Beyatlı.
2 . mecaz Aşırı düşkün, tutkun: "Maç hastası."- .
3 . argo Parasız, züğürt.
4 . teklifsiz konuşmada Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

HASTANE Nedir?

Hastaların yatırılarak tedavi edildikleri sağlık kurumu.

HEDİYE Nedir?


1 . Armağan.
2 . mecaz Fiyat: "Bu masa örtüsünün hediyesi otuz milyon liradır."- .

HERHANGİ Nedir?

Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.

HEVENK Nedir?

Bir ipe, bir çubuğa geçirilmiş, dizilmiş veya birbirine bağlanmış yaş meyve ve sebze bağı: "Tavanda hevenk hevenk üzümler, elmalar, armutlar, ayvalar sarkıyordu."- S. F. Abasıyanık.

HUSUS Nedir?


1 . Konu, madde: "Mallarımın idaresi hususunda kendisinden hiçbir yardım esirgemiyorlar."- E. E. Talu.
2 . Özellik, yön: "Şu hususu da gözden uzak tutmamalı."- .

İLAN Nedir?


1 . Duyuru: "Afişte, ilanda yazılı vakit gelmemiş de olsa perde açılacak demekti."- T. Buğra.
2 . Açıkça bildirme, açıkça duyurma: "Cumhuriyetin ilanı."- .

İLGİLİ Nedir?

İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik: "Tütün piyasası ile ilgili hesapların bir ucu, yine elindeydi."- N. Cumalı.

İPEK Nedir?


1 . İpek böceği kozaları çözülerek çıkarılan ve dokumacılıkta kullanılan çok ince, esnek ve parlak tel: "Hamam takımları hep sırma ve ipek işlemeli imiş."- S. Birsel.
2 . sıfat Bu telden yapılmış: "İpek gömlek. İpek çorap."- .

KADI Nedir?

Tanzimat'a kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

KADIN Nedir?


1 . Erişkin dişi insan, zen erkek veya adam karşıtı: "Yanlarında, kendileriyle ahbaplık edecek dostlar, hizmetlerine koşacak kadınlar veya erkekler görmek isterler."- A. Ş. Hisar.
2 . Evlenmiş kız.
3 . sıfat Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri olan.
4 . mecaz Hizmetçi bayan.
5 . eskimiş Bayan: "Hintli kadın toplantıyı renklendirmek için herkesin kendisine bazı şeyler sormasını teklif ediyordu."- B. Felek.

KAHVE Nedir?


1 . Kök boyasıgillerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Coffea arabica).
2 . bitki bilimi Bu ağacın meyvesinin çekirdeği.
3 . Bu çekirdeklerin kavrulup çekilmesiyle elde edilen toz.
4 . Bu tozla hazırlanan içecek: "Bir fincan kahve daha içer, bir tutam enfiye daha çekerdi."- A. Ş. Hisar.
5 . Kahve, çay, ıhlamur, bira, nargile içilen, hafif yiyecekler bulunduran, tavla, domino, bilardo, kâğıt vb. oynanan yer, kahvehane, kıraathane: "Halktan biri olarak oturup dinlenebileceğiniz ucuz bir kahve kalmamıştır artık."- N. Cumalı.

KAHVECİ Nedir?


1 . Kahve üreten veya satan kimse.
2 . Kahve işleten veya kahve pişirip satan kimse: "Ezan vakti olduğu için burada ak sakallı bir kahveciden başka kimse görünmüyordu."- R. N. Güntekin.

KALP Nedir?


1 - Yürek.
2 - Yürek sayrılığı.
3 - Sevgi, gönül.
4 - Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri.
5 - Duygu, °his.

KALPAK Nedir?

Kesik koni biçiminde deri, kürk veya kumaştan yapılmış başlık: "Hanımı, onun kalpağını otomobile dar yetiştirebilmişti."- F. R. Atay.

KALPAKÇI Nedir?

Kalpak yapan veya satan kimse.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KIRIK Nedir?


1 . Kırılmış bir şeyden ayrılan parça: "Cam kırığı."- .
2 . Kemiğin bir etki ile kırılması: "Kolunda kırık yok ama çıkık var."- .
3 . Bir şeyin kırılan yeri: "Bunun kırığı neresinde?"- .
4 . Kırıntı: "Ekmek kırığı."- .
5 . Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul.
6 . sıfat Kırılmış olan: "Kırık pencereden ay, ışığını donduran bir soğuklukla odaya akıyor."- H. E. Adıvar.
7 . sıfat Melez: "Kırık tazı."- .
8 . sıfat Tam nota göre düşük olan (not): "Üç dersten kırığı var. Kırık not."- .
9 . sıfat Saf renkten hafif uzaklaşmış: "Kırık beyaz."- .
10 . sıfat, mecaz Gücenmiş, üzgün: "Eşlerde, çocuklarda o üzgün, kırık bakış."- B. Necatigil.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KOZA Nedir?


1 . İçinde tohum veya krizalit bulunan korunak, kozalak: "Pamuk kozası. İpek kozası."- .
2 . İpek böceğinin ördüğü ve içine kapandığı korunak.

KÖŞE Nedir?


1 - Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı, °zaviye.
2 - İki duvarın birleştiği girintili ya da çıkıntılı yer.
3 - İki sokağın kesiştiği yer.
4 - Bölüm, yer ya da yan.
5 - Kuytu, tenha ya da ücra yer.
6 - Kimsenin uğramadığı, aramadığı yer.
7 - Ayaktopu alanını oluşturan yan ve kale çizgilerinin kesişme noktalarından her biri, °korner.

KUMA Nedir?

Aynı erkekle evli olan kadınların birbirine göre adı, ortak: "Bir sene onunla dağlarda dolaşmış, anamın üstüne kuma getirmiş."- H. E. Adıvar.

KUMAŞ Nedir?


1 . Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma: "Her şey, esvap ve eşya Bursa'da dokunan ipek kumaşlardan yapılmıştır."- F. R. Atay.
2 . mecaz Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.

KURU Nedir?


1 . Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı: "Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı."- H. E. Adıvar.
2 . Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan: "Kuru çöl. Kuru tepeler."- .
3 . Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı: "Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar."- R. H. Karay.
4 . Canlılığını yitirmiş (bitki): "Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum?"- H. E. Adıvar.
5 . mecaz Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem: "Kara, kuru, kibirli, kazık gibi bir kadın!"- H. E. Adıvar.
6 . Salgısı olmayan: "Kuru öksürük. Kuru egzama."- .
7 . Döşenmemiş, çıplak: "Kuru tahtaya oturma!"- .
8 . Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek): "Kuru çayla karın doyar mı?"- .
9 . Etkisi ve sonucu olmayan: "Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler."- R. E. Ünaydın.
10 . mecaz Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze: "Kuru, zevksiz bir hayat."- . 1
1 . mecaz Akıcı olmayan, duygudan yoksun: "Kuru bir anlatım."- . 1
2 . isim Kuru fasulye.

KURUL Nedir?

Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk, heyet, konsey, asamble.

MÜCEVHER Nedir?

Değerli süs eşyası: "Sevdiği kadını mücevherler ve pırlantalara gark eden çılgın ve müsrif fakat zevk sahibi bir âşık..."- A. H. Tanpınar.

MÜCEVHERAT Nedir?

Mücevherler.

MÜNASİP Nedir?


1 . Uygun, yerinde: "O şekilde yaşayacak olsam İstanbul daha münasiptir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Beğenilen, hoşa giden: "Yaşta küçük amma boyda münasip / Sallanıyor bir fidanca dal gibi."- Dadaloğlu.

NESNE Nedir?


1 . Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje: "Ağzımıza koyduğumuz şey değil, tadını tuzunu bildiğimiz nesne değil."- S. M. Alus.
2 . dil bilgisi Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: ""Ali bir kitap almış" cümlesinde "kitap" nesnedir."- .
3 . felsefe Öznenin dışında kalan her konu, obje: "Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş."- S. Birsel.

NEVİ Nedir?

Çeşit, cins, tür.

OMUZ Nedir?

Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm.

ÖDÜL Nedir?


1 . Bir başarı karşılığında verilen armağan, mükâfat: "İki Nobel Edebiyat Ödülü Balkanlı yazarlara verildi."- H. Taner.
2 . Bir iyiliğe karşılık olarak verilen armağan, mükâfat.

ÖNLEMEK Nedir?


1 . Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olmak: "Her an bu tempoyu duymamı kim, nasıl önleyecek?"- H. Taner.
2 . Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak, önüne geçmek: "Yakın felaketi önlemek için esaslı tedbir almak güçtür."- F. R. Atay.

PANTOLON Nedir?

Belden başlayan ve genellikle paçaları ayak bileklerine kadar inen giyecek: "Redingot giymemiş olanlar kara ceket, yelek, çizgili pantolon giymişler."- M. Ş. Esendal.

SAHİ Nedir?

Gerçekten, gerçek olarak: "Sahi dedikleri kadar güzelmiş! Siz onu görmediniz mi sahi!"- .

SAKLANMAK Nedir?


1 . Kendini saklamak, gizlenmek: "O âdeta kaçıp saklanacak bir yer arıyormuş gibi sıkıntıdaydı."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . (-den) Saklama işi yapılmak: "Şarap mahzende saklanır, aşkın kalbimde yıllanıyor."- Şarkı.

SARMA Nedir?


1 . Sarmak işi: "Evlerindeki düzensizliğin, yozlaşmanın ve erinçsizliğin her yanı sarmasının yaratıcısı annesiydi."- M. Uyguner.
2 . Saran, içine alan şey, zarf.
3 . askerlik Çevirme.
4 . Lahana, pazı ve üzüm yaprağının hazırlanan içle sarılmasıyla yapılan etli veya zeytinyağlı yemek.
5 . madencilik Bir ayakta alınan paralel veya dik olarak dikmelerin üzerine yerleştirilen direk.
6 . sıfat Sarılarak yapılan: "Sarma yay."- .

SÜRESİNCE Nedir?

Sürdüğü zaman içinde.

ŞAİR Nedir?


1 - Ozan.
2 - Geniş bir hayali olan, duyarlı, duygulu kimse.

TABANCA Nedir?


1 . Kısa, hafif, cepte veya belde taşınan ateşli silah: "Biraz eğildikleri zaman cübbelerinin arkasında tabanca kabzalarının kabartısı görülür."- F. R. Atay.
2 . Boyacılıkta kullanılan, basınçlı hava yardımıyla boya püskürtmeye yarayan araç.

TAKI Nedir?


1 . Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü.
2 . Kadınların ziynet eşyası: "Abuk sabukluktan bir çizgi yaratan giysileri, ilginç takılarıyla çağdaş bir efsaneydi."- M. Mungan.
3 . dil bilgisi Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki: "Türkçede -i, -e, -de, -den, -in ekleri birer takıdır."- .
4 . dil bilgisi Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler: "Türkçede ile, göre birer takıdır."- .

TARA Nedir?

Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan eğri bir tür bıçak.

TARAF Nedir?


1 . Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri: "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat..."- R. H. Karay.
2 . Yön, yan, doğrultu: "Deniz tarafındaki çayırdan bir sürü koyun geçiyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Yöre, yer: "Üsküdar tarafındaki evlerin camları kor gibi parlıyordu."- H. Taner.
4 . İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri: "Karşı tarafın adamları."- .
5 . Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi: "Baba tarafı zengin."- .
6 . Bir şeyin belli bölümü, kısmı: "Tiyatronun ön tarafı konuklara ayrıldı."- .

TARAFINDAN Nedir?


1 . Herhangi birinden: "Dostları tarafından çok sevilmiş bir zattı."- A. Ş. Hisar.
2 . Eliyle, aracılığıyla.
3 . Türünden, çeşidinden.

TAŞIM Nedir?

Kaynama sırasında taşma: İki taşım kaynatmak.

TAŞIMA Nedir?

Taşımak işi, transfer.

TAVA Nedir?


1 . Yağ kızdırma, yiyecek kızartma vb. işlere yarayan, uzun saplı yayvan kap.
2 . Bu kapta pişmiş yemek: "Balık tavası. Ciğer tavası."- .
3 . madencilik Maden eritilen saplı pota: "Kurşun tavası."- .
4 . Kireç karıştırılan tekne.
5 . Deniz veya göllerde suların geri çekilmesiyle kuruyan bölüm.
6 . denizcilik Gemilerde borda iskelesinin alt başındaki sahanlık.
7 . Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü.

TAVAN Nedir?


1 . Bir yapının, kapalı bir yerin üst bölümünü oluşturan düz ve yatay yüzey, taban karşıtı: "Başını kaldırdı, dumanı otobüsün tavanına üfledi."- H. Taner.
2 . mecaz Bir şeyi değerlendirmede kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat: "Yükseköğrenim görmüş bir devlet memurunun tavanı birinci derecenin dördüncü basamağıdır."- .
3 . halk ağzında Çatı kiremidi.

TEPSİ Nedir?


1 . Fincan, tabak, bardak vb. şeyleri taşımaya yarayan, derinliği olmayan, türlü büyüklükte düz kap: "Yanlarından, elindeki tepside boşlarla ortalıkçı bir çocuk geçmektedir."- T. Buğra.
2 . İçinde börek, tatlı vb. pişirmeye yarayan, az derin, geniş, düz kap: "Bir küçük çırak, koltuğunda pasta dolu bir tepsiyle dışarı çıktı."- S. F. Abasıyanık.
3 . sıfat Bu kap biçiminde olan.
4 . sıfat Bir kabın alabileceği miktarda olan: "İki tepsi börek."- .

USTA Nedir?


1 . Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse.
2 . Zanaat öğreticisi.
3 . Zanaatçılar için unvan: "Üzeyir usta yoldan geçmeyeceğimizi söyledi."- R. H. Karay.
4 . sıfat Eli uz, işinin eri, becerikli, mahir: "Bunların hepsi de çok güzel sesli ve oyunun en ustaları arasından seçildi."- T. Buğra.
5 . tarih Osmanlı İmparatorluğu'nda saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi.
6 . mecaz Akıl veren veya öğreten kimse: "Kız sana bir hâl olmuş, kim senin ustan?"- R. H. Karay.

ÜSTÜN Nedir?


1 . Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan: "Zekâsının işlek, hatasız ve çok üstün olduğunu bir daha anlıyorum."- R. H. Karay.
2 . Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

ÜSTÜNE Nedir?


1 . İlişkin, üzerine, dair: "Arkadaşım aşk ve evlilik üstüne konuşulacak şeyler bulmuştu."- S. F. Abasıyanık.
2 . Hesabına: "Kahveci içilen kahveleri Esat Ağanın üstüne yazıyor."- M. Ş. Esendal.
3 . ...-e göre, uygun olarak: "Paris'e yazıldı. Oradan ölçü üstüne gönderdiler, insan Paris'e kendi gidip diktirmeli."- M. Ş. Esendal.
4 . ...-den sonra: "Ben rakının üstüne şarap içmem diyecek oldu."- H. Taner.
5 . Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz: "Memleketten mektup mektup üstüne para istemiyorlardı o sıralarda..."- S. F. Abasıyanık.

ÜZERİNE Nedir?


1 . Üstüne.
2 . Hakkında: "Dil üzerine bir yazı."- .
3 . ...-den dolayı: "Onun gelmesi üzerine ortalık düzeldi. Bu söz üzerine herkes rahat etti."- .
4 . ...-den sonra: "Bunca hazırlık üzerine yola çıkmamak insanı üzer."- .

VERİLMEK Nedir?

Verme işine konu olmak: "Geç vakit suarenin verileceği büyük konağa gittik."- F. R. Atay.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAKI Nedir?

Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan, koyuca lapa: "Hardal yakısı."- .

YAKIN Nedir?


1 - (Zamanda ve yerde) Az bir ara ile ayrılmış olan.
2 - Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.
3 - Aralarında sıkı ilgi bulunan.
4 - Benzeyen, andıran.
5 - Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan.
6 - Uzak olmayan yer.
7 - Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost ya da akraba.
8 - Uzak olmayarak.

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

YARAR Nedir?


1 . Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj: "Al takke ver külah, kırsal kesimi çocuğunu okutmanın yararına inandırdık."- A. İlhan.
2 . Çıkar: "Kızılay yararına bir balo."- .
3 . sıfat Yarayan, elverişli, uygun: "Çiçek koymaya yarar bir kap."- .

YARI Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf.
2 . Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan: "Yarı yolu aldık. Yarı mesafede."- .
3 . isim Devre arası: "Birinci yarıda dört gol attık."- .
4 . zarf Gereğinden az, tam olmayarak: "Arkasından yarı şaka, yarı sitem ilave ediyor."- A. İlhan.

YARIŞ Nedir?


1 . Yarışma: "Bunlardan kaç babayiğit bu ölüm yarışını göze alabilir?"- T. Buğra.
2 . Yarışma, rekabet.

YENİ Nedir?


1 . Kullanılmamış olan, eski karşıtı: "Yeni giysi. Yeni ayakkabı."- .
2 . Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan: "Yeni haber. Yeni moda."- .
3 . En son edinilen: "Yeni eve taşındık."- .
4 . İşe henüz başlamış: "Yeni öğrenci. Yeni asker."- .
5 . O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan: "Yeni bir buluş. Yeni bir düşünce."- .
6 . Tanınmayan, bilinmeyen: "Yeni imzalara rastlıyoruz."- .
7 . Daha öncekilerden farklı olan: "Yeni ihtiyaçlarımız var."- .
8 . zarf Biraz önce, çok zaman geçmeden: "Yeni tanıştığım orman uzmanları çok nazik ve kibar insanlardı."- Ç. Altan.

ZAMAN Nedir?


1 . Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit: "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."- Ö. Seyfettin.
2 . Bu sürenin belirli bir parçası, vakit: "Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir."- A. İlhan.
3 . Belirlenmiş olan an.
4 . Çağ, mevsim: "Gül zamanı. Çocukluk zamanı."- .
5 . Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit.
6 . Dönem, devir: "Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi."- H. Taner.
7 . Bir süre ile ilgili durum ve şartlar: "Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."- H. Taner.
8 . gök bilimi Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram.
9 . dil bilgisi Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı: "Geldi, gelmiş, geliyor, gelecek, gelir."- .
10 . jeoloji Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.

ZİNCİRLİ Nedir?


1 . Zinciri olan.
2 . Zincirle bağlı.

A I K S Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

Asık, Askı, Iska, Kısa,

3 Harfli Kelimeler

Akı, Aks, Ası, Ask, Kas, Sak, Sık,

2 Harfli Kelimeler

Ak, As,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.