ARALAMAK (TDK)


1 . İki şey arasında açıklık oluşturmak, yarı açmak: "Kapısını hafifçe araladı."- F. R. Atay.
2 . Aralıklı duruma getirmek, seyrekleştirmek: "Şu sandalyeleri biraz aralayınız."- .
3 . halk ağzında Bitkilerin fazla dal ve çubuklarını kesmek, seyrekleştirmek.

Aralamak kelimesi baş harfi A son harfi K olan bir kelime. Başında A sonunda K olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi R , üçüncü harfi A , dördüncü harfi L , beşinci harfi A , altıncı harfi M , yedinci harfi A , sekizinci harfi K . Başı A sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AÇIKLIK Nedir?


1 . Açık olma durumu, aleniyet.
2 . Uzaklık, mesafe.
3 . Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer.
4 . Boş ve geniş yer, meydanlık.
5 . Bir yerin uzaklara kadar bakılabilecek ve bakanın içinde ferahlık doğuracak durumda olması: "Kırlardaki açıklık insanı dinlendirir."- .
6 . Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu: "Demokrasi bir açıklık rejimidir."- .
7 . edebiyat Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh: "Reşat Nuri'nin anlatımında açıklık vardır."- .
8 . fizik Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

AÇMA Nedir?


1 . Açmak işi.
2 . Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
3 . Bir çeşit susamsız, kalınca, yağlı çörek.

ARALIKLI Nedir?


1 . Birbirine bitişik olmayan, aralarında açıklık bulunan.
2 . Dizgide kelimeler, harfler veya satırlar arasında açıklığı olan, espaslı.
3 . zarf Kesik kesik.

BİRAZ Nedir?


1 . Bir parça, azıcık: "Biraz yağmur yağdı mı Beyoğlu'nun yaya kaldırımlarında yürüyebilirsen yürü."- F. R. Atay.
2 . zarf (bi'raz) Kısa bir süre için: "Uzun etme iki gözüm biraz da bize uğra."- O. Rifat.
3 . zarf (bi'raz) Az miktarda: "Dersini biraz biliyor."- .

BİTKİ Nedir?

Bulunduğu yere kökleriyle tutunup gelişen, döl veren ve hayatını tamamladıktan sonra kuruyarak varlığı sona eren, yosun, ot, ağaç vb. canlıların genel adı, nebat.

ÇUBUK Nedir?


1 . Körpe dal: "Asma çubukları taze de duman yapıyor, duman kaçtı gözüme."- C. Uçuk.
2 . Değnek biçiminde ince, uzun ve sert olan şey: "Sıcak bir demir çubuktan niçin elini çekiyorsun?"- H. C. Yalçın.
3 . Tütün içmek için kullanılan uzun ağızlık: "Sabahtan başlar, akşama kadar çubuk içer."- M. Ş. Esendal.
4 . Kumaşta düz çizgi.
5 . denizcilik Ana direkler üzerine sürülen ikinci ve üçüncü direk parçası.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

FAZLA Nedir?


1 . Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade: "Yaşamak için çok zorluk çekiyordu. Fazla olarak hastaydı."- R. N. Güntekin.
2 . Daha çok, aşkın: "Biz ancak Cumhuriyet devrinde elli yıldan fazla bir barış devri geçirmişiz."- B. Felek.
3 . Artmış olan: "Fazla ekmeğiniz var mı?"- .
4 . zarf Gereksiz, yersiz bir biçimde: "Fazla konuşma yeter."- .
5 . zarf Gereğinden, alışılmıştan çok olarak.

GETİRMEK Nedir?


1 . Gelmesini sağlamak: "Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar."- R. N. Güntekin.
2 . (-de) Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
3 . (-i) Erişmek veya eriştiğini sanmak: "Baharı getirdik."- .
4 . (nsz) İleri sürmek: "Örnek getirmek."- .
5 . (nsz) Sebep olmak, ortaya çıkarmak: "Bu rüzgâr kar getirir."- .
6 . (-i) İletmek, bildirmek: "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi."- O. S. Orhon.
7 . (nsz) Sağlamak: "Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse."- Ö. Seyfettin.
8 . Bir makama atamak veya seçmek.
9 . (yardımcı fiil) Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar: "Ateh getirmek. Nedamet getirmek."- .

HAFİFÇE Nedir?

Hafif olarak, hafif bir biçimde, belli belirsiz: "Birbirimize soğuk bir eda ile hafifçe baş eğdik."- R. H. Karay.

HALK Nedir?


1 . Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk: "Türk halkı."- .
2 . Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu: "Yahudi halkı."- .
3 . Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri: "Bağımsız Devletler Topluluğunun halkları."- .
4 . Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin.
5 . Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık.

KESME Nedir?


1 . Kesmek işi.
2 . Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas.
3 . sıfat Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan: "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat."- R. H. Karay.
4 . sıfat Kesin, değişmez, maktu: "Kesme fiyat."- .
5 . dil bilgisi Kesme işareti.
6 . edebiyat Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat.
7 . bitki bilimi Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli,
5 m kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia).
8 . matematik Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi.
9 . sinema, TV (***) İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum.
10 . eskimiş Lokum.

OLUŞ Nedir?


1 - Olmak eylemi ya da biçimi, °vuku.
2 - Oluşma, °teşekkül, °tekevvün.
3 - Bir durumdan öteki duruma geçiş.

OLUŞTURMA Nedir?

Oluşturmak işi.

OLUŞTURMAK Nedir?

Oluşmasını sağlamak, meydana getirmek, teşekkül ettirmek, tekvin etmek: "Bu kahraman orduyu doğuran ve oluşturan bu millet var oldukça: Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!"- B. Felek.

SANDAL Nedir?

Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç (Santalum album).

SANDAL Nedir?

Yalnız tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan açık ayakkabı.

SANDALYE Nedir?


1 . Arkalıklı, kol koyacak yerleri olmayan, bir kişilik oturma eşyası: "Sandalyelerimizden doğrulduk, el sıktık, yer gösterdik."- R. H. Karay.
2 . mecaz Makam, koltuk, mevki: "Bunların gençliğe karşı aldıkları vaziyeti ben biraz sandalye vehminden doğmuş telakki ediyorum."- H. E. Adıvar.

SEYREK Nedir?


1 . Benzerleri veya parçaları arasında çok aralık bulunan, aralıklı, sık karşıtı: "Öğle vapurlarının seyrek ahalisi içinden sıyrıldı, koşarak merdivenleri çıktı."- P. Safa.
2 . Çok bulunmayan, az rastlanan, nadir.
3 . zarf Uzun zaman aralıklarıyla, arada sırada, binde bir, nadiren, bayramdan bayrama, bayramda seyranda: "Evinden pek seyrek zamanlarda içtiği nargilesini istedi."- H. E. Adıvar.
4 . zarf Aralıklı olarak, aralıklı bir biçimde, nadir, nadiren.

SEYREKLEŞTİRME Nedir?

Seyrekleştirmek işi, seyreltme.

SEYREKLEŞTİRMEK Nedir?

Seyrek duruma getirmek, seyreltmek.

YARI Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf.
2 . Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan: "Yarı yolu aldık. Yarı mesafede."- .
3 . isim Devre arası: "Birinci yarıda dört gol attık."- .
4 . zarf Gereğinden az, tam olmayarak: "Arkasından yarı şaka, yarı sitem ilave ediyor."- A. İlhan.

A A A A K L M R Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Araklama, Aralamak, Arkalama, Karalama,

7 Harfli Kelimeler

Alarmak, Aralama, Kalamar, Karlama, Malkara,

6 Harfli Kelimeler

Aklama, Alarma, Aramak, Kamara, Karama, Makara, Malkar,

5 Harfli Kelimeler

Akala, Alaka, Alarm, Almak, Araka, Arama, Kalma, Karma, Malak, Maral, Marka, Rakam, Ramak,

4 Harfli Kelimeler

Akar, Akma, Alma, Amal, Arak, Arka, Arma, Kala, Kama, Kara, Kral, Laka, Lama, Mala, Mark,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Ala, Ama, Ara, Ark, Kal, Kam, Kar, Lak, Lam, Mal, Ram,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, Ar, La, Ra,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.