ARIZA (TDK)


1 - Engebe.
2 - Aksama, aksaklık, bozukluk, takıntı.
3 - Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak ya da eski durumuna getirmek için notanın soluna konan diyez, bemol ve bekar (natürel) işaretlerinin ortak adı.

Arıza kelimesi baş harfi A son harfi A olan bir kelime. Başında A sonunda A olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi R , üçüncü harfi I , dördüncü harfi Z , beşinci harfi A . Başı A sonu A olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AKSAK Nedir?


1 . Türk müziğinde kıvrak bir usul.
2 . sıfat Aksayan, hafifçe topallayan.
3 . sıfat, mecaz İyi gitmeyen, iyi işlemeyen: "İşin aksak yönü."- .
4 . edebiyat Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize.

AKSAKLIK Nedir?

Aksak olma durumu: "Gördüğüm aksaklıklar varsa belirtmemi istediler."- H. Taner.

AKSAM Nedir?

Kısımlar.

AKSAMA Nedir?

Aksamak işi: "Aradan yedi sekiz ay geçmiş, hiç aksama olmamıştı ödemelerde."- Y. Z. Ortaç.

ALÇALTMAK Nedir?


1 . Alçak duruma getirmek: "Yastığımızı alçaltsak da yükseltsek de boynumuz ağrır."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . mecaz Değerini azaltmak: "Sözleriyle kendini alçalttı."- .

BEKAR Nedir?


1 - Evlenmemiş kimse.
2 - Evli olduğu halde ailesinden ayrı, yalnız yaşayan kimse.
3 - Ailesiz olarak.

BEMOL Nedir?


1 - Bir sesin yarım ton kalınlaştırılacağını gösteren müzik imi.
2 - Böylece kalınlaştırılmış (ses).

BOZUK Nedir?


1 . Madenî para, bozuk para: "Hiç olmazsa birkaç kuruş bozuk ver!"- M. Ş. Esendal.
2 . sıfat Bozulmuş olan: "Daracık ve bozuk kaldırımlardan çamurlu sular akıyordu."- T. Buğra.
3 . sıfat Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ): "Ağzındaki birkaç bozuk dişten şüphe ettim."- R. N. Güntekin.
4 . sıfat, mecaz Kötümser, gergin, huzursuz, karışık: "Bozgun sırasında Ankara'da meclisin havası pek bozuktu."- F. R. Atay.
5 . sıfat, mecaz Kızgın, sıkıntılı: "Süleyman'ı adada yüzü o kadar bozuk ve korkunç buldu ki."- H. E. Adıvar.

BOZUKLUK Nedir?


1 . Bozuk olma durumu.
2 . Bozuk para.

DİYE Nedir?


1 . Herhangi bir yargıya vararak.
2 . Niteleyerek.
3 . Sanarak, diyerek.

DİYEZ Nedir?


1 . Bir sesin yarım ton inceltileceğini gösteren nota işareti.
2 . sıfat Yarım ton inceltilmiş (ses).

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

ENGEBE Nedir?

Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü, yer biçimleri, yüzey şekilleri, engebelik, arıza, avarız.

ESKİ Nedir?


1 . Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı: "Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden?"- N. Ataç.
2 . Önceki, sabık: "Anlatışına bakılırsa eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş."- H. Taner.
3 . Geçerli olmayan: "Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir."- R. N. Güntekin.
4 . Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan.
5 . Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan: "Eski öğretmen."- .
6 . isim Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey: "Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum."- H. Z. Uşaklıgil.
7 . isim, alay yollu Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz: "Mebus eskisi. Müdür eskisi."- .

GETİRMEK Nedir?


1 . Gelmesini sağlamak: "Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar."- R. N. Güntekin.
2 . (-de) Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
3 . (-i) Erişmek veya eriştiğini sanmak: "Baharı getirdik."- .
4 . (nsz) İleri sürmek: "Örnek getirmek."- .
5 . (nsz) Sebep olmak, ortaya çıkarmak: "Bu rüzgâr kar getirir."- .
6 . (-i) İletmek, bildirmek: "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi."- O. S. Orhon.
7 . (nsz) Sağlamak: "Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse."- Ö. Seyfettin.
8 . Bir makama atamak veya seçmek.
9 . (yardımcı fiil) Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar: "Ateh getirmek. Nedamet getirmek."- .

İŞAR Nedir?

Yazı ile bildirme.

İŞARET Nedir?


1 - İm.
2 - Belirti, gösterge, °alamet.
3 - El, yüz hareketleriyle gösterme.

NOTA Nedir?


1 . Bir müzik sesini belirtmeye yarayan işaret: "Saz sesleri bazen aynı notaları, ruhumuza mıhlanmak istenen bir altın çiviye vurulan darbeler gibi tekrar ederdi."- A. Ş. Hisar.
2 . Muhtıra: "Bu notaya verdiğim kısa bir cevapta, Mudanya Konferansını kabul ettiğimi bildirdim."- Atatürk.

ORTAK Nedir?


1 . Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar, partner: "Bırakın ortağıma bir telefon edeyim."- H. Taner.
2 . Kuma: "Kendi üstüne bir ortağın getirilmesi Emeti'nin pek ziyade gücüne gitmişti."- E. E. Talu.
3 . sıfat Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, müşterek: "Edebiyata şiirle başlamak, büyük küçük bütün yazarlarda görülen ortak bir yöndür."- N. Cumalı.

TAKI Nedir?


1 . Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü.
2 . Kadınların ziynet eşyası: "Abuk sabukluktan bir çizgi yaratan giysileri, ilginç takılarıyla çağdaş bir efsaneydi."- M. Mungan.
3 . dil bilgisi Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki: "Türkçede -i, -e, -de, -den, -in ekleri birer takıdır."- .
4 . dil bilgisi Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler: "Türkçede ile, göre birer takıdır."- .

TAKINTI Nedir?


1 . Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum veya sorun: "Uykum kaçınca aklım bir şeye takılır ve o takıntıyı savuşturuncaya kadar gözüme uyku girmez."- B. Felek.
2 . Bütünlemeye kalınan ders.
3 . Küçük, önemsiz borç.
4 . ruh bilimi Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük, obsesyon: "Sözünü ettiğim takıntı bana rahmetli babamdan miras kaldı."- A. Ümit.
5 . argo Bir kimseyle kurulan ilişki.

YARIM Nedir?


1 . Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri: "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"- Y. Z. Ortaç.
2 . Tam ve istenildiği gibi olmayan, eksik, noksan: "Ötekinde de yarım kavala benzeyen kalın bir çığırtma vardı."- O. C. Kaygılı.
3 . isim Bir bütünün yarısı olan miktar.
4 . isim Saatte on iki otuz.
5 . mecaz Hastalıklı, sakat, sağlıksız.

YÜKSELTME Nedir?

Yükseltmek işi.

YÜKSELTMEK Nedir?


1 . Yükseğe çıkarmak, yukarı kaldırmak: "Yastığımızı alçaltsak da yükseltsek de boynumuz ağrır"- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Güçlendirmek, şiddetlendirmek.
3 . Yüksek bir düzeye getirmek, geliştirmek: "Bunlar memleketin edebiyat tarihinde beni yavaş yavaş yükselten birer basamak."- H. E. Adıvar.
4 . Aşama ve mevki bakımından daha yüksek duruma getirmek.
5 . mecaz Değerini olduğundan daha çok göstermek.
6 . (-e), matematik Bir sayıyı kendisiyle birkaç kez çarpmak: "
5 sayısını dördüncü kuvvete yükseltmek, 5x5x5x5=62
5 çarpımını yapmak demektir."- .

A A I R Z Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Arıza,

4 Harfli Kelimeler

Araz, Arız, Azar, Razı, Rıza, Zara,

3 Harfli Kelimeler

Ara, Arı, Arz, Aza, Azı, Ira, Irz, Zar,

2 Harfli Kelimeler

Ar, Az, Ra,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.