ANTİKA (TDK)


1 . Tarihsel değeri olan eski eşya: "Sofadaki antika yerli saat, ihtiyar göğsü hırlaya hırlaya ağır ölçülü vuruşlarla gece yarısını çaldı."- H. R. Gürpınar.
2 . Eski çağlardan kalma eser.
3 . Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılan diş diş süs, sıçan dişi, ajur.
4 . sıfat, tarih Antik.
5 . sıfat, mecaz Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf: "Hasılı antika bir herif."- Ö. Seyfettin.

Antika kelimesi baş harfi A son harfi A olan bir kelime. Başında A sonunda A olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi N , üçüncü harfi T , dördüncü harfi İ , beşinci harfi K , altıncı harfi A . Başı A sonu A olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ACAYİP Nedir?


1 . Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı: "Dişlerinin arasından ıslık gibi acayip sesler çıkarmaya başladılar."- R. N. Güntekin.
2 . ünlem Şaşma anlatan bir söz: "Öyle dedi ha?"- . "Acayip!"- .

AĞIR Nedir?


1 . Tartıda çok çeken, hafif karşıtı: "Kurşun ağır bir madendir. Taş yerinde ağırdır."- .
2 . Çapı, boyutları büyük: "Ağır top. Ağır tank."- .
3 . Yoğun: "Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı."- A. Sayar.
4 . Uyanılması güç, derin (uyku).
5 . Güç işiten, sağır.
6 . mecaz Değeri çok olan, gösterişli: "Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi."- M. C. Kuntay.
7 . mecaz Çetin, güç: "Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu."- F. F. Tülbentçi.
8 . mecaz Tehlikeli, korkulu, vahim.
9 . mecaz Sıkıntı veren, bunaltıcı.
10 . mecaz Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı: "Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum."- N. Ataç. 1
1 . mecaz Ağırbaşlı, ciddi: "Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı. Fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı."- H. E. Adıvar. 1
2 . mecaz Keskin, boğucu (koku): "Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır."- F. R. Atay. 1
3 . Kısık, alçak: "Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi."- O. C. Kaygılı. 1
4 . mecaz Davranışları yavaş olan: "Ağır adam."- . 1
5 . mecaz Sindirimi güç (yiyecek): "Ağır bir yemek."- . 1
6 . isim, spor Ağır sıklet: "Yıllarca ağırda güreşti."- . 1
7 . zarf Yavaş: "Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu."- E. İ. Benice.

AJUR Nedir?

Delikli örgü, gözenek.

ANTİK Nedir?

İlk Çağdaki uygarlıklarla, özellikle eski Yunan ve Roma uygarlıkları ile ilgili olan, antika.

ANTİKA Nedir?


1 . Tarihsel değeri olan eski eşya: "Sofadaki antika yerli saat, ihtiyar göğsü hırlaya hırlaya ağır ölçülü vuruşlarla gece yarısını çaldı."- H. R. Gürpınar.
2 . Eski çağlardan kalma eser.
3 . Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılan diş diş süs, sıçan dişi, ajur.
4 . sıfat, tarih Antik.
5 . sıfat, mecaz Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf: "Hasılı antika bir herif."- Ö. Seyfettin.

AYKIRI Nedir?


1 . Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir."- Anayasa.
2 . Çapraz, ters.
3 . Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal.
4 . mecaz Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen: "Burası Ankara'ya iki günöte, ana yollardan aykırı küçük bir kasabaydı."- R. H. Karay.
5 . matematik Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan.

BÖLÜ Nedir?


1 - Bölme işlemini gösteren ÷ iminin okunuşu, °taksim; a ÷ b anlatımı, "a bölü b" diye okunur.
2 - Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu; a / b kesri "a bölü b" diye okunur.

BÖLÜM Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım: "Asıl yalıya bitişik bir binada belki de eski selamlık bölümünde idiler."- R. H. Karay.
2 . Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
3 . mecaz Çağ, devir: "O gün edebiyat tarihinde hecenin beş şairi diye bir bölüm açanların üçü orada tanıştılar."- Y. Z. Ortaç.
4 . biyoloji Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.
5 . eğitim bilimi Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
6 . matematik Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

ÇAĞLA Nedir?

Badem, kayısı, erik vb. tek çekirdekli yemişlerin körpeyken yenilebilen ham şekli.

ÇAĞLAR Nedir?

Çağlayan.

ÇARŞAF Nedir?


1 . Yatağın üstüne serilen veya yorgan kaplanan bez örtü: "Yatağında oturdu, alnında toplanan ter damlalarını çarşafının ucuyla sildi."- H. E. Adıvar.
2 . eskimiş Kadınların kullandığı ve baştan örtülen, pelerinli, eteklikli sokak giysisi: "Çabucak yatak odasına koştu, çarşafını giydi."- P. Safa.

ÇEKİ Nedir?


1 . Tartı.
2 . 225,97
8 kg olan, odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan ağırlık ölçü birimi.
3 . mecaz Üzüntü, sıkıntı.
4 . halk ağzında Kadınların başlarına bağladıkları örtü.

DEĞER Nedir?


1 . Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet, valör.
2 . Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, paha.
3 . Yüksek ve yararlı nitelik.
4 . Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.
5 . felsefe Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey.
6 . matematik Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı.
7 . Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.

DİKEY Nedir?


1 . Başka bir doğru ile kesiştiğinde onunla birlikte dik açı oluşturan (doğru çizgi), amudi: "a, b doğrusuna c noktasından dikey bir doğru indirilince 90 derecelik açı oluşur."- .
2 . zarf Dik olarak.

DİŞİ Nedir?


1 . Yumurta oluşturan veya yavru doğuran (birey).
2 . Erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş (hayvan veya bitki): "Dişi kedi."- .
3 . isim Kadın.
4 . Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden girintili olan: "Dişi klişe. Dişi kalıp."- .
5 . Yumuşak, kolay işlenen (maden).
6 . mecaz Şuh, işveli, çekici.

ESER Nedir?


1 . Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt: "Boğaziçi doğrudan doğruya Türklerin eseridir."- Y. K. Beyatlı.
2 . Yayın, kitap, yapıt: "Bütün özlediğim eserlerle bir kütüphane yapabilsem artık yapılacak bir iş kalmayacak."- H. Z. Uşaklıgil.
3 . İz, işaret, im: "Buralarda sudan eser yok."- .
4 . Soyut kavramlarda belirti: "Sarı sakalları uzamış, bu yanık yüzde, en küçük bir pişmanlık eseri yoktu."- H. Taner.

ESKİ Nedir?


1 . Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı: "Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden?"- N. Ataç.
2 . Önceki, sabık: "Anlatışına bakılırsa eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş."- H. Taner.
3 . Geçerli olmayan: "Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir."- R. N. Güntekin.
4 . Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan.
5 . Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan: "Eski öğretmen."- .
6 . isim Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey: "Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum."- H. Z. Uşaklıgil.
7 . isim, alay yollu Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz: "Mebus eskisi. Müdür eskisi."- .

EŞYA Nedir?

Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesnelerin bütünü: "Güçlük, ev bulmak ve eşyayı taşımak derdiyle başlar."- B. Felek.

GECE Nedir?


1 - Güneş battıktan, gün ağarmaya başlayıncaya dek geçen süre, tün.
2 - Bu sürenin genellikle uykuya ayrılan bölümü.
3 - Eğlence, anma vb. amaçlarla geceleri düzenlenen toplantı.
4 - Gece avlanan, geceleri uyumayan hayvan.
5 - Türlü nedenlerle oluşan karanlık.
6 - Sıkıntılı, zor dönem.

GELE Nedir?

Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar: "Yine gele attın."- .

GELEN Nedir?


1 . Gelme işini yapan (kimse veya nesne).
2 . fizik Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

GENE Nedir?

Yine.

GENEL Nedir?


1 . Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi: "Genel seçim. Genel tarih."- .
2 . Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan: "Genel bir sıralama yapmak gerekirse denebilir ki dünyada en iyisi mutlu, dengeli bir evliliktir."- H. Taner.
3 . Yetkisi ve sorumluluğu çok olan: "Genel başkan. Genel müdür."- .
4 . Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne): "Genel kitaplık."- .
5 . Bir genelleme sonucunda elde edilen: "Genel düşünce."- .

HERİF Nedir?


1 . Güven vermeyen, aşağı görülen, bayağı kimse: "İki herif zavallıya abanıyorlar."- A. Rasim.
2 . teklifsiz konuşmada Adam: "Adamlar yüz kiloluk bir yükü tüy gibi kaldırırken hafif sıklet herifi kaldıramıyorlardı."- B. Felek.

İHTİYAR Nedir?


1 . Yaşlı, kocamış olan, pir (kimse), genç karşıtı: "İhtiyar öksürüyor, öksürdükçe de boğazından çürük bir ses çıkıyor."- M. Ş. Esendal.
2 . isim, teklifsiz konuşmada Baba veya anne.

İPLİK Nedir?


1 . Pamuk, keten, yün, ipek, naylon vb. dokuma maddelerinin uzun, ince liflerinden her biri.
2 . Bu liflerin birlikte bükülmüş ve çekilmiş durumu: "İpek ipliği. Pamuk ipliği."- .
3 . Fasulye, bakla vb. sebzelerin veya bazı meyvelerin lifi.

KALMA Nedir?


1 . Kalmak işi: "Asıl derdi, tumturaklı sözler, bitimsiz tartışmalarla gözünü boyayıp birazcık yanında kalmamı sağlamak."- T. Uyar.
2 . sıfat Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan: "Annemden kalma bir evim vardı. Onu rehine koyarak bir ev tuttuk"- Ö. Seyfettin.

KENAR Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka: "O sırada karşı taraçadaki kadın elinde pirinç tası olduğu hâlde taraçanın kenarına kadar geldi."- O. V. Kanık.
2 . Bir şeyi çevreleyen çizgi.
3 . Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri: "Bu mendilin kenarı ötekinden daha sade."- .
4 . Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer: "Ağır, ihtiyar misafirler kenarda bir odadan çıktılar."- M. Ş. Esendal.
5 . Yan.
6 . matematik Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri: "Bir üçgenin kenarları."- .

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MENDİL Nedir?


1 . Burun ve ter silmekte, el ve yüz kurulamakta kullanılan küçük, kare biçiminde dokuma veya yumuşak, ince kâğıt: "Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol."- Y. K. Beyatlı.
2 . İçine bazı şeyler konulan dokuma, yağlık: "Sabahleyin erkenden işine gider, akşamüstü elinde dolu mendiliyle evine dönerdi."- R. N. Güntekin.

OLAĞAN Nedir?


1 . Sık sık olan, olagelen, doğal, tabii, olmadık karşıtı: "Dilimizi doğru yazmak, doğru konuşmak olağan değil, ulusal bir görevdir."- T. Buğra.
2 . Alışılmış olan, normal: "Mutluluğa, bolluğa alışmayacak, bunları olağan görmeyecek insan yoktur."- H. E. Adıvar.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

ÖLÇÜLÜ Nedir?


1 . Ölçüsü alınmış, ölçülmüş.
2 . mecaz Ilımlı: "Rabia ile iki dansımda da gayet ölçülü, vakarlı hareket etmiştim."- R. H. Karay.
3 . edebiyat Belli bir ölçüye göre düzenlenmiş olan (manzume, düz yazı), vezinli, mevzun: "... şiirleri, ölçülü, uyaklı sağlam şiirler."- N. Cumalı.

ÖRTÜ Nedir?


1 . Örtmek için kullanılan şey, vualet: "Hekim, hastanın üstündeki örtüyü açtı."- M. Ş. Esendal.
2 . Yapılarda çatı, dam.

PARALEL Nedir?


1 . Aynı düzlem içinde ikişer ikişer bulunan ve kesişmeyen, koşut, muvazi: "Bu, Çal Dağı'nın koyu mor sırtlarına paralel uzun ve yüce bir dağ."- H. E. Adıvar.
2 . isim, gök bilimi Yerküresi üzerinde çizildiği varsayılan, Ekvator'a paralel çemberlerden her biri.
3 . mecaz Aynı zaman içinde gelişen veya aynı özellikleri gösteren (olay, düşünce vb.).

SAAT Nedir?


1 - Bir günlük sürenin yirmi dörtte birine eşit zaman parçası.
2 - Vakit, zaman.
3 - Bir işin yapıldığı belirli zaman.
4 - Bayağı yürüyüşle bir saatte alınan yol.
5 - Günün hangi saati olduğunu gösteren aygıt.
6 - Sayaç.

SARI Nedir?


1 - Güneş ışığının ayrışma tayfında yeşil ile portakalrengi arasında olan renk, altının, kükürdün, limonun rengi.
2 - Bu renkte olan: Sarı defter .
3 - Soluk, solgun: Bugün seni sarı gördüm .

SIÇAN Nedir?


1 . Sıçangillerden, fareden iri, zararlı birçok türü bulunan kemirgen, memeli hayvan (Rattus).
2 . mecaz Küçük yaştaki hırsız.

SIFAT Nedir?


1 - Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal ya da hukuksal bakımdan yeri ve özelliği.
2 - Yüz, kılık ve dış görünüş.
3 - Bir adı, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten sözcük, önad.

TARİH Nedir?


1 . Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz veya gün: "1
9 Mayıs 1919, Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı tarihtir. O tarihte memleket karanlık günler yaşıyordu."- .
2 . Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilim.
3 . Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı: "Sen bana bir ata yadigârısın, geçmişin tarihini saklayan kutsal bir tomarsın!"- R. H. Karay.
4 . Tarih kitabı: "Cevdet Paşa'nın Osmanlı Tarihi."- .
5 . Tarih dersi: "Ertesi gün, tarih imtihanı vardı."- Y. Z. Ortaç.

TARİHSEL Nedir?

Tarihe dair, tarihle ilgili, tarihî.

TİRE Nedir?


1 . Dikişte kullanılan pamuk ipliği: "Parmak uçlarında ince ince delik çorapları renkli tire ile iliştiriyordu."- M. Yesari.
2 . sıfat Pamuk ipliğinden yapılmış. tire (II) isim Fransızca tiret
1 . Kısa çizgi.
2 . Uzun çizgi. Tire (III) özel, isim (ti're) İzmir iline bağlı ilçelerden biri.

TUHAF Nedir?


1 . Acayip: "Nahit'in onda hiç görmediği bir tuhaf hâli vardı."- T. Buğra.
2 . Şaşılacak, garip.
3 . Güldürücü: "Kibirli, alıngan olmayan, tuhaf ve nükteli bir adammış."- A. Ş. Hisar.
4 . Gülünç: "Bu kıyafetle tuhaf oluyorsun."- .
5 . Anlaşılmaz: "Tuhaf çocuk, günü gününe uymuyor."- .
6 . ünlem Şaşılan bir şey karşısında söylenen söz: "Tuhaf! Her yerde olduğunun aksine, burada şehirden uzaklaştıkça binaların güzelliği artıyor."- A. Haşim.

VURU Nedir?

Kalbin, gevşeyip kasılmasından ileri gelen kımıldanışı, vuruş.

VURUŞ Nedir?


1 . Vurma işi: "Bazen kalbinin hafif ve sık çarpıntıları arasında ansızın tokmak gibi vuruşlar var."- P. Safa.
2 . müzik Bir ölçüyü oluşturan eşit sürelerden her biri, darp: "İki vuruşu olan ölçü."- .
3 . teknik Bir kuvvetin etkileme süresi ile şiddetinin çarpımından çıkarılan nicelik.

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YARI Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf.
2 . Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan: "Yarı yolu aldık. Yarı mesafede."- .
3 . isim Devre arası: "Birinci yarıda dört gol attık."- .
4 . zarf Gereğinden az, tam olmayarak: "Arkasından yarı şaka, yarı sitem ilave ediyor."- A. İlhan.

YATAK Nedir?


1 . Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek: "Sabahleyin onu aynı güzellikte bulacağım ümidiyle yatağımdan fırladım."- R. H. Karay.
2 . Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılan şilte.
3 . Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb.
4 . coğrafya Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra.
5 . Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını: "Çakıl yatağı."- .
6 . Bir şeyin çok bulunduğu yer: "Yeşil sarıklı evliya yataklarının huzurunda gibiyim"- R. H. Karay.
7 . Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar.
8 . Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi.
9 . Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer: "Hırsız yatağı. Eşkıya yatağı."- .
10 . Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça: "Namlu yatağı. Eksen yatağı."- . 1
1 . Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. 1
2 . Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılan yer. 1
3 . hayvan bilimi Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka.

YERLİ Nedir?


1 . Taşınamayan, başka yere götürülemeyen: "Yerli dolap. Yerli sedir."- .
2 . Belli bir bölgede yetişen, otokton: "Yerli muz. Yerli meyve."- .
3 . Yurt içinde yapılan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan: "Yerli halıları gördüm, koyu sıcak kırmızılarla diri maviler ağır basıyordu."- B. R. Eyuboğlu.
4 . Bir yerin ilk sakini olan, otokton.
5 . isim Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan kimse: "Ben buranın yerlisiyim, siz yabancı ve belki de geçicisiniz."- R. H. Karay.

A A K N T İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Antika, Kainat,

5 Harfli Kelimeler

Akait, Antik, İntak, Kanat, Nakit,

4 Harfli Kelimeler

Akit, Anka, Atak, Atik, İkna, İnak, İnat, Kain, Kana, Kani, Kant, Kati, Naat, Taka, Tank,

3 Harfli Kelimeler

Ait, Aka, Ana, Ani, Ant, Ata, Ati, İka, İta, Kan, Kat, Kin, Kit, Tak, Tan, Tik, Tin,

2 Harfli Kelimeler

Ak, An, At, İn, İt, Ki, Ta, Ti,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.