ANLAŞMAK (TDK)


1 . Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek, antant kalmak: "Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir."- Anayasa.
2 . (-le) Sözleşmek, sözleşme imzalamak.

Anlaşmak kelimesi baş harfi A son harfi K olan bir kelime. Başında A sonunda K olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi N , üçüncü harfi L , dördüncü harfi A , beşinci harfi Ş , altıncı harfi M , yedinci harfi A , sekizinci harfi K . Başı A sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AMAÇ Nedir?


1 . Ulaşmak istenilen sonuç, maksat: "Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz."- Anayasa.
2 . Gaye: "Kuruluş amaç ve şartlarını kaybeden yahut kanunun öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen dernekler, kendiliğinden dağılmış sayılır."- Anayasa.
3 . Hedef: "Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır."- Anayasa.
4 . Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.

ANAYASA Nedir?

Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi.

ANTANT Nedir?

Anlaşma, uyuşma, °mutabakat, °itilaf.

BAKIM Nedir?


1 . Bakma işi.
2 . Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek: "Bahçe bakım ister."- .
3 . Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.

BİRLEŞME Nedir?

Birleşmek işi: "Birleşme aşkın mezarıdır, iftirasını nasıl yalana çıkardıklarını anlatıyordum."- Ö. Seyfettin.

BİRLEŞMEK Nedir?


1 . Ayrıyken tek bir bütün durumuna gelmek.
2 . Buluşmak, bir araya gelmek: "Bazen ikisi, üçü birleşince ne ateşli münakaşalara dalıyorlar."- A. Ş. Hisar.
3 . Uyuşmak, aynı görüşte olmak.
4 . Aynı amaç çevresinde toplanmak: "Küçükten, sessizden; yazıcısı, aktörü, ressamı birleşerek candan bir Türk tiyatrosu kurulabilir miydi, acaba?"- S. F. Abasıyanık.
5 . (-le) Cinsel ilişkide bulunmak.
6 . kimya Kaynaşmak.

DUYGU Nedir?


1 . Duyularla algılama, his: "Bitkilerde duygu var mı?"- .
2 . Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim: "Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa duygu payı da ondan az değildir."- B. Felek.
3 . Önsezi: "Yolunuzu değiştirmeniz lazım geldiğini de sezecek kadar bir duygum vardır."- A. Gündüz.
4 . Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği.
5 . Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik: "Bütün bu hatıraların yerini bir tek duygu, fena bir duygu, fenayım, fena oluyorum, çok fenayım duygusu kapladı."- P. Safa.

DÜŞÜN Nedir?

Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay.

DÜŞÜNCE Nedir?


1 . Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, mülahaza, ide, idea: "Anlaşmazlıklarda aracılığına, zor durumlarda düşüncesine başvurulur."- T. Buğra.
2 . Dış dünyanın insan zihnine yansıması.
3 . Niyet, tasarı.
4 . mecaz Tasa, kaygı, sıkıntı: "Sınıfta kalma düşüncesi uykumu kaçırdı."- .
5 . felsefe İlke, yönetici sav.

HAKEM Nedir?


1 . Tarafların aralarındaki anlaşmazlığı çözmek için yetkili olarak seçtikleri ve üzerinde anlaştıkları kişi, yargıcı.
2 . Belirli bir konudan iyi anlayan kimse.
3 . Seçme ve karar verme yetkisi bulunan kimse.
4 . spor Karşılaşmaları, yarışmaları kurallara uygun ve yansız olarak yöneten kimse: "Hakem, üçüncü defa tekrar ederse güreşe son vereceğini ilan etti."- H. E. Adıvar.

İMZA Nedir?


1 . Bir kimsenin, bir yazının altına bu yazıyı yazdığını veya onayladığını belirtmek için her zaman aynı biçimde yazdığı ad veya işaret: "Mektubun sonunda imzamı görür görmez kim bilir ne kadar şaşıracaksın."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . İmzalama işi.
3 . mecaz Herhangi bir dalda ün yapmış yazar, sanatçı: "Dergi en ünlü imzalara yer veriyor."- .

İMZALAMA Nedir?

İmzalamak işi.

İMZALAMAK Nedir?


1 . Bir yazı veya belgeye imzasını yazmak, imza atmak.
2 . Eserin yazarı, yapımcısı olduğunu imza veya işaretle belirtmek.
3 . Bir kimseye, hatıra olarak sunulan esere imza atmak.

KALMA Nedir?


1 . Kalmak işi: "Asıl derdi, tumturaklı sözler, bitimsiz tartışmalarla gözünü boyayıp birazcık yanında kalmamı sağlamak."- T. Uyar.
2 . sıfat Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan: "Annemden kalma bir evim vardı. Onu rehine koyarak bir ev tuttuk"- Ö. Seyfettin.

KALMAK Nedir?


1 - Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek.
2 - (Zaman, uzaklık ya da nicelik için) Belirtilen kadar bulunmak.
3 - Konaklamak konmak.
4 - Oturmak, yaşamak, eğleşmek.
5 - Yaşamını sürdürmek, yaşamak.
6 - Varlığını korumak, sürdürmek.
7 - Oyalanmak, vakit geçirmek.
8 - Sınıf geçmemek.
9 - İşlemez, yürümez duruma gelmek.
10 - Geriye atılmak, ertelenmek. 1
1 - Görevi ya da yetkisi içinde olmak, düşmek. 1
2 - Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak. 1
3 - Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek. 1
4 - Geçmek. 1
5 - Geri kalmak, yapamamak. 1
6 - Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak. 1
7 - Yetinmek. 1
8 - (Olumsuz olarak) Olmak, meydana gelmek. 1
9 - Olmak, herhangi bir durumda bulunmak.
20 - Herhangi bir durumu sürdürmek. 2
1 - Kök ya da gövdeleri sonuna "-e (-a)" eki almış eylemsilerle sürerlik bildiren birleşik eylemler oluşturur. 2
2 - Kimi "-ip" ekiyle yapılmış eylemsilerden sonra da gelerek sürerlik bildirir.

KURU Nedir?


1 . Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı: "Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı."- H. E. Adıvar.
2 . Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan: "Kuru çöl. Kuru tepeler."- .
3 . Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı: "Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar."- R. H. Karay.
4 . Canlılığını yitirmiş (bitki): "Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum?"- H. E. Adıvar.
5 . mecaz Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem: "Kara, kuru, kibirli, kazık gibi bir kadın!"- H. E. Adıvar.
6 . Salgısı olmayan: "Kuru öksürük. Kuru egzama."- .
7 . Döşenmemiş, çıplak: "Kuru tahtaya oturma!"- .
8 . Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek): "Kuru çayla karın doyar mı?"- .
9 . Etkisi ve sonucu olmayan: "Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler."- R. E. Ünaydın.
10 . mecaz Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze: "Kuru, zevksiz bir hayat."- . 1
1 . mecaz Akıcı olmayan, duygudan yoksun: "Kuru bir anlatım."- . 1
2 . isim Kuru fasulye.

KURUL Nedir?

Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk, heyet, konsey, asamble.

KURULU Nedir?

Kurulmuş olan, yerleşmiş, oturmuş: "Herkes kendini damlara, kurulu cibinliklerin içine atardı."- B. Günel.

SAFHA Nedir?


1 . Evre: "Gerçi sonradan, bu olayın şu son safhasını hatırladıkça çok defa gülmekten katılmışımdır."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . fizik Faz.

SÖZLEŞME Nedir?


1 . Sözleşmek işi.
2 . hukuk Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin, kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem, bağıt, akit, mukavele, kontrat: "Anayasa, her şeyden önce bütün vatandaşların uymak zorunda olduğu bir toplum sözleşmesidir."- N. Cumalı.
3 . Bu işlemi gösteren belge, mukavelename.

SÖZLEŞMEK Nedir?


1 . Herhangi bir iş konusunda birbirine karşılıklı söz vermek.
2 . Belli bir yerde, belli bir saatte buluşmayı kararlaştırmak.

TARA Nedir?

Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan eğri bir tür bıçak.

TARAF Nedir?


1 . Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri: "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat..."- R. H. Karay.
2 . Yön, yan, doğrultu: "Deniz tarafındaki çayırdan bir sürü koyun geçiyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Yöre, yer: "Üsküdar tarafındaki evlerin camları kor gibi parlıyordu."- H. Taner.
4 . İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri: "Karşı tarafın adamları."- .
5 . Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi: "Baba tarafı zengin."- .
6 . Bir şeyin belli bölümü, kısmı: "Tiyatronun ön tarafı konuklara ayrıldı."- .

YÜKSEK Nedir?


1 . Yukarıda, üst tarafta olan yer: "Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu."- M. Ş. Esendal.
2 . sıfat Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı: "... mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı."- Ö. Seyfettin.
3 . sıfat Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan: "İri kanatları ile bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor."- H. Taner.
4 . sıfat Güçlü, etkili, şiddetli: "Yüksek basınç. Yüksek gerilim."- .
5 . sıfat Derece veya makamı bakımından üstün: "Yüksek kurul."- .
6 . sıfat Normal değerlerin üstünde olan, çok: "Türk milletinin karakteri yüksektir."- Atatürk.
7 . sıfat, mecaz Erdemli, faziletli: "Yüksek duygu."- .
8 . sıfat, mecaz Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan: "Yüksek sosyete."- .
9 . zarf Büyük para ile: "Yüksek oynamak."- .

A A A K L M N Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Anlaşmak,

7 Harfli Kelimeler

Aklanma, Aklaşma, Almanak, Anlamak, Anlaşma, Kanlama, Kaşanma, Kaşlama, Şaklama,

6 Harfli Kelimeler

Aklama, Anamal, Anlama, Kanama, Maşala,

5 Harfli Kelimeler

Akala, Aklan, Akman, Akşam, Alaka, Alkan, Almak, Alman, Almaş, Anlak, Anlam, Anmak, Aşama, Aşmak, Kalan, Kalma, Kaman, Kanal, Kanma, Kaşan, Malak, Şalak, Şaman,

4 Harfli Kelimeler

Akma, Alan, Alma, Amal, Aman, Anal, Anam, Anka, Anma, Aşma, Kala, Kama, Kana, Klan, Laka, Lama, Maaş, Mala, Mana, Maşa, Naaş, Şaka, Şama,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Ala, Ama, Ana, Aşk, Kal, Kam, Kan, Kaş, Lak, Lam, Lan, Mal, Maş, Nal, Nam, Şak, Şal, Şan,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, An, Aş, La,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.