ANAHTAR (TDK)


1 . Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı.
2 . Bir şeyin zembereğini kurmak için kullanılan araç, kurgu.
3 . Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol.
4 . Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç.
5 . Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak: "Sardalya kutusunu açmaya yarayan anahtarı çarçabuk temin ederdi."- .
6 . mecaz Vesile, araç, vasıta: "Biliyordu ki sabır, cennetin anahtarıdır."- P. Safa.
7 . sıfat, mecaz Herhangi bir olayda belirleyici olan: "Anahtar parti."- .
8 . fizik İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör.
9 . müzik Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret: "Sol, do ve fa olmak üzere üç anahtar vardır."- .

Anahtar kelimesi baş harfi A son harfi R olan bir kelime. Başında A sonunda R olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi N , üçüncü harfi A , dördüncü harfi H , beşinci harfi T , altıncı harfi A , yedinci harfi R . Başı A sonu R olan 7 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AÇACAK Nedir?


1 . Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç.
2 . Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç: "Kutu açacağı."- .
3 . halk ağzında Anahtar.

AÇKI Nedir?


1 . Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah.
2 . Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
3 . Anahtar ve her türlü açma aracı.

AÇMA Nedir?


1 . Açmak işi.
2 . Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
3 . Bir çeşit susamsız, kalınca, yağlı çörek.

AKIM Nedir?


1 - Akmak eylemi, akış, akıntı.
2 - Hava, su gibi akışkan maddelerin ya da elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, °cereyan.
3 - Sanatta, siyasada, düşünce yaşamında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, °cereyan, °tarz, °trend.
4 - Debi.

ALET Nedir?


1 - Bir el işini ya da mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne.
2 - Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç, aygıt.
3 - Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.
4 - Hoş görülmeyen bir işe yardımcı ya da aracı olmayı kabul eden kimse, maşa.

ANAHTAR Nedir?


1 . Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı.
2 . Bir şeyin zembereğini kurmak için kullanılan araç, kurgu.
3 . Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol.
4 . Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç.
5 . Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak: "Sardalya kutusunu açmaya yarayan anahtarı çarçabuk temin ederdi."- .
6 . mecaz Vesile, araç, vasıta: "Biliyordu ki sabır, cennetin anahtarıdır."- P. Safa.
7 . sıfat, mecaz Herhangi bir olayda belirleyici olan: "Anahtar parti."- .
8 . fizik İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör.
9 . müzik Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret: "Sol, do ve fa olmak üzere üç anahtar vardır."- .

ARAÇ Nedir?


1 . Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta, gücünden yararlanılan nesne.
2 . Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta: "Dil, anlaşmayı sağlayan bir araçtır."- .
3 . Taşıt: "Taşıt araçlarına hiç binmez, yaz kış asker postalları ile kilometrelerce yolu yaya yürürdü."- H. Taner.

AYGIT Nedir?


1 - Birçok parçadan yapılmış alet, gereç, °cihaz.
2 - Vücutta belirli bir görevin sağlanmasına yarayan organların tümü, °cihaz, °organ.
3 - Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluşturulan ve kimi belli deneylerin yapılmasına yarayan takım.

BELİRLEYİCİ Nedir?

Bir şeyi belirleyen, açıklıkla ortaya koyan.

BUNA Nedir?

"Bu" adılının yönelme durumu.

CENNET Nedir?


1 - Din inanışına göre, iyilik yapanla-rın, günahsızların, öldükten sonra sonsuz bir gönence kavuşacakları yer, uçmak (II).
2 - Çok güzel yer.

ÇARÇABUK Nedir?

Çabucak: "Hareket ve heyecanın arkasını kestiğimiz zaman çarçabuk hiç oluveririz."- R. H. Karay.

ÇELİK Nedir?


1 . Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat: "Süngülerini çelikten birer parmak gibi göğe kaldırmışlar."- R. E. Ünaydın.
2 . sıfat Bu alaşımdan yapılmış: "Tavandaki abajursuz, çelik elektrik lambasını yakmış okuyordu."- S. F. Abasıyanık.

ÇEVİRGE Nedir?

Bilgisayar verilerini telefon hattı vb. iletişim hatları üzerinden gönderen elektronik araç, modem.

ÇEVİRGEÇ Nedir?

Anahtar.

ÇEVİRİ Nedir?


1 . Bir dilden başka bir dile aktarma, çevirme, tercüme.
2 . Bir dilden başka bir dile çevrilmiş yazı veya kitap, tercüme: "Düşüncelerimi sormak üzere bu çevirileri parça parça İstanbul'a yollamıştı."- T. Buğra.

ÇEVİRİCİ Nedir?


1 . Çevirmen: "Bu kitabın çeviricisi Fransızcayı iyi bilir."- .
2 . fizik Anahtar.

ÇÖZME Nedir?


1 . Çözmek işi: "Öncülüğünün bağlarını çözmeye çalışıyordu."- S. F. Abasıyanık.
2 . El tezgâhlarında dokunan, genellikle yatak, yorgan çarşafı yapmakta kullanılan ince bez.

DERE Nedir?


1 . Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu: "Bu ensiz tahta köprü altında ince dere."- E. B. Koryürek.
2 . coğrafya Bu akarsuyun yatağı.
3 . coğrafya İki dağ arasındaki uzun çukur.
4 . Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol.

DERECE Nedir?


1 . Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe: "Hukuk tahsilini Paris'te bitirmiş, birinci derece diploma almıştı."- Ö. Seyfettin.
2 . edat Denli, kadar: "Beyoğlu'nda bu derece itibar görmemişti."- E. E. Talu.
3 . fizik Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri: "Sıcakölçerin dereceleri."- .
4 . fizik Sıcaklıkölçer.
5 . kimya Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim.
6 . matematik Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi: "Dik açılar doksan derecedir."- .
7 . spor Başarı gösterme.

DÜZE Nedir?

Doz.

DÜZEN Nedir?


1 . Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem.
2 . Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept.
3 . Yerleştirme, tertip: "Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır."- R. N. Güntekin.
4 . Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim.
5 . mecaz Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo.
6 . mecaz Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo.
7 . mecaz Dolap, hile: "Hile, düzen dağarcığından elbette yeni bir şey bulup çıkaracak."- E. E. Talu.
8 . müzik Müzik aletlerinde ses ayarı, akort.
9 . toplum bilimi Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri: "Orta hâlli ailelerin kurduğu bu düzende herkesin bacası tüten, kapısı çalınan bir evi var."- N. Meriç.
10 . halk ağzında Alet edevat takımı. 1
1 . halk ağzında Bez dokuma tezgâhı.

EDER Nedir?

Fiyat, paha, değer: "Bu kitabın ederi ne kadar?"- .

ELEKTRİK Nedir?


1 . Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü.
2 . Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi.
3 . Bu enerjiden elde edilen aydınlanma.
4 . Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu.
5 . mecaz Çarpıcılık, cazibe, canlılık: "Ufak tefek ama şimdiden elektriği öbürkülerden başka, yırtıkça bir kız var içlerinde."- H. Taner.

FİZİK Nedir?


1 . Maddenin kimyasal yapısındaki değişiklikler dışında genel veya geçici yasalara bağlı, deneysel olarak araştırılabilen, ölçülebilen, matematiksel olarak tanımlanabilen madde ve enerji olgularıyla uğraşan bilim dalı: "Fizik bilimi mekanik, ısı, ışık, elektrik ve manyetizma bölümlerine ayrılır."- .
2 . İnsanın doğal yapısı.
3 . Kişinin dış görünüşü.

GEÇME Nedir?


1 . Geçmek işi, mürur.
2 . Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça.
3 . sıfat Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan: "Geçme çerçeve."- .

GEVŞETMEK Nedir?


1 . Sertlik ve gerginliğini bozmak.
2 . mecaz Rahatlatmak, sakinleştirmek.

GÖRE Nedir?


1 . Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince: "... günün modasına göre taranmış saçlarıyla güzel bir kadın başı uzandı bahçeye."- N. Cumalı.
2 . Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran: "Bilginlerin dediğine göre on milyona yakın Türk yurt değiştirdi."- N. Araz.

GÖSTERMEK Nedir?


1 . Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek: "Vitrindeki oyuncağı parmağıyla gösterdi."- .
2 . (-i, -e) Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak: "Size kitaplarımı göstereyim."- .
3 . Belirtmek, anlatmak: "Bu söz onun iyi niyetini gösteriyor."- .
4 . (-e) Bir şeyin etkisi altında tutulmak: "Güneşe göstermek. Aleve göstermek."- .
5 . (-e) Kanıtla inandırmak: "Bunun böyle olduğunu size göstereceğim."- .
6 . (nsz) Öğretmek, açıklamak: "Yol göstermek."- .
7 . (-e, nsz) Yapmasını söylemek, görevlendirmek: "Size ne iş gösterdiler?"- .
8 . Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek: "Bu seni ablandan daha şirin gösteriyor, emin ol!"- R. N. Güntekin.
9 . Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak: "Gerçekleri çarpıtarak gösteriyor."- .
10 . (nsz) Görünmek, benzemek. 1
1 . (yardımcı fiil) Etmek: "İtaat göstermek. Dayanışma göstermek."- . 1
2 . (-e), mecaz Sert bir biçimde karşılık vermek: "Anası da babasının küfürlerini tekrarlıyor, evde ona göstereceğini söylüyor, gözlerini açıyor, başını sallıyordu."- Ö. Seyfettin.

HERHANGİ Nedir?

Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.

İŞAR Nedir?

Yazı ile bildirme.

İŞARET Nedir?


1 - İm.
2 - Belirti, gösterge, °alamet.
3 - El, yüz hareketleriyle gösterme.

KAPAMAK Nedir?


1 . Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek: "Hasan, yıldırımla vurulmuş gibi hemen kapıyı kapadı, kaçtı."- H. E. Adıvar.
2 . Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak.
3 . Bir şeyin görünmesine engel olmak: "Bu yapı manzarayı kapadı."- .
4 . Geçişi engellemek: "Kar yolu kapamıştı."- .
5 . Tıkamak, içini doldurmak: "Çukuru kapamak."- .
6 . Su, elektrik gelişini kesmek: "Elektriği kapadı."- .
7 . Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek: "Fabrikayı kapamışlar. Gazeteyi kapadılar."- .
8 . Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak: "O konuyu kapayalım."- .
9 . Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek: "Zengin kadını tımarhaneye koymadılar, buraya, çiftliğe getirip kapadılar."- H. R. Gürpınar.
10 . Ortalıktan alıp saklamak: "Vurguncular kumaşları kapamışlar."- . 1
1 . Karşılamak, denk gelmek: "Bu ikramiye borçlarımı kapar."- .

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KARAR Nedir?


1 . Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı: "Kararımı biradere pek güçlükle kabul ettirdim."- R. N. Güntekin.
2 . hukuk Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm: "Yargıç kararı."- .
3 . Bu yargıyı bildiren belge: "Mahkeme kararını aldı."- .
4 . Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik.
5 . Değişmez olma: "Havanın hiç kararı yok."- .
6 . Tam ölçüsünde, ne az ne çok: "Yemeğin tuzu karar."- .
7 . müzik Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş.

KESE Nedir?


1 . Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba: "Boynundan bir kese çıkardı fakat içine bakmadan ani bir fikirle yüzü kızardı."- H. E. Adıvar.
2 . sıfat Bu küçük torba miktarında olan: "Üç kese tütün."- .
3 . Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap: "Kur'an kesesi."- .
4 . Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez.
5 . mecaz Bir kimsenin mal varlığı: "Bu sadeleşme vücut ve keseye daha elverişli idi."- F. R. Atay.
6 . anatomi Organizmanın bazı boşlukları.
7 . bitki bilimi Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik.
8 . tarih Beş yüz kuruşluk para birimi.

KESER Nedir?

Tahta, ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan, kısa saplı, bir yanı keskin ağızlı çelik araç.

KOMÜTATÖR Nedir?

Anahtar.

KONSERVE Nedir?


1 . Isı ile sterilize edilerek uzun zaman saklanabilecek biçimde kutulanmış (yiyecek): "Konserve balık."- .
2 . isim Bu yolla hazırlanmış yiyecek.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KURGU Nedir?


1 . Bir şeyin zembereğini kurmak için kullanılan araç, anahtar.
2 . Zembereğin kurulmuş olma durumu: "Saatin kurgusu bitmiş."- .
3 . Bir bütün oluşturmak için parçaları takıp birleştirme işi, montaj: "Demir fabrikasının kurgusu bitti, işletmeye açıldı."- .
4 . Bir işe hazırlamak için yapılan telkin: "Bankacılardan birkaçının kurgularıyla Belediye başkanlığına adaylığını koymuştu."- M. Ş. Esendal.
5 . edebiyat Çatı.
6 . felsefe Uygulamaya geçmeyen yalnız bilmek ve açıklamak amacını güden düşünce, kuramsal araştırma, spekülasyon.
7 . sinema, TV (***) Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini, bir anlam ve uyum bütünlüğü sağlayarak birleştirme, montaj.
8 . sinema, TV (***) Gerçek olmayan olay ve kahramanlardan oluşan eser.

KURMAK Nedir?


1 - Bir şeyin oluşmasına yardım eden parçaları birleştirerek tüm durumuna getirmek, °monte etmek.
2 - Dik durmasını sağlamak, dikmek, germek.
3 - Hazırlamak.
4 - (Yaylı, zemberekli şeylerde) Yayı ya da zembereği germek.
5 - Gereken koşulları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak.
6 - (Etkisi ve önemi geniş, sürekli şeyler için) Meydana getirmek, °tesis etmek.
7 - Yapmak, °inşa etmek.
8 - Yapmak, oluşturmak.
9 - Ortaklık sağlamak.
10 - Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek. 1
1 - Bir araya getirmek, toplamak. 1
2 - Gizlice hazırlamak, tasarlamak. 1
3 - Düşünmek. 1
4 - Aklına koymak. 1
5 - Zihinde büyütmek. 1
6 - Bir kimseyi dedikodu ya da telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek. 1
7 - Sağlamak, oluşturmak.

KUTU Nedir?


1 . İnce tahta, mukavva, teneke, plastik vb.nden yapılmış, genellikle kapaklı kap: "Enfiyesini, üstü mineli bir kutudan çekerdi."- A. Ş. Hisar.
2 . sıfat Bu kabın alabildiği miktarda olan: "Bir kutu lokum."- .
3 . Elektrik veya telefon tellerinin toplanıp bağlandığı kap.
4 . mecaz Bir kimsede, bir yerde, bir şeyde iyi veya kötü bir özelliğin fazlalığını belirten bir söz: "Akıl kutusu. Fesat kutusu."- .

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MERDİVEN Nedir?

Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi: "Bu merdivenleri yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.

MÜZİK Nedir?


1 . Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki: "Müzik eğitimi."- .
2 . Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması: "Bu akşam güzel bir müzik dinledik."- .

NOTA Nedir?


1 . Bir müzik sesini belirtmeye yarayan işaret: "Saz sesleri bazen aynı notaları, ruhumuza mıhlanmak istenen bir altın çiviye vurulan darbeler gibi tekrar ederdi."- A. Ş. Hisar.
2 . Muhtıra: "Bu notaya verdiğim kısa bir cevapta, Mudanya Konferansını kabul ettiğimi bildirdim."- Atatürk.

OKUNMA Nedir?

Okunmak işi: "Her şairin içinde bir okunma, bir yayılma, bir beğenilme hırsı vardır."- O. V. Kanık.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

OLAY Nedir?


1 . Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka: "O olaydan sonra bir daha yalnız kalmamıştık onunla."- N. Cumalı.
2 . Önemli tarihsel olgu, fenomen: "Nötron bombası günümüzün olayıdır."- .

PARTİ Nedir?


1 . Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk, fırka: "Seçmenler yeni güç santrallerinin doğayı bozacağını düşündükleri için karşı partiyi tutmuşlar."- H. Taner.
2 . İnsan topluluğu. Birleşik Sözler parti ocağı http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=parti ocağı&EskiSoz=parti&GeriDon=2 kardeş parti http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=kardeş parti&EskiSoz=parti&GeriDon=2 merkez parti http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=merkez parti&EskiSoz=parti&GeriDon=2 siyasal parti http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=siyasal parti&EskiSoz=parti&GeriDon=2 siyasi parti http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=siyasi parti&EskiSoz=parti&GeriDon=2 muhalefet partisi http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=muhalefet partisi&EskiSoz=parti&GeriDon=2 parti (II) isim Fransızca partie
1 . Bir bütünün parçası, kısım: "Yedi sekiz balyalık bir partiden bir buçuk, iki kilo tütün yürütüyordu."- N. Cumalı.
2 . Bazı oyunlarda bir kez: "Öğle sonları birkaç parti tavla oynamaktan hiç vazgeçmiyorduk."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence: "Gülümhan'ın partisinde tanışır gibi olmuştuk."- A. İlhan.
4 . ekonomi Tutam (II).
5 . mecaz Çok ucuza elde edilen şey, kelepir.
6 . mecaz Vurgun, kazanç: "Kazanmakta olduğu partinin güme gitmesinden korkan terlikçi İhsan..."- H. Taner.
7 . müzik Armoniyi oluşturan ezgilerden her biri.

PORTE Nedir?


1 . Bir işin genişlik, önem derecesi, etki alanı.
2 . Bir iş için gereken para tutarı.
3 . müzik Üzerine veya arasına nota yazılan, aralıkları birbirine eşit, beş paralel çizgi, dizek.
4 . Değer, önem.

SABIR Nedir?


1 - Acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç.
2 - Olacak ya da gelecek birşeyi telaş göstermeden bekleme.

SAFA Nedir?

bakınız sefa.

SAĞLAM Nedir?


1 . Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil: "En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı."- F. R. Atay.
2 . Zarar görmemiş, bozulmamış: "Bütün eşya sağlam."- .
3 . Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli: "Kendisi uzun boylu, sağlam, orta yaşlı bir adamdır; ama yıprandığını söylüyor."- M. Ş. Esendal.
4 . Güvenilir: "Sağlam iş. Sağlam para."- .
5 . Gerçek, inanılır bir temeli olan: "Böyle sağlam adı nereden bulacaksın."- M. Ş. Esendal.
6 . zarf, halk ağzında (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak: "Sağlam bu gece perilere karıştım gitti."- H. R. Gürpınar.

SAĞLAMA Nedir?


1 . Sağlamak işi: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.
2 . matematik Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılan kontrol işlemi, mizan.

SAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek: "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık."- H. Taner.
2 . Elde etmek, sahip olmak: "... o sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti."- Y. N. Nayır.
3 . matematik Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. sağlamak (II) (nsz) Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.

SAPLI Nedir?


1 - Sapı olan ya da sapı belli bir nitelikte olan.
2 - Saplanmış.
3 - Uzunca bir sapı olan tas ya da tencere.

SIFAT Nedir?


1 - Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal ya da hukuksal bakımdan yeri ve özelliği.
2 - Yüz, kılık ve dış görünüş.
3 - Bir adı, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten sözcük, önad.

SIKI Nedir?


1 . Dar: "Sıkı bir kemer."- .
2 . İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan: "Sıkı bir denk."- .
3 . Zorlu, güçlü ve etkili: "En sıkı ve katı bir merkeziyet sistemi, bugün diğer faaliyet merkezlerini bloke edebilir."- B. Felek.
4 . Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan: "Ankaralılarla münasebetlerinde her zaman sıkı bir ahlak ve seviye kontrolüne tabi tutuldu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
5 . İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı.
6 . Yoğun: "Samsun'a geldiğimi ve kendisiyle daha sıkı temasta bulunmak istediğimi bildirdim."- Atatürk.
7 . Cimri.
8 . zarf Sıkıca, iyice: "Sıkı giyinmek."- .
9 . isim Disiplin.
10 . isim Zorlayıcı durum: "Sıkıya gelmemek. Sıkıyı görünce kaçtı."- . 1
1 . isim Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü: "İlk sıkıyı babam attı."- S. Kocagöz. 1
2 . Güçlü ve çabuk, hızlı: "Karabalçıklı çiftliği, kasabadan sıkı yürüyüşle bir saat çeker."- R. N. Güntekin.

SOMUN Nedir?

Yuvarlak ve şişkin ekmek: "Çocuk işe başlamadan Şaban amca bir çanak yoğurtla bir yarım somunu getiriyordu."- H. E. Adıvar. somun (II) isim, teknik Fransızca saumon Cıvatanın ucuna geçirilen, içi yivli demir başlık.

ŞALTER Nedir?


1 . Anahtar.
2 . fizik Genellikle binaların girişine gelen elektrik akımını açıp kapamaya yarayan araç.
3 . eskimiş Gişe: "Şalter dokuz buçukta açıldı."- H. Taner.

ŞİFRE Nedir?


1 . Gizli haberleşmeye yarayan işaretlerin tümü, kod: "İstanbul mümessilliği şifresiyle Mustafa Kemal Paşa'ya bekledikleri malumatı iletmiştim."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Gizliliği olan kasa, kapı, çanta vb. şeylerin açılması için gereken rakam.

TEMİN Nedir?


1 . Korkusunu giderme, inanç verme.
2 . Sağlama, elde etme.
3 . Gerçekleştirme: "Evde huzuru temin annenin görevidir."- .

ÜZERE Nedir?


1 . Amacıyla: "Müzakere bitince üç dört gün sonra gene evde buluşmak üzere ayrıldılar."- P. Safa.
2 . Şartıyla: "Akşama geri vermek üzere bu kitabı alabilirsiniz."- .
3 . Neredeyse: "Bu yangın kalbimizde başlıyorsa yani ümitsiz bir aşka düşmek üzere olduğumuzu hissedersek ne yapalım?"- R. N. Güntekin.
4 . edat Gibi: "Daha önce belirtildiği üzere."- .

VASITA Nedir?


1 . Araç: "Millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür."- Atatürk.
2 . Aracı: "Geçim bakımından da aynı yolu tutanlar vardır; memur kayırmak, mümkünse vasıta olmak suretiyle!"- R. H. Karay.
3 . Aracılık.
4 . Taşıt.

VESİLE Nedir?


1 . Sebep, bahane: "Arkadaşlar birer vesile ile dağıldılar ve beni Besim Bey'le yalnız bıraktılar."- M. Ş. Esendal.
2 . Elverişli durum, fırsat: "Muhasebeci, yerden temennalar, gevrek kahkahalar arasında bir vesile ile, kuru üzümden iki çekilmiş yirmi iki grado sert rakısını methetti."- R. H. Karay.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

VİDA Nedir?

Döndürülerek bir yere sokulan burmalı çivi.

VİDALA Nedir?

Çanta ve ayakkabı yapılan tabaklanmış dana derisi.

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

YAZMAK Nedir?


1 . Söz ve düşünceyi özel işaret veya harflerle anlatmak: "Büyük bir heyecan, bir haz içinde şu satırları yazıyorum."- Ö. Seyfettin.
2 . Yazı ile anlatmak, yazıya dökmek: "Adresini bilmiyorum ki yazayım."- .
3 . (-de) Yazar olarak görev yapmak.
4 . (nsz) Yazı ile bildirmek, haber vermek: "Mağlubiyet Almanya'yı karıştırmış, gazeteler yazıyor."- A. İlhan.
5 . Bir bilim veya edebiyat eseri oluşturmak.
6 . Sayaç vb. sayılarla niceliği belirtmek.
7 . Kaydetmek: "Çocuğu okula yazdılar."- .
8 . Bir göreve almak: "O delikanlıyı polis yazmışlar."- .
9 . (nsz), mecaz İnsanın geleceğini belirlemek: "Yazan böyle yazmış."- .
10 . halk ağzında Gelinin yüzünü süslemek: "Kalem alıp kaşın gözün yazmalı."- Halk türküsü.

YÜKSEKLİK Nedir?


1 . Yüksek olma durumu.
2 . coğrafya Yükselti.
3 . matematik Geometrik biçimlerde, tabandan tepeye olan uzaklık.
4 . gök bilimi Bir yıldızdan gelen ışın ile ufuk düzlemi arasındaki açı.

A A A H N R T Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

7 Harfli Kelimeler

Anahtar, Tarhana,

5 Harfli Kelimeler

Harta, Rahat, Tahra,

4 Harfli Kelimeler

Ahar, Hara, Hart, Hata, Naat, Nara, Narh, Raht, Rant, Tarh,

3 Harfli Kelimeler

Aha, Ana, Ant, Ara, Art, Ata, Han, Har, Hat, Nar, Tan, Tar,

2 Harfli Kelimeler

Ah, An, Ar, At, Ha, Ra, Ta,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.