Sonunda anç olan 9 kelime var. ANÇ ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde anç olan kelimeler listesine ya da başında anç olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

7 Harfli Kelimeler

KISKANÇ, SATRANÇ

6 Harfli Kelimeler

ALDANÇ, DAYANÇ, KAZANÇ, KIVANÇ

5 Harfli Kelimeler

İNANÇ, USANÇ, UTANÇ


Kelime bulma makinesi

A N Ç Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

ÇAN

2 Harfli Kelimeler

AÇ, AN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SATRANÇ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik olan on altışar siyah ve beyaz taşlarla oynanan bir oyun
    • "İki kişiyi birden satrançta mat ettim." (Aka Gündüz)

KISKANÇ

  1. [sıfat] Kıskanma huyunda olan (kimse), günücü, hasetçi, hasut
    • "İlk tanıştığımız günlerde ben kıskanç ve fenaydım." (Peyami Safa)

DAYANÇ

  1. [isim] Sabır
  2. Dayanak
    • "Ülkemizin ve geleceğimizin dayancı olan gençlik..."

KAZANÇ

  1. [isim] Satılan bir mal, yapılan bir iş veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen para, getiri, temettü
    • "Aylık kazanç."
  2. Yarar, çıkar, kâr
    • "Yarı keyif, yarı kazanç için balıkçılık sanatında karar kılmıştı." (Sait Faik Abasıyanık)

ALDANÇ

  1. Çabuk ve kolay aldatılan (kimse)

KIVANÇ

  1. [isim] Övünç, iftihar
  2. Sevinç
    • "Yeni dostluklar kurmuş olmanın kıvancı içinde ev sahiplerimizden ayrıldık." (Melih Cevdet Anday)
    • "Genç kızın sıcak ilgisini hissetmekten ayrı bir kıvanç duyması kadar doğal bir şey olamayacağı da ortadadır." (Haldun Taner)

UTANÇ

  1. [isim] Utanma duygusu, hicap
    • "O zaman, tuhaf bir utanca düşüp şaşırır, başımı önüme eğerdim." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Bundan utanç duyuyor, utanılacak pek az şey yapan birisi olarak da gerginleşiyordu." (Tarık Buğra)
    • "Yalvarırım hanımcığım, beni beyin yanına çıkarmayınız, utancımdan yerlere geçerim." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
    • "Süleymaniye'nin avlusunu dolaşırken, utancımızdan yerin dibine gireceğimiz geldi." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)

İNANÇ

  1. [isim] Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma
    • "Otuz yıl boyu, Türk tiyatrosunun, Türk oyunları ile kalkınacağına inancını bir gün yitirmedi." (Haldun Taner)
  2. Birine duyulan güven, inanma duygusu
  3. İnanılan şey, görüş, öğreti
    • "Kendi getirdikleri inançtan başka her şeye kapalıdır zevkleri." (Nurullah ataç)
  4. Tanrı'ya, bir dine inanma, akide, iman, itikat
    • "Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir." (Anayasa)

USANÇ

  1. [isim] Usanma duygusu, bıkma, bıkkınlık, melal
    • "Çehremde usanç alametlerinin arttığını sezen kâhya sustu." (Refik Halit Karay)
    • "Efendim, Tanrının günü aynı pilava kaşık sallamaktan usanç getirmişsindir." (Ercüment Ekrem Talu)
    • "Binlerce kahraman, bu yazın usanç veren günlerini de ateşe, ısınmış demire karşı ve kızgın toprak üstünde geçirecekler." (Falih Rıfkı Atay)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü