AMATÖR (TDK)


1 . Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan (kimse), profesyonel karşıtı.
2 . Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapmaya hevesli, meraklı: "Bu, çok ucuz bir amatör ressam tüzüğüdür."- H. Taner.
3 . Acemi.
4 . alay yollu Beceriksiz.

Amatör kelimesi baş harfi A son harfi R olan bir kelime. Başında A sonunda R olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi M , üçüncü harfi A , dördüncü harfi T , beşinci harfi Ö , altıncı harfi R . Başı A sonu R olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ACEM Nedir?

Klasik Türk müziğinde mi notasına yakın bir perde.

ACEMİ Nedir?


1 . Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen.
2 . İşinde, mesleğinde yeni olan, toy: "Polis tramvaya yol vermeli, kozunu acemi şoförle paylaşmalı idi."- H. Taner.
3 . Bir yere, bir şeye yabancı olan: "Anlaşılan sen İstanbul'un acemisi olmalısın."- O. C. Kaygılı.
4 . isim, tarih Saraya yeni alınmış cariye.

ALAN Nedir?


1 . Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha.
2 . Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran.
3 . Yüz ölçümü.
4 . Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılan geniş yer.
5 . mecaz Bir çalışma çevresi: "Sanat kapalı bir alan değildir; sanat eseri herkes için, bütün toplum için yaratılır."- N. Ataç.
6 . fizik İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası: "Yer çekimi alanı. Mıknatıs alanı. Elektrik alanı."- .
7 . sinema, TV (***) Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü.
8 . spor Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha.

ALAY Nedir?


1 . Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk: "Düğün alayı. Fener alayı."- .
2 . Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej.
3 . askerlik Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu: "Topçu alayı."- .

AMATÖR Nedir?


1 . Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan (kimse), profesyonel karşıtı.
2 . Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapmaya hevesli, meraklı: "Bu, çok ucuz bir amatör ressam tüzüğüdür."- H. Taner.
3 . Acemi.
4 . alay yollu Beceriksiz.

BECERİ Nedir?


1 . Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet.
2 . Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet.
3 . spor Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.

BECERİKSİZ Nedir?


1 . Becerisi olmayan, usta olmayan: "O münasebetsiz ve beceriksiz adam, kısık bir sesle bütün gizli şeyleri anlattı."- A. Ş. Hisar.
2 . zarf Beceri göstermeden: "Etrafınızda mahcup, cüretsiz, beceriksiz dolaşır."- H. C. Yalçın.

DEĞİL Nedir?

Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime: "Bu direniş çetin değil, haşin değil, yürek burkucuydu."- T. Buğra.

HEVES Nedir?


1 . İstek, eğilim, arzu, şevk: "Küçüklüğünden beri bütün hevesi bahriyede idi."- H. Taner.
2 . Gelip geçici istek.

HEVESLİ Nedir?

Bir şeye, bir işe istek duyan veya merak sarmış olan, istekli, heveskâr: "İstekliler birer birer elenince en heveslisi ile karşı karşıya kaldı."- H. Taner.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KARŞIT Nedir?

Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, °zıt, °kontrast.

KAZANMAK Nedir?


1 . Kazanç sağlamak: "Bu beş lirayı bitirmeden ben para kazanmalıyım."- P. Safa.
2 . (nsz) Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek: "Böyle yazılara hiç cevap vermeyiz ve yazı çok ağırsa dava açarak çok defa kazanırız."- B. Felek.
3 . Çıkmak, isabet etmek.
4 . Edinmek, sahip olmak: "Emniyetlerini kazanmak için bu esrar bir kimya gibi gizli kalmalıdır."- R. N. Güntekin.
5 . (nsz) Tutulmak, yakalanmak: "Huy kazanmak."- . "Dert kazanmak."- .
6 . Kendinden yana çekmek: "Bu genç şairin dostluğunu kazanmak için hiçbir külfete katlanmadım."- M. Ş. Esendal.
7 . (-den) Ele geçirmek, fethetmek, kazanç sağlamak: "Düşmandan yer kazanmak."- .
8 . Yenmek, galip gelmek: "İşte kesin muharebeyi bu manevi kudret kazanacaktır."- R. E. Ünaydın.

MERA Nedir?

Otlak: "Yağmurun altında çobanıyla beraber meraya çıktı, birdenbire şaşırdı."- Ö. Seyfettin.

MERAK Nedir?


1 - Bir şeyi anlamak ya da öğrenmek için duyulan istek.
2 - Bir şeyi edinmek, yapmak, bir şeyle uğraşmak isteği.
3 - Düşkünlük, heves.
4 - Kaygı, tasa, evham.

MERAKLI Nedir?


1 . Her şeyi anlamak ve bilmek isteyen, mütecessis: "Büyük kapının önünde binlerce meraklı birikmişti."- H. Taner.
2 . Bir şeye çok düşkün olan, sürekli onunla uğraşan: "Sedef ve gümüş kakmalı bıçaklara, revolverlere meraklıydı."- Y. K. Beyatlı.
3 . Kendisini ilgilendirmeyen bir konuda bilgi sahibi olmaya çalışan (kimse).
4 . halk ağzında Kaygılı: "O meraklı bir kadındır, patırtı çekemez."- .

MESLEK Nedir?


1 . Belli bir eğitim ile kazanılan sistemli bilgi ve becerilere dayalı, insanlara yararlı mal üretmek, hizmet vermek ve karşılığında para kazanmak için yapılan, kuralları belirlenmiş iş: "Mesleği ile ilgili olanlar bir yana bırakılırsa çok az kitabı vardı."- T. Buğra.
2 . Uğraş.
3 . felsefe Öğreti.
4 . felsefe Dizge.
5 . eskimiş Çığır, okul, ekol: "Edebî meslekler."- .

PARA Nedir?


1 . Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.
2 . Kazanç: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
3 . eskimiş Kuruşun kırkta biri.

PROFESYONEL Nedir?


1 . Bir işi kazanç sağlamak amacıyla yapan (kimse), amatör karşıtı: "Gümrükte, profesyonel kaçakçı imişiz gibi bavullarımızı didik didik aradılar."- H. Taner.
2 . mecaz Meraklı, hevesli.

RESSAM Nedir?

Resim yapan sanatçı: "Ben kendi hesabıma ressam olmak isterdim."- H. E. Adıvar.

TANE Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda olan, adet.
2 . Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal.
3 . bitki bilimi Çekirdekli küçük meyve: "Üzüm tanesi. Nar tanesi."- .

UZMAN Nedir?


1 . Belli bir işte, belli bir konuda bilgi, görüş ve becerisi çok olan (kimse), mütehassıs, kompetan: "Biz de işte para kazanmanın, iyi yaşamanın uzmanıyız dostum."- H. Taner.
2 . isim Belli bir bilim dalında lisansüstü öğrenim derecesine sahip kimse, spesiyalist.
3 . isim Bilirkişi.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YALNIZ Nedir?


1 . Yanında başkaları bulunmayan: "Sokaktaki yalnız çocuk."- .
2 . zarf (ya'lnız) Yanında başkaları olmayarak: "Ömrümde şehir içinde bile yalnız dolaşmaya alışmamış bir adam için bir genç kızın tek başına Avrupa seyahatine çıkışı akıl durdurucu bir şeydi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . zarf (ya'lnız) Yalnızca: "Kendisini yalnız Bombay'a kadar götürecek tren parası vardı."- F. R. Atay.
4 . bağlaç Ama: "Giderim yalnız arkadaşlarımı isterim. Güzel yalnız biraz renksiz."- .
5 . isim, ruh bilimi Toplumsal ilişkilerden yoksun veya yoksun bırakılan kişi.

YAPMA Nedir?


1 . Yapmak işi: "Ham ağaçları evcile çeviririm, aşı yapmayı bilirim, budamayı bilirim."- N. Araz.
2 . sıfat Doğadaki şeylere benzetilerek insan eliyle yapılmış, yapay, suni, sahici karşıtı: "Eliyle bahçenin dökme taştan yapma mağaralarından birini göstererek..."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . sıfat Yapmacık: "Fakat fazla içliliği erkekliğe yakıştıramadığından kendini her zaman yapma bir sertliğin arkasına gizlerdi."- H. Taner.

YOLLU Nedir?


1 . Yolu herhangi bir nitelikte olan: "Bozuk yollu bir mahalle."- .
2 . Çizgili: "Sandığın altında, mor yollu beyaz bir iplik çul seriliydi."- O. Kemal.
3 . Hızlı giden (taşıt): "Yollu gemi."- .
4 . mecaz Kuralına uygun: "Bu hiç de yollu bir iş değildi."- .
5 . zarf, mecaz Herhangi bir nitelikte, biçimde: "İlk teklifimde direnir yollu konuşmaya başladım."- F. R. Atay.
6 . isim, argo Kolayca elde edilen kadın.

A A M R T Ö Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Amatör,

5 Harfli Kelimeler

Artma,

4 Harfli Kelimeler

Arma, Atma, Mart, Taam,

3 Harfli Kelimeler

Ama, Ara, Art, Ata, Mat, Ram, Tam, Tar, Tör,

2 Harfli Kelimeler

Am, Ar, At, Ra, Ta,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.